 |
İÇİNDEKİLER
BÖLÜM: 1
HEDEF VE ÖNCELİKLERİMİZ
ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNİN BEKÇİSİYİZ
GÜCÜMÜZÜ TARİHSEL
KÖKLERİMİZDEN ALIYORUZ
ATATÜRK DEVRİMLERİ VE ALTI OK İLKELERİ
• CUMHURİYETÇİLİK
• MİLLİYETÇİLİK
• HALKÇILIK
• DEVLETÇİLİK
• LAİKLİK
• DEVRİMCİLİK
CHP’NİN YENİDEN YAPILANMASI
– ÇAĞDAŞ TÜRKİYE İÇİN DEĞİŞİM PROGRAMI
• PROGRAMIN TEMEL HEDEFLERİ
• ÖNCELİKLERİMİZ
• İDEOLOJİMİZİN TEMEL DAYANAKLARI
BÖLÜM: 2
DEMOKRASİYİ GÜÇLENDİRME
DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜKLER
DEMOKRASİ
DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ
BAĞIMSIZ, ETKİN VE GECİKMEYEN YARGI
• Yargıç Güvencesi
• Hak Arama Özgürlüğü
• İnfaz Kurumları
İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ
• Özgür Birey
• İnsan Hak ve Özgürlükleri
ETNİK FARKLILIKLAR ÜLKEMİZİN ZENGİNLİĞİDİR
HEDEFİMİZ KADINI ERKEĞİ, HER ALANDA EŞİT TÜRKİYE
ÇALIŞMA HAKKI KUTSALDIR
• CHP Bireysel İş Hukuku Alanında
Reform Yapacaktır
• CHP Toplu İş Hukuku Alanında
Reform Yapacaktır
• İş Güvencesi
• Tüm Çalışanlara Çağdaş Sendikal Haklar
• Tüm Çalışanlara Grevli Toplu
Sözleşme Hakkı
Güvenli ve Sağlıklı Çalışma Hakkı
DEMOKRATİK, ÖZGÜR BASIN VE İLETİŞİM ORGANLARI
SİYASET VE SİVİL TOPLUM
Etkin İlkeli ve Saygın Parlamento
Temiz Siyaset, Dürüst Yönetim
Milletvekili Dokunulmazlığına Çağdaş a. Siyaset Sınırlaması
Getirilecektir
Siyasi Etik (Ahlak Yasası Çıkarılacaktır)
Devlet Sırtından Zenginleşme c. Dönemine Son Verilecektir
Siyasi Partilerin ve Adayların Seçim d. Harcamalarına Etkin Denetim
Sağlanacaktır
Kamu Yönetiminde Saydamlık ve Dürüstlük Egemen Kılınacaktır
Siyasi Partiler
Sivil Toplum Örgütleri
Kooperatifler
Sendikalar
BÖLÜM: 3
KAMU YÖNETİMİ
ÇAĞDAŞ KAMU YÖNETİMİ REFORMU
ŞEFFAF, ADİL, RASYONEL KAMU İHALE REFORMU
YEREL YÖNETİMLERİN GÖREV, YETKİ
VE SORUMLULUKLARI YENİDEN TANIMLANACAKTIR
YEREL YÖNETİM- YERİNDEN YÖNETİM
YEREL YÖNETİM REFORMU
BÜYÜKŞEHİR YÖNETİMLERİ
DÜNYA KENTİ İSTANBUL İÇİN YENİ
YEREL YÖNETİM MODELİ
KAMU PERSONEL REFORMU
PLANLI, SAĞLIKLI KENTLEŞME
KENTSEL PLANLAMA
SAĞLIKLI KENTLEŞME
KONUT HAKKI VE KENTSEL DÖNÜŞÜM
DEPREME HAZIRLIKLI KENTLER
Bölüm: 4
ULUSAL GÜVENLİK VE DIŞ POLİTİKA
ULUSAL GÜVENLİK VE DIŞ İLİŞKİLER
ULUSAL GÜVENLİK
DIŞ İLİŞKİLER
AVRUPA BİRLİĞİ İLE İLİŞKİLER
DÜNYA SOSYAL DEMOKRAT PARTİLERİYLE İLİŞKİLER
BÖLÜM: 5
ÜRETİMDEN VE ÜRETENDEN YANA
YENİ EKONOMİK DÜZEN
EKONOMİK HEDEFLER VE POLİTİKALAR
ORTA VE UZUN VADELİ BAKIŞ AÇIMIZ:
GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İÇİN STRATEJİ
VE POLİTİKA PLANLAMASI
EKONOMİDE ÇAĞDAŞLAMA:
YENİ TÜRKİYE PROJESİ
GÜÇLÜ EKONOMİK TEMELLERE SAHİP TÜRKİYE
İSTİKRARLI BÜYÜME İÇİN “PARA POLİTİKASI”
EKONOMİDE İSTİKRARI SAĞLAYACAK
KUR POLİTİKASI VE DIŞ DENGE
YENİ VERGİ DÜZENİ
KAMU GİRİŞİMCİLİĞİ VE ÖZELLEŞTİRMEDE AMACIMIZ:
ÜRETEN TÜRKİYE
YENİ VE ETKİN BİR TEŞVİK SİSTEMİ
VERİMLİ, REKABET GÜCÜ YÜKSEK, DOĞAYA
SAYGILI VE İNSAN ODAKLI YENİ TARIM DÜZENİ
ORMAN VE ORMAN KÖYLÜSÜ KORUNACAK,
ORMAN İŞLETMECİLİĞİ GELİŞTİRİLECEK
ENERJİ VE DOĞAL KAYNAKLAR
ULUSAL ENERJİ POLİTİKASI
NÜKLEER ENERJİ DÜZENLEME KURULU (NEDK)
MADENLER VE DOĞAL KAYNAKLAR
HIZLI, GÜVENLİ, EKONOMİK, ÇAĞDAŞ ULAŞIM
ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ PLANLI VE
DENGELİ BİR ULAŞIM SİSTEMİNİ KURMAKTIR
HEDEFİMİZ: “TURİZMDE YENİ ATILIM”
TURİZM, “SOSYO-EKONOMİK GELİŞME,
KALİTELİ YAŞAM VE DÜNYA İLE BULUŞMA”
KAYNAĞIMIZDIR
TURİZMDE HEDEFİMİZ:
CAZİBE MERKEZİ TÜRKİYE”
ÜLKE TURİZMİNE GÜÇLÜ DESTEK
TURİZMDE YASAL
VE KURUMSAL YAPI GÜÇLENDİRİLECEK
BÖLÜM: 6
SOSYAL REFAH DEVLETİ
FIRSAT EŞİTLİĞİ - SOSYAL ADALET
KORUNMAYA MUHTAÇ ÇOCUKLAR
EMEKLİ, DUL VE YETİMLERE ONURLU YAŞAM
YOKSULLUKLA ÇOK YÖNLÜ MÜCADELE
AİLE SİGORTASI KURUMU (AS-KUR) KURULACAK
VATANDAŞLIK HAKKI ÖDEMESİ
SOSYAL REFAH DEVLETİ’NİN DİĞER HEDEFLERİ
HERKESE SOSYAL GÜVENLİK
İŞSİZLİKLE ETKİN MÜCADELE HEDEFİMİZDİR
BÖLGESEL KALKINMA
BÖLGESEL KALKINMA PLANLARI
EĞİTİM, AYDINLIĞIN YOLUDUR
İNSAN MERKEZLİ ÇAĞDAŞ EĞİTİM REFORMU
DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK EĞİTİMİ
İKİ YILLIK AKADEMİK LİSE VE MESLEK LİSESİ
• 2 YILLIK MESLEK LİSELERİ
• 2 YILLIK AKADEMİK LİSELER
YÜKSEKÖĞRETİM
ÖĞRETMENE SAYGI
ULUSAL KÜLTÜR ZENGİNLİĞİMİZDİR
TARİHİ VE KÜLTÜREL ZENGİNLİĞİN KORUNMASI
GENEL SAĞLIK REFORMU
HERKESE SAĞLIKLI YAŞAM HAKKI
• HERKESE ULUSAL SAĞLIK SİGORTASI
• KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ
• II. ve III. KADEME SAĞLIK HİZMETLERİ
ÇAĞDAŞ SAĞLIK HİZMETLERİ
• HASTA HAKLARI
• AİLE PLANLAMASI POLİTİKALARI
VE ANA - ÇOCUK SAĞLIĞI
GENÇLERİMİZ İÇİN YENİ BİR DÜNYA
SAĞLIKLI BİR GENÇLİK VE TOPLUM İÇİN SPOR
ÇEVREYE DUYARLILIK ÇAĞDAŞLIKTIR
ÇEVRE KORUMA POLİTİKALARI
HAYVAN HAKLARI
BİRİNCİ BÖLÜM
HEDEF VE
ÖNCELİKLERİMİZ
ÇAĞDAŞ TÜRKİYE İÇİN DEĞİŞİM
BÖLÜM 1
HEDEF VE ÖNCELİKLERİMİZ
Atatürk İlke Ve Devrimlerinin Bekçisiyiz
Gücümüzü Tarihsel Köklerimizden Alıyoruz
Emperyalizme karşı ulusal başkaldırının öncüsü olan Kuvayi Milliye,
Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin oluşu¬muna dayanak oldu. Müdafaa-i Hukuk
ise işgal altındaki Anadolu’da, yerel kimlikten ulusal kimliğe ve ulusal
daya¬nışmaya ulaşmayı, gücünü ulusal iradeye dayandırmayı hedef aldı.
Cumhuriyet Halk Partisi; işte bu soylu, ilkeli ve onurlu temelde oluşan
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin devamı olarak 9 Eylül
1923’de Mustafa Ke¬mal Atatürk tarafından kuruldu.
CHP’nin tarihsel kimliği, ATATÜRK devrimlerinin birikim¬leri ile ALTI OK
ilkeleri eşliğinde;
Kemal ATATÜRK’ÜN Bağımsızlık benim karakterimdir,
İsmet İNÖNÜ’NÜN, Namuslular da, en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır,
sözleri ile öz ifadesini bulan bu soylu ve erdemli gelenek ile
şekillendi.
Ulusal Bağımsızlık Mücadelesinin birikimleri ve Atatürk Devrimleri ile
bu eşsiz sürecin felsefi ve ahlaki değerle¬rinin özünü oluşturan ALTI OK
ilkeleri, bir bütün olarak, siyasi kimliğimiz ile ideolojimizin, Parti
Programımızın ta¬rihsel kaynağı ve en güçlü dayanağıdır.
Atatürk Devrimleri Ve Altı Ok İlkeleri,
Tam Bağımsızlık tutkumuzun,
Halkın iradesine, yurttaşın özgürlüğüne ve modernleşme¬ye dayalı çağdaş
bir toplum olma iddiamızın,
Cumhuriyet-Laiklik-Demokrasi altın üçgenini korumaya ve geliştirmeye
yönelik kararlılığımızın kaynaklarıdır.
Atatürk Devrimleri Ve Altı Ok İlkeleri,
Emperyalizme, kurulu düzenin yanlışlıklarına, eşitsizliğe, gericiliğe,
sömürüye, imtiyazlara başkaldırıdır.
Uluslaşma sürecinin, Laik Cumhuriyet yapılanmasının, çağdaşlaşma
hedefinin, Aydınlanma Devriminin süreklili¬ğinin ifadesidir.
Cumhuriyetçilik
Cumhuriyet, tarihimizdeki en köklü dönüşümdür. Ege¬menliğin kaynağını
ulusta bulan anlayıştır; saltanat kav¬ramının yıkılması ve milli iradeye
dayalı devlet düzeninin gerçekleştirilmesidir. Milli irade, iktidarıyla,
muhalefetiyle tüm halkı kapsar.
CHP Cumhuriyetçidir; Türkiye Cumhuriyeti tüm yurttaş¬ların ilke ve ideal
beraberliği üzerinde kurulmuştur. Cum¬huriyet, gücünü, bu beraberliği
oluşturan tüm insanların, hakları, eşitliği ve bütünlüğü ilkesinden
almaktadır.
Cumhuriyetçilik; tebaanın yerini yurttaşın almasıdır.
Milliyetçilik
CHP Atatürk milliyetçiliğini benimsemektedir: Türkiye Cumhuriyeti din,
dil, ırk ve etnik köken temelleri üzerinde değil, siyasal bilinç ve
ideal beraberliği zemininde kurul¬muştur. Milliyetçilik, ırk, köken,
din, mezhep, bölgecilik, kavimcilik anlayışlarının, ulusal düzeyde
aşılmasıdır. Türki¬ye hiçbir zaman ırk, kan ve kafatası esasına göre
yönetilen bir devlet olmamıştır, olmayacaktır. Ülkenin sorunlarının
çözümüne ırk temelinde değil yurttaş temelinde yaklaş¬maktayız.
Türkiye’nin bölünmesine ve parçalanmasına yönelik tüm düşünceleri CHP
kesinlikle reddeder. CHP sosyal demokrat anlayışın gereği olarak
iktisaden ve siyasi açıdan güçlü sınıfın bu güce sahip olmayan sınıflar
üze¬rinde egemenlik kurmasını redder.
Bizim Milliyetçiliğimiz;
Çoğulculuk anlayışını benimser, tüm etnik ve kültürel kim¬liklere
saygılıdır. Hangi kökenden gelirse gelsin, hangi dili konuşursa konuşsun
ve hangi inancı paylaşırsa paylaşsın, tüm yurttaşların hukuk önündeki
eşitliğidir, bütün vatan¬daşların ülkenin sahibi olduğu anlayışıdır.
Farklı etnik kökenler arasında bir tercih ve ayrım ölçüsü olarak
değerlendirilemez.
Tüm etnik ve inanç farklılıklarını kapsayan, bu farklılıkların
Türkiye’nin ulusal bütünlüğü çerçevesinde bir zenginlik olduğunu
benimseyen, bireysel haklara çağdaş anlayışla sahip çıkan, demokratik
farklılaşma özgürlüğünü tanıyan, farklılık içinde bütünleşmeyi öngören,
ulusal birliği koru¬mayı hedefleyen bütünlük idealini tanımlayan
kapsayıcı bir değerdir.
Devletin ırkı olmaz, devlet tüm etnik kimliklere eşit mesa¬fede durur,
kültürel çoğulculuğun güvencesini oluşturur görüşüne sahip çıkar.
Farklı etnik kökenlere sahip yurttaşlarımızın karşılaştıkları sorunların
ülke bütünlüğü içinde ve çağdaş bir yaklaşımla çözüme kavuşturulmasını
benimser.
Bireysel Kültürel Haklara Saygı ilkesini savunur.
Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan tüm yurttaşların birliği¬nin ve
güvenliğinin, ülkenin bağımsızlığının ve egemen¬liğinin, Türkiye’nin
toprakları ve halkı ile bütünlüğünün koşulsuz olarak korunmasını
öngörür.
Halkçılık
CHP Halkçıdır: CHP’nin halkçılık anlayışı; siyasal meşru¬iyetin
temelinin halkın iradesi olduğunu kabul etmektir. Bazı sınıf ve
zümrelerin ekonomik ve siyasal imtiyazları¬nın kaldırılmasıdır,
sahipsizlerin sahibi olmaktır, çözümleri halk için, halkla beraber
bulmaktır.
Devletçilik
CHP Devletçidir: CHP’nin devletçiliği, devletin halka hiz¬met için
yapılanmasını, katılımcı yönetimi, demokratik hu¬kuk devletini öngörür.
Bizim Devletçilik anlayışımız;
Yurttaş, devlet için değil; devlet, yurttaş için, anlayışının yaşama
geçirilmesidir. Devletin tüm ekonomik, sosyal ve siyasal hedeflerinin
odağında insanın olmasıdır.
Özel yararlarla toplumsal yararlar arasındaki dengenin sağlıklı oluşması
için getirilmiş bir güvencedir.
Örgütlü sosyal piyasa ekonomisine karşı değildir. Piyasa¬ların hata
yapabileceği gerçeğinden hareketle devletin düzenleyici ve denetleyici
rolünün önemini kabul eder. Piyasaların halkın iradesinin üzerine
çıkarak devlete yön verme çabalarına karşıdır.
Laiklik
Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulması¬dır. İnanç
ve vicdan özgürlüğünün omurgası, toplumdaki farklı inançların barış
içinde birlikte yaşamalarının ön ko¬şulu ve güvencesidir.
Cumhuriyetin ve demokrasinin, ulusal bütünlüğün ve iç barı¬şın temel
değeridir. Devletin ve kurumlarının, toplumun, hu¬kukun ve eğitimin laik
olması, asla ödün veremeyeceğimiz temel kuraldır. Laiklik ilkesinin
temel amacı aklın özgürleş¬tirilmesidir.
CHP için laiklik;
Ulusal bütünlük ile iç barışın, çağdaşlık ile bilimselliğin te¬mel
taşıdır. Bu anlayışla, siyasetin dini istismar etmesine kesinlikle
karşıdır. Ne dinin siyasallaştırılması, ne de siya¬setin
dinselleştirilmesini kabul etmez. Devlet din ve inanç¬lar karşısında
eşit mesafededir. Devletin dini olmaz. Din kamusal alanın değil, özel
alanın olgusudur.
Cumhuriyetin, bilimselliğin, demokrasinin, iç barışın, in¬san haklarının
ve ulusal bütünlüğün temel taşıdır.
İnsan haklarının, kadın-erkek eşitliğinin, çağdaşlığın ve modernleşmenin
güvencesidir.
Bütün bu özellikleriyle anayasamızın değiştirilemez ve vazgeçilemez
hükmüdür.
Devrimcilik
CHP Devrimcidir: CHP’nin devrimciliği, kurucumuz Mus¬tafa Kemal
Atatürk’ün Cumhuriyeti kurarak başlattığı çağ¬daş medeniyeti hedefleyen
kökten değişim sürecinin de¬vam ettirilmesidir, çağı paylaşmadır,
geleceğe atılımdır. Bu anlayışla, CHP, halkla birlikte, halktan güç ve
yetki alarak, demokratik hukuk devleti kurallarına ve barışçı
yöntemle¬re bağlı kalarak devrimciliği sürdürür.
CHP’nin Devrimciliği;
Çağdaş düşüncelere açılarak yenilikleri kavrayıp benimse¬mek; bunu
süreklilik içinde bir yaşam ve yönetim biçimine dönüştürmektir.
Kuralları ve kendini sorgulayarak, daha iyiye ve doğruya ulaşmanın
yollarını açmak, bu çerçevede gelişimin yön¬tem ve araçlarını
oluşturmaktır.
Özü itibariyle gençliğin enerjisini ve dinamizmini değişi¬min itici
gücüne dönüştürmek, gençliğin değişim ve yeni¬lik vizyonunu topluma
aşılamaktır.
CHP’nin yeniden yapılandırılması
CHP 9 Eylül 1992’de onurlu ve tarihsel misyonu doğrul¬tusunda siyasi
yaşamına yeniden başlamış ve 1994’de ka¬bul edilen YENİ HEDEFLER, YENİ
TÜRKİYE Programı ile temel amaçlarını ortaya koymuştur. O programda
öngö¬rülen birçok hedefin14 yıl içinde çeşitli hükümetler zama¬nında
fiilen gerçekleşmiş olması partimizin uzak görüşlü¬lüğünü kanıtlamıştır.
Ancak geçen zaman içinde ülkemiz¬de ve dünyada meydana gelen değişimler
programımızın yenilenmesini zorunlu hale getirmiştir.
ÇAĞDAŞ TÜRKİYE İÇİN DEĞİŞİM PROGRAMI işte bu ihtiyaçtan doğmuştur.
CHP’NİN YENİDEN YAPILANMASI-ÇAĞDAŞ TÜRKİYE İÇİN DEĞİŞİM PROGRAMI
PROGRAMIN TEMEL HEDEFLERİ
Her türlü ayrımcılığı reddedip insana öncelik veren,
Daha demokratik ve katılımcı bir toplum yapısına kavuşmuş,
Temel insan hak ve özgürlüklerinde en ileri ülkeler
düzeyine erişmiş,
Her türlü eşitsizliği gidererek ulusal dayanışma duygularını
güçlendirmiş,
Sosyal adalete dayalı bir toplum yapısı oluşturmuş,
Siyasette ve yönetimde temiz toplum yaratma amacına ulaşmış,
Ülkede yurttaşlık, kardeşlik, dayanışma ve birlik bağlarını
güçlendirmiş,
Ekonomide fırsat eşitliğine dayanan, sürdürülebilir, bireyler ve
bölgeler arasında dengeli bir kalkınma sürecine girmiş,
Tam istihdamı hedefleyen,
Bilgi ekonomisine dayanan ve uluslararası alanda rekabet gücü yüksek,
Yurtta ve dünyada barışı, ülkemizin ve yurttaşlarımızın güvenliğini ve
çıkarlarını koruyan,
Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış,
Bir Türkiye yaratmaktır.
TÜRKİYE’Yİ ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİNE ÇIKARMAK İÇİN ÖNCELİKLERİMİZ
CHP Mustafa Kemal Atatürk’ü en önemli modernleşme projemizin mimarı
olarak görmektedir. Ülkemizin her alanda yenileşmesi ve çağdaşlaşması
yolunda atılacak adımlarda Atatürk ilkeleri ve devrimleri daima
partimize ışık tutacaktır. 21. yüzyılda çağdaş bir Türkiye hedefine
ulaşmak için CHP Atatürk’ün ilke ve devrimlerine bağlı sosyal
demokrasinin temel değerlerini benimseyen bir anlayışla her alanda bir
yenilenme ve değişim süreci baş¬latmaya kararlıdır. Amacımız ülkemizin
ve toplumumuzun güvenlik içinde refaha, huzura ve her alanda
çağdaşlaş¬maya ulaşmasıdır.
Önceliklerimiz:
İnsandır: Hiçbir dini, mezhepsel, etnik köken gözetmeksi¬zin insan
odaklı gelişmedir. İnsanı emeği, değerleri, kültürü, kimliği ve hakları
ile kucaklamaktır. Sosyal demokrat ilkeler temelinde insan odaklı yeni
düzendir. Etnik kimliği bir şeref olarak kabul etmek ama bütün etnik ve
dinsel kimliklerin üze¬rindeki ortak noktayı aramaktır. Devlete,
sınıflara, kurumlara mistik bir güç niteliği vermeden insanı temel
almaktır. Yurt¬taşlara etnik ve dinsel özelliklerine göre değil, bir
bütün ola¬rak hizmet götürme anlayışıdır. Mezhepleri dışlamadan ama
onları ayrı bir din gibi de görmeden din özgürlüğüne saygı göstermektir.
Diyanet İşlerinin Alevilerin de temsiline imkân verecek şekilde yeniden
yapılandırılmasıdır.
Demokrasidir: Tüm kurum ve kuralları ile özgürlükçü ve çoğulcu
demokrasidir, özgür bireydir, hukuk devletidir, insan hak ve
özgürlüklerine saygıdır. Her alanda demokrasinin kökleştirilip
geliştirilmesidir. Temiz siyaset ve dürüst yöne¬timdir. Özgür birey
anlayışımız sadece yasalarda yapılacak deği¬şiklikle sınırlı olmayıp
gerçek hayatta bireylerin her türlü ekonomik ve sosyal baskılardan,
ekonomik bağımlılıktan, tarikat baskısından, toprak mülkiyetindeki
çarpıklıklardan ve feodal baskılardan kurtarılmasını da kapsamaktadır.
Eğitim ve kültür yoluyla kadını özgürleştirmektir.
Demokrasi aynı zamanda halkın seçimlerde daha etkin biçimde söz sahibi
olmasıdır. Bunun için CHP siyasi par¬tilerin seçimlerde seçilecek
milletvekili sayısının iki misli aday adayı göstermelerini ve bunlar
arasında nihai aday listesinin tespitinin halkın tercihine göre
yapılmasını he¬deflemektedir.
İnsan Haklarıdır: Bütün vatandaşlarımızın evrensel in¬san haklarına
eksiksiz sahip olmalarıdır. İnsan hakları ala¬nında yalnız yasalardan
değil, uygulamadan kaynaklanan sorunları çözüme kavuşturmaktır.
Uluslararası antlaş¬malardan kaynaklanan azınlık haklarını korumak,
ancak toplum içinde yeni azınlıklar yaratılması çabalarına karşı
çıkmaktır. Kürt kökenli vatandaşlarımızın yoğun olarak ya¬şadıkları
bölgelerdeki geri kalmışlığı, işsizliği, yoksulluğu, feodal düzeni
ortadan kaldırmaktır. Bir toprak reformu gerçekleştirerek
yurttaşlarımızı toprak sahibi yapmaktır. GAP projesini süratle
tamamlamaktır. Terörü ortadan kal¬dırıp evvelce terörle mücadele için
sarf edilen kaynakları bölgenin kalkınmasına harcamaktır. O bölgedeki
vatan-daşlarımızın etnik kimliklerini koruyarak bütün toplumu¬muzla
bütünleştirme hedefine ulaşmaktır.
Güvenliktir: Ülkenin, toplumun ve vatandaşların can ve mal güvenliğini
etkili biçimde korumaktır. Masum vatan¬daşları teröristlerden ayırt
eden, terörle mücadele eder¬ken vatandaşlara sahip çıkan bir politika
izlemektir. Ül¬kemizi bölüp parçalamayı amaçlayan iç ve dış çevrelerle
etkili mücadeledir.
Yurtta sulh cihanda sulh ilkesini korumaktır: Başta kom¬şularımız olmak
üzere bütün dünya ülkeleriyle karşılıklı saygıya dayanan, ülkemizin
çıkarlarını en üst düzeyde ko¬ruyan, kararlı ve kişilikli bir dış
politika anlayışını egemen kılmaktır. Bir medeniyet projesi olarak
gördüğümüz AB’ye diğer üyelerle eşit haklara sahip biçimde tam üye
olmak¬tır. Demokrasinin bölgemize ve dünyaya yayılmasına kat¬kıda
bulunmaktır ve bölgesel işbirliği çalışmalarında öncü rol oynamaktır.
Ahlaktır: Ahlakı ve erdemliliği toplumda en yüce değer saymaktır.
Yolsuzluklarla kararlı mücadeledir. Milletvekili dokunulmazlığının kürsü
ile sınırlandırılmasıdır.
Hoşgörüdür: Ulusal bütünlük içinde kültürel çoğulcu¬luktur. Sorunları
şiddete başvurarak değil, hoşgörü anla¬yışıyla çözmektir.
Katılımcılıktır: Üniter Devlet temelinde katılımcı
yö¬netimdir.Demokratik örgütlenme hakkıdır. Katılımcı ve toplumsal
duyarlılığı yüksek, yaygın ve güçlü örgütlü top¬lumdur. Sivil toplum
örgütlerinin toplum yaşamına etkili katılımıdır.
Onurlu çalışma hakkıdır: Çalışmak isteyen herkese iş ve onurlu çalışma
hakkıdır. Emeğin önceliği ve serbest do¬laşımıdır. Verimliliği
artırmaktır. İş güvenliği ve işçi sağlığı, çağdaş çalışma hukuku,
örgütlenme ve toplu sözleşme hakları temelinde ILO standartlarına uygun
çağdaş, adil ve demokratik çalışma yaşamıdır.
Sürdürülebilir, Hızlı Ve Dengeli Kalkınmadır: İleri teknolojiye dayanan,
istihdam yaratan ve toplum refahını yükseltecek yatırımların ülke
çapında teşvikidir. Piyasa eko¬nomisinin önemini kabul eden ancak
devletin düzenleyici rolüne de önem veren çağdaş bir ekonomik düzendir.
Herkese eğitimdir: Gelir ve cinsiyet farkı gözetmeksizin çağdaş
ülkelerin normlarına uygun bir yaklaşımla bütün yurttaşların eğitim
hakkından eşit yararlandırılmasıdır.
Özgün Ve Çağdaş Kültürdür: Hacı Bektaşı Veli, Mev¬lana ve Yunus Emre’nin
temsil ettiği 13. yüzyıl Anadolu hümanizmasından kaynaklanan, toplumun
kültürel de¬ğerlerini kucaklayan, çağdaş, evrensel kültür anlayışıyla
uyumlu ve toplumun kültür yaşamını zenginleştiren bir anlayıştır.
Herkes için sağlıktır: Yurdumuzun her köşesindeki yurttaşlarımıza
ihtiyaç duyduğu nitelikli sağlık hizmetini ulaştırmaktır.
Yoksullukla mücadeledir: Adil bölüşüm ve sosyal ada¬lettir. Hiçbir
vatandaşın açlık sınırının altında yaşamadığı bir toplumdur. Herkese her
alanda fırsat eşitliğidir. Her¬kese sosyal güvenliktir. Yoksullukla
mücadeleye öncelik veren, çağdaş sosyal refah devletidir. Cinsiyet
eşitliğidir: Kadının, yönetimde, siyasette, çalış¬ma yaşamında,
eğitimde, hukukta, evrensel hak ve özgür¬lüklerde ve diğer tüm alanlarda
erkeklerle eşit haklara ve olanaklara, sahip olduğu, her türlü toplumsal
ve fiziki bas¬kıdan uzak, özgürce yaşadığı toplumdur. Bunu sağlamak için
gerektiğinde kadının lehine pozitif ayrımcılık yapan yapısal
düzenlemelerdir.
Yenilikçiliktir: Bilgi ve iletişim çağının tüm olanaklarının ülke
düzeyinde yaygınlaştırılmasıdır. Teknolojik ilerleme, yüksek rekabet ve
verimliliğe dayalı etkin üretim ortamıdır; Toplum yaşamının her alanında
bilginin üretildiği, kulla¬nıldığı ve pazarlanabildiği bilgi ekonomisine
geçmektir..
Çevreye duyarlılıktır: Temiz çevre, korunan doğa ve ekolojik denge; yani
sağlıklı çevrede sağlıklı yaşamdır.
AMACIMIZ, 21. yüzyılda, CHP’nin Atatürkçü ve devrimci ilkeleriyle,
gelenekleriyle, sosyal demokrasi anlayışıyla toplumumuzu, devletimizi,
yenileştirmektir. Hedefimiz, Türkiye’yi çağdaşlığa, refaha, huzura,
güvenliğe ve aydınlığa kavuşturmaktır.
çağdaş türkiye için değişim programı işte bu hedefleri ve öncelikleri
hayata geçirmeyi amaçlamaktadır.
İDEOLOJİMİZİN TEMEL DAYANAKLARI
Partimizin ideolojisini besleyen, üç ana kaynak:
Atatürk’ün modernleşme devrimi ve altı ok ilkeleri,
Sosyal demokrasinin evrensel kuralları ve Anadolu ve Trakya’nın tarihsel
ve felsefi birikimidir.
CHP bu temel kaynakları çağdaş ve gerçekçi bir anlayışla özümsemektedir.
Çağdaş Türkiye için değişim programı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin onurlu
geçmişiyle aydınlık geleceğinin çağdaş sentezidir…
CHP, bu ideolojik birikim, değer ve duyarlılıklar temelin¬de;
Ulusal kurtuluş mücadelesinin tam bağımsızlık ruhunun temsilcisidir…
Laik demokratik cumhuriyetin kararlı savunucusudur…
Kemal Atatürk önderliğinde oluşturulan ve dünyada baş¬ka örneği olmayan
çağdaş Türkiye modelinin güvencesi¬dir.
SOSYAL DEMOKRASİNİN EVRENSEL İLKELE¬RİNİ VE DEĞERLERİNİ BENİMSİYORUZ
Cumhuriyet Halk Partisi, Sosyal Demokrasinin evrensel değer ve
kurallarını benimseyen, onları yaşama geçirme¬yi amaçlayan bir Sosyal
Demokrat Partidir. CHP’nin Sos¬yal Devleti ve Sosyal Demokrasiyi öne
çıkaran siyasetinin odağında,
CHP, sosyal demokrat kimlikli bir parti olarak;
Çoğulculuk ve katılımcılığı,
İnsan Haklarını, özgürlük ve hukuk devleti kurallarına sa¬hip çıkmayı,
Azınlık haklarına saygıyı,
Eşitlik ve adalet ilkelerini,
Dayanışmayı,
Barış ve hoşgörüyü,
Emeğin önceliği ve bütünlüğünü,
Çevrenin ve doğanın korunmasını,
Yani sosyal demokrasinin çağdaş evrensel değerlerini her koşul ve
ortamda sahiplenir, politikalarında rehber olarak değerlendirir.
Çoğulculuk:
CHP, ÇOĞULCUDUR: Farklı sosyal sınıfların, inançların, kültürlerin ve
etnik kimliklerin yaşadığı ülkemizde demok¬rasiyi derinleştirmek iç
barışın ve gelişmenin ön koşulu¬dur. CHP siyasi iktidarların
Parlamentodaki çoğunluklarını milli irade adı altında her istediklerini
yapabilmenin maze¬reti sayan bir çoğulculuk anlayışının reddeder.
Bireye, bireyin hak ve özgürlüklerine, kimlik kişiliğine ve farklı
görüşlere saygının gereğidir.
Özgürlük:
CHP, ÖZGÜRLÜKÇÜDÜR: Bireyin özgürlük alanı çağdaş ve evrensel ölçülerde
genişletilmelidir.
CHP’nin anlayışına göre ÖZGÜRLÜK;
İnsan kişiliği ve düşüncesinin, insan yetenekleri ve yara¬tıcılığının
gelişebilmesi için temel koşuldur; insanın, top¬lumda kendini
aşabilmesinin, yurttaş haline gelebilmesi¬nin gereğidir.
Eşitlik:
CHP EŞİTLİKÇİDİR... Ülkemizde farklı sosyal katmanlar ve farklı bölgeler
arasında sosyal adaleti sağlamak, gelirlerin oluşumu ve paylaşımında
adaleti gözetmek, gelir dağılı¬mındaki eşitsizlikleri, bölgesel
kalkınmadaki dengesizlik¬leri azaltmak, CHP’nin öncelikli hedefleridir.
Eşitlik, başta eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve çalışma yaşamında
ol¬mak üzere her alanda, toplumun tüm kesimlerine fırsat eşitliğinin
sağlanmasıdır.
Dayanışma
CHP DAYANIŞMACIDIR: Sosyal demokrasinin toplum ve insan anlayışında,
sorumluluk ortaktır; dayanışma bu sorumluluk anlayışının gereğidir.
Örgütlenme hakkının önündeki tüm engellerin kaldırılması dayanışmanın
önko¬şuludur.
CHP’nin DAYANIŞMA anlayışı; yaygın, örgütlü sivil toplum yapısıyla,
halkın yönetime katılımı ile güç kazanır, kamusal hizmet kuruluşlarıyla,
gönüllü sivil toplum örgütleriyle et-kinliğe ulaşır.
CHP ortak görüşleri paylaşan çeşitli ülkelerdeki sosyal de¬mokrat
partilerle de dayanışma içinde olmaya özen gös¬terir.
CHP’nin DAYANIŞMA anlayışında;
Dengeli ve hakça gelir dağılımı,
Herkese sosyal güvenlik,
Tüm sahipsizleri koruma, tüm korunmaya muhtaç olanla¬ra, çocuklara ve
yaşlılara sahip çıkma,
Tüm engellilere destek, Öncelikli hedeflerdir.
Barış
CHP BARIŞÇIDIR: CHP bu kimliğini, ATATÜRK’ÜN Yurtta Barış, Cihanda Barış
ilkesinden almaktadır. CHP’nin ilkesi başka ülkelerin topraklarında gözü
olmamak ancak başkalarının da Türkiye’nin topraklarına ve çıkarlarına
göz koymasına izin vermemektir.
Emeğin önceliği ve bütünlüğü:
CHP Emeğin en yüce değer olduğuna inanır. Kafa ve kol emekçileri
arasında ayırım yapmaksızın emekten, emeği ile geçinenlerden yanadır.
Emeğin niteliğine ve üretken¬liğine göre ve ailesiyle birlikte medeni
insana yakışır bir şekilde yaşamasını sağlayacak ölçüde maddi ve manevi
karşılığını alması gerektiğini savunur.
Çevrenin korunması:
CHP ÇEVRECİDİR: CHP, yeşile, çevreye, doğaya, küresel ısınmaya
duyarlılığın partisidir. CHP, gelişmenin hızlı, an¬cak doğa ve çevre ile
dost kalarak sürdürülebilir olmasını öngörür. Kültür ve doğa mirasının
korunmasına öncelik verir.
CHP, sosyal demokrasinin bu temel evrensel kurallarını önemsemekte ve
benimsemektedir.
İKİNCİ BÖLÜM
DEMOKRASİ,
İNSAN HAKLARI VE
ÖZGÜRLÜKLER31
BÖLÜM II
DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI VE
ÖZGÜRLÜKLER
Mustafa Kemal ATATÜRK’ün öncülüğünde Cumhuriyeti kuran ve çağdaş
Türkiye’nin temellerini atan Cumhuriyet Halk Partisi, ülkede çok partili
düzene geçerek demokrasi sürecini başlatmıştır..
CHP, çağdaş özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı demokra¬siyi, ülkemiz ve
insanlarımız için vazgeçilmez bir yaşam biçimi olarak görmektedir.
Demokrasiyi güçlendirerek ke¬sintilere uğramasını önlemek, CHP’nin
öncelikli amacıdır.
Cumhuriyet ile demokrasi ayrılmaz bir bütündür. Cumhu¬riyet azaltılarak
demokrasi çoğaltılamaz.
Laiklik olmadan demokrasiyi sürdürebilmek, özgürlükleri genişletebilmek,
iç barışı koruyabilmek mümkün değildir. Cumhuriyetin ve demokrasinin
temel taşı olan laiklik ya-şatılacaktır.
CHP, yazılı ve görsel basını demokrasinin vazgeçilmez kurumları arasında
görür. Medyanın her türlü baskı ve engellemeden uzak, özgür ve tarafsız
bir biçimde faaliyet göstermesini hedefler.
CHP, sosyal refah toplumunu gerçekleştirmeyi ve eşitsiz¬likleri
gidererek siyasette ve yönetimde dürüstlük ve açık¬lık ilkesini
yerleştirmeyi, demokrasimizin sağlıklı temellere oturtulabilmesinin
gereği saymaktadır.
CHP, yönetimde çoğulculuğu, katılımcılığı ve demokratik¬leşmeyi
amaçlamakta; yönetimin yeniden yapılandırılma¬sını, yerel yönetimlerin
etkinleştirilmesini hedef almakta¬dır.
DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ
CHP güçlünün değil hukukun üstünlüğünü savunur. Hu¬kukun, adaletin
saygınlığı, tarafsızlığı, bağımsızlığı demok¬rasinin güvencesidir.
Hukuk devleti, hukukun üstünlüğünü kabul eden, vatan¬daşların tarafsız
yargının güvencesi altında bulunduğu, devletin eylem ve işlemlerinin
yargı denetimine tabi oldu¬ğu bir yönetim biçimidir.
CHP, ülkede hukukun üstünlüğünü egemen kılmaya ka¬rarlıdır. Bu anlayışla
evrensel hukuk ilkelerine dayalı bir hukuk devleti anlayışının ve yargı
bağımsızlığının bütün koşullarıyla sağlanması hedefimizdir.
Herkesin Kanun önünde eşitliği ilkesi koşulsuz olarak uy¬gulanacaktır.
Yasamanın ve Yürütmenin işlem ve eylemleri yargı dene¬timine tâbi
tutulacak yargı organlarının kararlarına yürüt¬menin ve bütün devlet
kurumlarının tam olarak uyması sağlanacaktır.
Anayasanın, evrensel hukuk devleti normları ile uyuş¬mayan maddeleri
değiştirilecek: Dünyada ve Türkiye’de ortaya çıkan ihtiyaçların
karşılanması amacıyla anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesinin
Parlamentoda sağla¬nacak uzlaşmayla gerçekleştirilmesi hedef
alınacaktır. An¬cak, Anayasamızın değiştirilmesi teklif bile
edilemeyecek maddelerinin doğrudan veya dolaylı yollardan
değiştiril¬mesi veya etkisiz kılınmasına yönelik çabalara kesinlikle
karşı çıkılacaktır. Başta milletvekili dokunulmazlığının kal¬dırılması
olmak üzere Anayasamızın çağdaş hukuk dev¬letlerindeki temel anlayışla
bağdaşmayan hükümlerinin değişmesi temel önceliğimizdir.
Devlet yönetiminde katılımcı ve çoğulcu yapılanma esas alınacak:
CHP, özgür bireylerin ve sivil toplum örgütlerinin, kendi¬lerini
doğrudan ilgilendiren konularda idarenin her kade¬mesinde karar alma
süreçlerine katkıda bulunmalarına önem ve öncelik verecektir.
Yasa önünde eşitlik ilkesi korunacak: Kişilerin devlet tarafından eşit
olarak korunması esastır. Demokrasi, ço¬ğunluktakiler kadar azınlıktaki
düşüncelerin ve inançların da korunmasını öngörür
BAĞIMSIZ, ETKİN ve HIZLI YARGI
Yargının Bağımsızlığı ve Yargıç Güvencesi Hukuk Devletinin ve
demokrasinin gelişmesinin ön koşulu¬dur. Savunma hakkının ve hak arama
özgürlüğünün tam ola¬rak sağlanması hukuk devletinin vazgeçilmez
koşuludur.
Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin ayrılığı ile yargının bağımsızlığı
ilkeleri, devlet yapımızın temel anayasal ku¬ralları arasında yer
almaktadır. Bu ilkeler eksiksiz olarak uygulamaya konulmadan, Hukukun
Üstünlüğü ülkenin her yöresinde yaşama geçirilmeden, bir Hukuk Devleti
yapılanmasından söz edilemez.
Adalet Bakanlığı, adaletin yönetiminde değil, ada¬letin hizmetinde
olacaktır: Adalet Bakanlığı’nın kuruluş kanunundaki yetkileri dışında
doğrudan veya dolaylı ola¬rak kullanmakta olduğu, çağdaş hukuk devleti
normlarıyla bağdaşmayan ve yargı üzerinde büyük bir baskı unsuru
oluşturan yetkileri kaldırılacaktır.
Yargıyı siyasallaştırmaya yönelik her türlü müdahalenin önünü tıkayan ve
mevcut yargı sistemini iyileştirici çözüm¬ler içeren çok yönlü bir
ulusal hukuk reformu gerçekleşti¬rilecektir, girişim engellenecektir.
Hukuk ve yargı sistemi, hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı
kuralları çerçevesinde yeniden yapılandırı¬lacaktır. Yargı bağımsızlığı
ve yargıç güvencesi koşulsuz olarak sağlanacaktır.
Yargıda siyasallaşmanın önü alınacak: Yargı hiçbir koşul altında yasama
ve yürütmenin etkisine, siyasetin ku¬şatmasına sokulmayacak; yargıda
siyasallaşma kesinlikle engellenecektir. Sağlıklı bir yargısal denetim
için kişilere savunma, hak arama ve adil yargılanma konularında tüm
olanakların sağlanması, idarenin her kademesinde yargı kararlarına
eksiksiz olarak uyulması hedef alınacaktır.
Adli ve idari yargıda tek yargıçlı mahkemelerde yar¬gıç, hukuk kökenli
olacak: Birden fazla yargıçlı İdare Mahkemeleri başkanları, Bölge İdare
Mahkemeleri ile Da¬nıştay ve Yargıtay Daire Başkanları ile Danıştay ve
Ana¬yasa Mahkemesi başkanları mutlaka hukuk eğitimi almış olacaktır.
Mülki amirlerin keyfi tasarruflarının önü alınacak: Yargının suç
saymadığı hallerde de mülki amirlerinin ala¬cakları kararların hukuk
devleti anlayışının temel ilkeleriyle bağdaşması sağlanacaktır.
Yargı bağımsızlığı, yargının yasama ve yürütmeden hem organik, hem de
işlevsel açıdan bağımsız olması; yasama ve yürütmenin etki ve
müdahalelerinden uzak tutulması¬dır. Yargı bağımsızlığı sağlanmadan
hukukun üstünlüğü¬nü temel alan hukuk devleti gerçekleştirilemez.
Yargının bağımsızlığı ilkesi özenle korunacak: Hiçbir organ, makam,
merci veya kişinin yargı yetkisinin kullanıl¬masında mahkemelere emir ve
talimat veremeyeceği ileri bir Hukuk Devleti anlayışı ülkede etkin
kılınacaktır.
Hâkimler ve savcılar yüksek kurulu yeniden yapılan¬dırılacak: Adalet
Bakanının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığından, Bakanlık
Müsteşarının de bu kuru¬lun üyeliğinden çıkartılması sağlanacaktır.
Kurul üyelerinin yargı organları tarafından seçilmeleri temin
edilecektir.
Hâkim ve Cumhuriyet savcıları hakkında soruşturma baş¬latma yetkisi
Adalet Bakanlığından alınarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna
verilmesi için gerekli anayasa de¬ğişikliği yapılacaktır. Hâkim ve
savcılarla ilgili olarak alınacak tayin, terfi ve disiplin cezası ile
meslekten çıkarma cezası aleyhine yargıya gitme yolu açılacaktır.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Adli Yargı Kurumu ve İdari Yargı
Kurumu olmak üzere iki alt kuruldan oluşacak ve bu iki kurulun
birleşmesinden de Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu meydana gelecektir.
Adli Yargı Kurulu Yargıtay tarafından kendi üyeleri arasın¬dan, İdari
Yargı Kurulu da Danıştay tarafından kendi üyele¬ri arasından
seçilecektir.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kendi başkanını kendisi seçecektir.
Adalet müfettişleri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağlanacak,
inceleme ve soruşturma izni verme yetkisi Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulu başkanına verilecektir.
Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kendi sekretaryasına sahip
olacaktır. Bütçesi Adalet Bakanlığından ayrılacaktır.
Yargı etiği kanunu çıkarılacak: Yargı mensuplarının tamamını kapsayan
bir Yargı Etiği Kanunun çıkarılacaktır.
Yargının yolsuzluk ve kuralsızlıklarla etkin mücade¬lesinin önündeki
engeller kaldırılacak: Yargının yol¬suzlukları cezalandırma yetkisinin
önündeki engeller ve kısıtlamalar kaldırılacaktır.
Bazı suçlarda zaman aşımı kaldırılacak: Son zamanlar¬da zaman aşımı
nedeniyle pek çok suçta suçluların ce¬zasız kaldığına ve bu durumun kamu
vicdanını derinden yaraladığına tanık olunmaktadır.
Kamu gücünü haksızca kullananların, kamu kaynakların¬dan kendisi ve
yakınları için zenginleşme amaçlı faydala¬nanların, yolsuzluk yapanların
bu uygulamaları ile halkı kandırarak sistematik soygun yapanların,
zincirleme şekil¬de dolandırıcılık ve sahtecilik suçunu işleyenlerin bu
suç¬lardaki zaman aşımı kaldırılacaktır.
Hukuk eğitimi kalitesi yükseltilecek: Yargıçlık ve Sav¬cılık
mesleklerine nitelikli adayların alınması için üniversi¬telerdeki hukuk
eğitiminin daha ileri düzeye yükseltilmesi¬ne çalışılacak, mesleğe giriş
sınavlarının değerlendirilme¬sinde yürütme organının yetkisi
kaldırılacaktır.
Türkiye Adalet Akademisi özerk bir bilim kurumu¬na dönüştürülecek:
Türkiye Adalet Akademisi; bilimsel, akademik, mali ve idari açılardan
Adalet Bakanlığı’ndan ayrılıp tamamen bağımsız ve özerk bir bilim kurumu
hali¬ne getirilecektir.
YARGIÇ GÜVENCESİ
Yargıç güvencesi, yargıçların herhangi bir baskı, tehdit veya müdahale
olmaksızın tam bir serbestlik ve tarafsızlık¬la yargı işlevini yerine
getirmelerinin sağlanmasıdır.
Yargıç ve savcıların görevlerini yerine getirmelerinde ve özlük
haklarında tam güvenceye kavuşturulmaları sağla¬nacaktır.
HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ
Hak arama özgürlüğü korunacak: CHP; Adil Yargılan¬ma, İddia ve Savunma,
Dilekçe Haklarının ve Hak Arama özgürlüğünün özenle korunmasını sağlamak
için tüm hu¬kuk düzenimizde hak arama-savunma ve adil bir biçimde
yargılanma olanaklarını genişletecek düzenlemeler yapa¬caktır.
Geciken adalet, adalet değildir: Mevzuattan ve uygula¬madan kaynaklanan
tüm engeller kaldırılacak, yargılama sürecini hızlandıracak yapılanma
sağlanacaktır. Mahkeme masraflarının vatandaşın hak arama özgürlüğünü
engel¬lemesi önlenecektir.
Ceza hukuku suçlular, ceza yargılama hukuku ma¬sumlar içindir: Suçluluğu
kanıtlanmadıkça kimseye suç¬lu denilemez. Sorgulama sürecinin adil,
etkin, güvenilir ol¬ması, soruşturmanın gizliliği ilkesine uyulması ve
çağdaş tutuklu haklarına saygı gösterilmesi için her türlü önlem
alınacaktır
Savunma dayanağından yoksun olanlara devletin savun¬ma hakkı sağlamak
eksiksiz yerine getirilecektir.
İddianame oluşturulmadan tutukluluk halinin devamına ileri demokrasiler
standardında sınırlamalar getirecek mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun olarak keyfi gö¬zaltına almaları
önleyecek yasal düzenlemeler yapılacak, tutuklamaların da sadece
yasaların zorunlu kıldığı hallerle sınırlanması sağlanacaktır.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda gerekli değişiklik yapılarak
tutuklama süresi asliye cezalık suçlarda 4 ay ile diğer tüm durumlarda
ise en çok 6 ay ile sınırlandırılacak¬tır. Bu süre zarfında sanık
hakkında kamu davası açılmaz ise, sanık salıverilecektir.
Yargı sisteminin etkinliğinin artırılması için fiziki altyapı, bilgi
teknolojilerinin tüm olanaklarından da yararlanılarak geliştirilecektir.
Türkiye Barolar Birliği’ne Anayasa Mahkemesinde dava açabilme yetkisi:
CHP, savunma hakkının güvence¬si olan baroların yürütme erkinin
vesayetinden kurtulma¬sını ve Türkiye Barolar Birliği’ne, Anayasa
Mahkemesi’nde dava açma hakkının tanınmasını hedef alacaktır.
Adli tıp kurumu özerk ve etkin bir yapıya kavuştu¬rulacak: Kurul,
yargıya en üst düzeyde hizmet sunan, mali, idari ve bilimsel özerkliği
olan, çağdaş bağımsız bir üst teknik bilirkişi kurumu yapısına
kavuşturulacak; ku¬rumun işleyişindeki tüm aksaklıklar giderilerek,
adaletin doğru olarak oluşumuna katkısı eksiksiz olarak sağlana¬caktır.
Adli Tıp Kurumu yeniden yapılandırılırken Adalet Bakanlığı’na bağlı
olmaktan çıkarılacak, tayin ve terfiler oluşturulacak bağımsız bir kurul
tarafından yapılacaktır. Adli Tıp Kurumu diğer yüksek yargı organlarının
da bu¬lunduğu başkent Ankara’ya taşınacaktır.
Adli kolluk oluşturulacak: Hazırlık tahkikatlarının, kara¬kollara bağlı
Olay Yeri Polisi ve Jandarması yerine çağdaş Adli Kolluk birimleri
tarafından yapılması sağlanacaktır. Bu birimler, özlük hakları ve
disiplin yönünden Cumhuriyet Savcılıklarına bağlanacak; soruşturmalar
adli kolluk katkısı ile Cumhuriyet Savcılıkları tarafından
yürütülecektir.
Çocuk mahkemeleri yeniden düzenlenecek: Çocuk Mahkemeleri, kuruluş
amacına uygun olarak yeniden örgütlenecektir. Çocukların suç işleme
ortamlarından korunmaları ve kurtulmaları hedef alınacaktır. Çocuk
suç¬luların yetişkinlerle aynı hapishanelerde bulundurulması
önlenecektir.
Kamu denetçiliği kurumu kurulacak: İdare ile yurttaş ilişkilerinde
karşılaşılan bir bölüm basit uyuşmazlıkların, idari yargı alanına
girmeyen konularda hızlı ve adil bir bi¬çimde çözümü amacıyla, Kamu
Denetçiliği Kurumu kuru¬lacaktır. Kamu denetçilerinin bu iş için en
yetenekli, dene¬yimli ve tarafsız kimseler arasından seçilmesi için
gerekli kurallar saptanacaktır.
İNFAZ KURUMLARI
CHP, cezaevlerini, suçluyu infaz sonrasında topluma kazandırma amacı ile
üretime ve eğitime yönelik bir uygulamaya açık, çağdaş kurumlara
dönüştürecektir. Mahkûmların mümkün olduğu ölçüde ağaçlandırma, çevre,
tarım gibi kamu projelerinde ücret karşılığı istihda¬mı
özendirilecektir.
İnfaz sisteminin yeniden yapılandırılmasında uluslararası kuralların
uygulanması sağlanacaktır.
Suçlu çocukların cezalarının infaz sistemi yeniden düzen¬lenecek;
ıslahevleri, suç özendirme yerine, iş ve meslek becerilerini geliştiren,
suçlu çocukları topluma kazandı¬ran yapıya kavuşturulacaktır.
Cezaevlerinde fiziki koşulların Avrupa ülkeleri düzeyine çıkartılması
hedef alınacaktır.
Gözaltına alındıkları andan itibaren şüphelilerin ve sanık¬ların can ve
mal güvenliği ile sağlığı devletin güvencesi al¬tındadır. Bunların
sağlıklarını ve güvenliklerini sağlayacak önlemlerin alınmasından
savcılar ve cezaevi yöneticileri şahsen sorumlu olacaklardır.
İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ
Özgür Birey
Demokrasinin asıl öğesi özgür bireydir. Özgür olmayan¬ bireyin, kendi
potansiyelini geliştirebilmesi, yeteneklerini sergileyebilmesi, toplumda
demokratikleşmeye, insan hak ve özgürlükleri çıtasının yükseltilmesine
katkıda bulunabil¬mesi, demokrasi bilincini paylaşabilmesi, gerçek
anlamda seçme yeterliliğine sahip olabilmesi mümkün değildir.
CHP’nin temel amacı; bireyi özgürleştirmek, bireyin ken¬disini
geliştirmesinin önündeki ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel engelleri
kaldırmak, bireyin özgürlüklerini bi¬linçli olarak kullanmasını
sağlamaktır.
İNSAN HAK ve ÖZGÜRLÜKLERİ
Çağdaş demokrasilerin özünü; ulusal irade ve hukukun üstünlüğü ilkeleri
eşliğinde, bireylerin evrensel nitelikli temel hak ve özgürlüklerini,
yaşamları boyunca eksiksiz olarak ve engellenmeden kullanabilmeleri
oluşturur.
CHP, insan haklarının, çağın gereklerine uygun olarak sü¬reklilik içinde
geliştirilmesinin gereğine inanmaktadır.
Özgürlükçü ve çoğulcu demokrasinin tüm kurum ve ku¬ralları ile yaşama
geçirilmesini amaçlayan CHP; başta İn¬san Hakları Evrensel Bildirgesi
olmak üzere, insan hakları alanında ülkemizin taraf olduğu tüm
uluslararası sözleş¬me hüküm ve ilkelerinin eksiksiz olarak
uygulanmasını ön¬celikli hedef olarak görmektedir.
Temel hak ve özgürlükler eksiksiz uygulanacaktır: CHP en geniş anlamda
insan hak ve özgürlüklerinin uy¬gulanmasının takipçisi olacaktır.
Temel hak ve özgürlükler, yalnız yasayla sınırlanabi¬lir: Temel hak ve
özgürlükler Anayasa’nın ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası
antlaşmaların sözüne ve özüne uygun biçimde ancak ve yalnızca yasayla
sınırlanabilir. Bu sınırlama, hangi gerekçeyle olursa olsun hakkın
özü¬ne dokunamayacağı gibi, demokratik toplum gereklerinin haklı kıldığı
ölçüyü aşamaz ve öngörülen amaç dışında kullanılamaz. Yargı kararı
olmadan kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
Siyasal, düşünsel, toplumsal, dinsel ve bireysel özgürlük¬ler bir
bütündür. Bu özgürlüklerin en etkili biçimde ko¬runması için Anayasa’da
gerekli değişikliklerin yapılması hedef alınacaktır.
Bireylerin, din, mezhep, ırk, renk, cinsiyet, etnik köken, dil ve
benzeri özelliklerine bakılmaksızın, aralarında herhan¬gi bir ayırım
gözetmeksizin temel insan hak ve özgürlükle-rinden yararlanması
sağlanacaktır.
Yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin mümkün olan en ileri düzeye
getirilmesi hedef alınacak: Yurt¬taşların yaşam hakkı kutsaldır. İşkence
ve orantısız güç kullanımına hiçbir şekilde izin verilmeyecektir.
Yapılacak tüm yasal düzenlemelerde ve uygulamada Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin ve taraf olduğumuz diğer uluslar arası sözleşmelerin
ilkeleri gözetilecek, hak ve özgürlükle¬rin ihlaline izin
verilmeyecektir. Bu anlayışla;
Yaşam hakkı: Yaşam hakkı ile insan varlığının korunması ve
geliştirilmesi temel amaçtır. CHP Türkiye’nin farklı yö¬relerindeki
ortalama yaşam beklentisi arasındaki büyük farkın giderilmesi hedefini
yaşam hakkı kapsamında de¬ğerlendirmektedir. Bu farkın giderilmesi için
gerekli eko-nomik ve sosyal önlemler alınacaktır.
Gözaltında işkence ve işkenceye bağlı ölümler mutlaka önlenecek, işkence
yapanlar ve ona göz yumanlar etkili biçimde cezalandırılacaktır.
Düşünce ve ifade özgürlüğü: Düşünce özgürlüğü de¬mokrasinin temelidir.
Düşünce, onu açıklama, anlatma ve örgütleme ile bütündür. Bu nedenle
düşünceyi söz, yazı, resim ya da başka yollarla açıklama ve yayma hakkı,
şid¬det kullanılmasını teşvik etmedikçe ve yakın ve açık tehli¬ke
oluşturmadığı sürece engellenemez. Suçu ve suçluyu övme düşünce ve ifade
özgürlüğü kapsamında değerlen¬dirilemez. Düşünce ve düşünceyi ifade
özgürlüğüne yö¬nelik sınırlamalar uluslararası antlaşmalarda öngörülen
ölçüleri aşamaz.
Din, inanç ve vicdan özgürlüğü: Kimse dinsel inanç ve düşüncesinden
ötürü kınanamaz, baskı altına alınamaz; düşünce ve inançlarını
değiştirmeye, açıklamaya zorlana¬maz. Herkes ibadetini, dininin veya
inancının gereğini öz¬gürce yapma, öğrenme ve geliştirme hakkına
sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı: Dü¬şünce özgürlüğü;
düşüncenin, bireysel veya kitlesel iletişim araçları ile toplantılarla,
gösteri yürüyüşleri ile demokratik kitle örgütleri aracılığıyla
açıklanması olanağı sağlandığın¬da gerçekleşebilir. Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşleri Yasası, ileri demokratik ülkelerdeki normlara uygun biçimde,
öz¬gürlükçü bir anlayışla yeniden düzenlenecektir.
Savunma hakkı: Gözaltına alınan ve tutuklanan kişi, sa¬vunma ve en kısa
zamanda yargıç önüne çıkarılmayı iste¬me hakkına sahiptir. Savunma ve
hak arama olanağından yoksun olanlara hak arama ve savunma hakkını
sağlamak devletin yükümlülüğüdür.
Yönetime katılma ve örgütlenme hakkı: Siyasal par¬tiler, sendikalar,
dernekler, kooperatifler ve meslek kuru¬luşlarına üye olma ve yönetime
katılma hakkı, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin gereğidir. Bu gibi
kuruluşlara üye olmak isteyenlerin önündeki engeller çağdaş ülkelerdeki
kurallara uygun olarak kaldırılacaktır.
Çalışma hakkı: Çalışma herkesin temel hakkıdır. Devlet işsizliğin
önlenmesi ve tam çalışmanın sağlanabilmesi için gerekli önlemleri alır.
Herkesin dilediği alanda iş kurma, çalışma, toplu sözleşme ve grev hakkı
olmalıdır. Bu hak istisnai görevler için yasayla sınırlandırılabilir.
İnsan Hakları Müsteşarlığı kurulacak: Başbakanlığa bağlı olarak İnsan
Hakları alanında gerekli izleme, denet¬leme ve değerlendirme işlevlerini
üstlenecek, eğitim faa¬liyetlerini koordine edecek bir İnsan Hakları
Müsteşarlığı kurulacaktır.
ETNİK FARKLILIKLAR ÜLKEMİZİN
ZENGİNLİĞİDİR
Ülkemizde farklı etnik yapıların, farklı kültür ve kimliklerin var
olması, bunların varlıklarını sürdürmesi ulusal zenginliğimiz¬dir.
CHP, Lozan Antlaşması ile azınlık olarak nitelenmiş olan
yurt¬taşlarımızın, kendilerine tanınmış olan dini ve kültürel azınlık
haklarından eksiksiz olarak yararlanmalarını amaçlar. Yeni azınlıklar
yaratılmasına karşıdır.
CHP daha 1989 yılında Kürt kökenli yurttaşlarımızın karşılaş¬tıkları
sorunları açık yüreklilikle ortaya koymuş; etnik köken farklılıklarına,
kültürel çoğulculuğa, bireysel kültürel haklara olan saygımız,
demokratik değerlere, eşitliğe ve hoşgörüye olan bağlılığımız
çerçevesinde toplumumuza, üniter devlet ve ulus devlet temeli dikkate
alınarak kısıtlamaların kaldırıl¬ması ve çağdaş, kalıcı çözümler
bulunması için politikalarını sunmuştur.
Etnik Kimlik Bir Şereftir.
CHP devletin etnik farklılıklar üzerine politikalar oluşturması¬nı
benimsemez. Devletin görevi bütün etnik kimlikleri din ve mezhep
farklılıklarının üzerine çıkarak insanı odak yapan yak-laşımları ortaya
koymak, ortak değerleri bulup çıkarmaktır. Ancak etnik kimliğine
bireysel olarak vurgulamak isteyenleri saygıyla karşılar ve etnik
kimliği insanların şerefi sayar. Dev¬letin vatandaşların etnik kökenini,
dinini ve mezhebini gör¬meyen, bütün vatandaşlara eşit davranan bir
yapıya sahip olmasını savunur. Sorunların sadece yasalardaki
eksiklikler¬den değil, uygulamadaki bazı yanlışlıklardan
kaynaklanabi¬leceğini düşünerek bu evrensel insan hakları ve özgürlükler
değerlerini hayata geçirmeye özen göstermelidir.
Yurttaşlarımızın farklı etnik kökenden gelmeleri, farklı kültü¬rel,
mezhepsel, dinsel özellikler taşımaları, birlikteliklerinin ve ortak bir
ulus oluşturmalarının engeli olamaz. Bu farklılıklar ulus olarak
zenginliğimizdir, güç kaynağımızdır.
Kişisel kültürel haklara saygı, kişinin kimliğine saygıdır; insa¬na,
insan haklarına ve çoğulcu demokrasiye saygının gereği¬dir. Kişisel
kültürel haklar hiçbir erk tarafından çiğnenemez.
Asimilasyon Değil, Entegrasyon Öngörüyoruz.
Kimsenin ırkı ve kökeni diğerinden üstün değildir. Bu ne¬denle ırk
temelinde çözüm arayışlarının veya asimilasyon uygulamalarının
tuzaklarından demokrasimiz kendini her zaman korumalıdır. CHP’nin
entegrasyon anlayışı farklı et¬nik kimliklerin ve inançların ortadan
kaldırılmasını değil, onlara saygı göstererek ülke bütünlüğünün ulus
devlet anlayışı ile korunmasını öngörür.
Demokrasilerde devletin etnik kimlikleri yok sayma hakkı yok¬tur. Etnik
kökeni ne olursa olsun vatandaşların bireysel hakla¬rının çağdaş ülkeler
seviyesine yükseltilmesi hedefimizdir.
CHP, uygulamaya koyacağı, hoşgörü, demokrasi, kültürel çoğulculuk,
eşitlik ve bölgesel gelişme politikaları ile ül¬kenin her yöresinde, her
kökenden insanlarımız arasında toplumsal uyumun, dayanışmanın,
bütünlüğün ve refahın güvencesini oluşturacaktır.
Her etnik kökenden yurttaşımızın, kendi özgür irade ve talepleri
çerçevesinde;
Kendi ana dilini özgürce kullanabilmelerine, özel dersha¬neler veya
kurslar gibi kurumlar kurarak anadillerini öz¬gürce öğrenebilmeleri ve
öğretebilmelerine,
Kendi ana dillerinde gazete, dergi, kitap yayınlamalarına ve diğer her
türlü yazılı ve sözlü yayında bulunabilmele¬rine, müzik ve sanatın diğer
dallarında faaliyette buluna¬bilmelerine,
Türkiye sınırları içinde yayın yapan radyo ve televizyon ku¬rum veya
kuruluşları üzerinden, RTÜK’ün genel kuralları çerçevesinde, kendi
anadillerinde yayın yapabilmelerine,
Değişik kültürel etkinliklerde bulunabilmelerine, kendi folklorlarını
yaşatabilmeleri ve geliştirebilmelerine,
Tüm bu ve benzeri bireysel kültürel haklara özgürce ve dilediğince
ulaşabilmelerine, olanak tanımayı çağdaş de¬mokrasi anlayışının gereği
sayar.
Ülkemizin aynı ana dili paylaşan ve etnik kökene sahip en yaygın
unsurlarından birini oluşturan Kürt kökenli yurttaş¬larımızın yoğun
biçimde yaşadıkları bölgemizdeki sorun¬larını da bu anlayışla çözeceğiz.
Bu yöndeki çalışmalarımı¬zı sosyal demokrat yaklaşımımız gereği insanı
temel alan çözeceğiz.
CHP, bu ilkeler temelinde şekillenen politikaları ve uygu¬lamaları ile
başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölge¬lerimiz olmak üzere Türkiye’nin
her yöresinde yaşayan Kürt, Arap, Boşnak, Laz, Gürcü, Çerkez, Abaza,
Arnavut, Roman gibi farklı etnik kimliklere sahip tüm insanlarımızı
huzura, barışa, gelişmeye ve sosyal refaha taşıyacaktır. Bu
yurttaşlarımızdan hiçbirine karşı ayırımcı muamele yapıl¬maması, hiçbir
alanda haklarının kısıtlanmaması, devlet hizmetlerinden yararlanmada
güçlükle karşılaşılmaması için gerekli önlemler alınacaktır
Toplumsal gelişmeye uyum sağlamalarına ve katılımlarına engel olan
sosyal dışlanma için kalıcı ve köklü çözümler oluşturulacak, toplumsal
kaynaklara eşit biçimde erişimle¬rini sağlayacak sosyal alanlar
yaratılacak, vatandaşlık hak¬larından eksiksiz yararlanmaları
sağlanacaktır.
CHP için laiklik ilkesi;
Dinin siyasallaştırılmamasının, siyasetin dinselleştirilme¬mesinin
güvencesidir.
Devlet işleri ile din işlerinin birbirinden ayrılmasının, birbi¬rini
etkilememesinin kuralıdır.
İnanç konusunun Allah’la insan arasında kutsal bir bağ olduğu, dünya
işlerinin bunun dışında tutulması anlayı¬şıdır:
Kadını ve erkeği eşit bir Türkiye’nin temel koşuludur.
Vicdan ve inanç özgürlüğünün, farklı din, mezhep ve inanç grupları
arasında uyum ve hoşgörünün kaynağıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi için laiklik, hiçbir şekilde ödün ve¬remeyeceği
temel ilkedir.
Laiklik; hiçbir zaman din ve inanç karşıtı bir ilke ve ideoloji değil,
aksine din özgürlüğünü güvence altına alan, farklı inanışların barış ve
karşılıklı hoşgörü içerisinde birlikte ya¬şama yöntemi ve ilkesidir;
çağımızın modern ve ileri dev¬let yönetimi anlayışıdır.
CHP, din unsurunun baskı aracı olmasını da, din duygu¬sunun ve dinsel
inançların baskı altına alınmasının da, ibadet yerlerine siyasetin
girmesinin de kesinlikle engellen¬mesini öngörür.
CHP, Dini unsurların siyasi simge olarak kullanılmasını de¬mokrasi
anlayışı ile bağdaşmayan ve anayasamızın değiş¬tirilemez hükümleriyle
çelişen bir davranış olarak görür.
CHP, laikliğe yönelik her türlü tehdide kararlılıkla karşı durur:
Laik demokratik cumhuriyetimize karşı tuzak kuranlarla, bu amaçla
laikliği yeniden tanımlamak isteyenlerle, laikliği içlerine
sindiremeyenlerle, her dönemde ve her koşulda, demokrasi kuralları ve
hukuk devleti normları ve sivil top¬lum yapılanması içinde kararlılıkla
mücadele edilecektir.
CHP diyanet işleri başkanlığının yeniden yapılandı¬rılmasını öngörürür:
Din ile devlet işlerinin tam anlamıyla birbirinden ayrıştığı,
Uzun vadede, dinin siyasallaştırılması tehlikesinin kalma¬dığı ve
tarikatların laik eğitim sistemi ve laik toplum yapısı üzerindeki
baskısının sona erdiği ve siyasetin dinselleşti¬rilmediği aşamada
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın durumu yeniden değerlendirilecektir.
Ancak bu gerçekleşene kadar, Diyanet İşlerinin yeninden yapılandırılması
ve Alevilerin de Diyanet İşlerinde temsil edilmesi esastır. Yakın
geçmişimizde utanç verici saldırı¬lara hedef olan Madımak Oteli’nin bir
hoşgörü merkezi haline getirilmesi CHP’nin hedefidir.
İnanç dünyasına ait ilişkiler ve her türlü dini hizmetler, Di¬yanet
İşleri Başkanlığı’nın;
İslam’ın farklı mezheplerine farklı yaklaşmaması,
Bünyesine katılmak isteyen her mezhebe açık bir yapılan¬maya yönelmesi,
Bünyesinde yer almak istemeyen mezheplerin ise devle¬tin eşit
desteğinden yoksun bırakılmaması yönünde faali¬yet göstermesi hedef
alınacaktır.
Cemevleri devletten eşit destek görecek: Bu kapsam¬da, Alevi-Bektaşi
inancı ve kültürünü paylaşan yurttaşları¬mızın yaygın ibadet, dini
hizmet ve kültür merkezleri olan Cem evlerinin de Devletin Camilere
sağlamakta olduğu destekten yararlandırılması sağlanacaktır.
Bu temel duyarlık ve anlayışlar çerçevesinde; Cumhuriyet Halk Partisi
ülkemizde, laikliğin ve çağdaşlığın her dönem¬de ödünsüz savunucusu
olacak, bu alanda toplumumuzun güvencesini oluşturacaktır.
HEDEFİMİZ: KADINI ERKEĞİ HER ALANDA EŞİT TÜRKİYE
Kadın Sorunu bir Demokrasi, İnsan Hakları ve Eğitim Soru¬nudur.
Kadınlarımıza Her Alanda Fırsat Eşitliği, Çağdaş Laik Demokratik
Cumhuriyetimizin Var olma Koşuludur.
Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinin öncülüğünü Mustafa Ke¬mal Atatürk ve
O’nun kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi yap¬mıştır. Atatürk Devrimleri ile
Türk kadınını toplumda çağdaş, eğitimli, meslek sahibi, özgür bireyler
olma niteliğine kavuş¬turma yolunda çok büyük kazanımlar sağlanmıştır.
CHP kadını özgürleştirmek, çevre baskısından ve feodal yapı etkisinden
kurtarmak, sosyolojik kökenden kaynak¬lanan sıkıntıları gidermek için
eğitim, kültür yolunda sonuç alıcı çabalar gösterecektir.
KADINI VE ERKEĞİ EŞİT BİR TÜRKİYE YARATA¬BİLMENİN İLK ÇIKIŞ NOKTASI
EĞİTİMDİR.
Eğitim, kadınla ilgili tüm sorunların çözümünde temel yapı taşıdır.
Eğitim, kadınlara karşı ayrımcılığın ortadan kaldırıla¬bilmesi
doğrultusunda, kadınların özgüvenini ve toplumsal bilinçlerini artıran,
kadınlara ilişkin sorunların çözümünde en önemli faktördür. Bu
anlayışla;
Kadınların üzerindeki her çeşit toplumsal baskının kaldı¬rılması için
eğitim, kültür ve basın yoluyla çaba gösteri¬lecektir.
Eğitim ortamında kullanılan malzemeler, kadın-erkek eşitliği ilkesine
aykırı her türlü söylem ve önyargıdan arındırılacaktır.
Kırsal alanda kız çocuklarının nüfus kaydına alınmasında eksiklikler
giderilecektir.
Pekin ve Pekin+5 gibi Türkiye’nin taahhütlerini yerine ge¬tirmekle
yükümlü olduğu uluslararası sözleşmelere uygun olarak, eğitimin her
kademesinde kız çocuklarının okullaş¬ma oranlarının artırılması için
gerekli tüm önlemler alına¬caktır.
Kadınların mesleki eğitim olanaklarını geliştirecek, Çok Amaçlı Toplum
Merkezi (ÇATOM) ve benzeri kuruluşlar yaygınlaştırılacaktır.
Zorunlu ilköğretimden çeşitli nedenlerle ayrılmış kız ço¬cuklarının ve
kadınların eğitimlerini tamamlamaları için Akşam ve Yaz Okulları
yaygınlaştırılacaktır. Halk eğitim merkezleri yaygınlaştırılarak her
yaşta kadının eğitime de¬vam edebilmesi sağlanacaktır. Kadın Veri
Merkezi, Kadın Merkezleri ve Ulusal Kadın Konseyi kurulacak, kadın
sorunları katılımcı bir yaklaşımla çözümlenecektir.
Eğitim ve kadın alanında faaliyetlerde bulunan sivil top¬lum
örgütlerinin çalışmaları desteklenecektir.
KADINA KARŞI ŞİDDET EN BÜYÜK AYIPLAR¬DANDIR. TÜRKİYE BU AYIPTAN
KURTARIL¬MALIDIR.
Kadına karşı şiddet, en yaygın ve sık rastlanılan insan hak¬ları
ihlallerindendir. Kadına karşı şiddet, özellikle de aile içi şiddet,
kadın erkek ilişkilerinde derhal aşılması gereken temel bir sorun
alanıdır.
Şiddet karşısında izleyecekleri hukuki yollar konusunda yeterince
bilgilendirilmemiş olmaları, sığınma evlerinin yetersiz kalması
nedenleriyle, kadınlar şiddet karşısında genelde savunmasız
kalmaktadırlar.
Kadına karşı şiddetle mücadele ulusal eylem planı oluşturulacaktır:
Kadına şiddet uygulaması ile töre ve namus cinayet¬lerine karşı kararlı
mücadele: Kadınlara yönelik her türlü şiddete, töreler ya da namus
gerekçe gösterilerek uygulanan insanlık dışı ve suç teşkil eden
davranışlara kar¬şı kararlılıkla mücadele edilecek, töre ve namus
cinayet¬lerinin en ağır şekilde cezalandırılabilmesi için Türk Ceza
Kanunu’nda gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
Kadın sığınma evleri ihtiyaç düzeyinde açılacak: Ka¬dınlara karşı, aile
içi ve dışı her türlü şiddet, cinsel taciz vb. onur kırıcı eylemler
caydırıcı, eğitici ve koruyucu hukuksal politikalarla önlenecek, yerel
yönetimlerin yeterli sayıda ve nitelikte sığınma evleri açmaları
desteklenecek, bu ev¬lerde ücretsiz danışmanlık, psikolojik destek ve
yasal yar¬dım yapılması sağlanacaktır.
Gençler bu konularda duyarlı kılınacak: Aile içi şid¬det ve töre
cinayetlerini önlemek için gerekli eğitim ve ay¬dınlatma çalışmaları
yapılacak, kadın-erkek eşitliğinin ve bütün aile fertlerinin
saygınlığının korunması temel sosyal hedefler olarak okul eğitim
programlarında yer alacaktır.
Şiddete uğrayan kadınların tedavi ve rehabilitasyonu için özel merkezler
açılacaktır.
Kadın - Erkek Eşitliği Sağlanmadan Demokratik, Kalkınmış, Sağlıklı ve
Modern Bir Ülke Olunamaz.
Toplumsal cinsiyet ayrımcılığına son vermek için kadınla¬ra Karşı Her
Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ile tarafı olduğumuz kadın
hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu tüm uluslararası
sözleşmelerin, toplumsal yaşama ve hukuk sistemimize yansıtılmasını
sağlayacak düzenle¬meler yapılacaktır.
Kadına karşı şiddet ve ayrımcılıkla mücadele amacıyla, Merkezi İdare ve
yerel yönetimlerde gerekli bütçe öde¬neklerinin ayrılması sağlanacaktır.
Kadın - erkek eşitliğini sağlam temeller üzerinde kurabil¬mek için
fırsat önceliği cinsiyetler arası eşitliğin ayrılmaz bir parçası olarak
kabul edilecek, pozitif ayrımcılıkla yak¬laşılacaktır.
Çeşitli kanunlarda yer alan ve kadınlara karşı ayrımcılık anlayışı
içeren veya aileyi korumada yetersiz kalan yasa hükümleri
değiştirilecektir.
Devlete bu konuda gerekli düzenlemeleri yapma yüküm¬lülüğünü getiren
anayasal, yasal ve diğer mevzuat düz¬lemlerinde gerekli düzenlemeler
yapılacak, Eşitlik Çerçe¬ve Kanunu çıkarılacaktır.
TBMM çatısı altında bir Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu kurularak çıkacak
tüm yasalar kadın erkek eşitliği açısın¬dan değerlendirilecek ve
uygulamalar takip edilecektir.
Kamu sektöründeki istihdamda ilkeli kota uygulamasına geçilecek, özel
sektöre yönelik kadın istihdamını artırma¬ya yönelik özendirici
düzenlemelere gidilecektir.
Kadınların günümüz ihtiyaçları ve teknolojilerinin öngör¬düğü geniş
alanlarda mesleki eğitim olanağına kavuştu¬rulmaları sağlanacaktır.
Kadın erkek eşitliğinin önemini vurgulayacak ders prog¬ramlarına
eğitimin her kademesinde yer verilecektir.
Kadın Hakları ile ilgili bilinçlendirme
Kamu yönetiminde ve siyasette, karar verme mekanizma¬larında kadın
oranının yükseltilmesi amaçlanacak, parti¬mize üye kadınların yerel ve
genel seçimlerde aday olma¬ları özendirilecektir.
Kadınların özellikle yargı, idare, ekonominin yönetimi ile iç ve dış
siyaset alanlarında daha etkin olabilmelerine özel önem verilecektir.
Mevcut yasal mal rejiminde, 2002’den önce evlenen ka¬dınlara yönelik
eksiklik yasal düzenlemeyle giderilecek, yasal mal rejimine tabi
olabilmelerinin önü açılacaktır.
Kadının ekonomik bağımsızlığını kazanabilmesi için AB ile uyumlu Ulusal
İstihdam Stratejisi hızla yaşama geçirilecek, bu strateji temelinde
başta işveren, işçi kesimleriyle ve di¬ğer ilgili tüm sivil toplum
kuruluşlarıyla işbirliği yapılarak uzun vadeli bir Ulusal Kadın
İstihdamı Politikası geliştirile¬cek; bu politika, Yıllık Eylem Planları
ile yürütülecektir.
Çalışma yaşamında kadınlara karşı mevcut her türlü ay¬rımcılık
kaldırılacak, iş için değerlendirme ile işe girişte ka¬dınların işe
alınması teşvik edilecektir.
İşyerlerinde kreş olanaklarının yaygınlaştırılması gerçek¬leştirilecek,
İş Kanunu yeniden düzenlenerek, en az 100 işçi çalıştıran yerlerde
devletin de desteğiyle kreş kurma zorunluluğu getirilecektir.
Kendi hesabına çalışan girişimci kadınların kredi olanakla¬rının
genişletilmesi sağlanacaktır.
Çocuk ve yaşlı bakımı için gerekli olan kurumlar geliştiri¬lerek
hizmetleri iyileştirilecek, çalışan annelerin iş yükleri azaltılacaktır.
Analık izni sırasında zorunlu sigorta kaynaklarıyla ödenen ücretlerin
makul düzeye yükseltilmesi hedef alınacaktır.
Gebeliğe, analığa, emzirmeye ve cinsiyete bağlı işten çı¬karmaları ve
doğumdan sonra çalışmaya dönen kadınlara uygulanan ayrımcılığın yasal ve
idari yapılanmalarla önlen¬mesi sağlanacaktır.
Kadın sağlığıyla ilgili sağlık hizmetlerinin niteliği yükselti¬lecek;
kadın sağlığı konusunda koruyucu sağlık önlemleri geliştirilecek; Ana -
Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması mer¬kezleri çoğaltılacaktır.
Kadınların yurttaşlık haklarından eksiksiz yararlanmaları sağlanacaktır.
Evlilikte, hem erkekler, hem kadınlarda 18 yaşını tamamla¬mış olması
koşulu öngörülerek, çocuk yaşta erken evliliğin önlenmesi hedef
alınacaktır.
ÇALIŞMA HAKKI KUTSALDIR, EMEK EN YÜCE DEĞERDİR
CHP, tüm çalışanların kendi tercih ettikleri sendikalarında
örgütlenmesini, sendikal hakların en geniş boyutu ile öz¬gürce
kullanılmasını demokratik toplumun gereği sayar.
Çalışmak her insanın vazgeçilmez hakkıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi, işsizlik sorununu aşmayı, herke¬sin çalışma
hakkını kullanabilmesini sağlamayı toplumsal barışın ve eşitlikçi refah
toplumu anlayışının temel koşulu olarak görmektedir. Emekten yana bu
ilkeli anlayış ve top¬lumsal sorumluluk duygusu içinde çalışanlara her
koşulda destek verilecektir.
Çalışma süreleri kısaltılarak, aşamalı olarak AB ülkeleri dü¬zeyine
indirilecektir.
İstihdam ve gelir güvencesi sağlanacaktır.
Devlet, herkesin çalışma hakkını kullanabilmesinden ve bu hakkın
korunmasından birinci derecede sorumludur.
Ücretli çalışanların farklı statülerde istihdamından dolayı hak kaybına
son verilecek, eşit değerde işe eşit ücret ilkesi¬nin uygulanması
sağlanacaktır.
Kadınların çalışma hayatına katılmaları teşvik edilecektir.
Çalışma yaşamı normları, ILO standartları düzeyine yüksel¬tilecektir.
Sendikalar Yasasıyla Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt yasası
değiştirilecek, bu yasalardaki iş kolu sayısı azaltılacak, noter
zorunluluğu kaldırılacak, yüzde 10 barajı düşürüle¬cektir. Aynı
yasalardaki antidemokratik hükümler ile Avrupa Gözden Geçirilmiş Sosyal
Şartına konmuş olan gereksiz çekinceler kaldırılacaktır.
Çalışma yaşamı ile ilgili olarak, gerek Bireysel İş Hukuku gerekse Toplu
İş Hukuku alanlarında mevcut aksaklıkların giderilmesi amacıyla, reform
boyutlu köklü yasal düzenle¬meler gerçekleştirilecektir.
CHP, BİREYSEL İŞ HUKUKU ALANINDA
REFORM YAPACAKTIR.
İş Yasası, Temel İş Yasası olarak yeniden düzenlenecek; uluslararası
çalışma normları ve ulusal ilkeler, müşterek kurallar olarak ele
alınacak, denizde, basında, hava taşı¬macılığında, tarımda, ormanda
çalışanlarla ilgili hükümler de bu yasa içerisinde yer alacaktır.
İş Güvenliği ile ilgili sorunların çözümünde etkin uygula¬nabilir ve
kontrol edilebilir bir düzenlemeye gidilecek, İl¬gili ILO Sözleşmesi
uygulamaya geçirilecektir. Bir yandan istihdam arttırıcı, diğer yandan
çalışanların İş Güvencesi¬ni sağlayıcı önlemler alınacaktır. Yasada
belirlenen suç ve kusurlarından ötürü işten çıkarılan işçilerin kıdem
tazmi¬natı haklarını tümüyle yitirmeleri önlenecektir.
İşçiler arasında bireysel sözleşmeli personel uygulaması¬na ve işçi
statüsünde olması gerekenlerin kamu görevlisi statüsüne geçirilmesi
yolundaki uygulamalara son verile¬cektir.
Emeğin üzerindeki vergi ve fon yükü azaltılacaktır. Asgari ücret, aile
geçimi esas alınarak, insan onuruna ve sağlıklı yaşama elverişli ölçüde
saptanacaktır.
CHP, TOPLU İŞ HUKUKU ALANINDA REFORM YAPACAKTIR.
Uluslararası normlar ve ulusal gerçeklerimiz esas alına¬rak,
çalışanların örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi yapma hakları tek bir
temel yasada düzenlenecektir.
Sendikal örgütlenme özgürlüğü ilkesi düzenlenirken iş¬çinin demokratik
katılımının en yüksek ve etkin düzeyde olmasını sağlayıcı kurallar
getirilecektir. Güçlü sendikacılık doğrudan işçinin iradesi ile
oluşturulacaktır.
Toplu iş sözleşmesi yapma yetkisinin tespiti bağımsız bir organa
bırakılacak, bu konuda etkin ve çabuk işleyen bir yargı denetimi
sağlanacaktır.
Grev uygulamaları üzerindeki yasaklar kaldırılacak, grev¬lerin
etkinliğini sağlayıcı önlemler alınacak, ertelenmesi kararının ancak
yargı organlarınca verilmesi yönünde dü¬zenlemeler yapılacaktır.
Kamu çalışanlarının sendikalaşma ve grevli toplu iş söz¬leşmesi yapma
hakları ilgili ILO 87 ve 98 sayılı sözleşme sözleşmelerindeki esaslara
göre yeniden düzenlenecek¬tir.
İŞ GÜVENCESİ
Çalışma barışının sağlanması ile sürekliliğini kolaylaştırıcı ve
özendirici önlemler almakla yükümlü olan devlet, keyfi işten
çıkarmalarda da caydırıcı sorumluluk üstlenecektir.
İş güvencesini daha gelişkin bir biçimde sağlayacak dü¬zenlemeler
yapılacaktır.
İş Güvencesi ve akdin feshinde yargı denetimi önündeki tüm engellerin
kaldırılması, yasal boşlukların doldurulma¬sı, çalışma yaşamını
çağdaşlaştırmanın ve demokratikleş¬tirmenin temel koşulları olarak
değerlendirilecektir.
TÜM ÇALIŞANLARA ÇAĞDAŞ SENDİKAL HAKLAR
CHP, özellikle ücretli çalışanların özgür sendikalarda ör¬gütlenmesini
teşvik eder. Bu anlayışla;
Örgütlenme hakkının üzerindeki yanlı baskıların, sarı sen¬dika yaratmaya
yönelik her türlü girişimlerin sona erdiril¬mesi hedef alınacaktır.
-
Sendikaların, mali, yönetsel ve siyasal açılardan yürütme organına,
siyasi parti ve kurumlara bağımlı olmalarını en¬gelleyecek, sendikalarda
örgüt içi demokrasiyi işler kılacak etkin önlemler alınacaktır.
Tarım kesimindeki, mevsimlik veya geçici işlerdeki ve yapı iş kolundaki
işçilerin, ev hizmeti görenlerin örgütlenebil¬meleri ve haklarını daha
etkin biçimde koruyabilmeleri, toplumsal güvenlikten eksiksiz
yararlanabilmeleri destek¬lenecektir.
TÜM ÇALIŞANLARA GREVLİ TOPLU SÖZLEŞME HAKKI
Çağdaş sendikal haklar gerçek anlamını ancak grevli toplu sözleşme
hakkıyla bulur. Bu nedenle devlet, tüm çalışan¬ların, sendikal
örgütlenme hakkını güvence altına alacak¬tır. Bu anlayışla;
Kamu çalışanlarının, zorunlu kamusal hizmetleri aksatma¬dan,
Grevli Toplu Sözleşme hakkından çağdaş normlar çerçe¬vesinde ve etkin
bir şekilde yararlanmaları,
Sendikal haklarını kullanabilmelerinin önündeki engelle¬rin
kaldırılması,
Bu alanda doğrudan uygulanırlık kazanmış olan ILO söz¬leşmelerinden
kaynaklanan haklarını kullanılabilmeleri,
sağlanacaktır.
Medya sektöründe ayrımsız grevli, toplu sözleşmeli sen¬dikal hakkın
kullanılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır.
Grev, sadece toplu iş sözleşmesi sürecinde bir araç ola¬rak
görülmemeli, toplu sözleşmelerle sağlanan hakların uygulatılmasının bir
güvencesi olarak da değerlendirilme¬lidir. Bu çerçevede, Hak Grevi ve
Dayanışma Grevinin ser¬best bırakılması, toplu iş sözleşmeleri için
yetki tespitinin tarafsızlıkla uygulanması hedef alınacaktır.
Grev hakkının kullanımını önleyen, geciktiren ve etkisizleş¬tiren tüm
zorlayıcı, bağlayıcı düzenlemeler ile grev hakkı¬nın özünü zedeleyen tüm
grev yasaklarının kaldırılması; grevlerin, ancak yargı organlarınca
ertelenebilmesi; grev ertelemelerinin, geçerli, somut nedenlere
bağlanması; erteleme sona erdikten sonra greve devam edilebilmesi,
sağlanacaktır.
Toplu pazarlık hakkının kullanımının; çalışanlar, işveren ve hükümet
kanatlarının katılımıyla, geçmiş deneyimleri¬mizin ışığında ve
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün ilke ve sözleşmeleri doğrultusunda,
yeniden düzenlenmesi he¬def alınacaktır.
GÜVENLİ VE SAĞLIKLI ÇALIŞMA HAKKI
CHP, tüm çalışanların insanca yaşama ve çalışma koşulla¬rına
kavuşturulmalarını amaçlamaktadır. Bu amaçla,
İşçi sağlığı, meslek hastalığı ve iş güvenliğine ilişkin mev¬zuat,
teknolojide ve kullanılan girdilerde meydana gelen gelişmeler göz önüne
alınarak gözden geçirilecek ve çağ-daşlaştırılacaktır.
İşçi sağlığı, meslek hastalığı ve iş güvenliği konularında çağdaş
normlar esas alınacak, yerleşmiş normlara ilişkin hukuksuzluğu ve
tıkanmışlığı gidermek için hukuki düzen¬lemeler sosyal taraflarla
birlikte yaşama geçirilecektir.
Gerek işyerlerinde, gerek basın ve yayın organlarında ça¬lışanları
bilgilendirici ve bilinçlendirici yayınlar teşvik edi¬lecektir.
İşçi sağlığı, meslek hastalığı ve iş güvenliği denetim perso¬nelinin
sayısı, olanakları ve yetkileri arttırılarak, bağımsız¬lığı sağlanacak,
mevzuatın ihlali durumunda uygulanacak yaptırımlar etkili hale
getirilecektir.
Güvencesiz, kaçak işçi çalıştırılmasının önüne geçilerek; Sosyal
Güvenlik Sisteminin en önemli sorunu haline ge¬len finansman sorunu
çözülecektir. Bundan kaynaklanan haksız rekabet önlenecektir.
Kıdem tazminatı, işçiler bakımından ödün verilemez ve vazgeçilemez bir
kazanılmış işçi hakkıdır. Bu alana ilişkin yasal düzenlemeler, ancak
tarafların mutabakatı sağlana¬rak, kazanılmış haklar korunarak
gerçekleştirilecektir.
Ekonomik Sosyal Konsey, üçlü yapı temel alınarak yeni¬den
oluşturulacak, gerekli durumlarda Konseyin yapısı genişletilecektir.
Çalışma biçiminden kaynaklanan nedenlerle ortaya çıkan hastalıklar da
meslek hastalığı olarak kabul edilecek, Mes¬lek Hastalıkları listesi
günümüz çalışma koşularına göre yeniden düzenlenecektir.
Meslek hastalıkları hastanelerinin sayısı arttırılacak; özel¬likle
sanayinin yoğun olduğu yerlerde yeni meslek hasta¬lıkları hastaneleri
açılacaktır.
Meslek hastalıklarında tazmin edici değil, koruyucu ön¬lemlere yönelik
hukuksal düzenlemeler yapılacaktır.
DEMOKRATİK, ÖZGÜR BASIN
VE İLETİŞİM ORTAMI
İletişim özgürlüğü, ülkemizde insanca yaşamanın, saydam bir yönetime
kavuşmanın ve demokratik sistemin temel koşullarındandır. Halkın Doğru
Haber Alma ve Gerçekleri Öğrenme Hakkının bir aracı olan yazılı, görsel
ve dijital medyanın temel işlevi ise iletişim özgürlüğünün sağladığı
özgürlük ve sorumluluk alanını en iyi şekilde değerlendi¬rip gerçekleri
tarafsız biçimde kamuoyuna yansıtmaktır.
Doğru haber alma, doğruları ve gerçekleri bilme, doğru bilgilenme hakkı
demokrasinin gereğidir:
Güçlü, yansız, ilkeli, demokratik bir medya hedefi¬mizdir: Medyada
tekelleşme önlenecek, güçlü, yansız, ilkeli, demokratik bir medya
ortamının, evrensel boyutta kabul gören kriterler eşliğinde, dünyaya
açık ve çağdaş yapıda eksiksiz olarak oluşturulması hedef alınacaktır.
Bilgi edinme özgürlüğü güvence altına alınacak: Medya ve iletişim
özgürlüğünün bilgi kirliliğine yol aç¬madan en yaygın şekilde
kullanılabilmesi ile halkın bilgi edinme hakkından en geniş biçimde
yararlanabilmesinin şeffaf ve demokratik ortamı amaçlanacak, bu
öngörünün gerektirdiği özgürleştirici ve düzenleyici tüm önlemler
sağlanacak, Bilgi Edinme hakkına tam anlamıyla uyulması sağlanacaktır.
İletişim özgürlüğü korunacak: Yasama ve yürütmenin (merkezi ve yerel
yönetimler dâhil), medya sahipliğinin veya bu alandaki tüm diğer
aktörlerin İletişim Özgürlüğü¬nü kısıtlamaya yönelik girişimlerine karşı
durulacaktır.
Sansür ve öndenetime son verilecek, basın hakları ve iletişim özgürlüğü
korunacak: Yayınlarda sansür veya ön denetime kesinlikle karşı olan
anlayışımızla, bu konuda sadece uluslararası normlarda yargı denetimine
bağlı kılınması öngörülecek, basın hakları ve iletişim öz¬gürlüğü sonuna
kadar savunulacaktır.
İletişim özgürlüğünün, gerçek ve tüzel kişiler arasındaki iletişimin
gizliliği ilkesini ihlal etmeyecek, demokratik ve saydam bir hukuk
devletinin beklentilerini karşılayacak bir düzenlemeye tabi tutulmasına
özen gösterilecektir.
Medya – ticaret – siyaset ilişkilerine şeffaflık hâkim olacak: Devlette
idarenin saydamlaştırılması paralelinde, medya dünyası, vakıflar,
dernekler ile meslek odalarının, sektörün ve bu kuruluşların
yöneticilerinin, Medya – Tica¬ret – Siyaset çerçevesindeki ilişkilerinin
saydamlaşması ve çağdaşlaştırılması hedef alınacaktır. Yabancılar ulusal
med¬ya kuruluşlarında yetkili üst yönetici olamayacaklardır.
Sorumluluk düzeyi yüksek nitelikli medya: Yazılı ve görsel medya ile
internet medyacılığının, Anayasamızın kural ve ilkelerine, insanlığın
evrensel değerlerine, toplu-mumuzun geleneklerine, farklı kültürel, dini
ve etnik du¬yarlılıklarına, ulusal bütünlüğümüze, bireysel hak ve
öz¬gürlüklere saygılı biçimde yayın yapmaları hedef alınacak¬tır.
Medyada şiddet görüntülerinin iletişim kurumları arası özdenetim
mekanizması ile önlenmesi amaçlanacaktır.
Yerel medya desteklenecek: Yerel demokrasinin güç¬lendirilmesinde
önemli bir işlevi olan yerel görsel ve yazılı medyanın gelişmesi için
gerekli önlemler alınacaktır. Yerel radyo, televizyon ve gazeteler ile
internet yayıncılığının, mesleki etik ile yansız, bağımsız ve özgür
habercilik ku¬rallarına bağlı kalmaları eşliğinde, mali ve kurumsal
ya¬pılarının güçlendirilmesi önemle desteklenecektir. Yerel
televizyonların uyduya çıkma ücretleri makul bir düzeye indirilecektir.
Basın İlan Kurumu adil olacak: Basın İlan Kurumu’nun adil ve hukuki
olmayan ve bir nevi baskı unsuruna dönü¬şen taraflı uygulamaları
engellenecektir.
Medyada tekelleşmenin önlenmesi sağlanacak: Yazılı ve görsel medyada
tekelleşmeyi önlemeye yönelik yasal ve kurumsal düzenlemeler, dünyadaki
örnekleri de dik¬kate alınarak uygulamaya geçirilecektir. Gazete ve
dergi dağıtımındaki yapılanmaların haksız rekabet ortamı yarat¬maması
gözetilecektir.
RTÜK meslek odalarına açılacak: Kamu iletişim ku¬ruluşlarında,
toplumdaki her kesimin ve görüşün en ge¬niş boyutta yer alması
sağlanacaktır. Bu anlayışla, RTÜK üyelerinin aday olma ve seçimi
süreçleri medya meslek odalarının, iletişim fakültelerinin etkin
katılımına açılacak; RTÜK’ün konumu, internet yayınları alanını da
kapsaya¬cak şekilde güçlendirilirken, etkinliği ve tarafsızlığı
sağla¬nacaktır.
Basın etik kurallarının güçlendirilmesi desteklene¬cek: Basın
Konseyi’nin ve bu alandaki diğer sivil toplum kurumlarının, demokratik
değerler çerçevesinde etkin¬liklerinin artması, Basın Etik Kurallarının
uygulanmasının güçlendirilmesi desteklenecektir.
İletişim sektörüne çerçeve yasa: Tüm iletişim sektörü¬nün, yazılı ve
görsel medya ile internet yayıncılığı ve diğer kitlesel yayıncılık
dünyasının tek bir çerçeve yasayla dü¬zenlenmesi hedef alınacaktır.
Sarı basın kartlarına yeni düzen: Sarı Basın Kartlarının Başbakanlığa
bağlı bir kuruluş yerine, Basın Konseyi, Tür¬kiye Gazeteciler Cemiyeti,
İl Gazeteciler Cemiyetleri, Tür¬kiye Gazeteciler Federasyonu ve toplu
sözleşme yapma hakkına sahip sendika temsilcilerinden oluşan bir kurulca
değerlendirilip hazırlanması için gerekli düzenlemeler ya¬pılacaktır.
Yabancıların ulusal medya kuruluşlarını kontrol et¬mesi önlenecek:
Yabancıların medya kuruluşlarındaki payı tek karar verici durumuna
gelmelerini önleyecek şe¬kilde sınırlandırılacaktır.
SİYASET VE SİVİL TOPLUM
Etkin, İlkeli Ve Saygın Parlamento
TBMM’nin etkinliğinin artırılması, seçilmişlerin ülkede ço¬ğulcu ve
özgürlükçü demokrasinin gelişmesinin kararlı gücünü ve güvencesini
oluşturması hedef alınacaktır.
Özellikle ulusal dava haline gelen sorunlarımızın Mecliste kapsamlı
biçimde ele alınması, tartışılması ve ortak görüş¬lere varılması, toplum
yaşamımızı yakından ilgilendiren yolsuzluk iddialarının ele alınması
sağlanmalıdır. Meclis İçtüzüğü ve çalışma yöntemi bu anlayışla yeniden
oluş¬turulacaktır.
TBMM Komisyonları genişletilerek, işlev ve yetkilerinin arttırılması;
sivil toplum kuruluşlarının, komisyonların ya¬sama ve denetim
faaliyetlerine daha yoğun düzeyde ve etkin çerçevede katkıda bulunmaları
hedef alınacaktır.
TBMM idaresi, özerklik, tarafsızlık ve hizmette bü¬tünlük ilkeleri
temelinde yeniden yapılandırılacak:
Meclis idaresinin en üst yöneticisi olan Genel Sekreterin Meclis
Başkanlık Divanı’nın ortak önerisi ile TBMM tarafın¬dan seçilmesi veTBMM
bütçesinin oluşturulacak Komis¬yon eliyle kendi içinde denetlemesi,
hedef alınacaktır.
Siyasi etik kurulu kurulacak: Siyasi Etik/Ahlak yasası çıkartılarak,
milletvekillerinin yapamayacakları işler yeni¬den belirlenecektir. TBMM
Etik Kurulu oluşturularak, mil-letvekillerinin kamu kesimi ile çıkar
çatışmasına girmeleri önlenerek, Meclisin daha verimli, ilkeli ve etkin
yapıda ça¬lışması, toplumda daha güvenilir ve saygın konuma gel¬mesi
sağlanacaktır.
TEMİZ SİYASET, DÜRÜST YÖNETİM
Her kademede dürüst yönetim ve açık toplumu yaşama geçirmek CHP’nin
temel hedefidir.
Siyasette ve kamu yönetiminde kirlenme toplumumuzun öncelikli
sorunlarından biridir. Yolsuzluk, rüşvet, görevi ihmal ve kötüye
kullanma, kayırmalar ülke sosyal barışını kökünden sarsmaktadır. Bu
erdemsiz görüntü halkımızın merkezi ve yerel yönetimlere olan güvenini
zedelemekte, demokrasimizin gelişmesi engellenmektedir.
Milletvekilleri ile ilgili çağdaş Siyasi Etik/Ahlak Kuralları,
ül¬kemizde de, gelişmiş demokrasi ülkeleri standartlarında uygulamaya
konulmadığı, Temiz Siyaset ilkeleri eksiksiz yaşama geçirilemediği
sürece, Dürüst Yönetim sağlana¬maz, demokrasimizin bundan ciddi hasar
görmesi önle¬nemez.
Siyaset, bir Kamusal Görev ve Toplumsal Özveri alanıdır. Siyasetin bir
çıkar kapısı, bir servet birikimi alanı olarak görülmesi önlenecektir.
Meclisin ülkedeki rüşvet ve yolsuzluk iddialarının denet¬lenmesinde
daha etkin rol oynaması için çaba gösterile¬cektir. Kamu yönetiminde
rüşvet ve suistimal suçu işleyenlerin süratle yargılanıp
cezalandırılmaları sağlanacaktır.
• Milletvekili Dokunulmazlığına Çağdaş Siyaset Sı¬nırlaması
Getirilecektir: Milletvekili Dokunulmazlığının erdemli ve temiz
siyasetin önünde engel oluşturmasına son verilecektir.
Anayasa’da gerekli değişiklik yapılarak, Milletvekili
Doku¬nulmazlığının sadece kürsü dokunulmazlığı ile sınırlan¬dırılması,
diğer faaliyetler ile adi suçlara karşı koruyucu işlevinin kaldırılması
öncelikli hedefimiz olacaktır.
Dokunulmazlığının kaldırılması talep edilen milletvekille¬rinin mevcut
dosyaların bekletilmeden, dönem sonuna ertelenmeden sonuçlandırılması
sağlanacaktır.
• Siyasi Etik (Ahlak Yasası Çıkarılacaktır)
Milletvekillerinin kamu kesimi ile hiçbir şekilde çıkar ilişki¬sine
girmemelerini, milletvekilliği dışındaki tüm iş ilişkileri¬ni beyan
etmelerini,
Başbakan ve bakanların, kontrolleri altındaki varlıklarının portföy
yönetiminin, görevleri süresince, kayyuma devre¬dilmesini,
Milletvekili Mal Bildirimlerinin kamuoyunun denetimine açık
tutulmasını,
Bir siyasi partiden başka bir siyasi partiye geçişte doğru¬dan veya
dolaylı olarak çıkar sağlayan milletvekillerinin TBMM üyeliğinden
düşürülmesini, Hediye niteliğinde mal ve hizmet kabulünde kısıtlamaların
kapsamının, Batılı ülkeler standartlarında genişletilmesini, sağlamak
için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması he¬def alınacaktır.
• Devlet Sırtından Zenginleşme Dönemine Son Verilecektir
Siyaset, Medya ve Ticaret arasındaki ilişkilerin saydamlaş¬ması, etik
kurallara uygun hale gelmesi, tarikat ve çıkar bağlarından arındırılması
sağlanacaktır.
Tüccar Siyaset anlayışına son verilecek, ticaret ile siyasetin bağları
kesilecektir.
• Siyasi Partilerin ve Adayların Seçim Harcamaları¬na Etkin Denetim
Sağlanacaktır
Siyasi partiler ile genel ve yerel seçimlerde aday olanların seçim
harcamalarının, partilere veya adaylara yapılan ba¬ğışların Batı
demokrasileri normlarına göre sınırlanması ve denetlenmesi sağlanacak,
parti gelir ve giderlerine iliş¬kin veriler periyodik olarak kamuoyuna
açıklanacaktır.
• Kamu Yönetiminde Saydamlık ve Dürüstlük Ege¬men Kılınacaktır
Kamu görevlilerinin kendileri ve yakınlarına her türlü çıkar
sağlayabilecek görev ilişkisine girmeleri engellenecektir.
Kamu ihale ve alımları şeffaf hale getirilecek, rekabete açık
tutulacaktır. İhale yasası, bunları gerçekleştirecek, kamu yararını
gözetecek yapıya kavuşturulacaktır.
Yerel yönetimlerin ihale, imar değişikliği veya rant oluşu¬muna neden
olacak işlem ve kararları ancak, meslek oda¬ları, muhtarlar ve yöre
temsilcilerinin katılımı ile kamuoyu¬nun gözetiminde, yerel meclisler
düzeyinde ele alınabile¬cek; gerektiğinde referanduma başvurulacaktır.
Kamu kuruluşlarının ve belediyelerin, kendileri ile doğ¬rudan ve
dolaylı çıkar ilişkisi olan özel ve tüzel kişilerden bağış almaları
önlenecektir.
Devlet ve ülke yönetiminde ahlakın ve dürüstlüğün gele¬neğini
simgeleyen Cumhuriyet Halk Partisi, çıkaracağı Si¬yasi Ahlak Yasası ve
diğer önlemlerle, siyasette ve kamu yönetiminde erdem ve saydamlığı
temel ilke haline getire¬cek; her türlü kirliliğe son verecektir.
YOLSUZLUKLAR ÖNLENECEKTİR
Etik değerlerdeki erozyonu hızlandıran ekonomik sistem¬lerin
küreselleşmesi ile yaygınlaşan ve gelişen ülkelerde yoksulluğu artırıcı
bir etken konumuna gelen yolsuzluk, siyaset-ticaret-bürokrasi ilişkileri
ile büyümektedir.
Rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma, siyasal yozlaşma yal¬nızca ahlaki bir
sorun olmayıp, ekonomik kalkınmayı da olumsuz etkilemektedir. Yolsuzluk
ekonomik krizlerin ha¬zırlayıcısı ve hızlandırıcısıdır.1980 sonlarında
Türkiye’yi yöneten siyasi iktidarların uy¬gulamaya soktuğu “köşe dönücü”
anlayış, giderek meşru¬laştırmakta ve toplum yolsuzluklara
alıştırılmaktadır.
CHP, her türlü yolsuzlukla kesin mücadelede kararlıdır. Ancak
yolsuzuluklarla nasıl mücadele edileceği, yolsuzu¬luğun nasıl
anlaşıldığı ile yakından ilişkilidir.
En geniş tanımı ile yolsuzluk; kamusal yetkinin özel çıkar¬lar
doğrultusunda kötüye kulanılmasıdır.
Yolsuzluk yaşanılan süreçte nitelik değiştirmiş ve devletin tüm
olanakları ve yönetme erki kullanılarak sadece kişisel çıkarları değil
parti, sınıf ve belli grupların çıkarlarını da kapsayan sistematik bir
yapıya dönüştürülmüştür.
Yolsuzluklardaki artış toplumsal çöküntüyü hızlandıran, ekonomik ve
sosyal doku hızla bozulmakta; ülkemizin hu¬kuk sistemine ve demokrasiye
olan güven sarsılmaktadır.
CHP, yolsuzluklarla karalılıkla mücadele edecektir. Yolsuz¬lukları
önlemek için her türlü önlem alınacaktır. Bu çer¬çevede son zamanlarda
zaman aşımı nedeniyle pek çok suçta suçluların cezasız kaldığına ve bu
durumun kamu vicdanını derinden yaraladığına tanık olunmaktadır. Bu
nedenle bazı suçlarda zaman aşımı kaldırılacaktır.
SİYASİ PARTİLER
CHP Halkın politika ve partilerle yabancılaşması sonucu¬nu doğuran
amaçlayan, toplum kesimlerinin siyasete ge¬niş boyutta katılımını
kısıtlayan anlayışları reddeder. Anayasanın temel hak ve özgürlüklerin
engelini oluştu¬ran tüm maddeleri değiştirilecek: Cumhuriyet Halk
Parti¬si, 1982 Anayasası’nın, siyasi partilerin yapılanma, örgüt¬lenme
ve çalışma koşullarına getirdiği, çoğulcu demokra¬sinin doğal gelişimini
engelleyen kısıtlamaların kaldırılma¬sını, bu amaçla gerekli yasal ve
anayasal düzenlemelerin yapılmasını amaçlamaktadır.
Gençlerin ve kadınların siyasi partilerde ve siyasette aktif olarak yer
almaları sağlanacaktır.
Ülkenin demokratikleşmesinin ön koşulu olarak, siyasi partilerin
işleyişinde ve örgüt yapılanmalarında parti içi demokrasinin ve
katılımcılığın yaşama geçirilmesi sağla¬nacaktır.
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ
Sivil toplum yapılanmasının güçlenmesi desteklenecek: Meslek odaları,
okul aile birlikleri, sendikalar, yöresel da¬yanışma dernekleri, çevre
ve tüketici hakları kuruluşları gibi tüm yurttaş beraberlikleri
özendirilecektir. Böylelikle, yurttaşın sivil toplum örgütleri
aracılığıyla ülkede daha et¬kin duruma gelmesi sağlanacaktır.
Vakıfların ve sosyal yardım amacı ile oluşturulmuş dernek¬lerin kuruluş
amaçları doğrultusunda faaliyet göstermele¬ri etkin denetim ile
sağlanacak; devletten daha çok destek veya teşvik alabilmeleri kamu
yararı ilkesi gözetilerek ger¬çekleştirilecektir.
Sivil toplum koordinasyon kurulu oluşacak: Sivil toplum örgütleri,
kendi uzmanlık alanlarında devletin gerçekleş¬tirmeyi öngördüğü belirli
projeleri katılımcı bir anlayışla üstlenecekler, bu sürecin denetimi ve
eşgüdümün sağlan¬ması için Sivil Toplum Koordinasyon Kurulu
oluşturula¬caktır.
KOOPERATİFLER
CHP, kooperatifleri, özellikle tarımda üretkenliğin artırıl¬masında,
üretici emeğinin değerlendirilmesinde, gelirin daha adil paylaşımında,
dar gelirli tüketicinin korunma¬sında önemli katkılar sağlayan
demokratik örgütlenme olarak değerlendirmektedir.
Kooperatifçilik en yaygın şekilde desteklenecek: CHP, kooperatiflerin,
tarım ve tarımsal sanayinin gelişti¬rilmesinde, üreticiye girdi ve diğer
desteklerin sağlanma¬sında, dar gelirli tüketiciye kolaylıklar
yaratılmasında, sos¬yal konut üretimi ile barınma ihtiyacının
karşılanmasında önemli katkılar sağlayacakları inancındadır.
Kırsal ve kentsel kooperatifler desteklenecek: Başta tarımsal
faaliyetler alanında olmak üzere kırsal ve kentsel kooperatiflerin
geliştirilmesi desteklenecek, bu kurumların uluslararası kooperatifçilik
ilkeleri ve Avrupa Birliği norm¬larına göre çalıştırılmaları
gözetilecektir. Kooperatiflerin ekonomik açıdan başarılı olabilmeleri
için faaliyet konula¬rının çeşitlendirilmesi ve içerik olarak
genişletilmesi, kendi aralarında bütünleşerek güçlenmeleri hedef
alınacaktır.
Kooperatifler Bankası kurulacak: Kooperatiflerin ve¬rimli yatırımları
özendirilecek; kooperatifler ve üst birlikle¬rin sermaye ve yönetimine
egemen olacakları bir Koope¬ratifler Bankası’nın kurulması
sağlanacaktır.
Demokratik Kooperatifler Çerçeve Yasası çıkartıla¬cak: Tarım ve tarım
dışı tüm kooperatifler (tarım kredi ve tarım satış dâhil) ile ilgili
mevzuatın tek bir Kooperatifler Yasası içerisinde toplanması sağlanacak;
Kooperatif Üst Birlikleri siyasi müdahalelerden arındırılacaktır.
Kooperatifçilik eğitimi yaygınlaştırılacak: Ülke dü¬zeyinde demokratik
kooperatifçilik üzerine yaygın eğitim olanağı sağlanacak; bu amaçla,
eğitim sisteminde koope¬ratifçiliğe yeterince yer verilecek, kooperatif
üst örgütleri¬nin ortak ve ortak dışı eğitim yapmak üzere yapılanmaları
desteklenecektir.
SENDİKALAR
Cumhuriyet Halk Partisi;
Çalışma yaşamında emek hakkını koruyan, verimliliği artı¬ran, emeğin
örgütlenmesi ve dayanışmasına olanak sağ¬layan sendikal yapılanmada, bu
temel hak ve özgürlükler¬den tüm çalışanların yararlanmasını öngörmekte,
Çalışanların, sendikalar yoluyla, ekonominin yönlendirilip
düzenlenmesine etkin biçimde katılmalarını amaçlamakta,
Demokrasimizi zedeleyen ara rejimlerin çalışma yaşamı ve sendikacılık
hareketi üzerine getirdiği tüm engelleri ve olumsuzlukları gidermeyi
hedeflemekte, Sendikaların siyasi partilerle ilişki kurmalarının,
çalışanla¬rın sendikalara üye olma ve sendikalarda yönetici seçile¬bilme
süreçlerindeki kısıtlayıcı düzenlemelerin kaldırılma¬larını öngörmekte,
Sendikaların kendi iç düzenlerinde ve işleyişlerinde de¬mokrasi
ilkelerine ve gereklerine daha ileri düzeyde uy¬malarını, sendikal
hareketin etkinliğini arttırıcı bir unsur olarak değerlendirmektedir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KAMU YÖNETİMİ
BÖLÜM III
KAMU YÖNETİMİ
CHP’nin kamu yönetimi anlayışı
Anayasaya ve yasalara bağlılık içinde, Atatürk ilke ve dev¬rimleri,
laik cumhuriyet ve modernleşme ilkelerinden ödün vermez.
Ulus Devlet, Üniter Devlet ve Laik Devlet yapılanmamı¬za, ulusal
bağımsızlığımıza ve benzeri olmayan Türkiye Modeli’ne koşulsuz bağlıdır.
Hukuk devleti yapısı içinde evrensel nitelikteki temel insan hak ve
özgürlüklerine saygı duyar.
Yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak, ülkemi¬zin bütünlüğü
ve dış güvenliğine yönelik tüm tehditleri or¬tadan kaldırmak, iç barışı
sürekli kılmak, uluslararası barı¬şa katkıda bulunmak devletin en önemli
sorumluluğudur.
Kamu yönetiminin her kademesi ile, yasama ve yargı erk¬leri karşısında
anayasal konumunu her koşulda sahiplen¬me, yargı kararlarına uyma
yükümlülüğü vardır.
ÇAĞDAŞ KAMU YÖNETİMİ REFORMU
Türkiye’nin gereksinimlerine uygun bir Kamu Yönetimi Reformu
gerçekleştirilecektir. Bu Reform çerçevesinde çağdaş, demokratik
ülkelerdeki reform çalışmaları dikkate alınarak yapısal değişikliklere
gidilecek, vatandaşların ha¬yatını güçleştiren, yatırımları geciktirip
engelleyen gerek¬siz formaliteler kaldırılacaktır. Bu çalışmaları
yönlendir¬mek için bir Devlet Reformu Bakanlığı kurulacaktır.
Küreselleşmenin getirdiği teknolojik olanaklardan yararlanılacak,
üniter yapı korunacak: Kamu yöneti¬minde, özellikle iletişim alanında
küreselleşmenin sağladı¬ğı bazı teknolojik olanaklardan yararlanılacak
ancak, küre¬selleşme adına çok sayıda yerel iktidar odağı oluşturmayı
dayatan, merkezi devlete rakip olarak cemaat, tarikat ve çok uluslu
şirketler eksenini geliştirmeye yönelik idari fe¬deralizm benzeri
yapılanmayı öngörerek Cumhuriyetimi-zin temel niteliklerini ve özellikle
üniter yapıyı tehdit eden her türlü idari düzenleme girişimleri
gündemden çıkartı¬lacaktır.
Vatandaş odaklı hızlı, rasyonel kamu hizmeti: CHP, yönetim yapısını,
kamu hizmetlerini hızlı, ekonomik, ve¬rimli, etkin, rasyonel, ve
vatandaş odaklı olarak yeniden yapılandıracaktır. Mümkün olan alanlarda,
çağdaş ülke¬lerde olduğu gibi yıllık üretim ve verimlilik artışı
hedefle¬ri saptanacak ve ilgili kuruluşların bu hedeflere ulaşması
teşvik edilecek, başarılı olanlar ödüllendirilecektir.
Bakanlıkların sayısı ve görev alanları yeniden dü¬zenlenecektir: Kamu
yönetiminin, çağdaş gelişmelerin ışığında kendisini sürekli yenileyip
geliştiren bir yapıya ka¬vuşturulması sağlanacaktır. Bu kapsamda,
Bölgesel Kal¬kınma ve Yerleşim Sorunları, Bilişim ve Bilgi Toplumu,
Av¬rupa ile İlişkiler, KOBİ, Göçmen Sorunları gibi yeni sorun ve
sorumluluk alanlarında ve çalışma ve sosyal güvenlik alanlarına yönelik
Bakanlık düzeyinde yeni yapılanmalar gerçekleştirilecektir.
ŞEFFAF, ADİL, RASYONEL KAMU İHALE RE¬FORMU
Kamu ihale sistemi, kamu yararını gözeten, eşitlik, ada¬let ve
saydamlık ilkelerini temel alan, işi en makul fiyatla, süresi içinde, en
iyi yapacak olana yaptırma anlayışı ile, çağdaş normlar ve fenni
kurallar çerçevesinde yeniden oluşturulacaktır. Bu anlayışla, kamu ihale
kanunu açık¬lık, şefaflık ve rekabeti sağlayacak şekilde yeniden ele
alınacaktır.
Müteahhitlik ve Müşavirlik hizmetleri sunan kuruluşların, bu alandaki
ülkemiz uygulamaları ötesinde uluslararası düzeyde belirlenmiş ilke ve
standartlarda oluşmaları ve hizmet sunmaları esas alınacaktır.
Kamu İhale Kurumu’nun bağımsız yapısı gözetilecek, ça¬lışmalarına
etkinlik kazandırılacaktır.
Kamu ihale sürecine, dışarıdan, devlet yönetiminin diğer kademelerinden
veya siyasi kesimlerinden her türlü mü¬dahalenin kesinlikle önü
alınacaktır.
Risk ve kriz yönetimi mekanizmaları kurulacaktır. Devlet yapısının,
kamu idaresinin ve toplum düzenimizin karşı karşıya kalabileceği riskler
değerlendirilerek, kamu yararını göz önünde tutan yurttaş odaklı ve
etkili bir risk ve kriz yönetimi mekanizması kurulacaktır.
Kamu yönetimi bilgi çağı olanaklarını kullanarak yaşamı kolaylaştıracak
ve çağdaş kamu yönetim sis¬temleri geçikmeksizin uygulanacaktır: Kamu
idaresi¬nin fiziki ve teknik alt yapısı, bilgi ve bilişim çağı ile
küresel¬leşmenin, çağdaş yönetim anlayışının getirdiği olanaklar ile
güçlendirilecektir. E- Devlet yapılanması tüm hizmet alanlarında etkin
ve çağdaş çerçevede yaşama geçirile¬cek, devlet yurttaş ilişkileri
sadeleştirilecek ve yaşam ko¬laylaştırılacaktır.
Çağdaş Personel Reformu ile Kamu görevlilerinin verim¬liliği ve
etkinliği artırılacak personelin hizmet-içi eğitimi ile niteliğinin
artırılması sağlanacaktır. Çağdaş yönetim tek-niklerini esas alan bir
personel reformu gerçekleştirilecek¬tir.
Kamu etik kurulu bağımsız yapıda etkinleştirilecek: Yönetimin her
kademesinde, dürüst yönetim ilkeleri ege¬men kılınacak, Kamu Etik
Kurulu’na işlerlik kazandırılacak, yürütme erkinin hiçbir şekilde özel
çıkarlar için kullanıl¬masına izin verilmeyecek, bu konu ile ilgili
gerekli yasal düzenlemeler gerçekleştirilecektir.
Yerel yönetimlerin görev yetki ve sorumlulukları yeniden
tanımlanacaktır.
Kamu yönetiminde merkezi idare ve yerel yönetimler ara¬sında hizmet
bütünlüğü gözetilerek, merkezi ve yerel ida¬relerle bunlar arasındaki
ilişkiler yeniden tanımlanacaktır. Merkezi İdare tarafından üstlenilmiş
olan görevlerden uy¬gun görülenler, yerel yönetimlere devredilecektir.
Hizmet bölüşümü, üniter devlet ilkesini, devletin bütünlüğünü ve
hizmet-kaynak dengesini gözeten bir bütünlük içinde
gerçekleştirilecektir. Merkezi yönetimin yerel yönetimleri denetlemesi
çağdaş ölçüler içinde yeniden düzenlene¬cektir.
Hak sahibi vatandaş: Kamu yönetiminde yardım yapı¬lan muhtaç vatandaş
kavramı yerine, yasalarla hakları ko¬runan hak sahibi vatandaş kavramı
temel alınacaktır.
Yurttaşın beyanı esas olacak, devlet vatandaşına gü¬venecek: Beyan
usulü getirilecek; bu çerçevede vatanda¬şına güvenen bir devlet anlayışı
egemen kılınacaktır. Dev¬letle ilişkilerinde, vatandaşa kuşkuyla
yaklaşılmayacak, aksi kanıtlanmadıkça vatandaşların beyanı ilke olarak
doğru kabul edilecektir. Özellikle kuralları, şartları ve nasıl
yapı¬lacağı belirlenmiş olan her türlü ruhsat ve izin konuların¬da
vatandaşın beyanı esas alınacak; gerçek dışı beyanda bulunanlar için
ağır koşullar içeren kurallar konulacaktır
YEREL YÖNETİM, YERİNDEN YÖNETİM
CHP, ağırlaşan kent sorunlarının çözümünde yerel yöne¬timlere makul
ölçülerde yeni yetkiler verecek, yurttaşların yerel yönetimin kararları
üzerinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlayacaktır.
CHP yerel yönetimleri, yerel iktidar odakları olarak değil, yerel
demokrasi odakları olarak görür. Yerel demokrasiyi, ulusal düzeydeki
demokrasiye rakip olarak değil, onun ta-mamlayıcısı olarak benimser.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel yönetim vizyonunun odağında insan
merkezli bir kentsel ve toplumsal kalkın¬ma anlayışı vardır.
Yeni yerel yönetim düzeni; laik cumhuriyetin, ülke bütün¬lüğünün,
çoğulcu demokrasinin, örgütlü toplumun, bire¬yin gelişmesinin, insan
haklarının, bireysel kültürel hakla¬ra ve kültürel mirasa duyarlılığın,
korunmaya muhtaçla¬rın, çevrenin ve tüketicinin korunmasının da
güvencesini oluşturacaktır. Yerel yönetimlerin bu ilkeler çerçevesinde
faaliyet gösterip göstermedikleri merkezi yönetim tarafın¬dan etkin
biçimde denetlenecektir.
Yerellik kavramı çağdaş boyutta yeniden tanımlanacak, yerel nitelikli
hizmetlerin yetki ve sorumluluğu, üniter dev¬letin gerekleri dikkate
alınarak, ihtiyaç duyulan yerlerde kaynak ve araçlar da sağlanarak
merkezi yönetim tarafın¬dan yerel yönetimlere devredilecektir.
Bu düzenleme ile yerel konulardaki yetki ve sorumluğun büyük ölçüde
yöre insanına bırakılması sağlanmış olacak¬tır.
YEREL YÖNETİM REFORMU
Demokratikleşmeyi, modernleşmeyi, çağı paylaşmayı, insan onuruna
saygıyı, eşitliği temel alan çağdaş bir ye¬rel yönetim reformu
yapılacaktır.
Hizmetleri en hızlı, ekonomik, etkin, verimli, zamanında ve yeterli
biçimde üreterek sunabilecek kurumsal yapılaş¬ma sağlanacak,
Etkin bir stratejik planlama ile gelecekte karşılaşacak so¬runlara ve
gereksinmelere hazırlıklı olacak, kendisini sü¬rekli yenileyip
geliştiren, bilgi ve iletişim teknolojilerinden en geniş şekilde
yararlanan mekanizmalar oluşturulacak,
Yerel yönetim reformuyla getirilecek yönetim anlayışı, laik
cumhuriyetin, ülke bütünlüğünün, çoğulcu demokrasinin, örgütlü toplumun,
bireyin gelişmesinin, fırsat eşitliğinin, insan haklarının güvence
altına alınmasını sağlayacaktır.
Merkezi ve yerel idareler arasındaki görev ve kay¬nak paylaşımı yeniden
düzenlenecektir:
Ülkemizde pek çok konuda hem merkezi yönetime hem de yerel yönetime
görevler verildiği görülmekte, ancak bunların sınırları net olarak
çizilememektedir. Bu nedenle görev paylaşımında aşağıdaki ilkelere
uyulacaktır:
Görev paylaşımı objektif, önceden belirlenmiş belli ölçüt¬lere
dayanacak, açık ve anlaşılır olacak ve yerel yönetim¬lere verilen
görevlerin tanımı yanlış anlaşılmaya meydan vermeyecek biçimde net
olarak belirlenecektir.
Yerel yönetimlere görev ve sorumluluk verilirken nüfus büyüklükleri de
dikkate alınacaktır. Yerel yönetimlerin ken¬di içlerinde görev
dağılımında görevlerini etkili biçimde sunabilecek yeterli teknik ve
idari kapasiteye sahip olup olmadıkları da dikkate alınacaktır.
Yerel yönetimlerin yerine getireceği hizmetlerin belir¬lenmesinde
aşağıdaki ölçütler dikkate alınacaktır:
- Öncelikle yerel halkın gereksinimini karşılamaya dönük hizmetler,
- Yerel halkın katkısını gerektiren ya da yerel katkıya imkan veren
hizmetler,
- Bölgesel ya da ulusal düzeyde eşgüdüm gerektirmeyen işler,
- Yerel yönetimlerin gücünü aşmayan yüksek kaynak ya da özel uzmanlık
ve teknik altyapı gerektirmeyen işler,
- Kaynak kullanımında rasyonellik açısından daha büyük bir ölçek
gerektirmeyen işler
Yerel yönetimler tarafından yürütülen hizmetler için ge¬nel standartlar
belirlenecektir.
Katılımcı, çoğulcu, etkin, demokratik, hesap veren, şeffaf, bilgi
edinme hakkına saygılı, çağdaş yerel yö¬netimler.
Önce insan odaklı hizmet anlayışı insan haklarına birin¬ci öncelik
verilecek; hizmete erişme hakları fırsat eşitliği ilkesi çerçevesinde
sağlanacak, hiçbir koşulda hukukun üstünlüğü ilkesinden ödün
verilmeyecek; farklı sosyal kö¬kenlerden ve bölgelerden gelen insanların
birlikte yaşa¬masını sağlamak ve sosyal yaşamlarını iyileştirmek temel
görevi olacaktır.
KAPSAMLI ÇAĞDAŞ HİZMETE ODAKLANMIŞ YEREL YÖNETİMLER:
Yüksek okul ve üniversite öğrencilerine, huzurlu, çağdaş yurt ve
barınma olanakları sunulmasını,
Bedelsiz rehabilitasyon ve koruyucu sağlık hizmetleri sağ¬lanmasını,
Desteğe muhtaç engellileri, kimsesiz çocukları ve bakıma muhtaç
yaşlıları sahiplenen koruyucu sosyal hizmetlerin ve sosyal yardımların
verilmesini,
Kadınların toplumsal ve ekonomik yaşama katılımlarını sağlayıcı,
statülerini artırıcı ve kadın erkek eşitliğini güç¬lendirici projelerin
gerçekleştirilmesini,
Tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkılarak korunmasını, mü¬zelerin
geliştirilmesini, halkın kullanımına açık kütüphane¬lerin
yaygınlaştırılmasını,
Turizmin kamu sorumluluğu altındaki alt yapısının ihtiya¬ca cevap
verecek çerçevede oluşturulmasını ve bu sektö¬re yönelik hizmetlerin
daha etkin hale getirilmesini,
Kültürel etkinlikler, herkese spor yapma ve dinlenme alanı
olanaklarının sağlanmasını, Tüketici haklarına, kentli olma hakkına,
çevre hakkına, gıda sağlığına duyarlılık gösterilmesini,
Güvenli trafik altyapısı ve huzurlu ulaşım olanakları, toplu taşıma
hizmetleri ile engellilere ve yayalara öncelik anla¬yışı ile kentte
huzurlu ve kaliteli yaşam ortamının yaratıl¬masını,
öncelikli görevler olarak değerlendirerek; bu amaçla ka¬dınlara beceri
kazandıracak semt evlerini, Kadın Sığınma Evlerini, Bakıma Muhtaçlar ve
Yaşlılar Evlerini, Gençlik ve Kültür Merkezlerini, Halk Sağlığı
Merkezlerini, Açık ve ka¬palı Spor sahalarını yaşama geçireceklerdir.
PLANA, ÇEVREYE, YEŞİLE VE İNSANA SAYGILI YEREL YÖNETİMLER:
Metropoller üst ölçekli planlama kararları ile yeniden belirlenecek:
Metropoller, bölgesel bütüncül planlama çerçevesinde, en üst düzeyde
yönetici ve yönlendirici merkez olarak yeni bir yapılanmaya ve yeni bir
yönetim anlayışına kavuşturulacaktır. Metropol alanların yönetim
sınırları, mekansal yayılım, coğrafi sınırlar, ekonomik ilişki düzeyleri
de dikkate alınarak, üst ölçekli plan kararlarına dayalı biçimde
belirlenecektir. Plan hiyerarşisi dikkate alı¬narak alt ölçekli
planların üst ölçekli planlara uygun olma¬sı sağlanacaktır.
Hedef gelecekte tüm coğrafyanın belediyelere dö¬nüşmesidir: Yerel
yönetimlerin zaman içinde ülkenin tüm coğrafyasını kapsaması, mümkün
olduğu ölçüde bü¬tün Türkiye’nin belediyelere dönüşmesi hedef
alınacaktır.Bir yöredeki köyler, gerektiğinde birleştirilerek, Kırsal
Be¬lediyelere dönüştürülecektir. Ayrıca, tek tip belediye mo¬delinden
vazgeçilerek, görevleri ve gelirleri bakımından kırsal alan
özelliklerini gözeten yeni bir belediye modeli oluşturulacaktır. Turizm
yörelerindeki belediyeler ile nü¬fusları mevsimsel olarak önemli
farklılıklar taşıyan bele¬diyeler için de özel düzenlemeler
getirilecektir. Böylece kendilerine verilen çok sayıda görev altında
güçlük çeken belediyeler yerine, daha güçlü yapılar oluşturulacak ve
kırsal alandaki yönetim ve hizmet boşluğu ortadan kaldı¬rılacaktır.
Büyükşehir belediyelerinde mesafe ölçütüne dayalı kent yönetimi
karmaşasına son verilecek: Bu anla¬yışla, 5447 sayılı kanun ile
kapatılan belediyeler, yerleşim konumu ve çekim odağı olma
potansiyelleri de dikkate alınarak CHP iktidarında tekrar açılacaktır.
Kamu kaynaklarının etkin kullanımı sağlanacak:
Demokratik katılımcı hizmet için Semt Konseyleri, de¬mokratik katılımlı
yönetim için Başvuru Büroları ile Vali¬lik / Kaymakamlık Koordinasyon
Merkezleri kurulacak, halk ile belediyeler arasında Sürekli İletişim ve
Etkileşim Sistemi kanalları oluşturulacak; belediyeler hemşehrileri¬ni
faaliyet programları, bütçe ve imar planı uygulamaları hakkında çağdaş
iletişim araçları ile düzenli olarak bilgi¬lendirecekler.
Yerel yönetimlere yeterince kaynak sağlanacak: Ye¬rel yönetimlerin bu
hizmetleri yerine getirmelerini sağla¬yacak kaynak, ihtiyaçlar gereğince
karşılanacaktır. Kaynak kullanımında verimlilik ilkesi çerçevesinde
yerel yönetim şirketleri ve ekonomik girişimleri etkin bir denetime tabi
tutularak, faaliyet alanları yeniden belirlenecektir.
Tüm beldelere ihtiyaca göre mali destek sağlanacak: Öz kaynakları ve
altyapısı yetersiz olan, üstelik nüfus öl¬çütü bakımından BEL-DES
Projesi’nden faydalanamayan tüm belediyelere gerekli mali ve teknik
destek sağlanacak¬tır.
Belediye şirketleri yeniden ele alınacaktır: Belediye şirketleri kolay,
keyfi, kuralsız ve denetimsiz para harca¬yan bir yapı olmaktan
çıkarılarak; belediyelere verilen her türlü görevi şirketler aracılığı
ile yapma yolu kapatılacak ve zorunlu hallerin dışında yenilerinin
kurulması önlene¬cektir.
Kentleşme Fonu-Kentlerde oluşan değer artışı kamu yararına
sunulacaktır: Kentlerde oluşan değer artışları, saydam bir çalışma ile
oluşturulacak kaynağa dönüştürü¬lerek Kentleşme Fonu’na aktarılacaktır.
Çeşitli imar uygu¬lamaları ile oluşan bu rant kentte yaşayanların
hizmetine sunulmak üzere kullanılacaktır.
Kent uzlaşma kurulları oluşturulacak: Belediyeler; yöre, bölge ve ülke
düzeyinde kendi aralarında oluştura¬cakları birliklerle, hem dayanışma
ve yardımlaşma, hem de ortak gereksinimlerini ve ortak sorunlarını
çözebilme olanaklarına kavuşturulacaklardır. Yerel yönetim ile
hemşehriler arasındaki ihtilaflar yargıya intikalden önce, saydam
yapılarda işlev görecek Kent Uz¬laşma kurullarında çözüme
kavuşturulacaktır.
Belediye Başkanlarının yapamayacakları işler hakkında düzenleme
yapılacaktır. Seçilen belediye başkanları ve birinci derecede
yakınlarının belediyeden iş alması, be¬lediye başkanlarının yapı-denetim
şirketlerine üye olması önlenecektir.
Belediye meclisleri gerçek işlev ve etkinliğine kavuş¬turulacak:
Belediye meclisleri, halk adına karar alıp politika üreten, denetim
görevi yapan ve halkın eğilimleriyle isteklerini yansıtan bir kurum
olarak değerlendirilecektir. Belediye meclislerinde temsilin nitelik ve
nicelik olarak geliştirilme¬sinin yolları açılacaktır.
Belediye meclislerinin yanında, meslek odalarının, sen¬dikaların, sivil
toplum örgütlerinin, her düzeydeki eğitim kurumlarının ve toplumsal
amaçlı kuruluşların temsilcile¬rinden oluşan Belediye Danışma Meclisleri
ve Kent Mec¬lisleri de etkinliğe kavuşturulacaktır. Kent meclislerinde
alınan kararların belediye meclislerinde gündeme alın¬ması
sağlanacaktır.
Belediye Meclislerinde Muhtarların, Meslek Odalarının, Sendikaların,
Çevre Örgütlerinin, Sivil Toplum Temsilcile¬rinin ve alınacak
kararlardan etkilenecek tarafların ilgili müzakere süreçlerine
katılımları sağlanacaktır. Güvenlik ve yargı mensupları hariç, Kamu
çalışanlarına, kendi görevleri yanında, Belediye veya İl Genel
Meclisleri¬ne seçilebilmelerinin önü açılacaktır.
Mahalle muhtarlıkları belediyelerin uç hizmet bi¬rimlerine
dönüştürülecek:
Mahalle yönetimine; yapısı, yetkileri ve sorumlulukları açı¬sından yeni
bir düzenleme getirilecek, siyasi partilerin bu görevlere aday
gösterebilmeleri hedef alınacaktır.
Muhtarlık Sistemi, en uçtaki kamu hizmet birimi olarak ye¬niden
yapılandırılacaktır. Mahalle Muhtarlarının, Belediye Meclislerinde aktif
olarak söz sahibi olmaları sağlanacak¬tır.
Muhtarların çağın gereklerine göre hizmet verebilmesi için gerekli
altyapı oluşturulacak, başta özlük hakları ve çalışma koşulları olmak
üzere durumlarının, üstlenecek¬leri yeni sorumluluklar paralelinde
iyileştirilmesi için gere¬ken yasal düzenlemeler yapılacaktır.
Mahalle muhtarının başkanlığındaki Muhtarlık Meclisleri toplantılarında
belediye çalışmaları ile ilgili değerlendir¬meler yapılacak,
mahallelinin görüş ve istekleri saptana¬cak, sonuçlar Belediye
Meclislerine sunulacaktır.
Büyük kentlerde, mahalle muhtarlıkları nüfus ölçeğine göre yeniden
düzenlenecektir.
Yurttaşların, yaşadıkları köy, mahalle, belde ve ilçelerde birleşme,
katılma veya sınırlarının değiştirilmesine karar verilmesi o yörede
yaşayan tüm yurttaşların katılımıyla düzenlenecek bir referanduma
başvurularak sonuçlandı¬rılacaktır.
Belediyelerin yakınlarında bulunan ama fiilen belediye¬lerin hizmet
götürdükleri köy tüzel kişiliklerinin de o be¬lediyenin mahallesi
olmasına ilişkin süreç hızlandırılacak; böylece kentlerin köyleşmesi
yerine köylerin kentleşmesi¬nin yolları açılacaktır.
İl genel meclisleri ve köy muhtarlıkları yeniden ya¬pılandırılacak:
CHP’nin hedefi, kırsal ve kentsel alanın yerel yönetim açı¬sından
bütünleştirilmesidir. Bu amaca yönelik olarak kır¬sal yerleşimlerin daha
çok nüfusla ve daha geniş alan bo¬yutunda toplulaştırılmaları
özendirilecek; kırsal alan için kalkınma önerisini mekâna yansıtan,
kırsal alanda nüfus tutma ve istihdam yaratma işlevlerini karşılayacak
öncü bir model yaşama geçirilecektir.
Küçük ölçekli belediye ve köylere götürülecek hizmetle¬rin, devamlılığı
olan idari yapılarla yerine getirilmesi esas alınacak, gerektiğinde
projelerle desteklenecektir.
CHP’nin, Yerel Yönetim Reformu ile İl Genel Meclisleri’nin ve İl Özel
İdaresi’nin de yeniden yapılandırılması sağlana¬caktır.
Köy muhtarlığı ve köy yönetimlerine yetkileri ve sorumlu¬lukları
açısından yeni ve yapıcı bir düzenleme getirilecek¬tir. Bu kapsamda;
Özlük hakları, üstlenecekleri yeni sorumluluklar paralelin¬de
iyileştirilecek, gelirleri artırılacaktır.
Köy Muhtarlarının İl Genel Meclislerinde aktif olarak söz sahibi
olmaları, sağlanacak, Köy Muhtarlık Meclisleri işle¬ve ve etkinliğe
kavuşturulacak, siyasi partilerin bu görev¬lere aday gösterebilmeleri
sağlanacaktır.
BÜYÜKŞEHİR YÖNETİMLERİ
CHP, metropol niteliği kazanmakta olan büyük kentler için, kendine özgü
koşulları, sorunları ve beklentileri ya¬nıtlayacak metropol yönetim
modellerinin özel yasalarla oluşturulmasını öngörmektedir. Oluşturulacak
metro¬pol yönetim modellerinin, büyüme ve gelişmeye koşut olarak
kendilerini yenileyebilecek bir dinamik yapılanma süreci içermeleri
sağlanacaktır.
Büyükşehir yönetim modeli yeniden yapılandırıla¬cak:
Büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki görev ve yetki karmaşası
giderilecektir:
Büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasındaki görev ve yetki
paylaşımı önemli bir sorun olarak devam etmektedir. 2004 yılında
çıkarılan 5216 sayılı Kanunla bü¬yükşehir belediyelerinin yetkileri
iyice artırılmış ve ilçe be¬lediyelerinin varlığı sorgulanır hale
getirilmiştir. Özellikle büyükşehir belediye başkanı ile ilçe belediye
başkanının farklı partilerden olması önemli sorunlara yol açmakta, büyük
şehir belediyeleri artan yetkilerini ilçe belediyeleri¬ni iş yapamaz
duruma getirmek için kullanabilmektedir.
Bu nedenle her iki belediye ölçeği arasında çağdaş ölçüle¬re göre görev
ve yetki dağılımı yeniden düzenlenecektir.
Büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasında bilgi, talep, yön¬lendirme,
eşgüdüm ağı kurulacak, Büyükşehir Belediye Meclislerinin karar alma
süreçlerindeki konumları güç¬lendirilecektir. Kentsel altyapı yapım
faaliyetleri sürecinde Büyükşehir ve İlçe belediyeleri ile ilgili
altyapı kurumları arasında etkin eşgüdüm ve denetim sağlanacaktır.
DÜNYA KENTİ İSTANBUL İÇİN YENİ YEREL YÖNETİM MODELİ
İstanbul Metropolitan Bölgesi için en rasyonel çözüm Trakya’nın
tamamını da içerecek şekilde GAP İdaresi ben¬zeri bir Kuzey Marmara
Metropolitan Bölge Planı hazırla¬mak ve bu Planı uygulayacak güçlü bir
yasal çerçeve, ku¬rumsal altyapı ve finansman modeli oluşturmaktır.
Diğer bir bölge Planı ise Çanakkale, Balıkesir ve Bursa-Yalova hattı
için Güney Marmara Bölgesel Gelişme Planı olarak hazırlanacaktır. Bu
planda Çanakkale yeni bir cazibe mer¬kezi olarak kurgulanacaktır.
Böylece başta İstanbul ve çev¬resinde yer alan kentler ile, bu hattaki
Bursa’nın üzerine binen aşırı yük, altyapısı güçlendirilen Çanakkale’ye
yön¬lendirilerek hafifletilecektir. Trakya, Çanakkale ve Saroz Körfezi
çevresinde çağdaş, modern yeni kentsel yerleşim alanları geliştirmek
amacıy¬la bölge yeniden planlanacaktır.
Bu çalışmalar yapılırken deniz ve demir yolu taşımacılığı¬na önem
verilecek, bölgenin doğal ve tarihi görünümünü korumasına özen
gösterilecektir.
İstanbul’a özgü bir yönetim modeli oluşturulması ulusal bir
sorumluluktur. İstanbul yönetiminin alacağı tüm ka¬rarlar, ulusal
kalkınma planı ve yıllık programlarla uyumlu olacaktır.
İstanbul’un mevcut il sınırlarını aşan bölgesel etki alanı¬nı dikkate
alan bir megapol kent modeli oluşturulacaktır. Yeni yönetim modeline
uygun mali kaynaklar yaratılacak¬tır.
İstanbul Megapol Yönetiminin temel görevi; temsil, stra¬tejik planlama,
mega ölçekte kentsel planlama, metropol alandaki il ve ilçe belediyeleri
arasında kent planlaması sürecinde eşgüdümün sağlanması, büyük projeleri
izle¬me, gerçekleştirme ve denetleme, güvenlik ve trafik dü¬zeninin
sağlanması olacaktır. Megapol yönetimine bağlı alt yönetim birimleri
kurularak hizmetin daha etkin hale getirilmesi sağlanacaktır.
KAMU PERSONEL REFORMU
CHP, çağdaş bir kamu personel reformu’nu gerçek¬leştirecektir.
Kamu personel reformu yoluyla kamu çalışanlarının sendi¬kal düzeyde
etkin olarak örgütlenmesi, ILO standartların¬da grevli toplu sözleşme
haklarına kavuşmaları, mümkün olduğu ölçüde yönetime katılmaları, kamu
görevlerinin ve hizmetlerinin hızlı, ekonomik, etkin, yeterli biçimde ve
za¬manında üretilerek sunulması da kurumsallaştırılacaktır.
Güvenlik ve yargı gibi özellik taşıyan alanlar dışında kamu
görevlilerinin siyasi partilere üye olabilme olanağı sağla¬nacaktır.
Kamu çalışanlarının idari, hukuki ve mali konumları, ça¬lışma ortamları
ve özlük haklarına ilişkin mevcut düzenle¬meler iyileştirilecektir.
Kamu istihdamı, kamusal ihtiyaçlar ve sosyal fayda çerçe¬vesinde
şekillendirilecektir.
İş güvencesinden yoksun olmalarının yanı sıra siyasal etkilere ve
kadrolaşmaya açık bir hale dönüştürülen ve daha da önemlisi kamusal
hizmetlerin etkin, verimli ve eşit düzeyde sunulmasının önünde ciddi bir
engel oluştu¬ran sözleşmeli personel ve geçici personel uygulamaları
zorunlu hallerde sürdürülecek, kamu personel rejiminde ilke olarak
sadece memur ve işçi istihdamı olacak ve bu statülerde çalışanlar,
yürüttükleri işlerin niteliğine göre memur ve işçi kadrolarına
geçirileceklerdir.
Kamu hizmetinin yürütülmesinde gerekli kadrolar ve bu kadroların görev
tanımları, hizmet gerekleri ve atanma koşullarını içerecek şekilde
belirlenerek sınıflar yeniden değerlendirilecektir.
Çalışanların ailevi durumları, görev yerleri ve hizmet ko¬şullarına
göre ilaveler ve farklılıklar da içeren sosyal ücret uygulaması
ivedilikle hayata geçirilecektir.
Çalışma yaşamının sosyal unsurları desteklenerek, başta kalkınmada
öncelikli yöreler olmak üzere kamu istihdamı¬nın cazip bir konuma
getirilmesi sağlanacaktır.
Hizmetin verimliliğinin ve etkinliğinin yükseltilmesine kat¬kıda
bulunanlar ödüllendirilecektir.
Personel alımına yönelik sınavların nesnel ve hakkaniyete dayalı olması
sağlanacak, sözlü aşamasında görülen ka¬yırmacılığa son verilecektir.
Kamu kurum ve kuruluşları işgücü planlamasına yönlen¬dirilecektir.
Engelli vatandaşlarımızın kamu kesiminde istihdam edil¬me olanakları
artırılacak, kurumsal sınavlarla engelli per¬sonel alımı uygulamasına
son verilecek, engelli vatandaş¬ların daha basit ve pratik yöntemlerle
kamu hizmetine alınmaları sağlanacaktır.
Sicil ve disiplin uygulamalarının, memurlar üzerinde bir baskı aracı
olarak kullanılmasına olanak verilmeyecek, tam aksine bu uygulamalar,
memurların etkinlik ve verim¬liliğini artırmak, onları teşvik etmeye
yönelik bir araca dö¬nüştürülecektir.
Çalışanların refah ve huzuru ile aile birliği ve bütünlüğü¬nün
korunmasının temini bakımından her ikisi de çalış¬makta olan evli
çiftlerin, çalışma yaşamlarını mümkün ol¬duğu ölçüde aynı ilde
sürdürmelerinin önündeki hukuki ve idari engeller kaldırılacaktır.
Kamu personelinin hizmet içi eğitimleri, bilimsel ve tek¬nolojik
gelişmeler doğrultusunda , hizmetlerin etkin ve verimli olarak
sunulmasını sağlayacak şekilde yeniden dü¬zenlenecektir.
Ülke koşulları da dikkate alınarak memurların sendikal hakları,
istisnai görevler dışında mutlaka grev ve toplu sözleşme hakkını da
içerecektir.
Üst ve orta kademe yöneticilik görevlerine yapılacak ata¬malarda,
liyakata dayalı nesnel ölçütler gözetilecektir.
Sınıflandırma ve terfi sisteminde yapılacak düzenlemeler¬le, yönetim
kadrolarına, kariyer meslek personeli ile, alan¬larında yetişmiş,
gerekli bilgi ve deneyime sahip nitelikli yöneticiler getirilecektir.
Kamu Etik Kurulu’na fiili işlerlik kazandırılacak, kamu kesi¬minde
çağdaş iş etiği kurallarının her kademede ayrımsız olarak uygulanması
sağlanacaktır. Kamu personeli yargılama usulleri, personelin baskı
altın¬da kalmadan çalışmalarını sağlayacak, ancak yargılamayı
engellemeyecek ve geciktirmeyecek biçimde yeniden dü¬zenlenecektir.
PLANLI, SAĞLIKLI KENTLEŞME
Kentlerde fiziki ve sosyal altyapı ile çevre kalitesinin ar¬tırılarak,
tarihi, doğal, sosyal ve kültürel değerlerin ko¬runması, sağlıklı,
güvenli, ekonomik ve çağdaş yaşam ortamlarının oluşturulması
hedefimizdir.
Bu çerçevede; altyapısıyla, çevresel ve tarihsel değerleriy¬le,
kültürel çoğulculuğuyla yaşanabilir kentlerin oluşturul¬ması
önceliğimizdir.
Kentsel planlama
Kentlerimizin temiz, güvenli ve yaşam kalitesi yüksek yaşam alanları
haline getirilmesini sağlamak için artan nüfus, ekonomik, sosyal ve
teknolojik gelişmeye paralel olarak farklılaşan kentsel fiziki ve sosyal
altyapı ihtiyaçla¬rı kentsel planlama anlayışı içinde karşılanacaktır.
Kent¬leşme ve konut sorunlarının giderilmesine yönelik ola¬rak, başta
göç ve nüfus artışı yaşayan kentlerde altyapılı arsa üretilmesine hız
verilecek, gecekondu ve kentsel dönüşüm projeleri yaygınlaştırılacak ve
konut ihtiyacını karşılayacak yeni finansal araçlar geliştirilecektir.
Beş kademeli kentsel planlama sistemi uygulanacak: Yerleşme düzenine
ilişkin genel planlama faaliyetleri, ülke kalkınma planlarından
hareketle, beş kademeli bir planla¬ma sistemi yani bölgesel plan, il
kalkınma planı, çevre dü¬zeni planı, nazım imar planı, uygulama imar
planı içinde sürdürülecektir.
Bölge planları, Stratejik Makro Planlama ilkelerinin, ko¬ruma -
kullanma dengesi gözetilerek mekansal gelişme kararlarına dönüşümünün
başlıca aracı olarak değerlen¬dirilecektir.
Nazım planın tümü gözönüne alınmadan daha küçük çapta plan tadilleri
yapılmayacaktır. Nazım imar planları katılımcı, yetkin ve özerk
ortamlarda hazırlanacaktır.
Kent estetiği, imarı ve ulaşımı bütüncül planlama anlayışı ile ele
alınacaktır.
Önemli plan kararlarına ilgili kent halkının katılımı sağla¬nacaktır.
SAĞLIKLI KENTLEŞME
Kentleşme politikaları yörede yaşayan insanların, huzu¬ru, refahı ile
sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına öncelik veri¬lerek oluşturulacak,
kentler, kamu yararına aykırı, yasa dışı plan değişiklikleriyle talan
ettirilmeyecektir.
Alt yapılı ve ucuz kentsel arsa üretilecek: Kentsel planlama
çerçevesinde, gelişme dinamiklerini ve gelişme zamanlamasını gözetecek
biçimde, alt yapılı ucuz, kentsel arsa üretilmesi sağlanacaktır.
Kentsel altyapı, kentsel gelişmenin önünde gidecek: Sağlıklı ve düzenli
kentleşmenin en önemli gereksinimi olan kentsel altyapı, kentsel
gelişmeden önce planlanıp gerçekleştirilecektir.
Arıtma tesisi bulunmayan kentsel yerleşme ve organize sanayi
bölgelerinde biyolojik ve kimyasal arıtma sistem¬leri öncelikle
tamamlanacaktır. Katı atık tasfiye, çöp de¬polama ve geri dönüşüm
tesislerinin kurulmasına öncelik verilecektir.
Kentlerin su gereksinimi için yeni bir master plan ha¬zırlanacak: Tüm
belediye yerleşimleri, sağlıklı içme suyu¬na, yeterli düzeyde
kanalizasyon şebekesine, gerekli atık tasfiye tesisine
kavuşturulacaktır. Kentlerin su havzalarına kesinlikle konut ve sanayi
tesisi kurulmayacak; mevcutlara arıtma tesisi yapma zorunluluğu
getirilecektir. Yeraltı su¬larının ve kuyu sularının kullanımı konusunda
yeni yasal düzenleme getirilerek etkin olarak denetlenecektir.
Kent içmesuyu şebekelerindeki kaçaklar en alt sevi¬yeye indirilecektir.
Atık Sular İleri Düzeyde Arıtılarak Sisteme Geri Ka¬zandırılması
Sağlanacaktır.
Elektrik, su ve doğal gaz halka makul fiyatla ulaştırıla¬caktır.
Kentsel alanda plan kararlarıyla ortaya çıkan değer ar¬tışlarının
kamuya dönüşümü sağlanacaktır. İmar Kanu¬nundaki Düzenleme Ortaklık Payı
sistemine benzer bir anlayışla imar tadilatlarından doğan rant yerel
yönetim¬lere aktarılacaktır. Bu kaynağın sadece yoksullara konut
edindirme,öğrenciler için yurt yapımı ve altyapı yatırımları için
kullanılması için yasal düzenleme yapılacaktır. Bu kay¬nağın
kullanılması etkili biçimde denetlenecektir.
Okul, hastane ve gar binaları gibi kamusal yarar amaçlı yapıların
satışına son verilecektir.
Kent ve çevreye karşı suçlarda sadece arazi sahipleri ve yatırımcılar
değil, izin veren veya göz yuman her kademe¬deki görevliler de sorumlu
tutulacaktır. Yerelde imar planı yapma yetkisinin, çeşitli bakanlık,
kurum ve şirketlere da¬ğıtılması uygulamasına son verilecektir.
Toplu taşımacılıkla kent içinde hızlı ve ucuz ulaşım teşvik
edilecektir. Trafik alt yapısına yatırım yapılacak, başta de¬niz
ulaşımı, modern raylı sistemler ve metro olmak üzere alternatif ulaşım
türleri ve sistemleri devreye sokulacaktır.
Kent içi trafikte yaya güvenliği ön plana çıkarılacak: yaş¬lılar,
engelliler, hastalar ve çocuklar için kent merkezleri erişilebilir ve
kullanılabilir kılınacaktır.
KONUT HAKKI VE KENTSEL DÖNÜŞÜM
Yurttaşlarımızın yeterli, sağlıklı, dayanıklı, altyapı ihtiya¬cı
karşılanmış ve su, elektrik, kanalizasyon, çöp toplama, doğal gaz
hizmetlerinden eksiksiz yararlanan mekanlar¬da barınmaları, kimsenin bu
haktan yoksun bırakılma¬ması ve çağdaş Konut Hakkı sosyal demokrat
siyasetin gereğidir.
Sağlıklı ve vasıflı kentsel konutların üretilebilmesine engel olan
olumsuzluklar ortadan kaldırılacak, Kentleşme Fonu ile konut üretimi
desteklenecek ve toplu konut üretimi yeni bir örgütlenme çerçevesinde
hızlandırılacaktır.
Kırdan kente göçün yarattığı kaçak yapılaşma ve konut baskısı ile
ortaya çıkan çarpık kentleşme sorununu gider¬meye dönük olarak, başta az
gelişmiş bölgelerimizde ol¬mak üzere bölgesel kalkınma politikaları ile
tarım ve kırsal kalkınma projeleri yaygın bir şekilde uygulanacak, bu
yol¬la köylerden kentlere göç yerine köylere geri dönüş süreci
özendirilecektir.
Dar gelirlilere ait sağlıksız konutların iyileştirilmesi veya konutsuz
dar gelirlilerin konut sahibi yapılmaları amacıy¬la Halk Konut Projesi
uygulamaya geçirilecektir. Gece¬konduya yönelen nüfusun gereksinmelerini
karşılayacak planlı, altyapılı ucuz arsa üretimi hızlandırılacaktır.
Yurttaşlarımızın mağduriyetine, belirli üst gelir gruplarına ise rant
transferine yol açan TOKİ uygulamaları, altyapısı sağlanacak kamu
arazilerinde sosyal konut yapımına dö¬nüştürülecektir.
TOKİ, halkkonut olarak yeniden düzenlenecek: TOKİ’nin lüks inşaatlarına
son verilerek, Halkkonut adıyla dar ge¬lirli yurttaşlara uygun
koşullarla hizmet veren bir ku-ruluş haline getirilmesi sağlanacaktır.
Kentsel Dönüşüm Projelerinin planlanması aşamasında, başta TMMOB’ye
bağlı meslek odalarının, olmak üzere, ilgili sivil toplum
ku-ruluşlarının ve bölgede yaşayan insanlarının sürece katıl¬maları
sağlanacaktır.
DEPREME HAZIRLIKLI KENTLER
Depremin etkilerini en aza indirecek güvenli yaşam or¬tamları yaratmak
devletin öncelikli görevidir. Başta Mar¬mara Bölgesi olmak üzere, deprem
riski yüksek bölge¬lerde kentleri deprem afetine hazırlamak devletin
temel görevlerinden biridir.
Afet yönetim sistemi bir bütündür: Sistemin zarar azaltma, hazırlık,
müdahale ve iyileştirme olarak özet¬lenen tüm aşamaları hem merkezi ve
hem de yerel dü¬zeylerde yeniden yapılandırılacak; sisteme, kamu kesimi
yanında sivil toplum örgütleri ile halkın da yaygın katılımı
sağlanacaktır.
Deprem konseyi yeniden oluşturulacak: Deprem Konseyi’ne yeniden
işlerlik kazandırılarak vatandaşın afet¬le mücadele konusunda devlete ve
onun kurumlarına olan güveni artırılacaktır.
Afet risklerini azaltma konusunda uluslararası kuruluşlarla yakın
diyalog kurulacaktır.
Ulusal afet yönetimi stratejik planı hazırlanacak: Depreme karşı zarar
azaltma, hazırlıklı olma, olaya mü¬dahale ve iyileştirme aşamalarının,
Modern ve Bütünleşik Afet Yönetimi İlkeleri çerçevesi ve yönetimlerarası
işbirliği içinde gerçekleştirilmesi sağlanacak, tüm ilgili kamu
ku¬rumları ve üniversiteler arasında deprem bilgisi paylaşımı¬na
süreklilik kazandırılacaktır.
Deprem risklerini azaltma konusundaki mevzuat yenilenecek: Afet Dönüşüm
Yasası ile Kentsel Dönüşüm Yasası deprem risklerinin belirlenmesi ve
azaltılması ile deprem sigortası üzerinden risklerin transferi
konuların¬daki eksiklik ve aksaklıkları giderecek şekilde yeniden
dü¬zenlenecektir.
Deprem risk alanları yeni veri kaynakları ile güncel¬lenecek: Yeni bir
Deprem Tehlike Haritası hazırlanacak uygulamaya konulacak, tüm kentsel
risklerin tanımlandığı imar planları, çok yönlü mikro-bölgeleme
haritaları ha¬zırlanacaktır.
Profesyonel ve ortak kullanımlı Coğrafi Bilgi Sistemine (CBS) yaygınlık
kazandırılacak, bina envanteri ve nüfus verilerinin daha doğru hale
getirilmesi sağlanacaktır.
Risk azaltma yöntemi planı hazırlanacak: Ülke, böl¬ge ve kent
politikalarında afet risklerinin azaltılması uy¬gulamaları, deprem
öncesinde, sırasında ve sonrasında alınması gereken önlemler öncelikli
olarak ele alınacak, İs¬tanbul dahil birinci derece deprem
bölgelerindeki kentler öncelikli olmak üzere deprem riski zarar azaltma
ve afet yönetimi çalışmaları hızlandırılacaktır.
Ulusal Risk Azaltma Yöntemi Planı hazırlanacak; bu pla¬nın uygulamaya
geçmesiyle birlikte riskin azaltılmasına yönelik önlemler afet durumunda
acil olarak devreye gi¬recektir.
İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi’nin
(İSMEP) hızla tamamlanması sağlanacaktır.
Kent içerisinde olağan ve afet durumunu kapsayacak şe¬kilde ses, metin
ve görüntü iletişimi yetenekli, tek numara ile haberleşme sistemi
kurulacak; ilgili kurumlar (emniyet, itfaiye, ambulans, sivil savunma ve
ulaşım) arası eşgüdüm sağlanacaktır.
Deprem anında elektrik, doğalgaz ve su gibi şebekeleri devre dışı
bırakacak deprem anı hızlı sismik uyarı (erken uyarı) sistemi
geliştirilecektir.
Uzun vadeli yerleşim planı: Ülke genelinde fay hatlarını dikkate alan
uzun vadeli bir Yerleşim Planı yürürlüğe ko¬nulacaktır. Planlarda,
normal zamanlarda yeşil alan, afet durumunda tahliye ve barınma alanı
olarak kullanılmak üzere her mahallede açık alanlar öngörülecektir.
Tarihi mirasa ve kamu bina ve tesislerine, depreme karşı öncelikli
güçlendirme uygulaması:
Başta İstanbul tarihi yarımadası olmak üzere deprem teh¬didi altında
olan tarihi eserlere, uluslararası destek de sağ¬lanarak, özel
güçlendirme uygulamaları yürütülecektir.
Hastaneler, okullar, diğer kamu hizmet binaları, köprüler, viyadükler
ve tüneller gibi halkımızın toplu olarak kullan¬dığı tüm yapıların, bir
program içinde hızla depreme da¬yanıklı hale getirilmesi sağlanacaktır.
Deprem Fonu oluşturularak, dar gelirli ailelerin konutları başta olmak
üzere, uzun vadeli ve düşük faizli kredi ola¬nağı yaratılacaktır. Deprem
Fonu’na, kamudan doğrudan kaynak, uluslararası kurumlardan da çok uzun
vadeli kre¬di olanakları ile destek sağlanacaktır.
Mahalle afet gönüllüleri sistemi oluşturulacak: Top¬lumun her kesiminin
afetler konusunda bilinçlendirilme¬sine yönelik olarak toplumsal
örgütlenmeler ve eğitim programları başlatılacak, başlamış olan
çalışmalar geliş¬tirilecektir. Mahalle Affet Gönüllüleri sistemi Sivil
Savun¬ma desteği sağlanarak hayata geçirilecek, toplumda dep¬remle
mücadele bilinci sürekli canlı tutulacaktır.
Yapı denetimi bir kamu görev alanı olarak etkinleş¬tirilecek:
Yeni bir yapı denetim yasası hazırlanacak: Mesleki yetkinliği esas
almayan ve mesleki sorumluluk sigortasını zorunluluk haline getirmeyen
mevcut Yapı Denetim Siste¬mi Yasası yeniden düzenlenecektir.
Yapı Denetim Sistemi afet riskini kapsayacak çerçevede iyileştirilerek
etkinlik ve işlevselliğe kavuşturulacak, siste¬min sigorta ve
profesyonel mühendislikle bütünleşik işle¬mesi sağlanacaktır.
Birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki tüm iller Yapı Denetim
Yasası kapsamına alınacak, bu bölgelerde yeni yapılara iskan ruhsatı
verilmesi Deprem Sigortası yaptırılması koşuluna bağlanacaktır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ULUSAL GÜVENLİK VE
DIŞ POLİTİKA
BÖLÜM IV
ULUSAL GÜVENLİK VE DIŞ POLİTİKA
ULUSAL GÜVENLİK VE DIŞ İLİŞKİLER
ULUSAL GÜVENLİK
Siyasal Şiddet-Terör
Terör ülkemizin ve demokrasimizin en önemli sorunla¬rından biri olmaya
devam etmektedir. Özellikle Kuzey Irak’ta üslenen PKK terör örgütü
vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğine yönelik saldırılarda
bulunmaktadır. Ne Irak Hükümeti ne de bölgede önemli bir güç bulunduran
Amerika Birleşik Devletleri bu örgüte karşı yasalardan ve uluslararası
hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yeri¬ne getirerek doğrudan bir
mücadele başlatmamışlardır. Türkiye’nin Kuzey Irak’tan PKK’yı tamamen
tasfiye etmek hem hakkı, hem de görevidir. Cumhuriyet Halk Partisi
iktidarında bu görev eksiksiz yerine getirilecektir. Ancak, Cumhuriyet
Halk Partisi terörle mücadeleyi bölgede yaşa¬yan vatandaşlarımızı
teröristlerden ayırarak, vatandaşları¬mızın insan haklarına saygı
göstererek gerçekleştirecektir. CHP, terörü olağan dışı yöntemlere
sığınmadan, güvenlik güçlerini yasalara uygun ve etkili biçimde
kullanarak ve gerekli sosyo-ekonomik tedbirleri alarak önleyecektir.
Terörü önlemeye yönelik kapsamlı bir ulusal politika oluş¬turulacaktır.
Terörü sadece güvenlik güçlerinin çabasıyla önleme yoluna gidilmeyecek,
toplumun sivil-resmî tüm kurumları ile görev alması ve katkıda bulunması
sağlana¬caktır. Demokrasinin ve toplumsal barışın teröre karşı top yekûn
direnç, tepki ve dayanışma ile korunabileceği bilin¬ci bu programın
özünü oluşturacaktır.
Şiddet ve terörü sürekli izlemek, incelemek bilgi ve haber toplayıp
değerlendirmek, başka ülkelerdeki kazanımların¬dan da yararlanarak uzun
dönemli senaryolara göre se¬çenekli önlemler üretmek, önermek ve uygun
teknolojiyi sağlamakla görevli bir İç Güvenlik Araştırma Enstitüsü
bi¬rimi oluşturulacaktır.
Devletin teröre karşı istihbarat olanakları, çağdaş tekno¬lojiden de
yararlanılarak geliştirilecek, halkın bireysel öz¬gürlüklerine, bu arada
özel hayatın gizliliği ilkesine zarar vermeden istihbarat alanındaki
eksiklik ve yanlışlıklar gi¬derilecektir. Bu çalışmalar yapılırken,
gerektiğinde dost ve müttefik ülkelerle istihbarat paylaşımı yoluna da
gidilebi¬lecek, ancak istihbarat kaynaklarının esas itibariyle milli
olmasına özen gösterilecektir.
Devletin istihbarat örgütleri iç politikanın, cemaatlerin ve diğer
baskı guruplarının etkisinden tamamen arındırılacak, sadece ülke
çıkarları doğrultusunda görev yapan uzman kuruluşlar haline
getirilecektir. Bu kurumlardaki kadrolaş¬malar önlenecek, liyakat
sistemi hayata geçirilecektir.
Terörle etkili bir mücadele gerçekleştirmek için güvenlik güçleri
yeniden yapılandırılacaktır. Uzman ve profesyo¬nel elemanlardan oluşacak
özel eğitimli güvenlik güçleri terörist saldırıları eylem aşamasına
gelmeden ve mümkün olduğu ölçüde Türkiye sınırlarına ulaşmadan önlemeyi
amaçlayan bir yapıya kavuşturulacak ve yeterli olanak, ye¬tenek ve
teknolojiyle donatılacaktır. Güvenlik güçleri men¬supları halkla
ilişkiler, demokratik, temel hak ve özgürlükler gibi konularda ve insan
hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler
hakkında eğitilecek ve bu doğrultuda davranış alışkanlıkları edinmeleri
sağlanacaktır.
Terör örgütlerinin etkisiz kılınması ile eş zamanlı olarak koruculuk
uygulamasına son verilecek; görevlerinden ayrılacak korucular için
istihdam olanakları yaratılacaktır. Koruculuk görevi yapanlar sosyal
güvenlik haklarından yararlandırılacaktır.
Güvenlik güçlerinin esas görevi terör zanlılarını yargıya teslim
etmektir. Şiddet eylemlerinde bulunanlarla müca¬dele edilirken sivil
halkın zarar görmemesine özen göste¬rilecektir.
Terörle mücadele Türkiye’nin öncelikli hedefidir. Türk si¬lahlı
kuvvetlerinin terörle mücadelede en etkin araç ve gereçlerle donatılması
ve gerekli eğitim düzeyine kavuştu¬rulması öncelikle hedef olmalıdır.
Yurt dışından kaynakla¬nan terörü destekleyen veya ona müsamaha gösteren
ül¬kelere karşı gerekli bütün diplomatik ve caydırıcı önlemler
alınmalıdır. Terörü bir siyasi mücadele amacı olarak kul¬lanmak
isteyenlere hiçbir şekilde müsamaha edilmemeli, dış ilişkilerin
yönlendirilmesinde de ilgili ülkelerin terörle mücadeledeki kararlılığı
önemli bir ölçü olarak göz önün¬de bulundurulacak, terörü destekleyen
veya teröre müsa¬maha eden ülkelerle ilişkilerimiz gözden
geçirilecektir.
CHP iktidarı, bir yandan terörle yurt içinde ve gerektiğinde yurt
dışında en etkili mücadeleyi yaparken bir yandan da ulusal bütünlüğü ve
dayanışmayı koruyacak bir hoşgörü anlayışı içinde hareket edecektir. Bu
çerçevede demokra¬simize çağdaş boyutlarıyla işlerlik kazandırmayı ve
işsizliği önleyecek ekonomik ve sosyal önlemleri alarak terörün
beslendiği tüm olumsuz unsurları ortadan kaldırmayı ve terörü toplumsal
gündemimizden çıkartmayı hedef ala¬caktır.
İç Güvenlik
İç güvenliğin sağlanması devletin en temel görevleri ara¬sındadır.
Ancak, mevcut iç güvenlik anlayışı ve düzenle¬meleri bu haliyle
halkımızın ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılayamamaktadır. Bu
nedenle CHP, çağdaş bir iç gü¬venlik kavramı geliştirmeye kararlıdır.
İç güvenlik örgütüne ve savcılara yeniden güvenilirlik ve çağdaş bir
yaklaşım kazandırılması için köklü bir reforma ihtiyaç duyulmaktadır. Bu
amaçla güvenlikten sorumlu bi¬rimlerin hükümetin siyasi tercihlerine
göre yönlendirilme¬sinin önüne mutlaka geçilecektir.
İç güvenlik reformu, sadece can, mal ve kamu düzeninin değil, aynı
zamanda laik Cumhuriyetin, özgürlüklerin, demokratik hakların hukukun
üstünlüğünün, toplumu ör¬gütleme girişimlerinin, bireyi yücelten çağdaş
değerlerin ve çağdaşlaşma sürecinin de güvencesi olacaktır. Bu amaçla
yapılacak çalışma, çağdaş ve insan haklarına saygılı bir yaklaşımla
İçişleri Bakanlığının merkez yapısın¬dan başlayarak, terörle mücadele,
karakol ve devriye gö¬revlilerine kadar bütün birimlerin görev
tanımlarının ve yapılandırılmalarının yeniden düzenlenmesini
içerecektir. Bu çerçeve içinde, eğitim programları, teknolojik dona¬nım,
laboratuar hizmetleri, haber alma etkinlikleri, halkla ilişkiler ile
uygulamada izlenecek yöntemler geliştirilecek¬tir.
Polis eğitim kurumları yeni anlayışla programlanacak ve polisin çağdaş
toplumun güvenlik gücü olması sağlana¬caktır.
Zor ve silah kullanma yetkisi verilen polisin, bu yetkilerinin çağdaş
toplumdaki anlamının ve sorumluluğunun bilinci¬ne varılarak kullanmasına
özen gösterilecektir. Aşırı güç kullanımı önlenecektir. Kamu düzenini
zorunlu durumlar hariç, bu yetkiler kullanılmadan, vatandaşa sevgi ve
saygı¬dan kaynaklanan otoriteyi sağlamanın asıl başarı olduğu polise
benimsetilecektir.
Özellikle toplu olaylara yönelik uygulamalarda, ateşli ve öldürücü
silahlar ile insan sağlığına zarar verecek aygıt¬lar yerine çağdaş
yöntemlerin kullanılması esas olacaktır. Polis örgütü buna göre
eğitilecek ve gerekli araç ve gereç¬lerle donatılacaktır. Jandarma ve
sahil güvenlik gücünün yetki alanlarındaki iç güvenlik hizmetlerinin
yerine getiril¬mesinde de aynı yaklaşımlar benimsenecektir. Sınırların
güvenliğinin ve korunmasının yanı sıra iç güvenliğin sağ¬lanmasında da
gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden yararlanılması sağlanacaktır.
Bu amaçla yapılacak düzen¬lemelerde bir yandan görevin gereği olan yasal
düzen¬lemeler yapılacak, bir yandan da insan hakları alanında Türkiye’yi
bağlayıcı kuralların dikkate alınması sağlanacak¬tır.
Özellikle büyük ketlerde her geçen gün artan kap-kaç ve hırsızlık
olaylarını, sokaklardaki saldırıları önlemek üzere çalışmalar yapılacak,
kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere saldırganların hedefindeki
korumasız kişileri saldır¬ganlara karşı koruyabilmek amacıyla, başta
istihbaratın güçlendirilmesi olmak üzere etkili önlemler
geliştirilecek¬tir.
İç güvenlikten sorumlu örgütlerin temel görevi öncelikle suçu veya suça
kalkışmayı önleyici ve caydırıcı etkinlikler olacaktır. Adli görevler,
adli kolluğa bırakılacaktır. İç gü¬venlik örgütleri adli olaylarda
sadece sanığı yakalayıp suç kanıtlarıyla birlikte Cumhuriyet Savcılığına
sevk etmek, suça ilişkin delilleri toplayıp, laboratuar hizmetleri ile
tek¬nik incelemeleri yapıp yargı organlarına sunmak gibi sınır¬lı
görevlerle yükümlü olacaktır.
Şüphelilerin polis ve jandarma tarafından sorgulanması 48 saati
geçmeyecek bir süre içinde gerçekleştirilecek bu sorgulamada baskı,
işkence, aç, susuz ve uykusuz bırakma gibi insanlık dışı yöntemlere
kesinlikle başvurulmayacak¬tır. Sorgulama tıbbi denetim altında
yapılacaktır. Gözal¬tına alındıkları andan itibaren şüphelilerin sağlığı
ve can güvenliği kolluk kuvvetlerinin sorumluluğunda olacaktır.
Şüphelilerin savcılıktaki sorgulanmalarında da aynı insani ilkelere
uyulacaktır. Yetkili mahkeme tarafından tutuklama kararı verildikten
sonra görevli cumhuriyet savcılıkların¬ca iddianame süratle
hazırlanacaktır. Bu kurallara titizlik¬le uygulanmasını sağlayacak yasal
düzenlemeler süratle gerçekleştirilecektir.
Bu düzenlemeler hem suça ilişkin soruşturma ve kovuş¬turmaların
sağlıklı yürütülmesini, hem savunma hakkının gerçek anlamda güvenceye
alınmasını, hem de polisin baskı ve işkence yapmak gibi suçlamalardan
arındırılarak saygınlığını korumasını sağlayacaktır.
İç güvenlik örgütlerinin görevlileri görevlerinin gereği olan maddî ve
manevî imkânlara kavuşturularak, örgütün ve¬rimliliği ve saygınlığı
artırılacaktır. İç güvenlik personelinin örgütlenerek mesleğin
işleyişine etkin katkıda bulunması sağlanacaktır.
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan iç
güvenlik örgütleriyle ilgili genel kurallar, iç hukuka yansıtılarak
yürürlüğe konulacaktır.
DIŞ GÜVENLİK-SİLAHLI KUVVETLERDE YENİLEŞME
Ulusumuz barışçıdır. Geçmişte bağımsızlığını ve haklarını korumak için
savaşçı yeteneğini gerektiğinde kanıtlamış olan ülkemiz bir saldırıya
uğramadıkça barış içinde yaşa¬mak ister.
Silahlı Kuvvetlerimiz ulusun bağımsızlığını ve güvenliğini korurken
dünya barışına da katkıda bulunmaya her za¬man özen göstermiştir.
Çağımızda bir ulusun barış içinde yaşayabilmesi dünya barışından
soyutlanamaz. Gerçekten, dünyanın herhangi bir noktasındaki çatışma çok
geniş bir çevreyi doğrudan ilgilendirir hale gelmiştir.
Soğuk savaşın sona erişi, dış güvenlik sorunlarının bo¬yutunu
azaltmamış, aksine güçlenen aşırı milliyetçilik ve etnik duyarlılık
akımlarından kaynaklanan terör eylemleri yeni tehdit unsurlarını
oluşturmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi, çevremizde ve dünyada oluşmak¬ta olan
gelişmeler karşısında, ulusal güvenliğimizi sağlayı¬cı ve geliştirici
adımlardan ödün vermeksizin, Atatürk’ün, yurtta barış, dünyada barış
anlayışına dün olduğu gibi bu¬gün de sahip çıkmaktadır.
CHP, son yıllarda silahsızlanma alanında atılan olumlu adımların
beklenen yumuşamayı tam olarak sağlaya¬mamasını ve yeni gerginlik
odaklarının ortaya çıkmasını kaygıyla izlemektedir. Bu gerginliklerin
silah yoluyla değil diplomatik müzakere ve uzlaşma yöntemleriyle
çözüm-lenmesi görüşünü savunmaktadır. NATO’nun da, yeni üyelerin
katılımıyla uluslararası alanda güvenlik ve istikra¬rın sağlanmasına
daha büyük katkıda bulunması gerek¬tiğini düşünmektedir. Bu amaçla NATO
üyeleri arasında tam bir uyum, dayanışma ve işbirliğinin sağlanmasının
İt-tifakın görevini en etkili biçimde yapmasına katkı sağlaya¬cağı
görüşündedir. Bu noktalardan hareketle, ülkenin dış güvenliğinin,
değişmemesi gereken temel ilkeleri şunlar olmalıdır:
Yurt savunması bir bütündür; Yurdun her yöresi eş ve ulusal ortak
duyarlılıkla, her an muhtemel bir saldırıya karşı hazırlıklı olma
anlayışıyla korunur.
Ulusal güçle ulusal güvenlik bir bütündür. Onun için ekonomik gücümüz,
ulusal eğitim bilgi ve teknolojik dü¬zeyimiz, stratejik birikimimiz, dış
güvenliğimizi sürekli geliştirecek ve sağlamlaştıracak biçimde ve yönde
hızla yükseltilmelidir. Dış güvenlik kavramımız ve stratejimiz de,
ekonomimize, bilgi ve teknolojik birikimimize, sürekli ve etkin katkıda
bulunmalıdır.
Barış bir bütündür. Onun için, Türkiye kendi dış güven¬liğini
sağlarken, dünya barışına, özellikle bölge barışına yönelen tehlikeleri
mümkün olduğu kadar azaltan; böy¬lece bölge ve dünya barışına katkıda
bulunan bir politika izlemelidir. Uluslararası silahlanma yarışının
önlenmesi sürecine sürekli katkı sağlamalıdır. Kitle İmha Silahlarının
Yayılması önlenmeli ve özellikle Türkiye’nin içinde bulun¬duğu bölgede
bu silahların ve fırlatma araçlarının konuş-landırılmaması için özel
çaba gösterilmelidir.
Dış güvenliğin önemli bir gereği bütün bölge ülkeleriyle dostluk
ilişkileri kurmak ve sürdürmektir. Onun için Türki¬ye bütün bölge
ülkeleriyle karşılıklı güvene dayanan dost¬luk ilişkileri geliştirmeyi
hedefler. Bunun için temel ölçü komşu ülkelerin de Türkiye’nin
egemenliğine, bağımsızlı¬ğına, toprak bütünlüğüne saygılı bir politika
izlemeleridir. Dış güvenliğimiz ulusal bağımsızlığı güçlendirici
nitelik¬te olmalıdır. Onun için dış güvenlik esas itibariyle ulusal güce
ve kaynaklara dayanmalıdır. Makul bir ölçünün öte¬sinde dış yardıma ve
desteğe bağımlı olmamalıdır.
Bu ilkeler çerçevesinde CHP, çok sayıda insan gücüne dayanan bir
savunma düzeni yerine, Türkiye’nin ulusal dış güvenlik stratejisine ve
çağdaş savunma teknolojisinin bütün gereklerine uygun, ateş gücü, vurucu
gücü, hare¬ket yeteneği üstün, iletişim olanakları, komuta ve kontrol
sistemleri etkin bir savunma gücü oluşturulmasını öngör¬mektedir. CHP,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu anlayışla ge¬liştirilmesini, gerektiği
ölçüde yeniden yapılandırılmasını, esnekliğe kavuşturulmasını, gerekli
görmektedir.
CHP, tüm sınırlarımızın güvenliğinin Silahlı Kuvvetlerimiz¬ce
sağlanmasını öngörmektedir. Bu görevin silahlı kuv¬vetler yerine sınır
muhafızları gibi örgütlere bırakılması Türkiye’nin stratejik ve güvenlik
koşulları dikkate alındığın¬da uygun bir seçenek olarak görülmemektedir.
CHP iktidarında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm üyelerinin gerekli
manevî ve maddî koşullara kavuşturularak görev¬lerini huzur içinde
sürdürmelerine özen gösterilecektir.
CHP yönetiminde, ordumuzun savunmayla ilgili araştırma ve teknoloji
oluşturma çabaları desteklenecektir. Stratejik araştırma yapan,
teknoloji üreten tüm ulusal kuruluşların da bu çabalara katkıları
sağlanacaktır. Bu amaçla bir Stra¬tejik Araştırma Kurumu (STARK)
oluşturulacaktır. Aynı anlayışla Türk savunma sanayi desteklenecek ve
silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının mümkün olduğu ölçüde yer¬li
üretimle karşılanması için gerekli önlemler alınacaktır.
DIŞ İLİŞKİLER
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin yapıcı, kişilikli, ka¬rarlı ve
etkin bir dış politika izlemesi gerektiğini savunur. Türkiye’nin
ekonomik ve teknolojik açıdan güçlendirilme¬sinin, böylelikle ulusal
gücünün artırılmasının dış ilişkileri¬miz üzerinde de olumlu etki
yapacağına inanır.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin ulusal siyasi, ekono¬mik ve
güvenlik çıkarlarını korumaya, bağımsızlığını ve egemenliğini, ulusu ve
ülkesiyle bölünmez bütünlüğünü sürdürmeye, uluslararası saygınlığını ve
etkinliğini arttır¬maya yönelik barışçı bir ulusal dış politika
izlemektedir.
Bu amaçla, bir yandan dış politikanın savunma politika¬sından
ayrılmayacağı inancıyla Türkiye’nin ulusal gücünü en yüksek düzeye
çıkarırken, öte yandan diplomatik yön¬temlerden, bölgesel ve
uluslararası işbirliği örgüt ve giri¬şimlerinden de bu amaç
doğrultusunda yararlanır.
CHP, bir yandan Türkiye’nin ulusal çıkarlarını korurken, öte yandan
bölge ve dünya barışına katkıda bulunmayı da hedef alır. Ulusal
bağımsızlığımızla ve çıkarlarımızla bağ¬daştığı ölçüde, bölgesel ve
uluslararası örgütler içinde, uluslararası toplumla uyumlu politikalar
izlemeye çalışır.
CHP, dış politikaya toplumun her kesiminin ilgisini ve kat¬kısını
sağlamayı hedefler. Bu arada CHP’nin ilkelerine ve temel politikalarına
saygı gösterilmesi kaydıyla, parti ola¬rak çok yönlü ve yaygın
uluslararası ilişkiler kurmayı ödev bilir. Kendi doğrultusundaki
partilerle barış, insanlık ve ülke yararına işbirliği kurarken, komşu ya
da dost ülkeler¬deki başka siyasal kuruluşlarla da ülkemizin ortak
yararı ile bölge ve dünya barışı için yakın ilişkiler geliştirmeye
çalışır. Uluslararası ve bölgesel işbirliği örgütleri içinde,
Türkiye’nin ulusal çıkarları ve CHP’nin temel politikaları
doğrultusunda, yer alır ve görüşlerini ifade eder.
CHP, Sosyalist Enternasyonal ve Avrupa Sosyalist Partisi gibi
kuruluşlarla ilişkilerini yürütürken bir yandan sosyal demokrasinin
genel ilkelerine uyum göstermeye, bir yan¬dan da Türkiye’nin temel hak
ve çıkarlarını korumaya özen gösterir. CHP’nin sosyal demokrasinin
ilkelerini benimse¬mesi Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olarak bu
kuruluşlarda ortaya çıkabilecek görüşleri ve eğilimleri benimseme
zo¬runluluğu doğurmaz.
Avrupa Birliği ile İlişkiler
CHP başından beri Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemek¬tedir.
Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefi, Mustafa Kemal Atatürk’ün
çağdaşlaşma devriminin, modernleşme vizyo¬nunun doğal uzantısı olan bir
toplumsal değişim projesi¬dir. AB ile ilişkilerimizde koşulumuz; eşit
koşullu, Cumhuri¬yetimizin kuruluş değerlerine saygılı, onurlu tam
üyeliktir. CHP bunun dışındaki hiçbir seçeneği kabul etmez.
CHP Türkiye’ye diğer üyelerden farklı, özel bir statü ve¬rilmesini
kabul etmez. Eşit haklara sahip olacak bir Türkiye’nin AB üyeliği için
diğer bütün üyelerin kabul edip uyguladıkları koşullara, bu arada
Kopenhag ve Maastricht kriterlerine uyulmasını, AB hukukunun
benimsenmesini kabul eder. Ancak, başka ülkelerden istenmeyen
koşulla¬rın tek taraflı tavizler gibi Türkiye’ye dayatılmasına karşı
çı¬kar. Bu arada, Serbest dolaşım, tarım destekleri, bölgesel kalkınma
alanlarında AB tarafından getirilmiş olan kalıcı kısıtlamaların
kaldırılmasını ister. AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret
anlaşmalarının, eş zamanlı olarak Türkiye ile söz konusu üçüncü ülkeler
arasında da paralel anlaşmaya dönüşmesini hedef alır.
Bazı AB ülkelerinin coğrafi veya kültürel farklılıklar gibi ne¬denlerle
Türkiye’yi tam üyelikten dışlamayı ve Türkiye’ye özel bir statü vermeyi
öngören politikalarının AB’nin res¬mi görüşü haline dönüştürülmesi
halinde, başta Gümrük Birliği olmak üzere, mevcut taahhütlerimiz gözden
geçiri¬lerek, ülkemizin çıkarlarının gerektirdiği adımlar kararlılık¬la
atılacaktır.
Türkiye’nin AB üyeliğinin Kıbrıs konusu ile ilişkilendiril¬mesini ve
üyelik sürecinin sürdürülmesinin ve sonuçlan¬dırılmasının Türkiye’nin
vereceği tek taraflı tavizlere bağ¬lanmasını kabul etmez. Aynı şekilde
Lozan Antlaşmasıyla bağdaşmayan keyfi koşulların Türkiye’ye kabul
ettirilmek istenmesine de karşı çıkar. Türkiye’nin üyeliğine engel olmak
isteyen ülkelere karşı gerekli tepkilerin gösteril¬mesini ve önlemlerin
alınmasını savunur. Buna karşılık, Türkiye’nin de çıkarlarına hizmet
edecek, AB mevzuatına ve diğer ülkelerin uygulamalarına uygun bir reform
süre¬cinin hızlandırılarak sonuçlandırılmasını destekler. AB’nin
Türkiye’nin tam üyeliği için bir hedef tarih vermesi gere¬ğini savunur.
Dünyada saygınlığın ve etkinliğin ölçütleri, demokrasiye bağlılık,
insan haklarına saygı, ekonomik gelişmişlik ve kendini savunma
kabiliyetidir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin dış politikası barışçıdır. CHP, Atatürk’ün
Yurtta Barış, Dünyada Barış ilkesinin doğal sahibi ve takipçisidir. CHP,
Türkiye’nin dış sorunlarının ve genel olarak uluslararası
anlaşmazlıkların barışçı yön¬temlerle çözülmesi gereğini savunur. Türk
ulusunun ba-rış içinde yaşamasını sağlarken, komşularımızla ve bölge
devletleriyle karşılıklı güvene ve ortak yarara dayanan ba¬rışçı
ilişkiler kurarak ve işbirliği sağlayarak bölge ve dünya barışını da
güçlendirmeye çalışır.
CHP, uluslararası ilişkilerin her ulusun bağımsızlığına, egemenliğine
ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi ilkesine dayanması gerektiğine,
bölge ve dünya barışının ancak böylece korunabileceğine inanır.
Komşularından ve diğer ülkelerden bu ilkelere saygılı olmalarını bekler.
CHP, bölgesel ve uluslararası kuruluşları, uluslararası
an¬laşmazlıkların barışçı çözümü ve uluslararası işbirliği açı¬sından
gerekli ve yararlı görür. Dünya barışının korunma¬sı için bütün
ülkelerin Birleşmiş Milletler Yasasına saygı göstermelerini bekler.
Birleşmiş Milletlerden de örgütün temel ilkelerini tüm uluslararası
anlaşmazlıklara ayrım yapmaksızın uygulamasını, tüm ülkelerin
bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına aynı
ölçüde yardımcı olmasını ister. Birleşmiş Milletler ve AGİK gibi
uluslararası kuruluşların, sadece büyük devletlerin ulusal
politikalarının aracı olmasına karşı çıkar.
Dünya barışını korumanın bir koşulu da, ülkeler arasında¬ki büyük
ekonomik uçurumların kapatılmasıdır. CHP, Bir¬leşmiş Milletlerin dünyada
yeni ve hakça ekonomik düzen kurulması için etkin çalışmalarda bulunması
gereğini sa¬vunur ve bu amaçla yapılacak yeni uluslararası girişimleri
düzenlemeleri destekler.
CHP bütün ülkelerle dostluk ve işbirliği ilişkilerinin
geliş¬tirilmesini savunur. Amerika ve diğer NATO müttefikle¬rimizle
karşılıklı saygı, dayanışma ve işbirliğine dayanan ilişkiler
geliştirilmesini destekler. Ancak başta Irak konusu olmak üzere CHP,
ABD’nin izlediği bazı politikalara karşı çıkmaktadır.
Zira CHP, ABD’nin Irak’a müdahalesinin uluslararası hu¬kuka aykırı,
siyasi ve ahlaki açılardan da yanlış olduğunu savunmuş; bu anlayışla
TBMM’ye getirilen Türkiye’yi sa¬vaşa sürükleyebilecek, bir karargâh ve
cephe ülkesi haline getirebilecek 1 Mart 2003 tarihli tezkerenin
reddedilme¬sinde başrolü oynamıştı. CHP bu ilkeli tavrını
sürdürecek¬tir. Irak’ın bütünlüğünün korunması, Irak’ta laikliğe ve
de¬mokrasiye dayalı yeni bir yapılanmanın oluşumu, bunu güvence altına
almaya yönelik uluslararası her çaba, tüm barışçıl platformlarda
desteklenecektir. 11 Eylül saldırısı¬nın arkasındaki terör örgütüne
karşı sürdürülmekte olan mücadele desteklenecek, terörün kaynaklarının
kurutul¬ması konusunda sorumlu davranış sergilenecek, ancak bu
yaklaşımın bütün terör örgütlerine karşı aynı kararlılık¬la sürdürülmesi
savunulacaktır.
Büyük Ortadoğu Projesi ile Türkiye’ye Ilımlı İslam kimliği
dayatılmasına kararlılıkla karşı çıkılacaktır. Türkiye’nin laik kimliği
her koşulda korunacaktır.
CHP, NATO örgütüyle ilişkilerimizin güçlendirilerek de¬vam etmesini;
NATO’nun caydırıcı bir güç olarak, barış ve istikrarın sürdürülmesine
yönelik görevini etkin olarak yerine getirmesine ve günümüz koşullarında
konumunun yeniden belirlenmesine aktif katkımızın sürdürülmesini
amaçlar.
CHP, Nükleer silahlardan arındırılmış bir global güvenlik konseptinin
egemen kılınmasını her uluslararası platform¬da destekler.
Orta Asya ülkeleriyle her alandaki ilişkilerimizin daha da
güçlendirilmesini savunur.
Rusya ile karşılıklı saygıya ve işbirliğine dayalı ilişkilerin
güçlendirilmesini destekler.
CHP, Kıbrıs sorununun ancak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhu¬riyetinin ve Kuzey
Kıbrıs halkının kazanılmış haklarının ko¬runmasını, Ada’daki her iki
tarafın egemen eşitliğine da¬yanan bir yaklaşımla çözümlenmesini
destekler. Kıbrıs’ta mevcut olan iki ayrı devlet arasındaki ilişkilerin
ancak bu anlayış doğrultusunda dostluk, dayanışma, işbirliği ile ka¬lıcı
bir barışa dönüştürülebileceğine inanır. Bu çerçevede eşitlik ve
karşılıklı saygı ilkelerine dayalı olarak yürütüle¬cek barış
görüşmelerini destekler.
Kıbrıs sorununa Rum tarafını tatmin etme amacıyla ya¬pılacak baskılarla
ve dayatmalarla çare aranması yakla¬şımını reddeder. Kıbrıs Rum
Yönetimini Kıbrıs’ı temsil eden tek meşru devlet sayan yaklaşıma
kesinlikle karşı¬dır. Kıbrıs Rum Yönetiminin uluslararası kuruluşlarda,
bu arada Avrupa Birliğinde bütün Kıbrıs’ı temsil ettiği anlayışını kabul
etmez.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanınması için
çaba gösterilmesi gerektiğini savunur. KKTC’ye karşı uygulanan
ambargolara ve Kıbrıs Türkle¬rini dünyadan tecrit etme gayretlerine
karşı çıkar. Makul bir süre içinde egemen eşitliğe dayalı, kalıcı, adil
ve şeref¬li bir barışa ulaşılamadığı takdirde, Kıbrıs’ta iki bağımsız
devletin yan yana, barış içinde yaşaması ve uluslararası toplumun da bu
gerçeği kabul etmesi için Türkiye’nin çaba göstermesi gerektiğine
inanır.
Türk-Yunan ilişkilerinin geliştirilmesi CHP’nin samimi ar¬zusudur. CHP
onun için Ege sorunlarında ve her iki ülke¬de yaşayan Türk ve Rum
azınlıkları konusunda, taraflar arasında yapıcı bir diyalog ile ve
hakkaniyet esasına göre çözüm aranması görüşünü savunur.
Lozan’da kurulan Türk-Yunan dengesinin korunması, Yunanistan ile
ilişkilerimizin temel çerçevesini oluştura¬caktır. Yunanistan ile
aramızdaki sorunların diyalog yoluyla ve karşılıklı menfaat dengesi
gözetilerek çözülmesi esas ola¬caktır. Özellikle Batı Trakya’daki
soydaşlarımızın Lozan Antlaşması’ndan ve diğer uluslararası
antlaşmalardan kaynaklanan hak ve çıkarlarının korunması için aktif bir
politika izlenecektir.
CHP, Türkiye’nin Akdeniz İçin Birlik Platformu’nda, ancak her ülkenin
eşit koşullar altında yer alması, Platform’un hiçbir şekilde AB’ye tam
üyelik sürecimizin engeli veya alternatifine dönüşmemesi, Akdeniz’de
kıyısı bulunan ve Platform’a katılmak isteyen tüm ülkeleri kapsaması
koşul¬ları ile aktif olarak yer almasını benimsemektedir.
CHP, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsız¬lıklarına
kavuşan Türk Cumhuriyetlerinin ve diğer bağım¬sız devletlerin, yeniden
yabancı bir devletin egemenliğine veya nüfuz alanına girmelerine
karşıdır. Onların, bağım¬sızlıklarını koruyabilmeleri için yeni siyasal
ve ekonomik düzenlerini bir an önce kurmalarına, gerekli savunma gü¬cüne
sahip olmalarına, kültürlerini, ulusal kimliklerini ye¬niden
kazanmalarına Türkiye’nin yardımcı olması gereğini savunur; bu amaçla,
onlarla yakın ilişkiler kurulması ve ge¬liştirilmesini öngörür. Bölgede
barış ve istikrarın sağlan¬ması için komşu ülkelerin egemenliğine ve
bağımsızlığına herkesin saygı göstermesini ister. Fiili durum
yaratılarak siyasi avantaj sağlama çabalarına karşı çıkar.
Türkiye, hem Akdeniz, hem Balkan, hem de bir Ortadoğu ülkesidir. Bu
bölgelerle de tarihten gelen bağları vardır. Bölge ülkeleri ile
ilişkilerinin karşılıklı çıkarlar, dostluk ve kalıcı barış anlayışı ile
geliştirilmesini savunur.
CHP, Balkanlarda ve Kafkasya’da kuvvet kullanılarak dev¬letlerin toprak
bütünlüğünü tehlikeye düşürebilecek geliş¬melere ve etnik temizlik
yöntemiyle ülkelerin sosyal doku¬sunun değiştirilmesi girişimlerine
karşıdır.
CHP, Yugoslavya’nın dağılmasından sonra ortaya çıkan siyasi koşulların
bölgede yaşayan halklar arasında yeni düşmanlıklar yaratılmadan
korunması görüşünü savu¬nur. Balkanlarda ve dünyanın diğer bölgelerinde
yaşayan soydaşlarımızın bulundukları ülkelerin eşit haklara sahip
vatandaşları olarak insan hak ve özgürlüklerine, kültürel haklara sahip
olarak güvenlik içinde yaşama haklarını sa¬vunur.
CHP, başta komşularımız olmak üzere, bütün Ortadoğu ve İslam
ülkeleriyle kalıcı dostluk ilişkileri kurulmasından ve ekonomik
ilişkilerin geliştirilmesinden yanadır. An¬cak, Cumhuriyet Halk Partisi
yönetiminde bu ilişkilerin, Türkiye’nin laik devlet yapısına saygı
gösterilmesi ve top¬raklarında terör örgütlerinin yerleşmesine izin
verilmeme¬si gibi konularda gösterilecek ortak duyarlılıkla
gelişebile¬ceği bilinmelidir.
CHP İsrail-Filistin sorununa Birleşmiş Milletler kararı çer¬çevesinde
kalıcı bir çözüm bulunması için bütün ilgili ta¬raflarla yoğun
girişimler içinde olunmasını benimser.
Ermenistan’la ilişkilerin geliştirilmesi de, bu ülkenin işgal ettiği
Azeri topraklarından çekilmesi, dünyadaki Ermeni örgütleri vasıtasıyla
Türkiye’ye karşı uluslararası hukuka aykırı biçimde soykırım iddiasıyla
girişimlerde bulunmak¬tan vazgeçmesi ve Ermeni devletinin resmi
belgelerinde Türkiye’ye ait bazı topraklarda Ermenistan’ın emelleri
ol¬duğu izlenimini veren ifade ve sembollerin çıkartılması koşullarına
bağlıdır.
CHP, Sözde Ermeni Soykırımı iddiası ile ülkemizin haksız önyargılarla
suçlanmasına karşı bugüne kadar Partimiz öncülüğünde sürdürülen kararlı
duruşa sahip çıkmaya devam edecektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan önceki dönemde gerçekleştiği iddia
edilen sözde Ermeni soykırımı konu¬sunda ülkemizi suçlayıcı keyfi
kararlar alınmaktadır. CHP, 1948’de BM Genel Kurulu’nda oybirliği ile
kabul edilen Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi
tarafından yapılan açık tanım çerçevesinde, konunun ba¬ğımsız tarihçiler
tarafından, Türkiye, Ermenistan ve Rusya dâhil ilgili tüm ülke
arşivlerine erişim olanakları kendilerine tanınarak, iddiaların gerçekçi
ve doğru zeminde, önyargı¬lara kapılmadan incelenmesi gerektiği
görüşündedir.
CHP, Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanması için, ulus devlet
anlayışının güçlendirilmesi ve laik, demokratik ve çağdaş devlet
anlayışının desteklenmesi gerektiğine inanır. Bölgede barış ve istikrarı
sağlamanın en etkili yollarından biri demokrasiyi yaygınlaştırmaktır.
Bölgeye demokrasiyi getirmekte Türkiye öncü rol oynayabilir. Türkiye’nin
ger¬çek bir demokrasiyi gerçekleştirmesi, laikliği anayasasının en temel
ilkelerinden biri haline getirmesiyle mümkün ol-muştur. İşte bu
özellikleriyle Türkiye diğer bölge ülkeleri¬ne örnek olabilir, model
oluşturabilir.
CHP, Rusya, Çin, Japonya, Brezilya, Hindistan, Uzak Doğu, Latin Amerika
ve Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizin politik ve ekonomik boyutlarıyla
hızla geliştirilmesini hedef alır.
Soğuk savaş ertesinde oluşmakta olan uluslararası yapı içinde
Türkiye’nin bölgesini etkileme olanakları, eskisine göre çok daha
fazladır. Balkanlardan Kafkasya’ya uzanan, yeni bağımsızlığını kazanan
Türk devletlerine kadar giden bir geniş alanda, bölgesel rolü önem
kazanmıştır.
Ancak, yeni oluşmakta olan uluslararası ilişkiler düzenin¬de barışı ve
istikrarı tehdit eden yeni gelişmeler olmakta, bölgesel çatışma
olasılıkları artmaktadır. Türkiye bu yeni çatışma odaklarının en yaygın
biçimde varlığını hissettir¬diği bir coğrafyada bulunmaktadır.
Bölgeye demokrasiyi getirmekte Türkiye öncü rol oynaya¬bilir. Çünkü
Türkiye bölgesinde 86 yıldan beri barış içinde yaşamış tek ülkedir. Aynı
zamanda 50 yılı aşkın zamandan beri çok partili demokrasi ile yönetilen
tek ülkedir.
Hiçbir ülkeden toprak talebinde bulunmaması başka ülke¬lerin doğal
kaynaklarında hak iddia etmemesi Türkiye’nin bölgesinde etkin rol
oynamasını kolaylaştıran unsurlar¬dandır. Türkiye’nin bu rolü etkili
biçimde oynayabilmesi her alanda ulusal bağımsızlığını titizlikle
koruyabilmesiyle yakından ilgilidir. Yüzlerce yıllık bağımsız devlet
geleneği içinden gelen Türkiye’nin bu bağımsızlığa gölge düşüre¬cek
tutumlar ve bağlantılar içine girmesi, dış politikasını başka
devletlerin çıkarlarına ve saptadıkları politikalarına göre belirleyip
yönlendirmesi büyük hata olur.
Türkiye büyük devletler ile ilişkilerinde ancak bağımsızlı¬ğını ve
kendi ulusal çıkarlarını koruyabilen bir dış politika izleyebildiği
ölçüde, bölge ve dünya ülkelerinin saygınlı¬ğını kazanabilir. Bu
nedenlerle, CHP bölge ve dünya ül¬keleriyle ilişkilerinde karşılıklı
saygıya ve ortak çıkarların korunmasına özen gösterir.
CHP, Türkiye’nin ulusal çıkarlara ve bağımsızlığına öncelik veren,
başka ülkelerin dümen suyundan gitmemeye özen gösteren bir politika
izlenmesini savunmaktadır.
“Bağımsızlık benim karakterimdir” demiş olan Atatürk’ün kurmuş olduğu
Cumhuriyet Halk Partisi, dış politikada ulu¬sal bağımsızlığın simgesi ve
ödünsüz takipçisi olacaktır.
Kişilikli bir dış politika izlemek, Türkiye’yi toplumsal ve si¬yasal
olarak istikrara kavuşturmak, ekonomik ve teknolojik açıdan
güçlendirmek, yani ulusal gücümüzü en yüksek dü¬zeye çıkarmakla
olasıdır. Böylece Kıbrıs konusunda, Türk Cumhuriyetleri ve İslam
ülkeleri ile ilişkilerde Kafkasya’da, Balkanlar’da, Birleşmiş Milletler
ve AGİK gibi uluslararası kuruluşlar ile ilişkilerde, Türkiye, kendi
ulusal çıkarlarının gerektirdiği politikalar izleyebilir. CHP’nin
iktidarda oldu¬ğu dönemlerde Türkiye’nin Kıbrıs ve Kardak konularında
izlediği yaklaşımlar ve aldığı başarılı sonuçlar kişilikli bir
politikanın örnekleridir.
Uluslararası koşullardaki değişiklikler karşısında Türk dış
politikasında da değişim kaçınılmaz olmaktadır. Ancak, bu değişim Türk
dış politikasının temel ilke ve hedeflerinde olmamalıdır.
Ülkemizin toprak bütünlüğünün korunması, laik ve de¬mokratik siyasal ve
toplumsal düzenimizin pekiştirilmesi ve ekonomik gelişmemiz için
uluslararası işbirliğinden ya¬rarlanma, Türk dış politikasının
vazgeçilmez amaçlarıdır.
Yurtdışında yerleşik yurttaşlarımıza sahip
çıkılacaktır
Batı Avrupa ülkelerinde yerleşik olarak yaşamlarını sür¬dürmekte olan
milyonlarca insanımızın gereksinimlerinin karşılanması ve sorunlarının
çözülmesi, dış politikamızın öncelikli konuları arasında yer almaktadır.
Yaşadıkları ül¬kelerde üçüncü nesle ulaşmış olan bu insanlarımızın her
geçen gün artan sorunlarla iç içe yaşadıkları ülkelerde gö¬recekleri
saygınlıkla, Türkiye’nin bu ülkelerdeki saygınlığı arasında doğrudan bir
ilişki vardır.
AB’ye geçiş sürecinde, yurttaşlarımızın serbest dolaşım haklarının
sınırlanmasını, ırkçı ve yabancı düşmanı saldı¬rılara maruz kalmalarını,
bazı alanlarda dışlanmalarını ka¬bul etmek mümkün değildir.
Avrupa toplumlarında artan yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobi,
siyasi karar mercilerini de etkilemekte; göç, entegrasyon, hatta
asimilasyon amacı güden yaklaşımlar¬la yabancılar ve vatandaşlık
yasalarına daha sert ve kısıtla¬yıcı hükümler getirilmesine yol
açmaktadır. Göç hareketlerinin yasalara ve uluslararası anlaşmalara
uygun biçimde gerçekleşmesi esastır. Yasa dışı göç hare¬ketlerinin
engellenmesi için gerekli önlemler alınacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi, yurtdışında yaşayan yurttaş ve soydaşlarımızın
ülkemizden kaynaklanan sorunlarını çöz¬meyi görev bilmektedir.
Yurtdışındaki yurttaş ve soydaşlarımızın onurlu ve güvenceli yaşam ve
çalışma hakkı için kapsamlı bir program uygulamaya konulacak: Bu
kapsamda, oluş¬turulacak politikalara yurtdışındaki Türk toplumlarını
tem¬sil eden çağdaş sivil toplum örgütleri temsilcilerinin de
katılımları sağlanacaktır.
Sayıları bir milyonu aşan çocuk ve gencimizin bulunduk¬ları ülkelerin
eğitim ve öğretim olanaklarını en iyi biçimde değerlendirmelerine
katkıda bulunulacaktır. Türk dilinin, kültürünün ve kimliğinin
yaşatılması ve geliştirilmesi için çaba sarfedilecektir.
Yurtdışındaki vatandaş ve soydaşlarımızın bulundukları ül¬kelerin
ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi yaşamına etkin biçimde katılmaları,
yasalara saygılı biçimde başarılı, mut¬lu ve refah içinde yaşamlarını
sürdürmeleri, bulundukları ülkelere uyumları ve entegrasyonları,
kültürümüzü yaşa¬maları ve geliştirmeleri için gerekli destek
sağlanacaktır.
Göçmenlerin vatandaşlık ve uyruk edinme hakkının önün¬deki insan
onurunu rencide edici duvarlar kaldırılacaktır. Balkanlarda ve dünyanın
diğer bölgelerinde yaşayan soydaşlarımızın bulundukları ülkelerin eşit
haklara sahip vatandaşları olarak insan hak ve özgürlüklerine, kültürel
haklara sahip olarak güvenlik içinde yaşama hakları savu¬nulacaktır.
Yurtdışındaki yurttaş ve soydaşlarımızın hak ve hu¬kukları korunacak:
Yurtdışındaki yurttaşlarımız laiklik ve demokrasi karşıtı çevrelerin
zararlı etkisinden korunacaktır.
Bu alandaki sorun İslam’dan değil, İslam’ın radikal, kök¬tendinci
siyasi söylemler ve eylemlerle istismar edilme¬sinden kaynaklanmaktadır.
Bu konudaki duyarlılığımız çerçevesinde, vatandaşlarımızın yoğun olarak
yaşamakta oldukları Avrupa ülkelerinde;
Terörle mücadelenin İslam inancına karşı bir çatışma an¬layışına
dönüşmeyecek şekilde yürütülmesini,
Alınacak önlemlerin farklı inançlara karşı önyargı yaratma¬masını,
Yabancıların toplumlara entegre olabilmelerinin sağlan¬masını,
toplumsal dayanışma ve güven duygularının güç¬lendirilmesini,
Yetkililerin, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık ve İslamofobiyi
tırmandıracak beyan ve tutumlardan kaçınmalarını, Hoşgörüsüzlük,
ayrımcılık, ırkçılık ve yabancı düşmanlı¬ğıyla mücadele edilmesini,
özendirecek etkin, kararlı ve çok yönlü politikalar izlene¬cektir.
YABANCI DÜŞMANLIĞI, AYRIMCILIK
VE İSLAMOFOBİ
Avrupa’da artan yabancı düşmanlığına bağlı olarak her yıl yurt dışında
yaşamakta olan vatandaşlarımıza ve mülkle¬rine yönelik saldırılarda da
artış yaşanmaktadır. Konu sa¬dece ekonomik sebeplerle sınırlı değildir.
Kültürel altya¬pıdaki yetersizlikler ve farklı önyargılar da bu
düşmanlığı beslemektedir.
Seçme ve seçilme hakkı yurtdışında yaşamakta olan yurttaşlarımızın da
hakkıdır: Dışarıda yerleşik vatan¬daşlarımızın Türkiye’de yapılan
seçimlerde bulundukları ülkeden oy kullanabilmeleri için yapılan yasal
düzenleme¬deki yanlışlıklar düzeltilecektir.
Pembe kart’a işlerlik kazandırılacak: Tam kapsamlı çifte vatandaşlık
uygulamasına geçinceye değin, Türk va¬tandaşlığından zorunlu olarak
ayrılmış olanlara verilmiş olan Pembe Kart’a işlerlik kazandırılacaktır.
Avrupa’daki çocuklarımız Türkçe’yi ve bulundukları ülkenin dilini çok
iyi öğrenecek:
Konsolosluk hizmetleri iyileştirilecektir Avrupa’daki öğrencilerimiz
ile işsizlik yardımı, emekli ay¬lığı ve sosyal yardım alan
yurttaşlarımızdan pasaport ve konsolosluk işlem harçlarının sadece
yarısı alınacaktır.
Ülkeler arası kültürel değişimi ve eğitim programlarını özendirmek
amacıyla, başta AB ve ABD olmak üzere, vize alma koşullarının
düzeltilmesi için çalışmalar sürdürüle¬cektir.
İnsan ticareti ile etkin mücadele: Ülkemiz için güvenlik tehditleri
yaratan, insani maliyeti yüksek olan Yasa Dışı Göç ve İnsan Ticareti ile
etkin olarak mücadele edilecektir.
Göçmen işçiler ve ailelerinin haklarının korunması söz¬leşmelerinin
takipçisi olunacaktır.
BM Genel Kurulu’nda 1990’da kabul edilen Tüm Göçmen İşçiler ve
Ailelerinin Haklarının Korunması Uluslararası Konvansiyonu ve
göçmenlerle ilgili diğer uluslararası ya¬sal araçların, başta AB
ülkeleri olmak üzere, göç verdiği¬miz tüm ülkelerde yürürlüğe
geçirilmesi için çaba göste¬rilecektir.
Göç eden insanlarımıza, entegrasyon için gerekli makul bir süre içinde,
öğrenim, mesleki eğitim, sosyal refaha ve sağ¬lık hizmetlerine erişim
ile sosyal, kültürel ve siyasi hayata katılım hakkı vererek, göçmenlerin
iş piyasasına hukuksal olarak entegre edilmesinin yakın takipçisi
olunacaktır.
Dışarıda tanıtım için ortak eylem planı: Bulundukları ülkede
Türkiye’nin tanıtımı amacıyla yapılacak faaliyetlerin koordinasyonu
için, yurtdışında kurulmuş olan sivil top¬lum örgütleri temsilcilerinin
de katılımıyla bir, Ortak Eylem Planı hazırlanacaktır.
Türkiye’ye yönelik yatırımlara özel destek: Yurtdışın¬da yerleşik
işadamlarımızın ve soydaşlarımızın Türkiye’de yapacakları yatırımlar,
normal destekleme politikaları öte¬sinde özendirilecektir.
DÜNYA SOSYAL DEMOKRAT PARTİLERİYLE İLİŞKİLER
CHP, Sosyal Demokrat kimliğinin duyarlılığı ve sorumluluk anlayışı
içinde hareket etmektedir.
Yenilenmiş Lizbon Stratejisi’nin, daha verimli, daha yeni¬likçi ve
rekabet yeteneği yüksek bir Sosyal Avrupa hedefini paylaşır.
Sürdürülebilir, adil ve çevre dostu bir global ekonomik kal¬kınmanın
ortak amaca dönüştürülmesi için çaba gösterir.
Uluslararası terörizme karşı dayanışma içinde etkin bir şekilde
mücadelede, bölgesel çatışmaların kalıcı olarak aşılmasında, daha
barışçıl ve hoşgörülü bir dünya düzeni yaratılması görüşünü savunur.
Dünyada açlık ve yoksullukla mücadelede, Kalkınmada Geri Kalmış
ülkelerin tıkanma noktasına gelmiş dış borçla¬rına makul çözümler
üretmeye çaba gösterir.
Sosyal demokrasinin eşitlik, özgürlük, dayanışma ve barış değerlerine,
kültürlerarası diyalog sürecine evrensel bo¬yutlarda daha çok derinlik
ve etkinlik kazandırılması gibi ortak konularda diğer ülkelerin kardeş
sosyal demokrat partileriyle, Türkiye’nin temel hak ve çıkarlarını
korumaya özen göstererek, karşılıklı saygı çerçevesinde her konuda
dayanışma içinde olmayı hedef alacaktır.
CHP’nin Sosyalist Enternasyonal ve Avrupa Sosyalist Parti¬si gibi
kuruluşlarla ilişkilerini sürdürmesi, bu kuruluşlarda Türkiye’nin
çıkarlarına aykırı olarak ortaya çıkabilecek gö¬rüşleri ve eğilimleri
benimsemesi anlamına gelmez.
BEŞİNCİ BÖLÜM
ÜRETİMDEN VE
ÜRETENDEN YANA
YENİ
EKONOMİK DÜZEN
BÖLÜM: V
ÜRETİMDEN VE ÜRETENDEN YANA YENİ EKONOMİK DÜZEN
EKONOMİK HEDEFLER VE POLİTİKALAR
Hedefimiz; düşük enflasyonla, hızlı büyüyen, tam istihda¬ma yaklaşan,
çağdaş çalışma koşullarına sahip, eşit reka¬bet ortamında gelirini adil
paylaşan, küresel ölçekte dina¬mik rekabet gücüne sahip bir ekonomi;
bilgi ekonomisine dönüşen, yaşam kalitesi yükselen, sosyal barış içinde
den¬geli kalkınan Türkiye’dir.
Temel amacimiz tarimda, sanayide ve hizmetlerde küre¬sel rekabette öne
çikan, ülkede uzun dönemli kalici, adil bir refah artişini hedefleyen
çağdaş bir ekonomiyi kur¬maktir.
CHP çağın getirdiği fırsatları değerlendirecek, yeni so¬runları
yönetebilecek, verimliliği hızla artıracak, en önemli stratejik
değerimiz olan insan gücümüzü ivedilikle üretim sürecine katacak, en
büyük kaynak israfı olan işsizliğe son verecek, spekülasyona değil
üretime ve üretene odakla¬nan, yeni bir ekonomik program uygulayacaktır.
Program, özel girişim ile kamunun düzenleyici ve denetleyici göre¬vinin
birarada olduğu piyasa düzeninde, dünyaya açık, küresel riskleri
yönetebilen, istikrar içinde hızlı ve dengeli kalkınmayı ve sosyal
politikaları ön planda tutan, stratejik planlamanın uzun vadeli bakış
açısı ve geniş vizyonu için-de şekillenecektir. Bu çerçevede;
Cumhuriyet halk partisi, firsat eşitliğine ve verimliliğe odakli,
örgütlü, kayitli, kuralli, adil, dünyaya açik, “sos¬yal piyasa
ekonomisi”ne işlerlik kazandiracaktir.
İç ve dış piyasaların sürekli ve dönemsel zafiyetleri dikkate alınarak,
“pazarların kendiliğinden kendini düzelteceği” varsayımlarına tutsak
olmadan, özel girişimi desteklerken, devletin geliştirdiği düzenleyici
ve denetleyici çerçevede ekonomik birimlerin kontrolsüz risk almasını
önleyen, akılcı ve çözüme yönelik politikalar uygulanacaktır. Özel
girişimi ve kamunun düşük enflasyonu, yüksek büyümeyi, tam istihdama
yaklaşmayı, eşit koşullarda rekabeti, çağdaş çalışma koşullarını
sağlayacak, sistemik riskleri önleyecek düzenleyici ve denetleyici
rolünü biraraya getirerek ulusu¬muzu uzun dönemli refaha kavuşturmayı
hedefliyoruz
Adaletli bir ekonomik yapi kurulacaktir: Milli gelirin, kişiler,
bölgeler ve üretim faktörleri arasında dengeli dağı¬lımı sağlanarak adil
bir ekonomik yapı kurulacaktır.
CHP, getireceği ekonomik düzende Güçlünün değil hu¬kukun üstünlüğünü
savunacaktır.
Emeğin verimliliğini ve örgütlülüğünü artırarak milli gelir¬den daha
fazla pay almasını sağlamak temel amaçlarımız¬dan biri olacaktır. Irk,
dil, inanç, mezhep, cinsiyet, sınıf, ayrımı yapmadan herkese hayata eşit
şartlarda başlama fırsatı verilecektir. Bu çerçevede ulusumuzun tüm
bireylerine kendini ge¬liştirme, insan onuruna uygun iş yapma,
zenginleşme olanağı sağlanacaktır. Devlet çocuk ana rahmine düştü¬ğü
andan itibaren başta sağlık ve eğitim olmak üzere her türlü hizmeti
ailenin gelirine bağlı olmaksızın sunmayı ta¬ahhüt edecektir. Devlet
herhangi bir nedenle üretme ve kazanma sürecine giremeyen veya dışına
çıkmak zorunda kalan fertlerine sahip çıkacaktır. Vatandaşlık hakkı
olarak gördüğümüz sosyal destek programlarının büyüklüğü Gayri Safi Yurt
İçi Hasılaya oran olarak AB ortalamalarına yükseltilirken yardımların
verilmesinde çağdaş yöntemle¬re geçilecek, öncelik yardıma muhtaç
fertleri yeniden ça¬lışabilir hale getirerek kendi ayakları üzerinde
durmalarını sağlamak olacaktır.
Bilgi ekonomisine geçiş sağlanacak: Yeni dünya düze¬ninde refah
düzeyinin kalıcı olarak artırılabilmesi için in¬sanımız bilgiyi
üretebilen, kullanabilen ve pazarlayabilen konuma getirilecek. Gelecek
dönemde önem arz edecek olan biyoteknoloji, nanoteknoloji, mekatronik
(mikroelekt¬ronik), yazılım, genetik gibi jenerik teknoloji alanlarında
söz sahibi olabilmemiz için ekonomimizin bu alanlardaki yenilikçi
kapasitesini, uyum ve uyarlama yeteneğini artıra¬cak reformlar hızla
gerçekleştirilecektir. Hedefimiz küresel ölçekte rekabet eden insangücü
ve her bireyin ulaşabile¬ceği kaliteli iş imkânlarını yaratabilmektir.
Yerli ve yabancı girişimciler için uygun yatırım or¬tamı sağlanacak:
Yatırım ve iş ortamı iyileştirilerek dün¬ya standartlarına
yükseltilecektir. Bu çerçevede piyasaya giriş ve çıkışlarda
öngörülebilirlik, açıklık, düşük işlem ve uyum maliyetleri
sağlanacaktır. Girişimcilik özendirilecek; iş ahlakı ve sosyal
sorumluluk gözetilecek, piyasa kuralları¬na en verimli şekliyle işlerlik
kazandırılacaktır. Bu amaçla, ekonomide alınacak kararlara işverenlerin
ve çalışanların etkin katılımı sağlanacaktır.
Piyasa ekonomisi kurumsallaştırılacak: Piyasa eko¬nomisi gerekli tüm
kurum ve kurallarla donatılıp işlevsel¬leştirilecektir. Bu çerçevede,
piyasa ekonomisindeki ak¬saklıklar etkili bir kamu düzenleme, denetim ve
gözetim altyapısı oluşturularak giderilecektir.
Kamu, piyasa mekanizmasının alternatifi değil, ta¬mamlayıcısı olacak:
Fiziki ve sosyal altyapı geliştirilerek özel sektörün üretim faaliyeti
desteklenecektir. İnsan gü¬cünün donanımın iyileştirilmesine özel önem
verilecek, enerji, ulaştırma, haberleşme gibi temel üretim girdileri
bütçe açıklarının kapatılması için “vergilendirilen kaynak¬lar” olarak
görülmeyecek, firmalarımızın iç ve dış pazarda rekabet güçlerini ve
büyümeyi destekleyen faktörler hali¬ne getirilecektir. Ekonomik ve
siyasi yönden öngörülebilir bir ortamın oluşturulması, hukuk ve adalet
sisteminin et¬kin çalışması, bürokrasinin en aza indirilmesi, kamu
ku¬rumlarında teknik ve idari kapasitenin artırılması, firma¬ların
faaliyetlerini güvenli bir ortamda yürütmeleri, kamu ve özel kesim
arasında etkili bir işbirliği ve uyumun tesis edilmesi öncelikli
amaçlarımız olacaktır. Kamu hizmetlerinin kolay ulaşılabilir, kaliteli
ve gü¬venilir olmasından, gelir düzeyi ne olursa olsun tüm
vatandaşlarımızın bu hizmetlerden yararlanabilme¬sinden devlet
sorumludur: Hizmetin özel kesim-devlet işbirliğinde veya tek başına
devlet tarafından sunulmasın¬da temel ölçüt hizmetin en iyi ve en
güvenilir biçimde kim tarafından sunulabileceği olacaktır. Ancak kamu
hizmeti¬nin, etkin, verimli, kaliteli sunumunun sağlanmasında ve tüm
vatandaşlarımızın, gelir düzeyinden bağımsız olarak, bu kamu
hizmetlerine erişiminden devlet sorumlu olacak¬tır.
Kamu kesimi yeniden yapılandırılacak: Kamu kaynakları¬nı özel çıkarlar
doğrultusunda istismar eden, bunun ma¬liyetini topluma ve emek kesimine
yükleyen, ekonomide hedeflenmiş gelişme politikalarının işlerliğine
engel olan, hantal, verimsiz, maliyeti yüksek model, çağdaş bir yapıya
kavuşturulacaktır.
Tekelleşmenin tüketiciler ve sektörler üzerindeki olumsuz etkileri
ortadan kaldırılacak: Piyasa meka¬nizmasının özel çıkarlar için
çarpıtılmasına, kamu yara¬rının bulunmadığı durumlarda tekellerin
oluşmasına, pi¬yasalarda hakim durumun kötüye kullanılmasına engel
olunacaktır. Rekabet kuralları her alanda gözetilecek, piyasalarda
rekabet düzeyinin gelişmesine, piyasaların derinlik kazanmasına özen
gösterilecektir. Rekabetin do¬ğal ya da teknik nedenlerle sağlanamadığı
durumlarda, kaynak etkinliğinin ve kalitenin gözetilmesine özel önem
verilecektir.
Üretici ile tüketicinin hakları bir arada titizlikle ko¬runacaktır.
Tüketiciyi ve çevreyi koruyan kurumlar ve sivil toplum örgütleri
geliştirilecek, özendirilecek ve destekle¬necektir. Mal ve hizmet
üretiminde standartlara uyum ve kalite denetimlerine etkinlik ve
yaptırım gücü kazandırıla¬caktır.
Türkiye’nin kaynakları harekete geçirilecek: Türkiye ekonomisinin güçlü
ve istikrarlı bir şekilde büyümesinin önündeki en temel engeller olan
tasarruf yetersizliği ve düşük verimlilik sorunlarının giderilmesine
büyük önem verilecektir. Böylelikle, ekonominin kısa vadeli ve
spekü¬latif nitelikli dış kaynağa bağımlılığına son verilecek; cari açık
ve dış borçlanma ekonomik ve siyasi bağımsızlığımız önünde bir tehdit
olmaktan çıkarılacak; gelecek nesilleri-mize daha güçlü ve refah düzeyi
artmış bir Türkiye miras bırakılacaktır.
ORTA VE UZUN VADELİ BAKIŞ AÇIMIZ: GÜǬLÜ BİR TÜRKİYE İÇİN STRATEJİ VE
POLİTİKA PLANLAMASI
Küreselleşme pek çok alanda gelişmekte olan ekonomi¬ler için fırsatlar
sunmakla birlikte, yoksulluğun azaltılması, gelir dağılımının
iyileştirilmesi, kaliteli iş imkanlarının ar¬tırılması, kesintisiz
büyüme ve sosyal refahın korunması gibi alanlarda ulus devletin ekonomi
politikalarının etkisi¬ni azaltarak, önemli riskler de yaratmaktadır.
Finans piyasalarındaki hızlı ve kontrolsüz liberalleşme bu
piyasalardaki kısa vadeli ve yüksek kara yönelme güdüsü, düzenleme ve
denetleme sorunları, piyasaların da hata yapabileceğini göz ardı eden ve
bir piyasa tutuculuğuna dönüşen neo liberal ideoloji bu risklerin ana
tetikleyicisi olmuştur.
Küreselleşme sürecinde ülkelerin değişen koşullara uyum sağlama
yeteneği önemli hale gelmiş, üretim faktörlerinin donanımı
geliştirilerek, idari-kurumsal yapıları yenilene¬rek, hem iç hem de dış
pazarlardaki payı artırma ülke ve firmaların temel stratejileri
olmuştur.
Ülkemizde ise son dönemde “uluslararası likidite bolluğu” ve “Çin ve
Hindistan gibi gelişmekte olan ekonomilerin dünya üretim ve ticaret
zincirindeki yeni rolü” nün politi¬ka yapıcıları tarafından görmezden
gelinmesi ekonomide yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu
so¬runlar iki temel başlık altında toplanabilir;
1. Ekonominin rekabet gücünün zayıflaması,
2. İstihdam imkânlarının daralması.
Bu iki temel sorun çerçevesinde, ithalattaki yükselişin önlenememesi,
yüksek cari açık, özel kesimin dış borçla¬rındaki artış, yurtiçi
tasarruf oranının düşüklüğü, ticare¬te konu sektörlere yönelik yatırım
azlığı, düşük istihdam oranı, yükselen işsizlik oranı gibi göstergeler
ekonomideki sağlıksız yapıyı belirginleştirmiştir.
Bu koşullarda, sağlıklı ve hızlı bir sosyo-ekonomik kalkın¬manın
gerçekleştirilebilmesi için Türkiye’nin orta-uzun va¬deli bir
perspektifle, yeni “Stratejik Amaç ve Hedeflerini” belirlemesi
gerekmektedir.
Ekonomide sanayileşmeyi yeniden büyümenin odağına koyan, her alanda
üretimi ve üreteni özendirecek, küre¬selleşmenin toplumun genel refahını
artırmak yerine, ge¬niş kitlelerin dışlanmasını, haksızlık ve
eşitsizliğe yol açma¬sını engelleyecek stratejik hedef ve gelişme
eksenleri şu şekilde belirlenmiştir;
1. CHP sağlam temellere sahip bir ekonominin tüm vatandaşların
çıkarlarını koruduğu ilkesini benimser. Bu kapsamda;
• Güçlü bir kamu mali yönetimi ile ekonomide enflasyonun ve faizlerin
düşük seviyelerde tutulmasına öncelik verilecektir.
• Küresel piyasalarda rekabet gücü sürekli artan, yüksek katma değer ve
üretkenliğe sahip güçlü bir ekonomi vatandaşların refah seviyesini
artırmanın bir diğer ön koşuludur.
• Adil bir rekabet ortamında ve sosyal sorumluluklarının bilincinde
olan özel girişimcilik desteklenecektir.
• İşgücünün yeteneklerini artırmaya bilime, araştırmaya, yeniliğe
yatırım yapılacaktır. Rekabet gücünün belirleyicisinin bilgi ekonomisine
geçiş olduğu dikkate alınarak, insan kaynaklarımızın geliştirilmesine
öncelik verilecek, insanımıza bilgiyi üretmekte, kullanmakta ve
pazarlamakta küresel ölçekte rekabet gücü kazandıracak ve yüksek
kaliteli iş olanakları sağlayacak altyapı hızla oluşturulacaktır.
2. Küreselleşmenin getirdiği fırsatlardan ve büyüme¬nin getirdiği
nimetlerden hiçbir yurttaşımızın dışlan¬masını kabul edemeyiz. Bu
kapsamda;
• Her alanda fırsat eşitliğini sağlamak temel önceliğimiz olacaktır.
• En stratejik varlığımız olan işgücümüzün ve özellikle kadınların
büyüme sürecine en üst düzeyde katkısını sağlamak amacıyla istihdam
seferberliği başlatılacaktır.
• En önemli sorunumuz olan, kendi işgücümüzü kullanamayan, ithalata
bağımlı, sürdürülemez büyüme sürecinin önüne geçmek için makro ve mikro
politikalarda gereken düzeltmeler yapılacaktır.
• İş arayan tüm yurttaşlarımız kaliteli bir işe makul bir sürede sahip
olacaktır. İş güvencesi, aile ve sosyal yaşamın sağlıklı bir şekilde
gelişebilmesi ve toplumun gelişme dinamizmini ve toplumsal barışı ayakta
tutabilmenin ön koşuludur.
3. İnsani Gelişme ve Sosyal Dayanışmanın Güçlendi¬rilmesine önem
vereceğiz. Bu kapsamda;
• Çalışma imkânı bulamayanların yaşam standartlarının koruması bir
vatandaşlık hakkıdır.
• Temel sosyal güvenlik ve sosyal destek hizmetleri devlet tarafından
üstlenilecektir. Bütçede bu harcamaların payı artırılacaktır. Askerlik
yapanlar askerlik süresi boyunca sigorta kapsamına alınacaktır.
• Gıda güvencesinin temin edilmesi amacıyla yoksullara yardım
programları kurallara bağlanacak, bunların bir envanteri yapılarak
devlet güdümünde gerçekleştirilen yardımlar şeklinde ele alınacaktır.
4. Bölgesel Gelişmişlik farkları azaltılacaktır. Bu kap¬samda;
• Vergi, teşvik, sosyal destek gibi araçların yanında gerekirse kamu
girişimciliği de kullanılacaktır.
• Bölgeler arasında fiziki ve beşeri altyapı farklılıkları
azaltılmasında kamu harcamalarına öncelik verilecek bu suretle iş ortamı
her bölgede birbirine yaklaştırılacaktır.
5. Kamu Hizmetlerinde Kalite ve Etkinlik Artırılacak¬tır. Bu kapsamda;
• İyi işleyen güçlü bir piyasa ekonomisinin olmazsa olmazı olan,
piyasaların hatalarını önleyecek, riskleri yönetecek düzenleyici ve
denetleyici çerçeveyi oluşturacak, işletecek kurumsal bir yapıya sahip
olmak için gerekli düzenlemeler gerçekleştirilecektir.
• Güçlü ancak değişen taleplere uyum sağlayacak yapı ve esneklikte bir
kamu kesimi oluşturulacaktır.
• Vatandaşın taleplerini yakalamak ve ihtiyaçlarına etkin bir biçimde
cevap verebilmek için sivil toplum örgütleri ve gönüllü kuruluşlarla
işbirliğine önem verilecektir.
• Teknolojik gelişmelerden etkin bir biçimde yararlanılacak bu
çerçevede e-devlet stratejisi güçlendirilecektir. Kaynak, kalite dengesi
kurulacak performansa önem verilecektir
Stratejik makro planlama ile esnek sektörel planla¬ma, strateji ve
politika belirlemesinin temel araçla¬rıdır.
• Büyüme ve kalkınma stratejik makro planlama viz¬yonu ile
yönlendirilecek: “Stratejik Makro Ekonomik Planlama”dan, piyasa
sistemine müdahaleci değil piyasa mekanizmaların yetersizliklerini
gidermeye yönelik, eko¬nominin hedeflenen orta ve uzun vadeli amaç ve
ufkunu gösteren, “emredici değil özendirici”, “katı değil esnek” bir
stratejik araç olarak yararlanılacaktır.
• Esnek sektörel planlama yöntemleri geliştirilecek: Dünya
ekonomisindeki değişen arz ve talep koşullarını dikkate alarak, uzun
dönemli, kaynak tahsisi ve gelişme politikalarının yenilenmesini
sağlayacak sektörel planlama yöntemleri geliştirilecektir. Bu yeni
yapılanmada yararlanı¬lacak insan gücünde ilk aranacak özellikler
yaratıcılık ve yeterlilik olacaktır.
• Devlet stratejik sorumluluğu üstlenecek: Ulusal stratejilerin
şekillenmesinde, başlıca sosyal ve ekonomik tercihlerin belirlenmesinde,
stratejik dengelerin korun¬masında devletin sorumluluk üstlenmesi
sağlanacaktır.
• Büyüme ve gelişme artan ölçüde, yaratıcılık, yeni¬likçilik ve
bilgi’ye dayandırılacak: Küresel ortamdaki rekabet gücümüze destek
sağlamak amacıyla, ülkemizin altyapısının kalitesinin iyileştirilmesine,
araştırma, geliş¬tirme ve yenilenmeye yatırım yapılmasına öncelik
verile¬cektir. Ekonomiyi planlama vizyonumuz, bu duyarlılık ve
kararlılık içinde olacaktır
• Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), strateji ve poli¬tika planlamasına
odaklanacak: DPT, alternatif sosyo-ekonomik çözüm, politika ve strateji
geliştiren, uzlaşmayı temel alan, Strateji ve Politika Planlaması
anlayışını yaşa¬ma geçiren yeni, dinamik ve katılımcı bir yapıya
kavuştu¬rulacaktır.
• Kamu, özel sektörümüzü piyasa kuralları içerisin¬de, etkin bir
şekilde yönlendirecek: Arz ve talep koşul¬larınının hızla değiştiği
günümüzde, bu değişikliğe yönelik bilgiye firmalar tarafından
ulaşılması, bilginin özümsen¬mesi ve buna uygun strateji ve politikalar
geliştirmesi bü¬yük önem taşımaktadır. Teknolojide ve tüketici
tercihlerin¬de meydana gelebilecek değişimi yakından takip eden, bu
değişimlere yönelik stratejiler oluşturan, bu stratejiler çerçevesinde
kaynak tahsisi yapan, örgütlenme yapısını yenileyen, başka iktisadi
birimlerle yakın etkileşim ve işbir¬liği içinde olan firmalar, küresel
düzeyde rekabet gücünü artırmada kritik bir önem taşımaktadır. Ancak;
• Bilgiye özellikle küçük ve orta ölçekli firmalar tarafından
ulaşılması, özümsenmesi ve uygun stratejiler geliştirilmesi oldukça güç
ve maliyetlidir,
• Firmalarımızın önemli bir bölümü ülkemizde ve Dünya ekonomisinde
meydana gelebilecek genel ve sektörüne özgü gelişmeleri yakından takip
edebilecek ve buna uy¬gun stratejiler geliştirecek kapasiteden
yoksundur,
• Bu durum, geçmiş dönemde ve günümüzde yaşanıldığı gibi (tekstil-giyim
alanında atıl kapasitenin oluşması, kay¬nakların dış ticarete konu
olmayan ikinci konut ve gayri¬menkul vb. alanlara aşırı bir biçimde
yönelmesi), büyük miktarda kaynak israfına yol açmaktadır.
Ülkemizde bilgiye ulaşmada ve bilgiyi kullanmada güçlük çeken
firmaların yaygınlığı dikkate alınarak;
• Kamu ve özel sektör işbirliğiyle, kamu bilgi sistemi oluşturulacak:
Bu sistemle, firmalara hızlı bilgi akışı sağ¬lanacak ve böylelikle
gelecek döneme yönelik bilgi-temelli senaryolar ve stratejiler
oluşturulması ve firmalarımızın orta-uzun vadeli bakış açısı kazanmaları
desteklenecektir. Bu bilgi, senaryo ve stratejiler, teknoloji, tüketici
tercihleri, sosyo-ekonomik politikalar, ekoloji ve jeo-politik
gelişme¬leri esas alarak oluşturulacak; yeni ürün ve üretim yön-temleri,
firma örgütlenmeleri ve stratejileri, yeni pazarlar, rakip ülke ve
firmaların konumları ve stratejileri gibi olduk¬ça geniş bir bilgi
kümesini kapsayacaktır.
Böylelikle, ülkemiz kaynaklarının verimsiz bir şekilde az sayıda
sektöre yönelmesi engellenecek ve özellikle arz açığı bulunan alanlarda
üretim kapasitesinin artırılması sağlanacaktır. Bu uygulama piyasa
ekonomisinin etkili bir şekilde işlemesine imkan vererek, bir yandan kıt
olan kay¬nakların daha verimli kullanılmasına ve yüksek teknolojik
gelişmeye, diğer yandan istihdam, büyüme ve cari açık sorunlarının
giderilmesine önemli katkı yapacaktır.
EKONOMİDE ÇAĞDAŞLAMA: YENİ TÜRKİYE PROJESİ
Ülkemizin istikrar içinde yüksek bir hızla büyümesi, top¬lumun geniş
kesimlerinin üretim sürecine katılması, artan Milli Gelirin daha
adaletli dağılımı sağlanacaktır. Türkiye’nin eşit koşullar altında tam
üyeliği hedeflediğimiz AB’deki refah seviyesine kısa sürede ulaşılması
amaçlana¬caktır.
GÜÇLÜ EKONOMİK TEMELLERE
SAHİP TÜRKİYE:
HIZLI, SAĞLIKLI VE
SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME
İstikrarsız ekonomi ile sürekli hizli büyüme sağlanamaz. Ekonomide
istikrarsızlık, öncelikle yoksulları ezer, sosyal devleti geriletir.
Ekonomide hedefimiz; sıcak para ve ithalatla şişirilmiş sanal büyüme
değil, sağlam kaynaklara dayanan üretim, verimliliği ve marka yaratmayı
temel alan dış rekabet, sağlıklı ve istikrarlı hızlı büyüme, güçlü
ulusal sanayi, adil bölüşümdür.
Gelişme sadece Gayri Safi Milli Hasıla’nın artması değildir. Büyüme
sürdürülebilir olmalıdır. Çevrenin bozulmasına, borçla finanse edilen
tüketim çılgınlığına ya da kıt doğal kaynakların eritilmesine dayalı,
gelirlerin yüksek oranda tasarrufa ve yatırıma dönüşmesine özen
göstermeyen büyüme sürdürülebilir olamaz. Büyüme gelir dağılımını
bozmamalıdır, büyümeden toplumun her kesimi yarar¬lanmalıdır.
Bu anlayışla, “ekonomik büyümeden çalışanlara, esnafa ve çiftçiye
yeterli pay verilmesi, halkımızın refah düzeyi¬nin ve yaşam kalitesinin
yükseltilmesi” büyüme ve kal¬kınma stratejimizdeki temel yaklaşımımız
olacaktır. Bu çerçevede;
Hem üretim ve istihdamda artış, hem de adil bö¬lüşüm: Bu ilkeyi temel
alan politikalar ile sürdürülebilir bir büyüme modeli benimsenecek;
“dışa bağımlı model” yerine daha çok ülke kaynaklarına ve yüksek
verimliliğe dayanan, işçinin, köylünün, tüketicinin ve üreticinin refah
artışından hakça yararlandığı bir “ulusal büyüme modeli”
oluşturulacaktır.
Hedefimiz, 10 yıl ortalama yüzde yedi büyümek: Ulusal ekonomimizin,
önümüzdeki 10 yıl süresince sabit fiyatlarla yılda ortalama yüzde yedi
oranında büyümesi, ulusal refah düzeyimizin on yılda ikiye katlanması
hedef alınacaktır.
AB STANDARTLARINDA KALİTELİ BİR EKONO¬MİK ALTYAPI: Başta ulaştırma
haberleşme ve enerji altyapıları olmak üzere, ekonomik altyapı
hizmetleri, ke¬sintisiz ve etkin bir biçimde ülkenin tüm bölgelerinde,
AB ülkeleri standartlarında sağlanacaktır.
Sanayileşme sürdürülebilir büyümenin lokomotifi olacak: Sanayide yüksek
katma değerli üretim yapısına geçiş sağlanacaktır. Rekabet gücü yüksek
yeni faaliyet alanlarına yönelmenin yanı sıra geleneksel sektörlerde
katma değeri yüksek ürün ve faaliyetlerin yanlış makro politikalar
neticesinde erken ve gereksiz tasfiyesi önlene¬cektir. İhracat ve tüm
sektörlerde büyümeyi sürükleyen, küresel ekonomiye uyum sağlamayı
kolaylaştıran modern bir imalat sanayi yapısına ulaşılacaktır.
İleri teknoloji sektörlerinde üretim yeteneği artırı¬lacak: Uygulamaya
konacak stratejik planlama ile dünya pazarında Türkiye ekonomisinin
rekabet gücünü geliştire¬cek, sosyo-ekonomik kalkınmayı sağlayacak,
ileri teknoloji sektörlerinde üretim kapasiteni artıracak stratejiler
oluş¬turulacaktır.
Ülkemizin refah düzeyinin kalıcı olarak artırılabil¬mesi için jenerik
teknoloji alanlarında güçlü bir atı¬lım hedeflenecektir: Jenerik
teknolojiler, üretim sürecini kökten değiştirme özelliğine sahiptirler.
Bu alanda mey¬dana gelecek ilerlemeler rekabet gücü, refah artışı ve
tü-ketici tercihleri üzerinde kalıcı etkilerde bulunacaktır. Bu
kapsamda;
Bölgesel gelişmişlik farklarını azaltma ve teknolojik yeni¬lenme
kapsamında sürdürülecek sektör önceliklendirme yaklaşımının yanı sıra,
jenerik teknoloji gruplarına stratejik öncelik verilecektir.
Kamusal teşviklerde firmaların kümelenmelerine odakla¬nan politikalarda
ve üniversite-sanayi işbirliğini amaçla¬yan uygulamalarda teknoloji
bazlı yeni firma kümelenme¬lerine öncelik verilecektir.
Kamu sektörünün (TÜBİTAK, üniversiteler ve diğer kamu araştırma
birimleri) ve özel sektörün jenerik teknoloji alanlarındaki yeteneğinin
artırılması ve bu birimler arasın¬da etkin bir işbirliğinin
oluşturulması suretiyle araştırma alanlarındaki kritik eşik sorunu
aşılacaktır. Türkiye’nin je¬nerik teknoloji alanında aşama
kaydedebilmesi ise ancak özel sektör ve kamu sektörünün yakın
işbirliğiyle ortaya çıkabilecek deneyim, birikim, fiziki altyapı, beşeri
sermaye paylaşımı ve kaynakların bir araya getirilmesiyle mümkün
olacaktır. Bu suretle daha kısıtlı bir kaynağa ve deneyime sahip olan
KOBİ’lerin küresel rekabet güçleri artırılacaktır.
Organize sanayi bölgeleri, teknopark ve teknopolis gibi sanayi altyapı
uygulamaları ile teşvik politikaları jenerik teknolojilerin gelişme
sürecindeki önemi dikkate alınarak şekillendirilecektir.
Jenerik teknolojilerin teşvik edilmesi için fikri mülkiyet hu¬kuku
gözden geçirilerek uygulamada karşılaşılan sorunlar aşılacaktır.
Teşvik politikası yanında ülkemizin jenerik teknolojiler ala¬nındaki
yeteneğinin artırılması için önemli düzeyde kamu yatırımı yapılacaktır.
Mali sistem ve vergi düzeni sanayileşme ve üretimi destekleyecek:
Sanayileşme, bilimsel ve teknolojik geliş¬meden güç alarak ülke
kaynaklarının verimli kullanılması ile desteklenecektir. Bu amaçla mali
sistemden etkin bir şekilde yararlanılmasını sağlayacak vergi politikası
da da¬hil gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
Geri kalmış yörelerin geliştirilmesi ve bölgesel fark¬lılaşmaların
giderilmesinde devlet görev üstlenecek: Bölgesel kalkınma projelerinin
uygulanması ve kalkınma¬nın hızlandırılması, sosyo-ekonomik gelişme
sürecinde sektörel ve bölgesel dengeler gözetilerek, bölgesel
eşitsiz-liklerin azaltılması ön planda tutulacak; Bölgesel Plan ve
Bölgesel Kalkınma Projeleri uygulamalarına özel önem verilecektir.
Tasarruf açığı ülkemizin yüksek ve istikrarlı büyü¬mesi önünde bir
engel olmaktan çıkarılacak:
Ülkemiz kaynakları harekete geçirilerek büyümenin kısa vadeli ve
süpekülatif kaynağa bağımlılığı ortadan kal¬dırılacak, büyüme ve
kalkınma süreci sağlam temelle¬re dayandırılacaktır. Cari açık ve dış
borçlanma makul düzeye indirilerek ekonomik ve siyasi bağımsızlığımız
önünde tehdit olmaktan çıkarılacaktır. Bu çerçevede, tasarruf oranının
artırılması CHP’nin başlıca hedeflerin¬den biri olacaktır. Bu
doğrultuda;
Ekonomide verimliliği artırıcı önlemlere öncelik verilecek: Piyasa
sisteminin kaynakların etkin kullanımı üzerindeki etkisinden ve kamu
sektörünün piyasa eko¬nomisini tamamlayıcı işlevinden azami düzeyde
fayda¬lanılacaktır.
Firmalarımızın yüksek verimlilikte çalışmaları sağlanacak: Piyasa
disiplinin artırılması, fiziki ve sos¬yal altyapının geliştirilmesi ve
çeşitli teknoloji destek programları yanında firmalarımızın “ölçek ve
kapsam ekonomileri”nden faydalanarak optimum ölçekte ve yük¬sek
verimlilikte çalışmaları teşvik edilecektir. Bu amaçla, sektörlerdeki
rekabet ortamının korunması göz önünde bulundurularak, ölçek ve kapsam
ekonomilerinin güçlü olduğu sektörlerde “şirket birleşmeleri,
devralmalar ve stratejik ortaklıklar” çeşitli maliye politikası
araçlarıyla teşvik edilecektir. Bu politika neticesinde elde edilecek
verimlilik kazanımları şirketlerimizin karlılık oranını artı¬racak, mali
yapılarını güçlendirecek, iç tasarruflar artar¬ken yurtdışı kaynak
ihtiyacı azalacaktır.
Kamu sektörünün verimliliği esas olacak: kamu hiz¬metlerinin sunumunda
toplumsal fayda ve maliyet kriteri¬ne titizlilikle uyulacaktır.
Kayıt dışılık önlenecek: Kayıt dışılık, bir yandan çok önemli sosyal
sorunların birikmesine yol açarken yenilik ve yaratıcılığın üretim
sürecine hâkim olmasını önlemek¬tedir. Suni bir şekilde aşırı rekabet
gücü kaybına yol açan makro politikaların düzeltilmesinin yanında vergi,
sosyal güvenlik ve işgücü piyasası düzenlemeleri bir bütünlük içinde
kullanılarak kayıtdışılıkla mücadele edilecektir. Böy¬lelikle, bir
yandan ekonomide rekabet ortamı ve verimlilik iyileşme gösterecek, diğer
yandan artan vergi tabanı ne¬deniyle kamu finansmanı ve kamu tasarruf
oranı olumlu etkilenecektir.
Kaynak ısrafına son verilecek: Piyasa disiplininin güç¬lendirilmesi ve
kamu-özel sektör işbirliğiyle oluşturulacak “Kamu Bilgi Sistemi” yoluyla
kıt kaynaklarımızın düşük ve¬rimlilik alanlarına “yığılarak” atıl
kapasite oluşması engel¬lenecektir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından en üst düzeyde yararlanılacak:
Üretim gücümüze katkı sağ¬layacak reel sektörde yeni kapasiteler ve
istihdam imka¬nı yaratan doğrudan yatırımların ülkemize yönelmesini
teşvik edecek hukuki ve kurumsal yapılanma etkinleşti-rilecektir. İç ve
dış yatırımları güçleştiren ve caydıran bürokratik engellere son
verilecektir.
İstikrarlı bir ekonomik ve siyasi ortam tesis edile¬cek: Kalıcı
istikrar ortamı tesis edilerek ekonomik birimle¬rin uzun vadeli ve
verimli yatırım kararları almaları sağla¬narak tasarruf eğilimleri
güçlendirilecektir.
Mali aracılık sektörü geliştirilecek: Finansal sistemin derinliğini,
uzun vadeli yatırım araçlarının çeşitliliğini ar¬tırıcı önlemler
alınacak; mali aracılık üzerindeki vergi ve benzeri kamusal yükler
azaltılarak tasarruf eğiliminin yük¬selmesi desteklenecektir.
İthalata bağımlılık oranı azaltılacak, ihracat destek¬lenecek:
Yurtiçinde üretimi bulunmayan veya yetersiz olan petrol, doğal gaz ve
yüksek teknoloji grubu ürünler vb. alanlarda üretim yeteneğinin
geliştirilmesine büyük önem verilecek, rekabet gücünü artırmaya yönelik
uygu-layacağımız kapsamlı politikalar ve turizm sektöründe ya¬pacağımız
atılımla birlikte dış kaynak ihtiyacı azaltılacaktır. Enerji tüketiminde
tasarruf sağlayıcı teşvikler geliştirilecek, savunma sanayimizin
ülkemize net döviz kazandırıcı bir konuma gelmesi için gerekli önlemler
alınacaktır.
İstihdam oranı artırılacak: Özellikle kadınların ve genç¬lerin işgücüne
katılımını artırmaya yönelik olarak alaca¬ğımız önlemler ile çalışma
çağındaki tüm yurttaşlarımızı daha üretken ve gelir sahibi yaparak
tasarruf edilebilir kaynakları artırılacaktır.
Ülkemizin potansiyeli ile uyumlu insangücü pla¬nalması yapılacaktır:
Genç nüfus yapımızın ülkemizin en önemli avantajlarından biri olduğu
bilinci korunarak, orta-uzun vadeli etkili bir insan gücü planlaması
yapıla¬cak, ailelerin tasarrufa ve yatırıma ayırabilecekleri kaynak¬lar
genişletilecektir.
Reel faizler düşürülecek: Ekonomide kayıtdışılığın azal¬ması,
verimlilik oranının artması, ekonomik faaliyetlerin genişlemesi ve kamu
maliyesinin kalitesini artırmaya yöne¬lik olarak alacağımız önlemler
borç dinamiiklerini olumlu etkileyecektir. Diğer taraftan, fiyat
istikrarını sağlama he¬definden ödün vermeksizin, ekonomideki
gelişmeleri ya¬kından takip eden ve hedeflerle uyumlu bir faiz
politikası reel faizlerin gerilemesine katkı sağlayacaktır. Düşen reel
faiz oranı, risk primini geriletecek, böylelikle borç dina¬miklerinde
kalıcı bir iyileşme süreci başlayacak, azalacak faiz ödemeleri borçluluk
oranını geriletecek, tasarruf ora¬nını artıracaktır.
İSTİKRARLI BÜYÜME İÇİN
“PARA POLİTİKASI”
Para ve maliye politikaları, “tüketim-tasarruf ilişkisinin”, “arz-talep
dengesinin” ve “faiz ile kur dengesinin” sağ¬lıklı bir şekilde
oluşmasını sağlayacak şekilde düzenle¬necektir.
Bu kapsamda, “para politikası”, istikrar içinde hızlı eko¬nomik
büyümenin önemli bir aracı olarak ele alınacak; bu alanda, kararlı ve
sorumlu uygulama içinde oluna¬caktır.164
Enflasyonun ve reel faizlerin mümkün olduğunca düşük seviyelerde
tutulması hedef alınacak: “Yüksek Reel Faiz - Düşük Kur – Aşırı
Borçlanma” kıskacı, piyasa kuralları içinde, tasarruf oranı
yükseltilerek ve kamu ku¬rumlarının politika geliştirme ve uygulama
kapasiteleri ar¬tırılarak aşılacak;
Reel faiz düzeyi reel sektöre engel oluşturmayacak: Güçlü bir kamu mali
yönetimi ile ekonomide enflasyonun ve faizlerin mümkün olduğunca düşük
seviyelerde tutul¬masına öncelik verilecektir. Üretime dayalı hızlı
büyümeyi ve bunun için gerekli sabit sermaye yatırımlarını
gerçek¬leştirmek açısından reel faiz düzeyinin caydırıcı olmaması
sağlanacaktır.
Enflasyon makul bir süre içinde “maastricht enf¬lasyon hedefine”
indirilecektir: Bölgeler ve sosyal ke¬simler arası eşitsizliklerin
artmasına, toplumun temel de¬ğerlerinin aşınmasına, ekonomik kararlarda
rasyonelliğin kaybolmasına, yatırımların, reel sektörün ve
sanayileşme¬nin gerilemesine neden olan enflasyon, dönem içinde
or¬talama yüzde beşi aşmamak kaydıyla, makul süre içinde “Maastricht
enflasyon hedefine” indirilecektir.
Merkez Bankası’nın bağımsızlığına sahip çıkılacak: Düşük ve istikrarlı
bir enflasyon düzeyi büyümenin ön şartı olarak kabul edilmektedir. Bu
çerçevede para politi¬kasının temel amacı fiyat istikrarını sağlamak
olacaktır. An¬cak kısa vadede enflasyonu düşürmek amacıyla kullanılan
para politikası araçları uzun dönemde kalıcı fiyat istikra¬rını riske
sokmamalıdır. Bu nedenle kullanılan araçların ekonominin rekabet gücünü
tahrip ederek ülkenin uzun dönemli potansiyel büyümesini düşürmemesi
gerekir.
EKONOMİDE İSTİKRARI SAĞLAYACAK KUR POLİTİKASI VE DIŞ DENGE:
Döviz kuru, firmalarımızın orta-uzun vadeli bir ba¬kış açısı
kazanmasına engel olmayacak: Firmalarımızın geleceğe yönelik beklenti ve
kararlarının sağlıklı bir şekilde oluşmasına önem verilecektir. Faaliyet
dışı karlar, kambiyo karı gibi yapay yollardan şişirilmiş karlar değil,
ana faaliyet alanından elde edilecek karlar firmaların odaklanma
nok¬tası olmalıdır.
Ekonomimizin “spekülatif, yabancı sıcak paraya” olan bağımlılığının
aşılması sağlanacak: Bu suretle özellikle küresel risk algılamasının
azaldığı ve sermaye akışının hızla arttığı dönemlerde, yabancı ve yerli
para ile borçlanma maliyetlerinde yabancı para ile borçlanma lehine
oluşan makas, getirilecek dinamik karşılık ayırma yöntemiyle
daraltılacaktır. Söz konusu karşılıklardan olu¬şan fon likiditenin
kuruduğu ve ekonominin daralma ev¬resine girdiği dönemlerde reel sektör
dış borçlarının çev¬rimini kolaylaştıracak şekilde kullandırılacaktır.
Döviz geliri olmayan şirketlerin dövizle borçlanmalarına daha sıkı
sı-nırlamalar getirilecektir.
Döviz dengemizi düzeltecek politikalara ağırlık ve¬rilecek: Bu
çerçevede;
Yeni ve yaygın bir turizm hamlesi başlatılacaktır. İhracat, ihracata
dönük sanayi sektörleri ve yurt dışı müte¬ahhitlik ve müşavirlik
hizmetleri desteklenecektir.
Ulusal sanayinin ithal kaynaklı ara ve yatırım mallarına ve ihracatın
ithalata olan bağımlılığının en alt düzeye çekil¬mesi hedef alınacaktır.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları özendirilecek: Ülkemizde Doğrudan
Yabancı Sermaye Yatırımları için uygun ortam ve koşullar yaratılacak;
yeni tesis ve işletme kuracak, yeni üretim kapasitesi yaratacak doğrudan
ya¬bancı sermaye özendirilecektir.
Dış borçlar borç ödeme kapasitemizi aşmayacak: Dış borçların ülkemizin
dış borç ödeme kapasitesini aşma¬masına özen gösterilecektir.
Dışa bağımlılığı ve dış açığı en aza indiren, dış ti¬caret hacmini ve
ihracatı artıran, istihdam yaratan, reel sektörü ve üretimi özendiren
politikalar uygula¬maya geçirilecek. Bu anlayış içinde;
Üretimde “ana ve yan sanayi” bağlantıları güçlen¬dirilecek: Üretimde
ithalata olan bağımlılığın azaltılma¬sı için, ana-yan sanayi
bağlantıları güçlendirilecektir. Yan sanayinin teknolojik gelişmelere
ayak uydurabilmesi için, KOBİ’lerin ölçek ve sermaye yapıları açısından
güçlendi¬rilmeleri sağlanacaktır.
Çok yönlü, yoğun ancak kontrollü teşvik politikala¬rı: İhracatta
büyümenin süreklilik ve derinlik kazanması için üretim aşamasından
itibaren çok yönlü, yoğun ancak kontrollü teşvik politikaları uygulamaya
konulacaktır. Böy¬lelikle, dış ekonomik ilişkilerde ve dış ticarette
ekonomik büyümemizi ve rekabet gücümüzü güçlendiren ve hızlan¬dıran
sağlıklı ve yeni bir yapı ülkemize kazandırılacaktır.
Dahilde işleme rejimi uygulaması gözden geçirilip etkinleştirilecek:
İhracatın teşviki amacıyla uygulanmak¬ta olan mevcut Dahilde İşleme
Rejimi bazı suistimallere konu olabilmekte, böylelikle hem rekabet
ortamı bozul¬makta hem de cari açık sorunu daha da büyümektedir. Söz
konusu zayıflıklar girilerek Dahilde İşleme Rejimi et¬kinleştirilecek ve
asli işlevi olan ihracatın artırılmasına daha fazla katkı yapan bir
niteliğe kavuşturulacaktır.
Haksız dış rekabete karşı firmalarımız korunacak: Özellikle Çin ve
Hindistan gibi ülkelerden kaynaklanan haksız rekabete karşı firmalarımız
etkili bir şekilde koru¬nacaktır.
Korumacılık, “istihdam öncelikli veya stratejik önemdeki” alt
sektörlerle sınırlı tutulacak: Dış piya¬salardan kaynaklanan kırılganlık
ve bunun neden olduğu makroekonomik riskler özenle dikkate alınacaktır.
Koru¬macılık; sanayileşme ve sosyal gelişme açısından, “istih¬dam
öncelikli veya tarım sektörü dahil stratejik önemdeki” alt sektörlerle
sınırlı tutulacak, hiçbir mal ve sektör için süresiz uygulama
yapılmayacaktır. Her koşulda, uygula¬nacak olan kısmi korumacılık dış
pazarlarla uyum ve bü¬tünleşmemize engel oluşturmayacaktır.
• İleri teknoloji ülkeleri ve dünyanın yeni büyüme merkezleri ile çok
yönlü ilişkiler: Ekonomimiz, dünya¬nın sürekli değişen koşullarına hızla
uyum sağlayabilen, teknolojide yenilikleri özümseyerek bunu verimlilik
artışı¬na dönüştürebilen, bu sayede dış rekabet gücünü gelişti¬ren bir
dinamizme kavuşturulacaktır. İleri teknoloji ülkeleri ve dünyanın yeni
büyüme merkezleri ile çok yönlü ilişkiler kurularak, karşılıklı yarar
ilkesi çerçevesinde mal, hizmet, bilgi ve teknoloji dolaşımının
yaygınlaşması hedef alına¬caktır.
Devlet bütçesini, ekonomik istikrarın gücü olarak değerlendirmek ve
bütçe disiplinine bağlı kalmak, temel önceliğimiz olacaktır.
Maliye politikasının para politikasını destekleyecek ve para
politikasının işini zorlaştırmayacak şekilde belirlenmesine özel bir
önem verilecektir. Bu anla¬yışla;
Gerçekçi, dengeli ve yeterli büyüklükte devlet büt¬çesi: Devlet
bütçesinin gerçekçi, dengeli ve yeterli bü¬yüklükte olması sağlanacak;
belirlenen bütçe, disiplin ve kararlılıkla uygulanacaktır.
Bütçenin birliği korunacak: Bütçenin birliğini aksatan, kamu
harcamalarının T.B.M.M. ve Sayıştay denetimi dı¬şında kalmasına neden
olan fon uygulamalarına ve bütçe dışında Hazine nakit hesabından kaynak
kullanılmasına, istisnai durumlar hariç, son verilecektir. Yerel
yönetimle¬rin kaynaklarını etkin kullanması temin edilecektir.
Kamu harcamalarında etkinlik, verimlilik, şeffaflık ve hesap
verilebilirlik temel ilke olacak: Kamu har¬camaları düzeyi, mali
disiplini gözeten ve sürdürülemez borç dinamiklerine yol açmayacak
şekilde belirlenecek; ilave borçlanma miktarının kamu yatırım
harcamalarını aşmayacak boyutta olmasına özen gösterilecektir.
Kamu finansmanında vergi gelirleri ve borçlanma dışı kaynaklar temel
alınacak: Kamu harcamaları, ekonomide büyümeyi, istihdamı ve verimliliği
artırıcı alanlara yönlendirilecek; harcamaların finansmanında vergi
gelirleri ve borçlanma dışı kaynaklar temel alına¬caktır.
Üretken kamu yatırımları “faiz dışı fazla” hesap¬larında kapsam dışı
tutulacak: Ülkenin artan ölçüde ihtiyaç duyduğu ve büyümeyi destekleyen
alt yapı ya¬tırımlarına azami kaynağın ayrılmasına özen
gösterile¬cektir. Yatırım harcamalarının finansmanında imkânlar
ölçüsünde kamu özel işbirliklerinden veya özel kesim yatırımlarından bu
hizmetlerin kaliteli ve güvenli bir bi¬çimde sağlanması ilkesi ile
çelişmediği sürece yararlanı¬lacaktır.
Maliye politikasının esnekliği artırılacak: Uzun va¬dede borç
dinamiklerini bozmayacak, ancak ekonomi¬nin içinde bulunduğu
konjonktürde dengeleyebilecek esnekliğe sahip bir maliye politikası
uygulanacaktır
Bütçede mali uyumun kalitesi yükseltilecek: Vergi¬lendirme büyümeyi
destekler hale getirilirken, büyüme dostu harcamaların payı
artırılacaktır.
YENİ VERGİ DÜZENİ
Büyümeyi destekleyen, kayıtdışılığı önleyen, mükellef dostu, adaletli
ve çağdaş bir vergi düzeni için, Vergi Reformu gerçekleştirilecek ve
kararlılıkla uygulana¬caktır.
Vergi sistemi, ekonomik büyümenin engeli değil, destek¬leyicisi olan
bir yapıya kavuşturulacak, toplumsal uzlaşma temeli üzerine oturtulacak,
“sosyal adaletin, devlete gü¬venin, hızlı büyümenin ve halka hizmetin”
temel dayana¬ğına dönüştürülecektir.
“Adil, sürdürülebilir, halkta adalet ve güven duygusu ya¬ratan, etkin
ve basit” bir vergi sistemi oluşturulacak, “az kazanandan az, çok
kazanandan çok” vergi alınacaktır. Bu kapsamda;
Dar gelirlilerin, emekçilerin, esnafın vergi yükü azaltılacak:
Gelir vergisi politikası, gelir dağılımını daha adil bir hale getirmeyi
hedeflerken, tasarruf ve yatırımları da teşvik et¬mek amacıyla daha da
etkin olarak kullanılacaktır.
Ücretli ve maaşlıların vergi yükü azaltılacak, “asgari ücret” düzeyinde
gelir “vergi kapsamı dışında” tutulacaktır. Bir diğer ifadeyle asgari
ücret seviyesine kadar olan gelirler % 0 oranında vergilendirilecek,
yani gelir vergisine tabi tutulmayacaktır. Kapsamlı bir emek reformunun
gereği olarak; sosyal gü¬venlik katkı payları ilk aşamada 10 puan olmak
üzere, dört yıllık bir süreçte yüzde kırk oranında azaltılarak, istihdam
üzerindeki vergi yükü hafifletilecektir.
Esnaf ve sanatkârlar ile ücretlilere uygulanan gelir vergisi oranları
diğer mükelleflerin tabi olduğu tarifeden 5 puan düşük olarak
belirlenecektir.
Geçici vergi ve geçim indirimi sisteminin yaratmakta oldu¬ğu eşitsizlik
ve haksızlıklar giderilecektir.
Gelir vergisindeki oran indirimlerine paralel olarak, teşvik
kapsamındaki yatırımlar ve sosyal amaçlı uygulamalar dı¬şındaki tüm
istisna ve muafiyetler kaldırılacaktır.
KOBİ’lere yönelik düşük oranlı kurumlar vergisi uygula¬nacak, bu oranın
her durumda %10’un altına indirilmesi hedeflenecektir.
İkametgah olarak satın alınacak konuta ait, tapu harcı da¬hil tüm vergi
ve harçlar kaldırılacaktır.
Dolaylı vergi oranları azaltılacak:
Avrupa ülkeleri ortalamasının çok üstünde olan “dolaylı vergilerin
toplam vergiler içindeki payı” azaltılacak, tüke¬tim vergilerinin payı
Avrupa ülkeleri düzeyine çekilecektir.
Yaşamsal nitelikli temel mal ve hizmetlerde, çiftçimizin kullandığı
temel girdilerde, toplu taşımacılıkta, ilaçta, en¬gellilere ait sağlık
ekipmanlarında, sağlık ve eğitim hizmet¬lerinde, internet kullanımı ve
bilgi teknolojileri uygulama¬larında, temel gıda ürünlerinde KDV
oranlarının kademeli olarak yüzde 1’e indirilmesi hedef alınacaktır.
Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)’nin kapsamı AB ile uyumlu hale
getirilecektir. Tarımda kullanılan mazot öncelikli ol¬mak üzere beyaz
eşya, televizyon, radyo gibi günlük haya¬tın vazgeçilmez parçası olan
ürünler ile telefon ve haber¬leşme hizmetleri üzerinden tahsil edilen
ÖTV kademeli olarak kaldırılacaktır.
Uzun vadede vergi oranları düşürülecek: Ekonomide¬ki gelişmeler
paralelinde vergi oranları zaman içinde AB ülkeleri düzeyine çekilecek,
muafiyetler en aza indirilerek efektif vergi oranları arttırılacaktır.
Yaygın, düşük oranlı ve adil bir vergi sisteminin oluşturul¬ması hedef
alınacaktır.
Sermaye değer artış kazançları dâhil tüm sermaye gelir¬leri düz oranlı
vergilendirme çerçevesinde düşük oranda vergilendirilecektir. Sermaye
kazançlarının vergilendirme¬sinde yerli yabancı ayrımı kaldırılacaktır.
Teşvik kapsamı içindeki yatırımlara özel vergisel des¬tekler
sağlanacaktır.
Toplanan verginin hesabı verilecek: Toplanan vergi ge¬lirlerinin nereye
harcandığı konusunda kamuoyunun dü¬zenli biçimde bilgilendirilmesi
sağlanacaktır. Vergi teşviki, muafiyet, istisna veya indirimler yoluyla
tah¬silinden vazgeçilen vergiler ile bunların karşılığında sağla¬nan
kamusal yarar konusunda kamuoyu ayrıntılı bir şekil¬de
bilgilendirilecektir.
Vergi politikaları daima öngörülebilir olacak: Yapı¬lacak vergi
düzenlemelerinde hukuk güvenliği ilkesi gö¬zetilecektir. Vergi kanunları
gözden geçirilerek, “temsilsiz vergi olmaz” ilkesi uyarınca, “hukuk
güvenliği”nin de ge¬reği olarak vergi oranlarının artırımı konusunda
Bakanlar Kurulu’na verilmiş olan yetkiler makul düzeylere çekile¬cektir.
Vergi gelirlerinden yerel yönetimlere daha çok pay verilecek: Yerel
yönetimlerin etkinliğini ve sorumlulu¬ğunu artırma anlayışı
doğrultusunda; yerel hizmetlerle bağlantılı vergileri toplama yetkisini
kademeli olarak yerel idarelere devreden, toplam vergi gelirlerinden
daha bü¬yük payı belediyelere aktaran bir anlayış yaşama
geçirile¬cektir.
EKONOMİ HIZLA KAYIT İÇİNE ALINACAK
Vergi tabanı genişletilecek, ekonomi hızla kayıt içine alınarak kayıt
dışı ekonominin büyüklüğünün azal¬tılması hedeflenecek:
• Vergi ve sosyal güvenlik katkı paylarındaki oran indirim¬lerine
paralel bir programla, kayıt dışılık gelişmiş ülke or¬talamalarına
indirilecektir. Bu amaçla belge sistemini yay¬gınlaştıracak etkin
önlemler uygulamaya konulacaktır.
• Ekonomide nakit kullanımının azaltılması için kaydi öde¬me araçları
ile yapılan alışverişlerde KDV oranı düşürüle¬cek, bono ve çek
kullanımında ciro ve hamiline yazılma uygulamaları kaldırılacaktır.
• Bankalar aracılığıyla yapılan ödemeler ile beyanlar ara¬sındaki
bağlantılar izlenecektir.
• Vergi ve sosyal güvenlik katkı paylarında indirim ve er¬teleme gibi
politikalarla küçük ölçekli firmaların birleşme, devralma ve stratejik
ortaklıklar yoluna gitmeleri özendi¬rilecektir. Böylelikle, firmaların
ölçek ve kapsam ekono¬milerinden faydalanmaları, karlılık oranını
yükseltmeleri, sermaye yapılarını güçlendirmeleri, kurumsal örgütlen¬me
biçimlerini benimsemeleri ve faaliyetlerini kayıtlı bir biçimde
sürdürmeleri sağlanacaktır. Bu uygulama yapı¬lırken, sektörde rekabet
koşullarının güçlendirilmesine özen gösterilecektir.
Özerk, etkin, hukuka saygılı ve mükellef dostu çağ¬daş bir vergi
idaresi oluşturulacaktır.
Vergi yönetiminde merkeziyetçilik azaltılacak, vergi idaresi teknik
açıdan yüksek, rasyonel, verimli bir yapıya kavuşturulacak. Bu kapsamda;
Toplumda vergi ödeme bilinci yaygınlaştırılacak, vergi ka¬çakları
asgariye indirilecektir. Vergi sisteminde bürokrasi azaltılacak,
özellikle esnaf ve sanatkârlar açısından vergi işlem ve mevzuatı
kolaylaştırı¬lıp, sadeleştirilecektir.
Vatandaşlık numarasının her alanda kullanımı yaygınlaştı¬rılarak, her
türlü ekonomik faaliyetin takibi kurumsallaştı¬rılacaktır.
Yıllık kazanç ve gider beyanı uygulaması, çapraz denetim yöntemleri ve
yaygın bilgi işlem kayıt düzeni ile vergi ka¬çakçılığının önlenmesi
sağlanacaktır.
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın vergi sorunları çözümlenecektir.
Bu vatandaşlarımızın yurt dışında otur¬dukları evlerin kira bedelinin,
Türkiye’de elde ettikleri kira bedelinden indirilmesi sağlanacaktır.
Vergi affı uygulamalarına son verilecek: Vergi kaçır¬maya teşvik eden,
vergi ödeme kültürünü zedeleyen ve kayıpları arttıran, haksız rekabete
ve kazançlara yol açan “vergi affı” uygulamalarına son veren kararlı
uygulamala¬rın takipçisi olunacaktır.
Kamu girişimciliği ve özelleştirmede amacımız: üre¬ten Türkiye
CHP “Kamu Girişimciliğine” veya “Özelleştirmeye” ideolo¬jik olarak
bakmamaktadır. CHP için özelleştirme bir amaç değildir. Ülke
ekonomisinin koşul ve ihtiyacına, ilgili sektö¬rün ve kuruluşun
niteliğine göre kullanılması gereken bir araçtır.
Özelleştirme kamu girişimlerinin tasfiye aracı ve kamu finansman
kaynağı olarak görülmemelidir.
Ulusal sanayimizi yabancılaştırma, kamu işletmelerini ka¬patma ve kamu
malının yağmalanmasına dönüşen ilkesiz özelleştirme sürecine son
verilecektir.
Kamu Ekonomik Girişimleri (KİT’ler), ülkemizde demok¬rasinin
derinleştirilmesine, sanayileşmenin kökleşmesine, ekonomik ve toplumsal
gelişmenin hızlandırılmasına, ge¬lir dağılımının iyileştirilmesine,
bölgeler arası dengesizlik¬lerin azaltılmasına çok önemli katkılarda
bulunmuşlardır.
Ancak son yıllarda izlenmiş olan “sanayileşmeyi, reel sek¬törleri ve
kamu ekonomisini dışlayan” politikalar sonucu bu kuruluşlar,
teknolojilerinin yenilenmemesi, idame ve yenileme yatırımlarının
gereğince yapılmaması ve politik müdahaleler” nedenleriyle verimlilik ve
etkinliklerinde cid¬di kayıplara uğramışlardır.
Özellikle son yirmi yıldır ülkemizin stratejik mal ve kamusal yarar
amaçlı hizmet üreten en temel kamu işletmelerinin, fabrikalarının, en
kârlı ve stratejik nitelikli entegre sanayi kuruluşlarının, ulusal
çıkarlar ile ulusal sanayinin gerekleri hiç umursanmadan, çalışanların
hakları korunmadan ve ek istihdam yaratma koşulları getirilmeden,
yabancı veya yerli alıcı farkı gözetmeden, işletmede teknolojik
yapı¬lanma, idame, modernleşme veya genişletme yatırımları dahi
öngörülmeden özelleştirilmeleri ekonomimize vuru¬lan bir darbedir.
Bu sürecin kuralsızlığa, kayırmacılığa ve zaman zaman adeta bir vurguna
ve yağmaya dönüşmesi, ekonomimizde çok ciddi çarpıklıklar meydana
getirmiştir. Bu anlayışla;
Kit’ler ancak belirli koşullarla özelleştirilebilecek: Özelleştirmeye,
ancak kamusal ve toplumsal yararın açık¬ça görüldüğü alanlarda,
ekonomide ve sanayide yeniden yapılanma, rekabeti ve verimliliği
artırma, sınaî mülkiyeti tabana yayma, istihdamı artırma ve teknolojiyi
iyileştirme amaçları ile yaklaşılacaktır. Özelleştirmeden etkilenen ve
etkilenecek olan sektörlerde piyasaların kanunlarla yeni¬den
düzenlenmesi ve rekabet koşullarına aykırı oluşumla¬rın önlenmesi
sağlanacaktır.
Kit’ler ancak sektörde egemen veya teknolojide öncü kuruluşlarla
ortaklık kuracak: Teknolojik geliş¬meyi sağlamak ve ihracatta etkinliği
artırmak için, gerekti¬ğinde, sektörde egemen veya teknolojide öncü,
yerli veya yabancı kuruluşlarla ortaklıklara gidilmesinin yolları
ara¬nacaktır.
Özelleştirme girişimlerinin herbiri için ayrı t.b.m.m. kararı:
Özelleştirmenin hukuksal altyapısı eksiksiz ola¬rak oluşturulacak, tüm
özelleştirmeler T.B.M.M. kararına dayandırılacak, özelleştirme
işlemlerinin her aşamasında açıklık esas alınacaktır.
Özelleştirme gelirleri sadece “iş ve ücret güvencesi” ile “yeniden
yapılanma” fonlarına aktarılacak: Özel¬leştirme gelirlerini sektörel
yapılanma yerine kamu açık¬ları veya cari açığa çözüm olarak görmek,
sürdürülebilir¬ bir politika değildir. Özelleştirme işlemlerinin
emekçileri mağdur etmesine son verilecek, özelleştirme gelirleri, “iş ve
ücret güvencesi” ile “yeniden yapılanma” fonlarında toplanarak, amacına
uygun olarak kullanılacaktır.
KİT REFORMU YAPILACAK
Kit’lerin varlık nedeni, özel girişimi engellemek, rekabet koşullarını
olumsuz etkilemek, siyasetçilere rant alanları yaratmak olamaz.
Ancak;
Ekonomik kalkınma sürecinin gerekleri doğrultusunda özellikle geri
kalmış bölgelerde özel sektörün itibar etme¬diği alanlarda yatırım ve
yapılanma ihtiyacının karşılanma¬sı,
Yeni teknoloji ve sermaye yoğun yatırıma ihtiyaç duyul¬duğu halde özel
girişimcinin bundan uzak durduğu, özel¬likle bilgi çağının öncü
sektörlerinde ve ulusal güvenliğin öngördüğü alanlarda,
Stratejik mal ve kamusal yarar amaçlı hizmet alanlarında ulusal
avantajların korunması,
konularında, iç ve dış piyasa koşullarında rekabet etmele¬ri kaydıyla,
KİT’lere her zaman görev alanı vardır.
Bu hedeflere yönelik olarak kit’ler yeniden yapılan¬dırılcak: Bu
kapsamda KİT’ler;
Gerçek anlamda özerkleştirilerek, siyasi baskılardan arın¬dırılacak,
Teknolojik yapılanma ile etkin ve verimli bir yapıya ve dış rekabete
açık, serbest piyasa koşullarında rekabet gücü¬ne sahip bir konuma
getirilecek,
Yönetim hakimiyetini kaybetmeden, sektörde teknoloji lideri yerli veya
yabancı kuruluşlarla ortaklıklar oluşturul¬ması dahil, özel sektör ile
organik ilişkiler içine girilerek yeniden yapılandırılarak, teknolojik
atılım ile AR-GE ve inovasyon yetenekleri geliştirilecektir.
Ulusal finans sistemimizin güçlenmesi, ekonomik bağımsızlığımızın en
önemli dayanaklarındandır. Bu nedenle;
Mali sektörde faaliyet gösteren tüm düzenleyici ve denetleyici
kurumların tek bir çatı altında toplanma¬sı sağlanacaktır: Bu çatı
kurumunun görevi, bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoriteler
arasında eş güdümü sağlayarak sistemin düzenleme ve denetimini
etkinleştir¬mektir.
Mali kesim ve reel sektörün etkin işbirliğini sağla¬yacak bir vizyonla
uluslar arası standartlara uygun, değişen küresel finansal mimariyi
dikkate alan yeni bir bankacılık yasası çıkarılacaktır.
Ulusal bankacılık sisteminde toplam yabancı payı sı¬nırlı tutulacak:
Ulusal bankacılık sisteminin sağlıklı geliş¬mesi için ulusal
bankacılıkta, doğrudan ve dolaylı toplam yabancı payının orta vadede
belirli bir oranı aşmaması hedef alınacaktır. Yabancı sermayenin ulusal
kuruluşları tamamıyla devralmasından ziyade yerli sermaye ile mül¬kiyet
ortaklığı ve stratejik ortaklık kurması desteklenecek. Bankaların
yönetim kurullarında Türk uyruğuna sahip ki¬şilerin bulunmasına yönelik
düzenlemeler yapılacak. Ban¬kacılığın yabancılaşmasının yol açabileceği
bankaların sahibi olan ülkelerdeki ekonomik hastalıkların ev sahibi
ülkeye bulaşma riski önlenecektir.
Reel sektörü yeterince destekleyen finansal sistem: Kaynakları yatırıma
daha fazla yönlendirecek, araç çeşit¬liliğine ve mali derinliğe sahip,
rekabetçi ölçeğe ulaşmış, uluslararası standartlarda düzenleme ve
denetim ile riski iyi yöneten bir finans sisteminin oluşması
sağlanacaktır. Mali aracılık faaliyetinin etkin bir şekilde yürütülmesi
ama¬cıyla, bu faaliyetler üzerindeki vergi ve benzeri kamusal yükler
azaltılacaktır.
Ziraat Bankası tarım ve çiftçinin kamu ihtisas ban¬kası olarak görevini
sürdürecek: Ziraat Bankası’nın, tarım, ormancılık ve hayvancılık
sektörüne, çiftçi ile tarım kooperatif ve birlikleriyle gıda ve tarım
sektörleri ile bağ¬lantılı sanayi sektörlerine destek ve finansman
sağlayan bir kamu ihtisas bankası olarak, etkin ve özerk bir yapıda,
güvenli bankacılık ilkelerinden taviz vermeden görevini yapması hedef
alınacaktır.
Halk Bankası esnaf ve kobilerin kamu ihtisas ban¬kası olarak görev
yapacak: Halk Bankası, esnaf ve KOBİ’lerin, etkin ulusal ihtisas
bankasına dönüştürülecek; bu amaçla yapısı güçlendirilecek, siyasi
baskılardan arın¬dırılıp, özerkleştirilecektir.
Yurtdışı müteahhitlik işlerinde kolay ulaşılabilir ve kredibilitesi
yüksek teminat sağlamak amacıyla kamu bankaları liderliğinde güvence
fonu oluşturu¬lacak: Yurtdışı müteahhitlik işlerinde karşılaşılan
teminat mektubu bulma zorluğunu gidermek ve rekabet güçle¬rini artırmak
üzere gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
Basel ıı kriterlerinin uygulanmasındaki sorunlar takip edilecek: BASEL
II kriterlerinin bankacılık siste¬minde uygulamaya alınmasının KOBİ’lere
olası olumsuz etkilerini gidermek amacıyla bir yandan bu kuruluşların
yeni çerçeveye uyumu özendirilecek, diğer yandan ge¬çişi kolaylaştıracak
yapısal düzenlemeler gerçekleştirile¬cektir.
BDDK ve TMSF’nin bağımsızlığı korunacak, görev¬lerini etkin şekilde
yapmaları sağlanacaktır: Finans ve reel sektörü destekleyecek
gelişmeleri dikkate alan ve Bankaların sağlıklı yapıda gelişmeleri,
uluslararası mali piyasalarda ortaya çıkan veya çıkabilecek olumsuz
gelişmelerden korunabilmeleri, devralınmış olan ban¬ka ve mali
kuruluşlarla ilgili kamu haklarının gereğince korunması, Mevduat Güvence
Fonu’nun ihtiyaca uygun düzeyde tutulması için düzenleyici ve
denetleyici çerçe¬ve güçlendirilecektir.
SERMAYE PİYASASININ HUKUKİ ÇERÇEVESİ YE¬NİLENECEK VE SERMAYE
PİYASASININ DERİN¬LEŞMESİ HEDEF ALINACAKTIR. Bu kapsamda;
İMKB’nin daha çok derinleştirilmesi ve güçlenmesi, ser¬maye
piyasalarına olan güvenin artırılması, sermayenin tabana yayılmasının
hızlandırılması amacıyla düzenleyici ve denetleyici çerçevenin
güçlendirilmesi sağlanacaktır.
Şirketlerde iyi yönetişim ilkelerini sağlayarak ekonomide riskleri
azaltacak gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
Sermaye piyasasında denetim zafiyetlerini ortadan kaldı¬racak önlemler
alınacaktır.
Yeni Ticaret Kanunu ile halka açık anonim şirket yapısı¬nın kökten
değişeceği dikkate alınarak Sermaye Piyasası Kanunda ve Kurulun alt
düzenlemelerinde gerekli deği¬şiklikler yapılacaktır.
Emeklilik fonları gibi tasarruf oranını artıcı uzun vadeli ya¬tırım
araçlarının gelişimi desteklenecektir.
Dini inançlar sömürülerek, izinsiz arz ile hukuk ve etik dışı
yöntemlerle, yakın geçmişte yaratılmış olan sömürü çarkı¬nın bir daha
oluşmamasını sağlayacak önlemlerin alınma¬sı sağlanacaktır.
Yasal zemini hazır olan KOBİ Borsaları’na çağdaş koşullar ve etkinlik
kriterleri çerçevesinde işlerlik sağlanacaktır.
Sigortacılık sektörünü düzenlemek ve denetlemek üzere bağımsız bir
Sigorta Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurularak çatı düzenleme ve
denetleme çatı kurumuna bağlanacaktır.
Sigorta sektörünün gelişmesi sağlanacak; sektörün gelişi¬mi ile elde
edilecek primlerin sermaye piyasalarına yön¬lendirilmesi
özendirilecektir.
II. KÜRESELLEŞMENİN AVANTAJLARINDAN YARARLANACAK, SAKINCALARINDAN
ÜLKEMİZİ KORUYACAK, BİR EKONOMİ
POLİTİKASI
Küreselleşmenin taşıdığı riskleri en aza indirip potansiyel¬lerinden en
üst düzeyde yararlanmak hedefimiz olacak¬tır.
21. yüzyılın büyük görevi, küreselleşmenin olumsuzlukla¬rını demokratik
ve sosyal politikalarla göğüslemek, bu sü¬reci, toplumsal gelişmeyi ve
barışı geliştirici bir mecraya oturtmaktır. Bu anlayışla;
ULUSAL ÜRETİM EKONOMİSİ TEMELİNDE POLİTİKALARLA, KÜRESELLEŞMENİN
OLUM¬SUZLUKLARINDAN KORUNULACAK: Küresel¬leşme süreciyle birlikte
ekonomik güç, uluslararası şirket¬ler, bankalar ve fonlarda
yoğunlaşmıştır. Küreselleşme, sermaye ve malların serbest dolaşımı ile
sınırlı kalmış, emeğin serbest dolaşımının gerçekleşmemesi ise emeğin
sömürülmesine uygun zemini hazırlamıştır. Küreselleşme ile birlikte
ulusal ve küresel ölçekte yeterli bir düzenleyi¬ci çerçevenin
geliştirilmemiş olması spekülatif sermaye hareketlerinin hızla artmasına
ve ülke ekonomilerinin istikrarsızlığa sürüklenmesine yol açmıştır.
Türkiye hem dünyaya açık, hem de ulusal üretim ekonomisinin önünü açan
politikalarla, küreselleşmenin olumsuzluklarından korunacaktır.
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE HIZLA ARTAN EKO¬NOMİK BÜTÜNLEŞME VE
BAĞIMLILIKLARIN YARATTIKLARI SIKINTILARA ULUSLAR ARASI DÜZEYDE ÇÖZÜM
ARAYIŞLARI DESTEKLENE¬CEKTİR.
Ekonomik krizler yerel ve ulusal nitelikten çıkarak hızla diğer
ülkelere yayılmaktadır. Ulusların kaderi ve dünya ekonomisinin geleceği
küresel sermayenin risk iştahına emanet edilemeyecek kadar önemlidir. Bu
kapsamda;
G-20 platformunun yeni küresel mimarinin temel aktör¬lerinden biri
haline gelmesi desteklenecektir.
Uluslar arası finans kuruluşlarının karar alma mekaniz¬malarında
gelişmekte olan ülkelerin ağırlıklarının arttırıl¬ması desteklenecektir.
Uluslar arası finans kuruluşlarının krizleri gizleyen değil krizleri
öngörebilen ve çözümler üretebilen bir konuma kayması desteklenecektir.
Bu kuruluşların ülkelere özel çözüm önerilerini ulusal aktörlerle yakın
bir diyalog içe¬risinde, ülkelerin kendilerine özgü koşulları dikkate
alı¬narak ve standart çözümlerden kaçınarak yapmalarına yönelik uluslar
arası işbirliği desteklenecektir.
Ülkede güvenli, istikrarlı, özendirici bir reel yatırım ortamı
yaratılacak: Yeni tesis, fabrika ve işletmeler ku¬rulmasına yönelik
sabit sermaye yatırımları için, yerli ve yabancı yatırımcılara uygun,
güvenli, istikrarlı bir yatırım ortamı yaratılacak, sabit sermaye
yatırımlarına ilişkin bü-rokratik işlemler en alt düzeye indirilecektir.
Yoksullaşma ve sömürü ortamı, koruyucu sosyal refah devleti
politikaları ile aşılacak: Küreselleşme¬nin, özellikle “yoksulluğun
azaltılması, gelir dağılımının iyileştirilmesi, kaliteli iş imkânlarının
artırılması, kesinti¬siz büyümenin sağlanması” süreçlerine engel yaygın
ve derin olumsuzluklar ile beraberinde tırmandırdığı yok¬sullaşma ve
sömürü ortamı, oluşturacağımız Koruyucu Sosyal Devlet politikaları ile
aşılacaktır.
Teknoloji ile bilginin serbest dolaşımı ve reel yatı¬rımları artırıcı
boyutları ile küreselleşmeden yarar¬lanılacak: Ancak, küreselleşme
sürecinde, başta kısa vadeli sermaye hareketleri gibi ulusal ekonomimiz
açı¬sından istikrarsızlık kaynağı olan dinamiklerin olumsuz-lukları
karşısında gerekli önlemler alınacaktır.
Yabancı sermayeden refah artışına kaynak olarak yararlanılacak: Yabancı
sermayeden, ulusal ekonomi¬de istikrarsızlık kaynağı olarak değil,
yaratılacak katma değere ve refaha kaynak olarak yararlanılması için,
ya¬bancı sermayenin istikrarsızlığı artırıcı yönlerini kontrol etmeye
yönelik yasaklayıcı olmayan özendirici önlemler alınacaktır.
DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLERDE, REKABET GܬCÜMÜZ ARTIRILACAK, ÇIKARLARIMIZ
KORU¬NACAK
Cumhuriyet Halk Partisi’nin “ekonomik bağımsızlık” anla¬yışı, kendi
içine dönük, dışa kapalı bir ekonomi değildir. CHP, ekonomik
bağımsızlığın daha iyi korunabilmesi için, ekonomimizin rekabet gücünün
yükseltilmesini, dış eko¬nomik ilişkilerin kararlı bir şekilde ve çok
yönlü olarak ge¬liştirilmesini öngörmektedir.
AB katılım süreci ve Asya-Pasifik kaynaklı yeni küre¬sel rekabet
ortamı, Türkiye’de ekonominin rekabet gücünü ve istihdam imkânlarını
arttırmaya yönelik yeni fırsatlar yaratmaktadır. AB ve ABD ile sürekli
ge¬lişmekte olan ekonomik ilişkilere ek olarak;
Komşu ülkeler, Balkanlar, Kafkaslar, İslam Ülkeleri ve Bağımsız Türk
Devletleri ile ekonomik ilişkilerimize özel önem ve ağırlık verilmesi,
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Platformu’nun güçlendirile¬rek
sürdürülmesi,
Akdeniz ülkeleri ile ekonomik ilişkilerimizin daha yaygın¬laştırılması,
giderek Afrika ülkeleri ile yeni ekonomik işbir¬liği alanlarının
geliştirilmesi,
Başta Japonya ve diğer uzak doğu ileri teknoloji ülkele¬ri,
Pasifik’teki “büyüme merkezleri”, Çin ve Hindistan gibi
üretim ve ticarete ağırlıklarını koyan yeni güç odakları ile de çok
yönlü, dengeli ve kararlı ekonomik ilişkiler içine girilmesi,
ekonomimize yeni ufuklar açacak, ilişkilerimize çok yönlü¬lük
sağlayacaktır.
III. EKONOMİ HUKUKU ÇAĞDAŞLAŞTIRILACAK
Bilgi toplumunun yeni hukuki gereksinimleri, bilişim ve bilgi
teknolojileri uygulamaları ile doğmakta olan yeni so¬rumluluk alanları,
sürekli değişmekte olan ülkemiz ve dış dünya koşulları, yoğunlaşan dış
ekonomik ilişkiler ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler yeni
yükümlülükler yaratmakta, hukuki alanda yeni ihtiyaçlar doğmaktadır.
Bu nedenlerle ülkemizde geçerli olan ekonomi huku¬kunun
yenileştirilmesi ve uyumun sürekli kılınması bir zorunluluktur. Bu
anlayışla;
Uluslararası uygulamalarla uyumlu bir hukuk, vergi, mu¬hasebe
altyapısının varlığı ve bu alanlardaki öngörülebi¬lirlik iyi bir yatırım
ortamının koşuludur. Bu alanda yaygın, etkin ve kalıcı iyileştirmelere
gidilecektir.
Ulusal çıkarlarımızı da gözeterek, ekonomi hukukunun, başta AB
ülkeleriyle olmak üzere, uluslararası hukuk ile uyumlaştırılması hedef
alınacaktır.
Ekonominin hukuk mevzuatı yenileştirilirken, girişimcinin yatırım
şevkini kıran kırtasiyeciliğin azaltılması amaçlana¬cak; tüketici,
girişimci ve devlet ilişkilerinde şeffaflığın, eşit¬liğin ve adaletin
sağlanması hedef alınacaktır.
“Tüketici haklarını koruma mevzuatı” ile “üretimde stan¬dartların
korunmasını ve kalite kontrolün etkinleştirilme¬sini” öngören mevzuata,
mağdur edilen tüketicinin hakla¬rının tazmin edilmesini sağlayacak
yaptırımlara işlerlik ve güç kazandırılacaktır.
Fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunmasına önem veri¬lecektir.
Çevrenin korunması ve çevre hakkı ile ilgili mevzuatın uy¬gulanmasını
etkinleştirecek düzenlemeler yapılacaktır.
Bankacılık, sermaye piyasası, kredi ve teşvik işlemleri alan¬larında
eşitlik ve açıklık ilkeleri ile bağdaşmayan, bireyi mağdur eden, kamu
yararını gözetmeyen uygulamaları önleyici mevzuat düzeni
oluşturulacaktır.
CHP, bu yaklaşım içinde, gerçekleştireceği düzen¬lemelerle ekonomi
hukukunu, bireyi ve girişimciyi temel alan, kamu yararını gözeten,
adalet, eşitlik ve şeffaflığı ön plana çıkartan, taraflara haksız çıkar
sağlamayan, suçu caydıran, suçluyu cezalandıran, GÜÇLÜYÜ DEĞİL HAKLIYI
ÖDÜLLENDİREN çağdaş ve dinamik bir yapıya kavuşturacaktır.
SANAYİMİZ HIZLA YÜKSEK KATMA DEĞER VE İSTİHDAM YARATAN BİR YAPIYA
DÖNÜŞTܬRÜLECEK
Ülkemizde uzunca bir süredir uygulanmakta olan makro¬ekonomik
politikalar yüksek faiz-düşük kur döngüsü üze¬rinden, özellikle tüketim
harcamaları kaynaklı büyümeyi ortaya çıkarmaktadır. Yüksek faiz-düşük
kur politikası ya¬pay olarak enflasyon oranının düşmesine neden olurken,
firmalar üzerinde üç temel olumsuz etkide bulunmakta¬dır:
Özellikle ara ve yatırım malları alanlarında yerli üreticiler
cezalandırılarak ithalat özendirilmektedir. Bu politika, ülke
ekonomisinde, katma değer ve istihdam yaratmayan bir üretim ve ihracat
yapısına yol açarak adeta bir montaj sanayinin ortaya çıkmasına neden
olmuştur. Montaj sana¬yine dönüşmenin en temel göstergesi ihracat ve
üretim arttıkça ara mal ve yatırım malları ithalatının ve cari açığın
çok daha hızlı artmasıdır.
Yüksek faiz-düşük kur politikası firmaların yurtdışından yüksek oranda
borçlanmasına neden olmuş, firmaların ve ülke ekonomisinin kırılganlığı
artmıştır.
Söz konusu politika, firmaların yurtiçi pazardaki rekabet güçlerini
zayıflatmaktadır. Çok sayıda firma sanayi sek¬töründen çekilerek
rekabetin görece az olduğu alanlara yönelmekte, ülkemizin sanayi tabanı
aşınmakta ve uzun dönemli büyüme potansiyeli azalmaktadır.
Halbuki, Türkiye’nin büyüme ve kalkınma potansiyeli sa¬nayi sektörünün
gelişimiyle çok yakından ilişkilidir. Sa¬nayisiz büyüme;
Dışa bağımlılığı artıracak,
Ekonomiyi istikrarsızlaştıracak,
İşsizliği artıracak,
İstihdam yaratan temel sektörlerden hizmetlerin gelişimi¬ni
engelleyecek,
Gelir dağılımını bozacak,
Bölgesel dengesizlikleri derinleştirecek,
Teknolojik gelişme ve üretkenlik artışını sınırlandıracak ve
Örgütlü bir toplumsal yapının gelişimini engelleyecektir.
Sanayi sektörü, büyümenin dinamik kılınması ve bir kal¬kınma sürecine
dönüşmesinde kritik rol oynamaktadır. Teknolojik gelişmelere ve
üretkenlik artışına daha açık olması, üretmiş olduğu yatırım, tüketim ve
ara mallarıy¬la tarım ve hizmetler sektörlerinin gelişmesinde oldukça
etkili bir rol üstlenebilmesi, ihracat yapabilme kapasi¬tesinin yüksek
olması ve işgücünün bilgi ve becerisinin artırılmasında üstlendiği işlev
nedeniyle sanayi sektörü kalkınma sürecinin kilit noktasında
bulunmaktadır.
SANAYİDE ATILIM STRATEJİSİ
UYGULAYACAĞIZ
Ulusal sanayi yapısında 21.yüzyılın koşullarını ku¬caklayacak bir
dönüşüm ve atılım yapılabilmesi için, devletin özel sektörle diyalog ve
işbirliği ge¬liştirme ve özel sektörü yönlendirme işlevi büyük önem
kazanmıştır. CHP’nin bu konuda izleyeceği kararlılı politikalarla:
Sanayide vizyonumuz üretimde kalite ve etkinlik, dış piyasalarda
dinamik rekabet gücü: Piyasalarda karmaşık düzenlemelere son verilecek,
sanayici durağan¬lıktan girişimcilikte pratikleşmeye yöneltilecek, rant
arayışı yerine üretim ekonomisine odaklandırılacaktır. Üretimde kalite
ve etkinliği, dış piyasalarda rekabeti hedefleyecek yeni bir sanayileşme
vizyonu gerçekleştirilecektir.
ULUSAL SANAYİ STRATEJİMİZ;
Piyasaların işleyişine ilişkin genel kuralların, “rekabete açık ve
yatırım dostu piyasa ortamı” ile “devlet yardımları ve teşvik
politikalarının” konumu,
Sanayi işletmelerinin verimliliğini etkileyecek, “nitelikli iş¬gücü,
yenilikçilik, çevre, altyapı” gibi yatay sanayi politi¬kalarının durumu,
Sektörel rekabet gücünü etkileyen, küreselleşme ile öne¬mi giderek
artmakta olan dış faktörler, “uluslararası ser¬maye, bilgi, teknoloji”
hareketlerinden kaynaklanan dina¬mikler ile etkileşim koşulları,
Kamunun stratejik sanayi sektörlerindeki birikim ve uy¬gulamaları,
Bilgi Çağı’nın öngörüleri ve açılımları,
Stratejik Makro Planlamanın vizyonu çerçevesinde gere¬ğince önemsenerek
ve değerlendirilerek, belirlenecektir.
Türkiye ekonomisini daha rekabetçi bir konuma taşıyacak araçları
içeren, bu alanlardaki öncelikleri, ekonomik fak¬törleri ve önlemleri
belirleyen “Türkiye Sanayi Stratejisi ve Politikaları” dinamik,
katılımcı ve sürekli olarak güncelle¬nerek yenilenebilen bir yaklaşımla
saptanacaktır.
Türkiye Sanayi Stratejisi’nin temel hedefi; genelde sanayi
işletmelerinin, özelde ise KOBİ’lerin “katma değeri yüksek üretime,
yüksek teknolojik kabiliyete ve nitelikli işgücüne, değişen şartlara
uyum sağlayabilme yeteneğine, ulusal ve uluslararası piyasalarda rekabet
gücü olan bir yapıya” ka¬vuşturulması olarak belirlenecektir.
Sanayi envanteri dinamik bir hale getirilecek, sektörel araş¬tırma
enstitüleri geliştirilecek, bu enstitüler aracılığı ile özel sektörün
politika oluşturma kapasitesi güçlendirilecektir.
HEDEFİMİZ: “TEKNOLOJİK DÜZEYİ VE DIŞ RE¬KABET GÜCÜ YÜKSEK, SOSYAL AYAĞI
GÜÇLÜ, İLERİ ULUSAL SANAYİ”
CHP, rekabet gücü yüksek, stratejik öncü sektörlere odaklanmış ileri
sanayileşmeyle ve Bilgi Çağı’nın olanak¬larının doğru
değerlendirilmesiyle, Türkiye ekonomisini yıllık ortalama yüzde yedi
düzeyinde sürdürülebilir ger¬çek büyüme potansiyeline ulaştırmayı hedef
almaktadır.
Türkiye ekonomisinde yapısal bir değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek
zorundadır
İleri sanayileşme, güçlü Türkiye’yi oluşturma iddiamızın temel
dayanağıdır.
Küreselleşen dünyada rekabet gücünü belirleyen en te¬mel faktör, AR-GE
ve inovasyon (yenilikçilik) kaynaklı yük¬sek ve sürdürülebilir
verimlilik artışıdır.
Bu vizyon ve kararlılık içinde; yüksek verimliliğe dayalı, dış rekabet
gücü yüksek, bilgi çağının ileri sektörlerinde yoğunlaşan Sanayileşme
temel önceliğimiz olacak, mev¬cut endüstriyel yapının bu doğrultuda
dönüşümü hedef alınacaktır. Bu kapsamda;
Çağdaş stratejik kriter ve açılımlar ön planda tutu¬lacak: “Ulusal
Sanayi Stratejisi” ile AB’nin Yenilenmiş Lizbon Hedefleri, doğrultusunda
özellikle “AR-GE ve ye¬nilikçilik, istihdam, eğitim, çevre, altyapı
sektörleri, bilgi ve iletişim teknolojileri ve kurumsal idari kapasite”
konu¬larında, stratejik kriter ve açılımlar ön planda tutulacaktır.
Bilişim, (bilgisayar, mikroelektronik, telekomünikasyon, bilgi ve
iletişim teknolojileri) ileri teknoloji malzemeleri, biyoteknoloji, nano
teknoloji, nükleer ve uzay teknoloji¬leri gibi stratejik nitelikli alt
sanayi sektörleri belirlenerek, hızla geliştirilmeleri hedef alınarak,
güçlü destek sağlana¬caktır.
Orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki
paylarının arttırılmasına yönelik yeni girişim baş¬latılacak; otomotiv,
beyaz eşya, makine ve elektronik sektörlerinde Türkiye’nin üretim
merkezi olması hedef alınacaktır. Geleneksel sektörlerde ise yeniden
yapılanma teşvik edilerek, uluslararası rekabete uyum sağlayacak ya¬pıya
dönüşüm desteklenecektir.
Sanayimizin coğrafyası yeniden belirlenecek: Sanayi¬mizin coğrafyası
tarım, turizm, kent alanları ve Türkiye’nin gelişmesine öncülük edecek
‘çekim merkezleri’ dikkate alınarak yeniden belirlenecektir. Geleceğin
kritik sektörle¬rini içerecek “Büyük Mekân Projeleri” bu anlayış içinde
gerçekleştirilecektir.Oluşturulacak yeni sanayi aksları ve bölgeleri ile
sanayinin yurt düzeyinde daha dengeli ve rasyonel dağılımı sağlanarak,
sanayileşme sürecine yeni bir ivme kazandırılacaktır.
Teknoloji geliştirme bölgeleri ve merkezleri yaygın¬laştırılacak:
Ulusal Sanayinin verimliliğini artırmak için Teknoloji Geliştirme
Bölgeleri ve Merkezleri (TEKMER) ile İş Geliştirme Merkezleri (İŞGEM)
daha etkin yapılar¬da yaygınlaştırılacaktır. Bu kapsamda;
Beceri dönüşümünü sağlayıcı, girdi maliyetlerini düşürü¬cü etkin
tedbirlerin alınması, kalite standartları konusun¬da ulusal bir
politikanın belirlenmesini,
Sanayiye girdi sağlayan altyapı ve hizmetler sektörünün işleyişinin
etkinleştirilmesi, Kamunun hizmet sağlama et¬kinliğinin arttırılmasını,
Rekabet gücünü olumsuz etkileyen sorunların tespit edi¬lerek, sektörel
bazda çözümler üretilmesini,
AR-GE işletmelerinin “Organize Sanayi” ve “Teknoloji Ge¬liştirme”
Bölgeleri ile, “Küçük Sanayi Sitelerinde” yoğun¬laşmalarını,
Tüm firmaların rekabet gücünü artıracak, işgücünün ni¬teliğini
yükseltecek, finansmana erişimi kolaylaştıracak, yenilikçilik
kapasitesini geliştirecek, girdi maliyetlerini dü¬şürecek, çevreye
duyarlılığı arttıracak ve farklı kurumlar arasında koordinasyon gereğini
ön plana çıkartacak yatay politika alanları geliştirilecektir.
ETKİLİ BİR ULUSAL YENİLİK
SİSTEMİ OLUŞTURULACAK
Üretkenlik yeteneğinin geliştirilmesinde firmaların izle¬yebilecekleri
stratejiler önem taşımakla birlikte, asıl olan, en geniş yelpazede kar
amacı olan ve olmayan birimle¬rin, kamu ve özel sektör kuruluşlarının,
reel ve finansal sektörün ve üretici ve kullanıcılar arasındaki
ilişkilerin ve etkileşimin güçlendirilmesidir. Söz konusu birimler
arasın¬da kurulacak güçlü bağlar öğrenme, işbirliği, paylaşma ve
dayanışma gibi değerlerin ekonomi genelinde yerleşme¬sine ve güçlü bir
sinerjinin ortaya çıkmasına katkı yapa¬caktır. Söz konusu bağların
kurulması ise fiyat mekaniz-ması dışındaki araçların bir bütünlük
içerisinde kullanıl¬masını gerektirmektedir. Ortak araştırma, ürün
geliştirme projeleri, küçük sanayi siteleri, organize sanayi bölgeleri,
teknopark ve teknopolis gibi sanayi altyapıları; etkili bir adalet
sistemi, girişim sermayesi gibi teknolojik gelişmeye odaklı finansal
araçlar; politika geliştiren, uygulayan ve değerlendiren kuruluşları bir
araya getiren platformlar; kamu mal ve hizmet alım politikası; vergi ve
teşvik poli¬tikası, eğitim sistemi ve kalite standartları bu araçlardan
başlıcalarıdır. Ulusal Yenilik Sistemi olarak adlandırılabil¬cek bu
yapı, orta-uzun vadeli bir perspektifle ve bütüncül bir yaklaşımla
sahiplenilecektir.
Sanayi politikasını destekleyen bir enerji politikası izlenecek: Üretim
sürecinin en temel girdilerinden birisi olan enerjinin yurt içinde
üretiminin artırılmasına ve fiya¬tının işletmelerimizin rekabet gücünü
destekleyen bir dü¬zeye indirilmesine yönelik politikalara büyük önem
verile¬cektir. Mevcut durumda, enerji ihtiyacının büyük bölümü ithalatla
karşılanmakta, enerji ithalatı dış ticaret açığının genişlemesinde
önemli rol oynamaktadır. Diğer yandan, yüksek enerji fiyatları
işletmelerimizin iç ve dış pazarlarda rekabet gücünü olumsuz
etkilemektedir. Bu itibarla,
Taşkömürü, linyit, rüzgar, güneş enerjisi ve jeotermal gibi yerli
kaynakların kullanımına öncelik tanınacak,
Enerji alanında kamusal yatırım artırılırken rekabete da¬yalı bir
piyasa yapısının tesis edilmesi suretiyle cazip bir yatırım iklimi
yaratılarak enerji açığı ülkemiz için bir risk unsuru olmaktan
çıkarılacak,
Fiyatlama politikası gözden geçirilerek ve etkili bir reka¬bet
politikası uygulayarak sanayi kesimine satılan enerji kaynaklarının
fiyatları aşağıya çekilecek, Enerjinin verimli kullanılması amacıyla
kamu ve özel sektör işbirliğiyle geniş çaplı bir verimlilik kampanyası
başlatılacak, Enerji tüketiminde tararrufu ve verimliliği teşvik edecek
mekanizmalar kurulacaktır.
Sanayi işletmelerinde yenilikçiliğe önem verilecek: Sanayi
işletmelerinin yenilikçiliğe önem veren, bilgi ve iletişim
teknolojilerinin etkin biçimde kullanılmasını teşvik eden yeni
yapılanmaya gidilecekltir. Bu çerçevede;
Bilgisayar, web tasarımı ve bilgi teknolojileri gibi konular¬da
eğitimin güçlendirilerek yaygınlaştırılması,
Hizmet içi eğitim faaliyetlerinin daha sistemli ve yoğun olarak
desteklenmesi,
Mesleki eğitimin yaygınlaştırılması, nitelikli işgücünün
ge¬liştirilmesi,
Meslek liseleri ve yüksek okulların, sanayinin ara eleman ihtiyacını
karşılayabilmesi için önlemler alınması,
Üniversitelerde girişimci geliştirme programlarının
yay¬gınlaştırılması,
amaçlarına yönelik politikalar kararlılıkla uygulamaya ko¬nulacaktır.
GÜÇLÜ BİR YATIRIM HAMLESİ
BAŞLATILACAK
Türkiye’nin kalkınma potansiyeli, doğrudan yabancı ser¬mayeyi de
kapsayan güçlü bir yatırım hamlesi ile harekete geçirilecektir. Bu
kapsamda;
Sanayi üretiminin ağırlıklı olarak ithal kaynaklı ara ve yatı¬rım
mallarına dayandırılması politikasına son verilecek,
Bize mal ve hizmet satan ülkelerde değil, kendi ülkemizde istihdam ve
üretim artışı sağlanmasına öncelik verilmesi özendirilecek,
Yenilikçiliği özendiren Risk Sermayesi ve benzeri finans¬man
araçlarının gelişimi desteklenecek,
Dünyadaki değişimlerin, teknolojik gelişmelerin, piyasa¬lardaki ve
tüketim kalıplarındaki farklılaşmaların, ekono¬mik kararlara hızla
yansıtılabilmesi hedef alınacak,
Dahilde İşleme Rejiminin amacı doğrultusunda kullanıl¬ması sağlanacak,
bunun dışına taşan uygulamalar en¬gellenerek tarımsal gelişme ve
sanayide ara malı üretimi önünde engel olmaktan çıkarılacak,
Doğal kaynakların daha ileri düzeyde değerlendirilmesine ve işlenmiş
halde ihracına özen gösterilecek,
Akreditasyon, standardizasyon, uygunluk değerlendirme ve belgelendirme
faaliyetleri desteklenecek,
Fikri ve sınai mülkiyet sisteminin etkinliğini sağlamak üze¬re kurumsal
kapasite güçlendirilecek, toplum düzeyinde yaygın ve yerleşik fikri ve
sınai haklar kültürü oluşturula¬caktır.
Jenerik teknolojilerde kapasite artırılacak: Gelece¬ğe damgasını
vuracak olan biyoteknoloji, nanoteknoloji, mekatronik, yazılım, genetik
gibi jenerik teknoloji alanlar¬da söz sahibi olabilmemiz, ekonomimizin
bu alanlardaki yenilikçi kapasitesinin artırılmasıyla mümkün olacaktır.
Ol¬dukça geniş bir alanda üretim sürecini kökten değiştirme özelliğine
sahip olan bu teknolojiler, rekabet gücünü ve refahı artırmada kalıcı
etkilerde bulunacaktır. Bu çerçeve¬de, jenerik teknolojil alanlarında
hem kamu hem de özel sektörün yenilikçi kapasitesinin artırılmasına
öncelik veri¬lecektir.
Teknolojik yenilik faaliyetlerindeki kritik eşik aşıla¬cak: Teknolojik
yenilik faaliyetlerindeki mevcut ölçek ye¬tersizliği (kritik eşik)
sorunu, firmaların kümelenmelerine, ana-yan sanayi bağlarının
güçlendirilmesine ve kamu-üniversite-sanayi arasındaki uyumun ve
işbirliğinin güç-lendirilmesine odaklanılarak çözülecektir.
Savunma sanayimiz güçlü bir şekilde desteklenecek: Ülkemiz ekonomisinin
geneli ve ulusal güvenlik açısından büyük önem taşıyan savunma sanayinin
gelişimine özel önem verilecektir. Savunma sanayinde meydana gelecek ve
ticari ürünlerde uygulama olanağı olabilecek gelişme-lerin başka
sektörlerde bulunan firmalarımızın faaliyetleri¬ne yansımasını
sağlayacak mekanizmalara etkinlik kazan¬dırılacaktır.
Geleneksel sektörlerde üretimin yüksek katma de¬ğerli bölümünde
uzmanlaşma hedeflenecek: Teksil, giyim, deri, gıda gibi geleneksel
sektörlerin, ekonomimiz¬deki ağırlığı ve istihdam yaratma potansiyelleri
dikkate alınarak, üretimin sürecinin yüksek katma değer yaratan
bölümlerde uzmanlaşmaları sağlanacak. Bu sektörleri¬mizin bilgi ve
teknoloji yoğun diğer sektörlerle yakın bir etkileşim içerisine girerek
verimlilik artışına odaklanmaları desteklenecek.
Ölçek yetersizliği ve kurumsallaşma eksikliği soru¬nu giderilecek:
Etkili bir rekabet ortamının tesisi dikkate alınarak, “ölçek ve kapsam
ekonomileri”nin bulunduğu sektörlerde “şirket birleşmeleri, devralmalar
ve stratejik ortaklıklar” teşvik edilecektir.
Küresel ölçekte faaliyet gösteren türk şirketlerinin sayısı
artırılacak: Bu amaç doğrultusunda kamu, fiziki altyapı desteği, vergi
teşvikleri vb. araçlarla etkili bir rol üstlenecektir.
Ara ve yatırım mallarının üretimi artırılacak: Yurt içi üretimin
bulunmadığı veya yetersiz olduğu hammadde, ara ve yatırım mallarının
üretimine güçlü destek verile¬cektir. Bu çerçevede, bu sektörlerdeki
firmalar üzerindeki dolaylı ve doğrudan vergi ve benzeri kamusal yükler
kap-samlı bir şekilde azaltılacaktır. Bu politika uygulanırken, söz
konusu uygulamanın ileri ve geri bağlantılar yoluyla ekonominin bütününe
yapacağı etki dikkate alınacaktır.
Yenilikçi sanayici kuşağı”nın yaratılması amaçlana¬cak: Sanayileşme
bilincinin bu ileri vizyon ve stratejileri¬ni, değişimin dinamiklerini
içselleştirecek, dış dünyadaki gelişmelere açık, ulusal ve sosyal
duyarlılıkları yüksek yeni bir yenilikçi sanayici kuşağının yaratılması
stratejik bir he¬def olarak belirlenecektir.
CHP, bu anlayışla oluşturacağı “bilim, teknoloji ve sanayi¬leşme”
stratejisini açıklık ve kararlılık içinde uygulayacak¬tır. Bu strateji
ile tüm dinamikler ve gelişmeler gereğince değerlendirilecek, doğrudan
yabancı sermaye bu amaca yönlendirilecek, ulusal kaynak ve birikimlerin,
sanayileş-me sürecimize azami düzeyde katkıda bulunmaları
sağ¬lanacaktır.
YENİ VE ETKİN BİR TEŞVİK SİSTEMİ
Uygulamadaki israfa ve çarpık kaynak tahsisine yol açan “teşvik etmeyen
teşvik sisteminin” değiştirilmesi gerek¬mektedir.
Yatırım ortamının iyileştirilmesi ekonomideki öncelikleri¬mizden biri
olacaktır. Siyasi ve makro ekonomik istikrar, bürokratik işlemlerin
azaltılması böyle bir ortamın ön şartı olmakla birlikte yeterli
değildir. “Teşvik” yatırım ortamı¬nın iyileştirilmesinin etkin bir aracı
olarak kullanılacaktır. Uygun bir teşvik politikası yurtiçi
tasarrufların yatırımlara yöneltilmesi yanında ülkeye doğrudan yabancı
sermaye girişini özendirmek suretiyle de ekonomimizin üretim ve istihdam
kapasitesini artıracaktır.
İleri sanayileşmenin, teknolojik yapılanmanın, dengeli böl¬gesel
kalkınmanın ve ülkemizi bilgi toplumuna dönüştüre¬bilmenin iddiası ve
kararlılığı içinde öncü sektörleri hedef alan yeni ve etkin teşvik
sistemi kurulacaktır. Bu anlayışla;
En iyi teşvik, en basit olanıdır: Bu ilke temelinde, ve genel yatırım
ve sanayileşme politikalarımız, olan verim¬liliğe dayalı büyümeyi
desteklemek için endüstriyel yapıyı değiştirme çabalarımız çerçevesinde,
teşvik sistemi uygu¬lama kolaylığı olan, gereğince denetlenen, basit ve
etkin bir teşvik sistemi olarak yeniden oluşturulacaktır.
Herşeyi değil gerekli olanı teşvik: Teşvik politikaları; teknolojik
yapılanmaya, ulusal üretim ve katma değere, is¬tihdama, geri kalmış
yörelerin geliştirilmesine, mülkiyetin yaygınlaştırılmasına katkı gibi
farklı amaçların gerçekleşti¬rilmesi için seçici bir anlayışla
uygulamaya konulacaktır. Teşvik sistemi ile, rantiye kesimleri değil,
reel sektör, ger¬çek üreticiler ve sanayiciler desteklenecektir.
Belirli sektörler bazında etkin teşvik: “Herkesin yarar¬landığı teşvik
hiçbir şeyi teşvik etmez” ilkesi çerçevesinde ülkenin çok geniş bir
coğrafi bölümünde her türlü yatırımı teşvik anlayışından, “sektörel
teşvik” anlayışına geçilecek, taraf olduğumuz uluslar arası anlaşmalar
ve prensipler çerçevesinde sektör-bölge çakışmalarına sanayide
küme¬lenmeyi dikkate alarak önem verilecektir.
Stratejik planlama vizyonu ile öncelikli sektörler haritası
belirlenecek: Üretken her türlü sabit sermaye yatırımı özendirilirken,
bu özendirmelerin nitelikleri ayrı ayrı belirlenecek; “öncelikli
sektörler haritası” sektörün re¬kabet potansiyeli ve coğrafyası
temelinde çıkarılarak, ham maddeden, nihai ürüne kadar tüm gelişim
noktalarında yatırımlar “sektörel temelde” özendirilecektir. Bu
çerçeve¬de;
“Etkin teşvik paketi” uygulamasına geçilecek: “Na¬kit desteği, prim
ödemesi, yatırım indirimi, diğer vergisel avantajlar, arsa-arazi
tahsisi, enerji desteği, kredi garanti¬si” gibi tüm teşvik
enstrümanlarını içeren bir “paket” yak¬laşım uygulanacaktır.
İleri teknoloji getirecek yeni yatırımlara pozitif ay¬rımcılık
uygulanacak: Dünya pazarları için mal ve hiz¬met üreten, ileri
teknolojileri hem üreten, hem de kulla¬nan, kalite ve marka yaratan
sanayiler “sektör bazında” desteklenerek, ekonomiye dış rekabet gücü
kazandırıla-caktır.
Büyük ölçekli yatırımlara özel teşvik: “Büyük ölçekli yatırımlara” özel
teşvik getirilecek, belirli sektörlerde, be¬lirli seviyenin üzerindeki
yatırımlar için, vergi tatili dahil önemli vergisel destekler
sağlanacaktır.
İstihdamın artırılmasına etkin vergi teşviği: İstihdam artışına teşvik,
“ilave istihdama dönük sosyal güvenlik prim ve gelir vergisi avantajı”
yeni koşullarla ülke genelinde uy¬gulanacaktır. Emeğin iş yerinde
eğitilmesini, verimliliğin arttırılmasını, fabrika ve meslek içi
eğitimin yaygınlaştırıl¬masını özendirici teşvikler uygulamaya
konulacaktır.
Risk sermayesi uygulaması yaygınlaştırılacak: Mad¬di birikimi yetersiz
ancak özel teknoloji, know-how, bilgi veya deneyim birikimi olan
girişimciler “Risk Sermayesi” uygulaması ile daha geniş ölçekte
özendirilecektir.
Teşvik sistemine etkin denetim: Devlet yardımı uygula¬malarında
koordinasyon, etki analizi ve bağımsız denetle¬me mekanizması
oluşturulacak,
Esnaf ve sanatkarlar inovasyona özendirilecek: Esnaf ve
sanatkarlarımızı, “sanayi ve bilgi toplumunun yeni üre¬tim sektörlerine,
katma değeri yüksek yeni mal ve hizmet üretimlerine, kendi faaliyet
alanlarında inovasyona” yön¬lendirecek “girişimcilik, bilgi ve
teknoloji, finansman ve kredi” desteği sağlanacaktır.
Daha çok ar-ge için güçlü destek: AR-GE harcamala¬rının vergi
matrahından indirilmesi uygulamasının kapsa¬mı genişletilecek, kamu alım
sistemi AR-GE harcamalarını teşvik edecek şekilde düzenlenecek,
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde 2020 yılına kadar, “yazılım ve
AR-GE’ye da¬yalı üretim faaliyetlerinin” gelir ve kurumlar vergisinden
muaf tutulması uygulamasına devam edilecektir.
Organize sanayi bölgelerinde ve sitelerinde yeni teş¬vik modeli:
Organize Sanayi Bölgelerinde (OSB) ve Sitelerinde (KSS) altyapı, Küçük
Sanayi Sitelerinde alt¬yapı ve üstyapı inşaatlarına bugüne kadar
devletçe ve¬rilen destek kriterleri değiştirilecektir. Bu kapsamda;
Batı’da ileri teknoloji odaklı ihtisas osb ve kss’leri: Ülkemizin
gelişmiş batı bölgelerinde teknolojik içeriği yüksek üretim yapan
sektörlerdeki KOBi’ler için sek¬törel OSB ve KSS kurulması
desteklenecek;
Doğu ve güneydoğu’da emek-yoğun odaklı karma osb ve kss’ler: “Gıda
sanayi başta olmak üzere, kim¬ya, toprak, konfeksiyon, tekstil, metal
gibi” geleneksel ve emek-yoğun sanayi sektörlerinde faaliyet göstere¬cek
KOBi’ler için karma OSB ve KSS oluşumu özen¬dirilecektir.
Özel endüstri bölgeleri ihracat üslerine dönüşecek: Bu anlayışla, Doğu
ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi dahil, Anadolu’nun farklı bölgelerinde
“Özel Endüstri Bölgeleri” kurulması teşvik edilecektir. Bu bölgelerdeki
yatırımlar, bedelsiz arsa, ucuz enerji, emek üzerinden alınan vergi ve
fon yükünde süreli muafiyet, pazarlama ve ihracat deste¬ği ve benzeri
önlemlerle etkin olarak özendirilecek, belirli üretim ve ihracat
taahhütleriyle çalışacak söz konusu böl¬gelerin birer “ihracat üssüne”
dönüşmeleri sağlanacaktır.
Küçük ölçekli tarımsal sanayi siteleri ve organize ta¬rımsal sanayi
bölgeleri kurulacak: Tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerimizin bütününü
olumlu etkiyecek ve bitkisel üretim, hayvancılık, balıkçılık ve
ormancılık gibi alanlardaki ürünlerin işlenmesine yönelik tarım¬sal
faaliyet alanlarında ihtisaslaşmış Küçük Ölçekli Tarımsal Sanayi
Siteleri ve Organize Tarımsal Sanayi Bölgeleri kurulacaktır.
Küçük Sanayi Sitelerinde faaliyet gösteren esnaf ve sanat¬karlara
sağlanmakta olan düşük faizli ve sosyal amaçlı kredi desteği
uygulamaları güçlendirilerek, bu kesi¬min üretimini artırıcı, rekabet
gücünü geliştirici araca dönüştürülecektir.
KOBİ’LER EKONOMİNİN İTİCİ GÜCÜ OLACAK
Esnaf ve sanatkarlarımız, ekonomik ve sosyal yapımızın istikrar unsuru,
toplumumuzun orta direğidir. Anayasa¬mız devletin esnaf ve sanatkarları
koruyup destekleme¬sini öngörmektedir. CHP bunun gereğini eksiksiz
olarak yerine getirecektir.
Kobi’leri ekonomimizin itici gücüne dönüştürülecek: Bu duyarlılık
içinde;
Esnaf tanımı yeniden yapılacak: Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları
Kanunu’ndaki esnaf tanımı yeniden ele alınacak, esnaf ve sanatkarlık
mesleği “gelir ölçütü”ne göre değil, AB müktesebatına uygun olarak
“meslek krite¬ri” esas alınarak yeniden tanımlanacaktır.
Kobi’lerin uzmanlaşma ve örgütlenmeleri özendiri¬lecek: KOBİ’lere
araştırma, finansman, pazarlama, satış, proje yönetimi ve teknoloji
danışmanlığı yapan birimler güçlendirilecektir.
Kobi’lerin teknolojik yapısı güçlendirilecek: Yapısı uygun olan
KOBİ’lerin bilgiyi ürüne dönüştürebilme ye¬teneklerinin güçlendirilmesi,
AR-GE’ye dayalı teknoloji yo¬ğun ürün ve üretim yöntemleri
geliştirebilmeleri, böylelik¬le dış rekabet güçlerini arttırabilmeleri
hedef alınacaktır. Bu kapsamda;
KOBİ’lerin kendi öz varlıkları ile gerçekleştiremeyecekle¬ri AR-GE,
teknoloji ve yenilik (inovasyon) çalışmalarının üniversiteler ve devlet
desteği ile gerçekleştirilmesi sağ¬lanacak,
İhracat yapan veya yapma eğiliminde olan, bilgi ve tek¬noloji tabanlı,
yenilik yapma ve büyüme hedefi olan KOBİ’lerin desteklenmesi için devlet
yardımları daha etkin hale getirilecek,
“Endüstriyel tasarımı” bir farklılık ve katma değer yaratma unsuru
(kullanıcı odaklı inovasyon aracı) olarak KOBİ’lerle buluşturarak
rekabet gücünün artırılması hedef alınacak; Endüstriyel tasarım
konusunda sanayi-üniversite işbirliği geliştirilecektir.
Küçük ve Orta Boy İşletmecilerimizin bilgi üreten üniver¬sitelerimizle
birlikte çalışmaları özendirilecek, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri
Yasası yeniden ele alınarak, buralar¬da yapılacak olan AR-GE çalışmaları
devletçe desteklene¬cektir.
KOBİ’LERE GÜÇLÜ DESTEK SAĞLANACAK: Es¬nek üretim yöntemlerini uygulama
ve hızla karar alma yeteneğine sahip olan KOBİ’lerin potansiyeli,
Türkiye’nin geleceği açısından mutlaka kullanılması gereken bir şans
olarak değerlendirilerek, desteklenecektir. Bu kapsamda;
KOBI’leri ayağa kaldıracak yeni bir teşvik sistemi yürürlü¬ğe
konulacaktır. Başta enerji ve sosyal güvenlik prim des¬teği olmak üzere
AB standartlarını esas alan yeni teşvik sistemi ile KOBi’ler
uluslararası piyasalarda eşit koşullarda rekabet edebilen çağdaş üretim
işletmeleri haline dönüş¬türülecektir.
KOBİ’lerin enerji girdisi maliyetleri, rekabet içinde olduk¬ları dış
pazarlarda geçerli olan düzeylere indirilecektir.
Ulusal Sanayiye ara malı üreten KOBİ’lere “KDV indirimi desteği”
sağlanacaktır.
Ölçek ve kapsam ekonomilerinin bulunduğu durumlarda, KOBİ’lerin üretim
ölçeklerini büyütmeleri desteklenecektir.
Esnaf ve sanatkarların üst destek kuruluşlarının siyasi ipotek veya
baskı altına alınma uygulamalarına son verilecektir.
Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifleri’nin esnafa destek çalışmalarının
güçlü ve etkin olması özendirilecek ve de¬netlenecektir.
Çok sayıda vergi ile harç ödemekte ve “vergi, harç ve prim yükü”
altında ezilmekte olan esnaf ve sanatkârlar bu kargaşadan ve yükten
kurtarılacaklardır. Gelir Vergisi Kanunu’nda esnaf ve sanatkâr tanımı
yenilenecek, esnaf muaflığının kapsamı yeniden tanımlanacaktır.
Kaldırılmış olan, “vergiden muaf esnaf ve sanatkârların esnaf odalarına
kayıtlı olmaları koşulu” yeniden öngörü¬lecek, “Vergiden Muaf Esnaf
Belgesinin’’ esnaf odalarınca verilmesi sağlanacaktır.
Yeni sanayi site ve bölgeleri kurulacak: Küçük ve orta boy işletmelerin
fiziksel alt yapı sorunlarının çözümü için, özellikle Marmara, Akdeniz
ve Ege Bölgelerinde sektörel bazda, daha az gelişmiş ve gelişmekte olan
bölgelerde ise karma yapıda Küçük Sanayi Siteleri ve Organize Sana¬yi
Bölgeleri oluşturulacaktır.
Esnaf ve kobi’lere yeterince kredi olanağı sağlana¬cak: Esnaf ve
sanatkarlara, KOBİ’lere sağlanan kredi ola¬naklarının yeni kredi ve
finansman yöntemleri ile “On yıl¬da beş katına” çıkartılması hedef
alınacaktır.
KOBİ’lerin bankalardan kullandığı kredilere verdiği ga¬ranti ve
kefaletlerle teminat sağlayan KREDİ GÜVENCE FONU A.Ş. (KGF) ile Risk
Sermaye Şirketi işlevi gören KOBİ A.Ş.’nin sermaye yapılarının
güçlendirilmesi ve faaliyetlerinin etkinleştirilmesi sağlanacaktır. KGF
ile Risk Sermayesi uygulamalarının hukuksal ve pratik alt yapısı yeniden
oluşturulacaktır.
Organize Sanayi Bölgelerine Sanayi Bakanlığınca verilen kredilerin
oranları artırılarak yüzde 85’e çıkarılacak, katı¬lım payı ise yüzde 15
ile sınırlı tutulacaktır.
Mesleki yeterlilik kurumu (myk) etkin yapıda oluş¬turulacak: MYK, başta
TESK olmak üzere, sosyal tarafla¬rın etkin olduğu, demokratik ve
katılımcı ortamın sağlandı¬ğı bir yapıda oluşturdukları hizmetlerini,
kuruluş amaçları doğrultusunda sürdürmesi sağlanacaktır.
Esnaf haksız rekabetten kurtarılacak: Hiper ve gros¬marketlerin kuruluş
ve faaliyetlerine sınırlama getiren Av¬rupa Birliği mevzuatı ülkemizde
de yürürlüğe konularak, bu kurumların mahallelerde alt birimler açarak
bakkallar¬la rekabete girmelerinin önü alınacaktır.
Esnaf ve kobi’ler bakanlığı kurulacak: Esnaf, sanatkar ve KOBİ’lerin
sanayi envanteri eksiksiz olarak çıkartılacak, bu birimlerin sorunlarına
en üst düzeyde sahip çıkılacak¬tır.
Kosgeb yeniden yapılandırılacak: KOSGEB, KOBİ’lere daha kaliteli, daha
etkin ve daha hızlı hizmet eden bağım¬sız bir kuruluş haline
getirilecektir.
Milli akreditasyon kurumu yeniden yapılandırıla¬cak: Bu kurum AB
normlarında yeni ve bağımsız bir kuru¬luş olarak yeniden
yapılandırılacak, KOBİ’lere İSO 9000, CE normları gibi standartları
veren ve akredite eden kuru¬luşların uluslararası yetersizliği
giderilecektir.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın her yıl KÜÇÜK VE ORTA BOY İŞLETMELER
KURULTAYI yapması zorunlu hale getirilecektir.
TÜKETİCİLERİN KORUNMASI ÖNCELİĞİMİZ OLACAK
Tüketicinin korunmasını, sosyal duyarlılığı olan serbest pi¬yasanın
oluşumunun temel koşullarından biri sayan CHP, tüketiciyi koruyucu
mevzuata işlerlik kazandıracak, tüketi¬ciyi koruyan kurum ile sivil
toplum örgütlerinin gelişmele¬rini özendirecek ve destekleyecektir. Bu
çerçevede;
Tüketicinin sağlık, güvenlik ve ekonomik çıkarlarının ko¬runması,
tüketicinin aydınlatılması, bilgilendirilmesi, sesini duyurması ve
temsil edilmesine yönelik haklarını etkinlikle kullanabilmeleri
sağlanacaktır.
Tekelleşme ve hakim durumun kötüye kullanılmasına kar¬şı konacak
kararlı tavır ile piyasalarda etkin rekabet koşul¬larının oluşması,
arz-talep dengesinin tüketicinin aleyhine bozulmaması amaçlanacaktır.
Zarara uğrayan tüketicilerin, süratli, adil, ucuz ve ulaşıla¬bilir
yöntemlerle tazmin edilerek mağduriyetlerinin gide¬rilmesi
sağlanacaktır.
Tüketicilerin sağlık ve güvenliğinin korunması için hizmet ve üretim
alanlarında AB müktesebatı ile uyumlu “dünya kalite güvence sistemleri”
uygulanacaktır.
CHP, tüketicilerin eğitim ve bilinçlendirilmesine temel eği¬tim
seviyesinde başlayacak; yetişkinlerin eğitimi için özel programlar
düzenleyecektir.
BİLGİ TOPLUMUNA DÖNÜŞÜM HIZLANDIRI¬LACAK
Hedefimiz, bilgi teknolojisi ve bilişimde söz sahibi ülke ol¬mak,
Türkiye’yi “Bilgi Toplumuna” taşımaktır. Toplumumuzun teknoloji ve bilgi
temelinde dönüşümü, ülkemizin refahının artırılması, demokrasisinin
güçlendi¬rilmesi, özgürleşme sürecinin yaygınlaşması ve özgürlük-lerinin
derinleştirilmesi için Bilgi Çağı’nın, insanlığın ve ülkemizin önüne
koyduğu büyük iddia ve olanakların de¬ğerlendirilmesi bir zorunluluk
haline gelmiştir.
Bu amaçla, bilgi ve teknoloji üretiminde odak noktası ha¬line gelmiş,
bilgi ve teknolojiyi etkin olarak kullanan, bilgi¬ye dayalı karar
süreçleri ve inovasyonla daha fazla değer üreten, küresel rekabet gücüne
ulaşan bir Türkiye hedefi¬mizdir. Bu çerçevede;
Ulusal bilgi toplumuna ve bilgi ekonomisine dönü¬şüm stratejisi
uygulamaya geçirilecektir: Bilgi Toplu¬muna Dönüşüm Stratejisi’ni
değişen koşullara göre hızlı ve katılımcı yöntemlerle yenileyecek ve bu
stratejinin ulu¬sal ve yerel politikaların tümünü sürekli
etkileyebilecek bir şekilde uygulanmasını mümkün kılacak kurumsal
ya¬pılanma öncelikli olarak gerçekleştirilecektir. Ekonominin ve toplum
hayatının bütününü kapsayacak bir “Bilişim Re-formu”
gerçekleştirilecektir.
Ulusal inavasyon yenilik sistemine destek oluşturu¬lacaktır: Rekabet
gücünün en güçlü kaldıracı inovasyon¬dur yenilikçiliktir. Bu anlayışla,
üniversite – sanayi – devlet dayanışması ve eşgüdümü içinde bir ulusal
inovasyon ye¬nilik sistemi geliştirilecek ve uygulanması için gerekli
güç¬lü destek sağlanacaktır.
Güçlü bir internet ve iletişim altyapısı oluşturulacak: Dünyayla
bütünleşmek ve rekabet üstünlüğü elde etmek için, hizmet ve içeriklerin
nitelikli ve adil olarak sunulduğu güçlü bir internet ve iletişim
altyapısı oluşturulacak; geniş bant hizmetler ve yeni nesil iletişim
teknolojileri alanların¬da gerekli altyapı çalışmalarının hızla
tamamlanması he¬def alınacaktır.
Nano teknolojılerine özel destek: Medikal Bioteknolo¬ji, genetik,
elektronik, bilgi, uzay ve benzeri teknolojilerin açılımına nano
teknolojileri açısından odaklanılması, ve nano teknolojileri alanındaki
küresel gelişmelerin ülke¬mize aktarılması sağlanacak, bu alanda
ihtisaslaşmış özel araştırma enstitüsünün üniversite-sanayi işbirliği
içinde kurulması güçlü olarak bir şekilde desteklenecektir.
Ar-ge harcamaları gsyih’nin %2’sine çıkartılacak: AR-GE yatırımları
harcamaları en geniş ölçüde destekle¬necek, yıllık Araştırma ve
Geliştirme “AR-GE” harcamala¬rının “Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya
(GSYİH’ye) oranı”, ilk aşamada hızla %2’ye çıkarılarak, bunun yarısının
kamu kesimi ve kaynağı ile gerçekleştirilmesi hedef alınacaktır. Bu
kapsamda;
Devlet, özel ve vakıf üniversitelerinin var olan AR-GE kapa¬sitelerinin
verimli kullanılabilmesi ve bulunduğu coğrafya¬da bilgi ve araştırmada
çekim merkezi haline gelmesi için gerekli destek sağlanacaktır.
Üniversiteler çevresinde sanayi-teknoloji alanları ve kori¬dorları
oluşmasını sağlayacak koşullar gerçekleştirilecektir.
Ülkemizden beyin göçü tersine çevrilecek: Ülkemiz¬den beyin göçünün en
alt düzeye indirilebilmesi için çok kapsamlı bilim ve teknoloji
politikaları eşliğinde güçlü des¬tek sağlanacaktır. Yurtdışında bulunan
mühendislerimi¬ze, uzmanlarımıza, girişimcilerimize ve yatırımcılarımıza
Türkiye’de yaşanabilir ve çalışılabilir bir ortam sunularak, beyin göçü
tersine çevrilecektir.
Türk teknoloji merkezleri (ttm) kurulacak: Anadolu’nun altyapısı ve
insan kaynakları uygun yörele¬rinde TTM (Silikon Vadileri) kurulması
için uygun ortam yaratılacaktır.
Bilişim ve yazılım üssü olmamız hedeflenecek: Nite¬likli emek yoğun bir
sektör olan bilişim için gerekli genç insan kaynağımızı, bilişim ve
yazılım sektörüne sağlana¬cak teşviklerle destekleyerek, Avrupa’nın
bilişim ve yazı¬lım üssü olmamız hedeflenecektir.
Yazılım odaklı teknoparklar kurulacak: Teknoparklar yeni bir anlayış
çerçevesinde yapılandırılarak ülke çapında yazılım geliştirme, satın
alma ve pazarlama konularında danışma ve uzmanlık kurulları
oluşturulacak; dış pazar¬lara açılma konusunda pazarlama ve dışsatım
destekleri sağlanacaktır.
İletişim güvenliği ve denetlemesi üst kurulu oluştu¬rulacak: Kamu
kuruluşlarının elektronik ortamda oluştur¬duğu bilgilerin güvenliğinin
sağlanması, özel hayatın ve haberleşmenin gizliği çerçevesinde yasadışı
iletişimin iz¬lenmesi ve dinlenmesi konusundaki ihlalleri incelemek ve
kamu kurum ve kuruluşlarında bu amaçla denetim görevi yapmak amacıyla
bağımsız bir üst kurul oluşturulacaktır.
Yurttaşların hukuksuz veya topluca dinlenmelerine son verilecek:
Vatandaşların kendi aralarında özgürce iletişim kurmalarını engelleyen
uygulamalara son verile¬cek, özel hayatın gizliliği kuralına saygı
gösterilecektir. Her defasında mahkemelerden yetki alınmadan özel
haber¬leşmenin devletçe dinlenmesine son verilecek, mahke¬melerin toplu
dinleme yetkisi vermesini önleyecek yasal düzenlemeler yapılacak, aksi
yönde hareket eden devlet yetkilileri cezalandırılacaktır
Elektronik ve haberleşme sektöründe sürdürülebi¬lir bir rekabet
ortamının sağlanması hedef alınacak: TELEKOM sektörünün dinamik, adil ve
tam rekabet içeri¬sinde çalışması hedef alınacaktır. Bu kapsamda;
Kitlelerin bilgiye erişimini kolaylaştırılacak, geniş bant ile¬tişim
altyapısı yaygınlaştırılacak, bireysel bilgisayar kulla¬nımı ile ucuz,
hızlı ve güvenli internet erişimi ve kullanımı yaygınlaştırılacak,
geride bilgisayar kullanmayan hiçbir okul, hiçbir lise öğrencisi
bırakılmayacaktır.
Bilgisayar, televizyon ve iletişim teknolojilerindeki hızlı
gelişmelerin ulusal gereksinimlere hızla uyarlanması için devlet
kademelerinde gerekli kurumsal yapılanma ger¬çekleştirilecek; sivil
toplum örgütleri ile beraber çalışacak olan bu kurumsal yapılanmanın
hızlı ve etkin karar alması sağlanacaktır.
İletişimde, ülkemizin, dünyadaki en ileri ağlara entegre ol¬ması hedef
alınacak, bu amaçla iletişim ağları ve bilgi otoyol¬ları hızla
geliştirilecek, başta gençlerimiz olmak üzere yurt-taşlarımızın giderek
artan bölümünün, Bilişim ve İletişim Teknolojilerine ve internete hızlı
erişimi sağlanacaktır.
TARIM REFORMU
Cumhuriyet Halk Partisi, gıda egemenliğini temel alan, üretici ve
tüketici odaklı, çevre ve doğayla uyumlu, kırsal yaşam, kırsal
aydınlanma ve kırsal kalkınmanın temel eko¬nomik gücü olan bir tarım
sektörünü hedef alır.
TARIM EKONOMİNİN YÜKÜ DEĞİL, ÜLKEMݬZİN GÜCÜDÜR.
Tarım ve gıda krizinin tüm dünyayı giderek daha çok sars¬tığı, küresel
ısınma gerçeğinin üretim koşullarını değiştir¬diği ve gıda temininin
stratejik bir önem kazandığı süreçte, Türkiye’nin hızla artan nüfusunu
doyurabilmesi ve üretim gücünü dış ticaret kazancına dönüştürebilmesi
için, tarım potansiyeli harekete geçirilecek ve doğru kullanılacaktır.
VERİMLİ, REKABET GÜCÜ YÜKSEK, DOĞAYA SAYGILI VE İNSAN ODAKLI YENİ TARIM
DܬZENİ
Tarım potansiyelimizi en doğru bileşimlerde kullanarak; çiftçinin
refahının artması ile toplumun uygun fiyatlarla nitelikli beslenmesi
amaçlarını birlikte başaracağız. Bu¬nun için örgütlü ve rekabet gücü
yüksek bir tarımsal yapı oluşturulacak, tarım piyasalarında sürekli bir
istikrar için yapısal ve kurumsal önlemler geliştirilecek, verimlilik
artı¬rılacaktır.
Üretim süreçlerinde doğal kaynakların sürdürülebilir kul¬lanımı
sağlanarak, gıda güvenliği ve gıda güvencesi birlik¬te karşılanacaktır.
İç üretim hedeflerine ulaşma yanında, dünya toplam ihracat pazarından
daha fazla pay almak ta amaçlanacak, bunlar için yüksek katma değerli,
güvenli ve kaliteli üretimin bütün koşulları gerçekleştirilecektir.
Böylece tarım ve gıda sektörü hedeflerini giderek daha güçlü bir
şekilde karşılayan yapı, aynı zamanda kırsal kal¬kınmanın sürükleyici
gücü niteliğine dönüştürülerek böl¬gesel dengesizliklerin azaltılmasında
rol oynayacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu temel hedeflerin gerçekleş¬mesi için
gerekli tüm somut çalışmaları gerçekleştirmek¬te kararlıdır. Bu
kapsamda;
CUMHURİYET HALK PARTİSİ, ÇİFTÇİYİ YOK SAYAN ANLAYIŞA SON VERECEKTİR.
Çiftçimizin doğaya teslim olmasına, kuralsız piyasa koşul¬larında
kaderine terk edilmesine, üretimden koparılarak önce yoksullaştırılıp
sonra istismar edilmesine son verile¬cek; başı dik, üretip kazanan ve
refah içinde yaşayan bir çiftçi hedefi için tarım stratejik bir sektör
olarak değerlen¬dirilecek ve doğru biçimlerde desteklenecektir.
TARIMDA ÜRETİME VE KALKINMAYA DAYALI YENİ BİR DÜZEN KURULACAK, YAPISAL
DÖ¬NÜŞÜM SAĞLANACAKTIR.
Ekonominin taleplerini, toplumun ihtiyaçlarını karşıla¬yan, dış
pazarlara ürün sunabilen bir tarımsal üretim yapısı hedefi
doğrultusunda; koruma – kullanma denge¬si gözetilmiş bir doğal kaynak
yönetimi, bilgi ve teknolo¬jiyle donatılmış tarımsal üretim, hedefi
somut ve doğru olarak belirlenmiş nitelikli destekleme, üretici ve
tüketici yararını gözeten bir örgütlenme, geniş halk kesimlerinin
yararına geliştiren bir pazarlama, katma değeri artıran ürün işleme
süreçleri ileri ve geri bağlantılarıyla birlikte bütünleştirilecek,
Türkiye’nin hızla artan nüfusunu doyurabilmesi için önce temel üretim
dallarında kendine yeterlilik mutlaka sağla¬nacak, üretim hedefleri,
tarımda dış ticaret kazancı elde edebilmesine yönelik olarak
geliştirilecek,
Bitkisel ve hayvansal üretim alt sektörlerinin, nüfus artış hızının
üzerinde bir üretim temposunu istikrarlı ve kararlı bir şekilde
sağlaması ve sürdürmesi için, nüfus projeksi¬yonu ile üretim
projeksiyonları arasında bu doğrultuda bir bağ sürekli olarak korunup
geliştirilecek,
Üretim deseninin Türkiye’nin ekolojik ve ekonomik yapı¬sına uygun bir
şekilde rasyonalize edilmesi, çeşitlendirilip geliştirilmesi sağlanacak,
Destekleme sistemi tarımdaki hedeflerin gerçekleştirilme¬si için bir
ekonomik araç olarak değerlendirilecek, uygula¬ma ve amaç arasındaki bağ
sürekli sorgulanacak, rekabet ve verimlilik hedefine yönelik olarak
sistem sürekli güncel¬lenecek,
Yeniden yapılandırılıp verimliliği artırılan tarım sektörü, iç ve dış
haksız rekabete karşı sağlam ve sürekli politikalarla korunacak ve
desteklenecek,
Üretim yoluyla üreticinin desteklenmesi esasında kırsal yaşam mirası
gözetilip yaşatılacak,
Genç çiftçileri tarımda tutmak ve geriye dönüşü özendir¬mek için
Girişimci Genç Çiftçi Eylem Planı oluşturulup iş kurma sermayesi ile
eğitim yardımları verilecektir.
ALTYAPI SORUNLARI HIZLI BİR YATIRIM HAM¬LESİ İLE ÇÖZÜLECEKTİR.
Arazi toplulaştırılması, sulama ve tarla içi geliştirme hiz¬metlerine
yönelik altyapı hizmetleri, etkin mühendislik uy¬gulamalarıyla kısa süre
içinde tamamlanacak,
Tarım bilgi sistemleri, Bütünleştirilmiş İdari Yönetim Sis¬temi ve
Çiftlik Muhasebe Veri Ağı yapıları altında kısa süre içinde kurulacak,
Tarıma bilgi, teknoloji ve finansman transferi, üreticinin ör¬gütleri
aracılığıyla yapılacak,
Küçük üreticiliğin yarattığı optimum ölçek, girdi kullanımı, pazarlama
vb. sorunlar, demokratik kooperatifçilik teme¬linde çözümlenecek,
Tarımsal işletmelerin modernizasyonu, depolama, taşıma, işleme ve
pazarlama organizasyonlarının kurulması için amaca uygun nitelikli
destekler sağlanacak, gerekli durum¬larda özel finansman uygulamaları
gerçekleştirilecektir.
ÇEVRE DOSTU TARIM TEMEL HEDEFLERİMİZDENDİR.
Doğaya saygılı olmayan tarım-sanayi-hizmetler sektörü uy¬gulamalarının
yerküremizin dengesini bozduğu ve küresel ısınmanın içinde bulunduğumuz
Akdeniz havzasını derin¬den etkilediği gerçeğinden hareketle, çevre
dostu, doğal kaynaklarımızı kirletip tüketmeyen, koruma – kullanma
dengesini gözeten, sürdürülebilir tarım hedeflenecek,
İklim değişikliği ve küresel ısınma gibi konularda yapılacak
araştırmalar tarım ve çevre boyutunu ortaklaşa ele alan yaklaşımla
artırılacak, İklim Değişimi ve Gelişimi Araştır¬ma Merkezi kurulacak,
Tarımda kullanılacak teknolojilerin ve tüm tarım uygula¬malarının orta
vadede çevre dostu bir nitelik kazanması sağlanacak,
Tarımda su ve enerji kullanımı, Türkiye’nin koşulları ve ihti¬yaçları
doğrultusunda yeniden yapılandırılacak ve mevcut sorunlar hızla
giderilecek,
Su kaynakları baskı altında bulunan Gediz, Büyük Mende¬res,
Burdur/Göller, Akarçay, Konya, Meriç/Ergene havza¬ları başta olmak
üzere, tüm su havzalarımızda bütünleş¬miş projeler geliştirilecek ve
koruma – kullanma dengesi sağlanacak,
Fosil yakıtların tarım sektöründe kullanımını belirli bir plan
dahilinde kısıtlayan ve yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik veren
bir yaklaşım yaşama geçirilecek,
Türkiye’nin biyoçeşitliliğinin ve gen bankası özelliğinin ko¬runup
geliştirilmesine azami özen gösterilecek,
Ulusal Biyogüvenlik Yasası çıkartılarak, genetiği değiştiril¬miş
organizmaların üretici çıkarı ve tüketici sağlığını tehdit eden
risklerinin bilimsel ve bağımsız bir bilim otoritesince önlenmesi
sağlanacaktır.
KORUMA – KULLANMA DENGESİNİ GÖZETEN TOPRAK VE SU YÖNETİMİ
SAĞLANACAKTIR.
Toprak kadastrosu işlemlerinin tüm ülke coğrafyasında hızla
tamamlanması sağlanacak, sektörlerin yatırım ve kullanım için toprak
talepleri arazi kullanım kabiliyet sınıf¬lamasına uygun biçimde
değerlendirilecek,
Yitirildiğinde yeniden kazanılması olanaksız olan nitelik¬li tarım
topraklarımız ve meralarımız titizlikle korunarak, amaç dışı
kullanımları önlenecek, toprak ve mera ıslah ça¬lışmalarına hız
verilecek,
Erozyonla mücadele çalışmaları etkinleştirilecek ve
yay¬gınlaştırılacak, toprak muhafaza çakışmalarının kamu ke¬simi yanında
sivil toplum kuruluşlarının da çalışmalarıyla toplumsallaştırılması
sağlanacak,
Tarım arazilerinin tarımsal üretim için uygun olmayan bir yapıda
bölünüp parçalanmasını önlemeye yönelik yasal – kurumsal önlemler
alınacak,
Ülke düzeyinde arazi üretimi, birikimi ve oluşturulacak iş¬letmelere
tarımsal amaçlı arazi dağıtımı görevini üstlene¬cek bir Arazi Edindirme
Ofisi (AEO) kurulacak,
Hazine arazileri ile işletilmediği ya da kullanılmadığı için devletçe
satın alınan araziler, AEO’nun tarım arazisi rezer¬vini oluşturacak ve
bu araziler topraksız ya da az topraklı köylülere dağıtılarak üretime
kazandırılacak,
Köy sınırları içindeki tarım arazilerinin yabancılara satışına izin
verilmeyecek,
Su yönetimi, su havzalarını esas alan bütüncül bir yakla¬şımla
oluşturulacak, sürdürülebilir su kaynakları yöneti¬miyle ekosistemlerin
bütünselliği güvence altına alınacak,
Tarımsal su kullanımı yönetim, dağıtım, iletim boyutların¬da çağdaş
tarım teknikleri ve demokratik ilkeler uyarınca yeniden
yapılandırılacak,
Yılda 400 bin hektar olmak üzere 10 yılda 4 milyon hek¬tar tarım
alanının sulamaya açılması sağlanarak, teknik ve ekonomik ölçütlere göre
sulanabilir tüm tarım alanlarına su götürülmesi tamamlanacak, Sulama
yatırımları henüz başlanmamış işler, proje hazırlık aşamaları, inşaat
zorlukları, yatırım ve tesisler tamamlan¬dığında ortaya çıkacak enerji
ve işletme maliyetleri gibi öl¬çütler gözetilerek belirlenecek bir
strateji ve takvim içinde organize edilecek,
Beş yıl içinde, sulanabilen tarımsal alanların % 40’ının ka¬palı ve
basınçlı sulama sistemleri ile sulanabilirliğini sağla¬yacak bir dönüşüm
gerçekleştirilecek,
Küçük su kaynakları etkin bir biçimde değerlendirilerek tarımın
hizmetine sunulacak,
Su kaynaklarımızın yönetimi ve halkımızın sağlığı, çevremi¬zin
güvenliği ve iktisadi kalkınmamız öncelikleri çerçeve¬sinde tüm
paydaşların ihtiyaçlarını gözeten katılımcı yak-laşımlarla yerüstü ve
yeraltı su kaynaklarımızın gelişiminin Tarım ve Köyişleri, Enerji ve
Tabii Kaynaklar ile Çevre ve Orman Bakanlıkları ile bütünleşmiş bir
yapıda planlanma¬sı, su kaynaklarımızın çeşitli amaçlara tahsisi,
tahsisatın ruhsatlandırılması, kullanımın denetlenmesi, yerüstü ve
yeraltı sularının nitelik ve niceliğinin gözlenmesi ve taşkın, kuraklık,
kirlenme risklerinin yönetimi konularında görev¬lendirilecek özerk,
düzenleyici ve denetleyici bir Su Kay¬nakları Yönetimi Örgütü
kurulacaktır.
Enerji santralleri, sulama ve içme suyu depolama tesisle¬ri ve su
iletim ana yapılarının proje, inşaat ve işletmesine odaklanacak,
yatırımcılık yönü öne çıkarılarak etkinleştiril¬miş bir Devlet Su İşleri
Genel Müdürlüğü (DSİ) yapısı reorganize edilecek, Sulama şebeke sahasına
DSİ tarafından iletilen suyun dağıtım tesislerine, saha arazilerinin
toplulaştırmasına ve bunların proje, inşaat ve işletmesine, gölet ve
küçük su işlerine, taşkın koruma tesislerine ve toprak muha¬faza
çalışmalarına odaklanacak, tarım topraklarının korunması ve su
kaynaklarının tarımımızın hizmetine sunulmasını sağlayacak Toprak Su
Genel Müdürlüğü yeniden kurulacak,
Sulama şebekelerinin işletme ve bakım sorumluluklarının devredildiği
sulama kooperatifleri ve birlikleri, köy tüzel kişiliği, belediye,
köylere hizmet götürme birliği gibi yerel yönetimlerden oluşan karmaşık
yapının yerine, sulama tesisi işletmenin gereklerini yansıtan, sade,
demokratik, bağımsız denetime açık, örgütlü yapılar ikame edilecek,
Sürdürülebilirlilik ilkesini esas alan entegre su yönetimi anlayışı
temelinde çağımızın doğa koşulları ve gereksi¬nimlerini de dikkate alan
bir Su Kanunu çıkarılacak,
Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun yanlış içe¬riği ve aksayan
uygulama düzeni düzeltilecektir.
TARIMDA ÜRETİM PLANLAMASI, KENDİNE YETERLİLİK VE DIŞ TİCARETTE ÜSTÜNLÜK
TE¬MEL HEDEFLERİMİZDENDİR.
Üretim deseni Türkiye ve dünyanın uzun erimli üretim – tüketim
dengeleri değerlendirilerek planlanacak ve bu doğrultuda
yönlendirilecek, talepte ortaya çıkan değişim¬lere cevap verebilecek bir
esneklik, uygun araçlarla siste¬me kazandırılacak,
Yerel – bölgesel üretim desenlerinin ulusal üretim planla¬masının bir
parçası olması sağlanacak, özendirici önlem¬lerle ulusal ve bölgesel
tarımsal üretim planlaması yaşa¬ma geçirilecek,
Türkiye’nin temel bitkisel ve hayvansal ürünlerde kendine yeterliliği
sağlanacak ve korunacak,
Tahıllarda ve baklagil ürünlerinde giderek düşen üretim potansiyeli
yeniden canlandırılacak, artan nüfusun ihti¬yaçlarını dışa bağımlı
olmadan karşılayacak bir verim – üretim artışı gerçekleştirilecek,
Ekolojik olarak çok uygun üretim koşullarının varlığına rağmen dışa
bağımlılığın giderek arttığı pamuk, çeltik ve yağ bitkilerinde beş yıl
içinde kendine yeterliliğin sağlana¬cağı politikalar uygulanacak,
Dünya tarım ticareti yapısında, özellikle ihracat sübvan¬siyonları, iç
destekler ve pazara giriş temelinde ortaya çı¬kabilecek değişmelerden
önemsiz etkilenebilecek ürünler saptanarak, bunların rekabet gücünün
hızla yükseltilmesi¬ne yönelik uygulamalar devreye sokulacak,
Halen rekabet gücümüzün yüksek olduğu ürünlerin dış pazarlara girişinin
kolaylaştırılması için gerekli yönetim ve finansman uygulamaları
kararlılıkla gerçekleştirilecek,
Üretimde standart ve kalite hedefine odaklanılacak, üre¬tim
maliyetlerinin uygun teknik – idari önlemlerle düşürül¬mesi yoluyla dış
piyasalarda rekabet gücümüz artırılacak,
Ekolojik tarım ve seracılık özendirilecek, üretici haklarını teminat
altına alan sözleşmeli üreticilik yapısı kurularak geliştirilecek,
Uygun ürünlerden işlenmiş gıda maddelerinde dünya markası yaratılmasına
ve yerel tipteki lezzetlerin dünya pi¬yasalarına girmesine yönelik kamu
– özel sektör işbirliği olanakları geliştirilecek, geleneksel ürünlerin
uluslararası tescili gerçekleştirilecek,
Bölgesel koşullar dikkate alınarak, uygun ekim nöbeti sis¬temleri
içinde bölgesel üretim potansiyeli çeşitlendirilip geliştirilecek, büyük
üretim potansiyeli olan Güneydoğu Anadolu Bölgesinde giderek yerleşen
mono-kültüre son verilecek poli-kültür geliştirilecek, besleyici değeri
ve kat¬ma değeri yüksek, kolay yetişebilen yeni ürünler ekoloji¬mize
kazandırılacaktır.
BİLGİ VE TEKNOLOJİYLE DONANMIŞ BİR TARIM YAPISI KURULACAKTIR.
Tarımda ar–ge hizmetlerinin, ülkelerin dünya tarımsal üre¬tim ve
ticaretindeki yerini belirleyen temel etken olduğu bilinciyle, sektörde
kamusal ve özel araştırma – geliştirme faaliyetlerinin artırılmasına
özel önem verilecek,
Tarımsal teknoparklar kurularak bu kapsamda teknolojik gelişimi sağlama
ve girişimciyi destekleme amaçlı fuar ve tanıtım çalışmaları yapılacak,
üniversitelerin ve araştırma kuruluşlarının bilgi ve deneyimlerinin
teknoparklar aracılı¬ğıyla çevre üreticileriyle paylaşılması sağlanacak,
Bitkisel ve hayvansal çoğaltım materyallerinin araştırma enstitüleri
aracılığıyla geliştirilip üretilmesi ve uygun fi¬yatlarla ve zamanında
çiftçiye ulaştırılmasını sağlanacak, çağdaş koşullarda çalışacak yapılar
kurulacak ve araştır¬macılar özel ve esnek fonlarla desteklenecek,
Tarımda teknolojik sıçrama anlamına gelen uygulamala¬rı yaşama geçiren
özel sektör ve tarım işletmeleri nitelikli desteklemelere tabii
tutularak bu tür uygulamalar hızla yaygınlaştırılacak,
Teknik elemanla çiftçi arasındaki bağ, kamusal ve özel ta¬rımsal yayım
ve danışmanlık hizmetleri ile etkin biçimde yeniden kurulacak,
İleri seracılık tekniklerinin yaygın kullanımı, tohumluk, gübre, ilaç
ve verimliliği artırıcı diğer girdilerin rasyonel kullanımı ve kalitenin
geliştirilmesi özendirilerek destekle¬necek, tarım sektörü modern
işletmecilik yapısına kavuş¬turulacaktır.
TARIM İLE SANAYİNİN EŞGÜDÜM VE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE ÇALIŞMASI
SAĞLANACAKTIR.
Tarım ve sanayi sektörü birbirine rakip değil, tersine bir¬birlerini
destekleyerek gelişebilecek tamamlayıcı sektörler olarak
değerlendirilecek,
Tarım ürünlerinin işlenerek katma değer kazandırıldıktan sonra iç ve
dış pazarlara sunulması temel amaç olarak üstlenilecek,
Tarım sektörü ve sanayi sektörü arasında eşgüdüm ve iş¬birliği
sağlanarak geliştirilecek,
Tarım sektörünün sanayi sektörünün ihtiyaç duyduğu hammaddeyi istenilen
kalite, zaman ve uygun fiyatta sağ¬laması için gerekli önlemler
geliştirilecek,
Tarımsal üretimi değerlendirecek, sağlıklı beslenme ve doğru gıda
tüketimine katkı sağlayacak tarımsal sanayi desteklenecek,
Tarımsal sanayi sektöründeki atıl kapasitenin yeniden üre¬time
kazandırılması için gerekli önlemler geliştirilecek,
Tarımsal sanayi tesislerinin ulusal – bölgesel – yerel arz ve talep
dengesi gözetilerek sağlıklı bir planlama çerçevesin¬de gelişimi
özendirilecek,
Tarımsal sanayinin kırsal faaliyetleri çeşitlendirici, katma değeri
yükseltici ve istihdam sağlayıcı özelliklerinden ya¬rarlanılacaktır.
TARIM SEKTÖRÜ KIRSAL İSTİHDAM VE KAL¬KINMANIN SÜRÜKLEYİCİ GÜCÜ
OLACAKTIR.
Üretim ve aydınlanmanın birlikte gelişeceğine ve sektör¬lerin
birbirlerinin dışsallıklarından yararlanarak eşanlı ge¬lişeceğine olan
inançla, sanayi ve hizmetler sektörünün istihdam emme kapasitesine
paralel bir tarımsal istihdam dönüşümü planlanacak,
Nüfusun işgücüne katılım oranının düşük, genç nüfus ora¬nının yüksek,
tarım istihdamının radikal olarak daraltılma¬sına rağmen yarattığı katma
değere oranla fazla olduğu ülkemizde, iç ticaret hadlerinin tarım
aleyhine geliştirilme¬si suretiyle köylünün adeta üretimden koparılarak
köyün¬den kovulduğu vahşi süreçlere derhal son verilecek,
Bu çerçevede, küçük üretici yapısı, AB’ye üye ve Türkiye koşullarına
benzer tarımsal – kırsal yapılar taşıyan Akdeniz ülkelerinde olduğu
gibi, örgütlenme temelinde yeniden yapılandırılacak, küçük üreticinin
üretimden pazarlamaya kadar olan süreçlerde, örgütleri aracılığıyla
verimli – ras¬yonel üretim yapıları ve tutumları oluşturmaları
sağlana¬caktır.
Kırsal – tarımsal altyapı seferberliği yanında, ortak maki¬ne
parklarının oluşturulması ve kullanımı, tarımsal enerji alanında
açılımlar, taşıma ve enerji maliyetlerini en aza düşürecek şekilde
kırsal - yerel – küçük tarımsal sanayi te¬sislerinde doğayla dost
süreçlerde yüksek katma değerli işleme süreçlerinin inşası hedeflenecek,
Kırsal barınma koşullarının iyileştirilmesi, parçalı ve çok sayıdaki
kırsal yerleşmeye sosyal devlerin temel hizmet¬lerinin etkinlikle
götürülmesi; böylelikle köylerin boşalma¬sının önüne geçilmesi ve
yaşayan bir tarım ekonomisi ya¬pısı içinde kırsal sosyolojinin ve kırsal
peyzajın korunarak geliştirilmesi temel hedefimiz olacak,
Kırsal kalkınmayı sağlayacak politikaların oluşturulup
uy¬gulanmasından, kurulacak Kırsal Dönüşüm ve Tarımsal Gelişme Kurumu
(KDTK) sorumlu olacak, KDTK kapsamında, Türkiye’de her on köyde hizmet
üret¬mek üzere ülke genelinde toplam dört bin adet Kırsal Dö-nüşüm
Hizmet Birimleri (Dönüşkır) Kurulacak, Doğayla uyumlu yaşama alanları
olarak, DÖNÜŞKIR birimlerinin dönüşümlerini gerçekleştirecekleri EKO
KENT’ler oluşturulacak; EKO KENT’ler aynı zamanda yaşayan ekonomi ve
gelişen sosyolojik yapıların mekanı olacaklardır.
TARIM SEKTÖRÜNÜN ODAĞINDA, ÜRETİCİ YANINDA KENTLİ TÜKETİCİ DE
BULUNMAK¬TADIR.
Tarım sektörünün üretim yanını oluşturan üretici refahı ile birlikte,
tüketim yanını oluşturan kentli tüketicinin ya¬rarları da gözetilecek,
Bu çerçevede tüketicinin uygun fiyatlı ve sağlıklı gıdalara erişim
hakkı korunacak ve gözetilecek,
Zirai mücadele ilacı, hormon vb. girdilerin uygun doz, za¬man ve
yöntemlerde kullanılmaması ile uygulama – hasat zamanı arasındaki
bekleme süresine uyulmamasından kaynaklanan kalıntı sorunları mutlaka
minimize edilecek,
Bu tip ürünlerin ruhsatlandırılması, satışı, denetimi vb. kurallar
çağdaş ülkelerde örneklerine benzer şekilde ye¬niden yapılandırılacak,
İyi tarım uygulamaları ile kontrollü üretim, etiketten geriye
izlenebilirlik sistemleri kurulacak,
Tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetleri geliştirilecek,
Kurallara uygun üretim desteklemenin bir ön koşulu sa¬yılacak,
üreticinin bu gerekleri yerine getirebilmesi için tarımsal danışmanlık
hizmetleri kamu tarafından destek¬lenecektir.
Gıdaların, hammadde aşamasından başlayarak üretim, işleme, ambalajlama,
depolama, nakliye, pazarlama, satış ve tüketim aşamalarında gıda
güvenliğinin sağlanması ve gıdaların uluslararası standartlarda normlara
ve hijyenik kurallara uyması için ülke genelinde gerekli kontrol
me-kanizmaları ve etkin denetim koşulları gerçekleştirilecek, tarım
üreticileri ve tarımsal ürünleri işleyiciler bu konuda eğitilecek,
işletmelerin faaliyetleri bu koşullarda izne bağ¬lanacaktır.
Bu politikaları kurgulamak, geliştirmek ve uygulamak üze¬re, Zirai
Mücadele Genel Müdürlüğü ve Gıda İşleri Ge¬nel Müdürlüğü kurulacaktır.
• TARIMA KORUMA, ÇİFTÇİYE
DESTEK SAĞLANACAK
Tarımsal desteklemeler verimlilik, rekabet üstünlüğü, üre¬tim
planlaması, kaliteli üretim, depolama – ambalajlama – taşıma – işleme –
pazarlama süreçlerinde etkinlik gibi somut hedeflere ulaşmanın bir aracı
olarak değerlendi¬rilecek,
Pazara giriş önlemleri ile iç piyasanın korunması, iç des¬teklerle
üretimin rekabet gücünün yükseltilmesi ve ihracat teşvikleri ile dış
pazarlara açılmanın kolaylaştırılması, ta¬rımsal destekleme sisteminin
temel unsurları olacak,
Tarımsal desteklemeler ürün, üretim bölgesi, verimlilik, kırsal
kalkınma amaçları yönüyle bölgesel bazda ayrıştırı¬larak uygulanacak,
Tarımsal destekleme uygulamaları ve amaç arasındaki bağ sürekli
sorgulanacak ve güncellenecek,
Tarımsal desteklemenin temel esası, üreticiyi üretken kıl¬mak suretiyle
refahını artırmak olacak,
Önümüzdeki on yıllık süre boyunca her yıl tarımsal des¬teklemeye
ayrılan kaynak Gayri Safi Milli Hasıla’nın en az yüzde 2’si olacak,
Tarımsal destekler temel olarak fark ödeme, telafi edici ödeme, prim ve
uygun içerik ve bileşimlerde doğrudan gelir ödemesi esasında
gerçekleştirilecek,
Nitelikli doğrudan gelir desteğinde verimlilik, üretim planlaması ve
bölgesel farklılıkların gözetilmesi hedefleri amaçlanacak,
Diğer destekleme araçlarında ise arz açığının kapatılması, gerekli
durumlarda alternatif ürünlere yönelinmesi, tarım¬sal yapının modernize
edilmesi, üretim – işleme – kalite sistemlerinin düzeyinin yükseltilmesi
gibi hedefler söz ko¬nusu olacak,
Tarımsal destekleme politikaları kurulacak Tarımsal Destek¬leme Kurumu
aracılığıyla kurgulanacak ve uygulanacak,
Tarımsal desteklemeler ile ilgili olarak Tarımsal Destekle¬me Çerçeve
Kanunu çıkartılacaktır.
Tarımsal girdilerin ulaşılabilir olmasını sağlamak amacıyla, tarımsal
üretimde kullanılan tohum, gübre, mazot, tarım ilacı gibi girdilerin
piyasaları yeniden düzenlenecek,
Çiftçinin kullandığı mazottan Özel Tüketim Vergisi kal¬dırılacak,
Çiftçi, ürettiği her üründen hak ettiği bedeli ve primi zama¬nında
alacak, ürünü elinde kalmayacak, bu sürece Ziraat Odalarının ve
Kooperatif Birlikleri ile Üretici Birliklerinin katkı ve katılımları
sağlanacak, Sebze Tohumu ve Sertifikalı Meyve Fidanı üreten özel
ku¬ruluşlar desteklenecek,
Tarım Sigortaları Kanunu değiştirilerek yoksul çiftçilerin sigorta
primlerinin tamamı devlet tarafından karşılana¬cak,
Ziraat Bankası, sadece bitkisel üretim, hayvancılık, balık¬çılık,
ormancılık ve gıda sektörüne yönelik üreticilere ve tarımsal sanayi
işletmelerine hizmet sunan kamu ihtisas bankacılığı anlayışına
yöneltilecek,
Tarımsal kredilere uygulanan faiz oranlarının üreticiye yük olmayacak
düzeye çekilmesi sağlanacaktır.
Toprak Mahsulleri Ofisi mali olanak, örgütsel doku ve altyapı
açılarından güçlü bir alıcı ve müdahale kuruluşu niteliğinde yeniden
yapılandırılacak ve etkin bir alım poli¬tikasıyla devreye sokulacaktır.
SÖZLEŞMELİ ÜRETİCİLİK YENİDEN
YAPILANDIRILACAKTIR.
Sözleşmeli Üreticilik ile talebe uygun üretim yapılması, teknoloji
kullanımının yaygınlaştırılması, üreticinin finans ve girdi sorununun
azaltılması, ürünlere pazar ve fiyat gü-vencesi sağlanması amaçlanacak,
Üretici ve alıcıların hak ve çıkarlarını dengeli olarak koru¬yacak,
yasal kurallara dayalı bir yapı oluşturulacak, Sözleşmeli üretim yapan
çiftçinin, gönüllü kooperatifler çerçevesinde güçlendirilmesi hedef
alınacaktır.
ÇİFTÇİNİN GİRDİLERE KOLAY VE
UCUZ ERİŞİMİ SAĞLANACAK:
Başta tohum ve hayvansal çoğaltım materyalleri olmak üzere, mazot,
gübre, tarım ilacı, su, elektrik gibi üretimde kullanılan girdilerin
üretim, dağıtım/iletim ve yönetim or-ganizasyonlarında kamusal işlevlere
önem verilecek, he¬def belirleyerek özel sektör çalışmaları
desteklenecek,
Girdi piyasalarındaki tekelleşme, rekabet ilkeleri doğrultu¬sunda
tasfiye edilecek, tarımsal girdi piyasalarının küçük üreticilerin
kolayca erişebilecekleri yapıda, üretim odaklı çalışması sağlanacak ve
gerekli durumlarda tarımsal gir¬diye özel destekler sağlanacaktır.
PAZARLAMADA İLERİ ETKİN
YÖNTEMLER UYGULANACAK:
Üretici ve tüketici yararına çalışan, aracıların dışlandığı pazarlama
kanalları kurulacak,
Sertifikalı depoculuk ve Depo makbuzu sistemi yerleşti¬rilerek,
üreticinin ürününü her an paraya çevirebileceği, teminat olarak
kullanabileceği, sertifikalı depolarda depo¬layıp fiyatın en uygun
olduğu zamanda satabileceği bir yapı kurulacak,
Depo makbuzu uygulamasıyla, aynı zamanda üreticinin kısa süreli nakit
ihtiyacı karşılanacak, kamunun üzerindeki finansman yükü azaltılacak,
sanayicinin gelecekte ihtiyaç duyacağı standart tarımsal hammaddeye
ulaşması sağla¬nacak,
Hal Yasası üretici ve tüketici lehine yeniden düzenlene¬cek, sistemde
belediyelerin rol ve işlevleri ile vergileme güçleri gözden geçirilecek,
sistemin kayıt altına alınması ve laboratuarlar arcılığıyla gıda
güvenliğinin karşılanması hedef alınacak,
Ülkemizin fındık üretimindeki tekelci gücü, üreticinin re¬fahına ve
ulusal ihracatımıza en üst düzeyde katkı sağla¬maya yönelik
kullanılacak, Fındık Borsası’nın Türkiye’de kurulması hedef alınacak,
üreticinin yabancı ithalatçıların uzantıları olan aracılara
bağımlılığına ve aracılar tarafın¬dan sömürülmesine son verilecektir.
• TARIMDA ÖRGÜTLÜLÜK VE KURUMSALLAŞMA DESTEKLENECEK
Küçük üreticiye yönelik sömürü örgütlülük ile aşılacak, İç ticaret
hadlerinin tarım aleyhine geliştirilmesi suretiyle köylünün adeta
üretimden koparılarak köyünden uzaklaş¬maya mecbur kılındığı süreçlere
derhal son verilecektir.
Tarımda verimliliği engelleyen küçük işletmelerin demok¬ratik
kooperatiflerde örgütlenerek ürün ve emek verimlili¬ğinin arttırılması
özendirilecek,
Küçük üretici yapısı, örgütlenme temelinde yeniden yapı¬landırılacak,
küçük üreticinin üretimden pazarlamaya ka¬dar olan süreçlerde, örgütleri
aracılığıyla verimli – rasyo¬237
nel üretim yapısı ve tutumu oluşturmaları sağlanacaktır.
Tarımsal Üretici Birliklerinin, AB Ortak Tarım Politikaları
kapsamındaki desteklerin tarımımıza aktarılmasına etkin¬lik kazandıracak
bir üretici örgütlenmesini hedef almaları özendirilecektir.
Devletin ve kamu tüzel kişilerinin Tarım Satış Kooperatifle¬ri ve
Birliklerine mali destek sağlamasını engelleyen, koo¬peratifleri işleme
süreçlerinden dışlayan Tarım Satış Koo¬peratifleri ve Birlikleri Kanunu
kaldırılacak, bu kurumların güçlenmeleri ve gelişmeleri
desteklenecektir.
Kooperatif ve Birliklerin depolama, soğutma ve taşıma sistemi kurmaları
desteklenerek, özendirilecektir. Koope¬ratif dışındaki, birlikler gibi
çiftçi örgütleri de desteklene¬cektir.
Tarım Kredi Kooperatiflerinin çiftçinin tüm girdi ihtiyacı¬nı zamanında
ve uygun fiyatla karşılar duruma gelmeleri amaçlanacaktır.
HAYVANSAL ÜRETİM ÖZEL BİR ÖNEMLE
DESTEKLENECEKTİR.
Halkın protein açığının kapatılması ve hayvansal üretimle uğraşan
üreticilerin refah düzeylerinin yükseltilmesi için hayvancılık özel bir
önemle desteklenecek ve geliştirilecek,
Mera ve ahır besiciliği yöre koşulları gözetilerek, etkin ve süreklilik
içinde desteklenecek; düşük faizli Besicilik Des¬tek Kredisi uygulaması
yaygınlaştırılacak, Giderek artmakta olan kırmızı et açığının mümkün
oldu¬ğunca, koyun, keçi ve manda gibi sığır dışındaki diğer
kay-naklardan karşılanmasına yönelik fenni besicilik de des¬teklenecek,
Kümes hayvancılığı, ipek böcekçiliği, arıcılık gibi faaliyet¬ler ile
hayvansal ürünlere dayalı gıda sanayinin gelişmesi özendirilecek,
arıcılık ve bal ihracatı özel teşviklerle des¬teklenecek; tavukçulukta
sözleşmeli üretim düzene soku¬lacak, tavuk ihracat destekleri
artırılacak,
Canlı hayvan, işlenmiş ve işlenmemiş et ürünleri niteliğin¬de yapılan
kaçakçılık mutlaka önlenerek, halk sağlığıyla oynamak pahasına elde
edilen haksız kazancın önüne ge¬çilecek,
Et veriminin artırılması için etkin önlemler alınacak, üreti¬len etin
hijyenik kalitesi standartlar düzeyine ulaştırılacak;
Damızlık ve besi hayvancılığına yönelik ahırların fenni ve hijyenik
olması için gerekli denetim sağlanacak,
Hayvan sağlığını koruma önlemleri, Uluslararası Cenevre Anlaşması
normları içinde devlet sorumluluğu anlayışıyla sürdürülecek, Hayvan
Islahı Kanunu’nun işlerliği sağla¬nacak,
Hayvan yetiştiricileri birlikleri desteklenecek,
Hayvancılığın kayıt altına alınma çalışmaları tamamlana¬cak; yüksek
vasıflı kültür ırklarının soy kütüğü ve verim ka¬yıtlarının
tutulmasında, ürünlerin pazarlanmasında görev üstlenecek Yetiştirici
Birlikleri desteklenecektir.
Hayvansal üretimin yoğun olduğu yörelerimizde, merkezi köylerde sürekli
veteriner hekim ve teknisyen barındıran birimler oluşturulacak,
Hayvancılık sektöründe demokratik kooperatifçiliğin geliş¬mesi
desteklenecek,
Ziraat Bankası’nın hayvancılığa yönelik faaliyetleri
etkin¬leştirilecek,
Hayvancılığı Geliştirme Genel Müdürlüğü kurularak, hayvancılık ile
ilgili tüm uygulamalar tek merkezde topla¬nacak ve eşgüdümlenecektir.
• SU ÜRÜNLERİ POTANSİYELİ ÖNEMLE DE¬ĞERLENDİRİLECEKTİR.
Ülkemizin doğal koşullarının sağladığı tüm olanaklardan yararlanılarak,
sürdürülebilir bir su ürünleri politikası oluşturulacak,
Deniz, tatlı su ve kültür balıkçılığının geliştirilmesi hedef alınacak,
açık deniz balıkçılığı özendirilecek, balık rezerv¬lerini koruyucu ve
geliştirici önlemler etkinleştirilecek,
Balıkçılığımızın, doğal yaşamı da dikkate alacak şekilde yetiştiricilik
ve avcılık olarak birlikte desteklenerek gelişti¬rilmesi sağlanacak,
Kültür balıkçılığı turizmi ve çevreyi engellemeyecek biçim¬de
desteklenecek, çağdaş ülkelerin bu alandaki mevzuat ve uygulamaları
dikkate alınacaktır.
Sektörde demokratik kooperatifçiliğin gelişmesi destekle¬necek,
Ziraat Bankası’nın su ürünleri kredi sistemi etkinleştirile¬cek ve
düzeyi yükseltilecek,
Su Ürünleri Genel Müdürlüğü kurularak, sektörün tüm uygulamalarının tek
merkezden yönlendirilmesi sağlana¬caktır.
ORMAN VE ORMAN KÖYLÜSÜ KORUNACAK, ORMAN İŞLETMECİLİĞİ
GELİŞTİRİLECEKTİR.
Ormanların içinde veya bitişiğinde yerleşmiş olan orman köylülerinin
kalkındırılması için Bölgesel Entegre Kırsal Kalkınma ve Ormancılık
Projeleri geliştirilerek, sınırları belirlenecek orman alanlarının
korunması ve işletilmesi orman köylüsüne ve kooperatiflerine
bırakılacak,
Orman alanı dahilindeki verimsiz alanlar ormanlaştırıla¬rak veya orman
vasfını kaybetmiş alanlar verimli tarımsal faaliyetlere açılarak, yöre
köylüsü tarafından veya koope¬ratiflerce değerlendirilmeleri sağlanacak,
2B arazilerinde tarım yapan köylüye öncelik verilecek; ta¬rıma açık 2/B
alanları, üretim planlaması koşullarına uy¬maları kaydıyla üzerinde
tarım yapan orman köylüsüne, uzun süreli ve bedelsiz olarak tahsis
edilecektir.
Orman köylüleri devletle sürekli davalı olma konumun¬dan
kurtarılacaktır.
Köylü, geliri kendisine bırakılan orman alanlarını, sorumlu kamu
kuruluşu yardımıyla koruyacak; ormanı korumayan orman alanından
çıkartılacaktır.
Devlet, ormanların korunup gözetilmesinde, geliştirilme¬sinde ve yeni
ağaçlandırma çalışmalarında, orman köylü¬leri ve kooperatifleriyle yakın
işbirliği ve dayanışma içinde olacaktır.
Ormanların korunmasında, amenajman planları çerçeve¬sinde orman ürünü
üretiminde, tohum ve fidan üretimi, ağaçlandırma, erozyon kontrolü,
rehabilitasyon ve orman içi mera ıslahı çalışmalarında orman
köylülerinden yarar¬lanılacaktır.
Orman tahdit ve kadastro işlemleri en kısa sürede tamam¬lanacak,
kadastro yanlışları düzeltilerek, orman vasfını yi¬tirmiş olan
toprakların orada oturmakta olan çiftçinin kul¬lanımına açılması
sağlanacak,
Kesin bir zorunluluk ve önemli bir toplumsal veya eko¬nomik yarar
olmadıkça ormanlık alanlar için izin ve tahsis verilmeyecek,
sosyo-ekonomik önlemler alınarak orman¬dan usulsüz yararlanmanın ve her
türlü işgalin önüne ge¬çilecek, Ormancılıkla ilgili kamu kuruluşu,
çağdaş yönetime, ileri teknolojik olanaklara, gelirlerini artırabilen,
yatırımlarını gerçekleştirebilen, kaynakları etkin ve verimli
değerlendi¬rebilen bir yapıya kavuşturulacaktır.
ENERJİ VE DOĞAL KAYNAKLAR ULUSAL ENERJİ POLİTİKASI
Ulusal Enerji Politikamızın temel amacı enerjinin gelişme ve refahın
artırılmasında belirleyici konumunun bilinciyle, enerji talebinin ulusal
kaynaklara öncelik verilerek yeterli, kaliteli, kesintisiz, ekonomik ve
çevreye duyarlı bir şekilde karşılanması, bu amaçla her türlü teknik ve
teknolojinin kullanılması ve geliştirilmesidir.
Uzun vadeli ulusal enerji tedarik sunum planı ha¬zırlanacak: Enerji
üretimi ve tedariğinde yeterlilik, ulusal kaynaklarımıza öncelik temel
politika olacak, Uzun Vadeli Ulusal Enerji Tedarik Planı geliştirilerek,
uygulamaya ko¬nulacaktır.
Ulusal kaynaklara öncelik: Enerji talebinin, kesintisiz ve kaliteli
olarak karşılanmasında, başta yurtiçi hidrolik ve kö¬mür kaynaklar ile,
jeotermal, güneş, rüzgar enerjisi, biyo¬kütle gibi yenilenebilir enerji
kaynaklarından daha büyük oranlarda yararlanılacaktır. Türkiye’nin kendi
kaynaklarını en verimli şekilde değerlendirmesi ve işletebilmesi
sağla¬nacaktır.
Enerji sektöründe stratejik planlama: Enerji sektörün¬de üretim,
iletim, dağıtım, dönüşüm ve depolama alanla¬rında her türlü yatırım
faaliyetleri bütüncül bir “Stratejik Planlama” anlayışıyla ele alınacak
ve “Enerji Sektörü Ana Planı” hazırlanacaktır. Ulusal enerji
politikaları;
Gelişmenin, sanayileşmenin ve kentleşmenin yaratacağı enerji talebini
her dönemde, yeterli miktar ve kalitede, ucuz ve güvenilir koşullarda,
ülke ve kullanıcı için en eko¬nomik şekilde, doğayı tahrip etmeden,
çevre dostu anla¬yışla kesintisiz olarak karşılayacak,
Kaynak ve temin yeri açısından, dengeyi, çeşitliliği ve ve¬rimliliği
gözetecek,
Dışa bağımlılığı asgari seviyeye indirecek aşılması bakımın¬dan,
teknoloji ve arz çeşitlendirilmesine olanak tanıyan, güvenilir bir
enerji arz yapısı oluşturacak, yeterli yedeğe sahip, güvenilir, entegre
bir sistemi öngörecek,
Her türlü teknoloji ve kaynağı değerlendirecek, alternatif yatırım ve
finansman modellerini hayata geçirecek,
Sürdürülebilir kalkınma ilkelerini gözetecek bir anlayışla kamu
otoritesi eliyle oluşturulacak ve kısa, orta, uzun va¬deli sunum
planları ile desteklenecektir.
Sektörde ulusal çıkar ve kamu yararı egemen kılına¬cak: Sosyal devlet
anlayışımızın bir gereği olarak enerji¬nin kamu hizmeti niteliği
düzenlemelere ve uygulamalara yansıtılacaktır. Enerji konusunda, dış
dünya ile ilişkilerde ulusal çıkar; iç piyasa düzenlemelerinde de kamu
yararı ile ekonomik ve teknolojik etkinliği ön planda tutan bir an¬layış
temel alınacaktır. Devletin düzenleyici fonksiyonları ile rekabet
ortamının geliştirilmesi arasındaki denge gözetilecek; enerjinin dü¬şük
fiyatlarla, kolay ulaşılabilir olması, arz güvenliğinin sağlanması
amacıyla kamu yatırımlarının önü açılacaktır.
Tüm bu koşulların yerine getirilmesi ve politikaların uy¬gulanmasına
rağmen, enerji arzında kısa ve orta vadede doğabilecek yetersizlikleri
önlemek amacıyla, zorunluluk durumunda, dış kaynaklardan beslenecek
tesislerin dev¬reye sokulması sağlanacaktır.
Üretimden tüketime kadar bütün aşamalarda, enerji kay¬naklarının uygun
teknolojilerle, verimli ve ekonomik şekil¬de kullanılması sağlanacak,
çevre dostu temiz enerji ve enerji tasarrufuna yönelik projeler
desteklenecektir.
Kamunun yanı sıra özel sektörün de, Enerji Sektörü Ana Planı”
çerçevesinde doğru finansman modelleriyle reka¬bet ortamında enerji
üretimine katılması özendirilecektir.
Kaynak çeşitliliğini ve arz güvenliğini sağlamak amacıyla orta vadede,
elektrik enerjisi üretimi içinde doğal gazın payının düşürülmesi hedef
alınacak, doğal gaz yakıtlı yeni projeler bu anlayışla
değerlendirilecektir.
Elektrik enerjisinde puant yük ihtiyacının karşılanmasında pompaj
depolamalı hidrolik santrallerden yararlanılması Enerji Sektörü Ana
Planı kapsamı içine alınarak değerlen-dirilecektir.
Enerji piyasalarında toplumsal refahın artırılması ama¬cıyla rekabetin
tesis ve korunmasına önem verilecektir. Enerji sektöründe bilgiye ulaşım
şeffaflaştırılacak; piyasada hâkim şirketlerin konumlarını kötüye
kullanmaları önlenecek, tüketiciler de piyasa oyuncuları olarak piyasa
organizasyonuna dahil edilecektir.
MİLLİ ENERJİ KURULU (MEK) oluşturulacaktır. Ulus¬lararası enerji
politikalarının ve enerji fiyatlarının gelişim eğilimlerinin izlenmesi,
ulusal güvenlik kavramlarının ve dış ilişkilerin bu gelişmelerle
ilişkilendirilmesi gibi konu¬larda ortak politika önerileri sunacak
Cumhurbaşkanına bağlı Milli Enerji Kurulu oluşturulacaktır.
Ülkemizin enerji köprüsü olma özelliği değerlendiri¬lecek: Ülkemizin,
Avrupa ile Orta Asya, Kafkaslar ve Orta Doğu ülkeleri arasında bir
enerji köprüsü ve terminali ol¬ması için jeopolitik ve ekonomik
çıkarları birlikte değer¬lendiren bütüncül stratejiler uygulamaya
konulacak, ülke-mizin jeo-stratejik konumu ulusal çıkarlarımıza en uygun
şekilde değerlendirilecektir. Türkiye üzerinden geçecek petrol ve doğal
gaz boru hatlarıyla ilgili uluslararası ant¬laşmalar yapılırken
ülkemizin enerji ihtiyacının karşılan¬ması öncelikle göz önünde
bulundurulacaktır.
Kamu elektrik sektörü yeniden yapılandırılacaktır. Elektrik enerjisinin
üretim, iletim ve dağıtımında faaliyet gösteren kamu şirketleri, yönetim
ve yatırım planlamala¬rında eşgüdüm ve tasarrufun sağlanması amacıyla
bütün¬cül bir bakış açısıyla yeniden yapılandırılacaktır.
EÜAŞ, TEDAŞ, TETAŞ gibi mevcut kuruluşlar faaliyetlerin¬de ve
yönetimlerinde özerk olacaklardır. Kamu ve özel kesim üretim
şirketlerinin büyük müşterile¬rin dışında satışlarını toptan ve
perakende satış şirketleri aracılığı ile yapmaları esas alınacaktır.
Kamu ve özel üretim şirketleri iletim ve dağıtım şirketleri ile hiçbir
şekilde ortaklık kuramayacaklardır.
Kamu özel işbirliğine dayalı santrallerde kurumsal ve yö¬netsel
hakimiyetin kamuda olması koşulu aranacaktır.
Doğal tekel olan kamu iletim kuruluşu TEİAŞ kamu kuru¬luşu olma vasfını
koruyacaktır.
Denge Uygulama Yönetmeliği (DUY) yeniden düzenle¬necek, üreticiler
üretimlerinin en fazla yüzde 25’ini spot piyasada satabileceklerdir.
İhalelerde çoklu fiyat uygula¬masına esas olacaktır.
Kamu ve özel şirketler EPDK’dan lisans almak şartı ile da¬ğıtım hizmeti
yapabileceklerdir.
Enerji piyasasını düzenleme ve denetleme rejimi etkin ve işlevsel bir
yapıya kavuşturulacak ve Enerji Piyasası Denet¬leme Kurulu (EPDK)
yeniden düzenlenecektir.
Büyük depolamalı hidrolik santralleri kamu işlete¬cek: Elektrik
piyasasında serbestleşme tam olarak gerçek¬leşmeden sektörde herhangi
bir özelleştirme girişiminde bulunulmayacaktır. Büyük depolamalı
hidroelektrik sant¬raller kesinlikle özelleştirme kapsamına alınmayacak,
arz güvenliğini sağlamak için kamunun elindeki santrallerin öncelikli
olarak işletilmesi planlanacaktır. Elektrik Üretim A.Ş’nin (EÜAŞ),
piyasada özel üretim şirketleri ile eşit şart-larda yeralması
sağlanacaktır.
DSİ güçlü ve aktif yapıya kavuşturulacak: Devlet Su İşleri (DSİ) özerk
bir kurum haline getirilecek, tarımsal su¬lama enerji üretiminde
kullanılan su kaynakları ve içme suyu kaynaklarının enerji çevre ve
tarım bakanlığı ile en¬tegre planlanmasını sağlayacak etkin bir yapıya
kavuştu¬rulacaktır. DSİ’nin yatırım yapmasının önündeki engeller
kaldırılacak rezerv barajların oluşturulması için yeni bir strateji
belirlenecektir. Hidrolik kaynak yatırımlarını hızlan¬dırmak için, “su
kullanım hakkı” anlaşmalarının yapılmasını hızlandıracak önlemler
alınacaktır. Su kullanım anlaşma¬larından elde edilen gelirler enerji,
sulama ve içmesuyu yatırımlarında kullanılacaktır.
NÜKLEER ENERJİ DÜZENLEME KURULU (NEDK)
Kurul nükleer enerjinin her tür ithalat ve yatırım faaliyetle¬rini
koordine edecek, izne bağlayacaktır.
Nükleer enerjiye kategorik olarak karşı olunmayacak, an¬cak yıllardır
değerlendirmesi sürdürülen nükleer santral projelerinin nihai kararından
önce nükleer atıkların gü¬venli bir şekilde saklanması sorunun çözümü
dikkate alı¬nacaktır.
Enerji arz güvenliğinin artırılması kaynak çeşitliliği ve nük¬leer
disipline alışılması açısından Türkiye’de nükleer ARGE faaliyetlerine
önem verecek, yakıt ve atık teknoloji¬leri açısından her tür akademik ve
uluslararası işbirliğine gidilecektir.
Türkiye atom enerjisi kurumu (TAEK) yeniden ya¬pılandırılacak: TAEK,
denetilemeye odaklanacak, bu amaçla denetim ve eğitim görevleri
birbirinden ayrılacak şekilde yeniden yapılandırılacaktır.
Botaş yeniden yapılandırılacak: BOTAŞ’ın ithalat sınır¬laması
kaldırılacak, gerçekleşmeyen kontrat devirleri iptal edilecek, BOTAŞ’ın
yurtiçine getirdiği gazdan miktar devri yapılabilecektir. Bu kapsamda;
Doğal gazla ilgili kurumların çalışmaları şeffaflaştırılacak,
bilgilerin yaygınlaşması, herkesçe erişilebilir ve kullanıla¬bilir
olması sağlanacaktır. Doğal gaz temin politikalarının belirlenmesinin
her aşamasında şeffaflık sağlanacak, ka¬muoyu bilgilendirilecek,
Doğal gazda tek bir ülkeye bağımlılığın azaltılmasına yö¬nelik
çalışmalar yürütülecek, arz kaynaklarının çeşitlendi¬rilmesi hedef
alınacak,
Bu kapsamda BOTAŞ’ın; Nabucco gibi uluslararası proje¬lerde yer
alabilmesi, fazla gaz arzını Yunanistan üzerinden İtalya’ya,
Bulgaristan, Romanya Macaristan, Avusturya üzerinden Orta Avrupa’ya
ulaştırmayı öngören projeleri yürütmesi desteklenecektir.
Yenilenebilir enerji kaynakları geliştirilecek: Ülkemi¬zin jeotermal,
güneş, rüzgar enerjisi, biokütle gibi yeni¬lenebilir enerji
potansiyelinin hızla değerlendirilmesi des¬teklenecektir. Bu kapsamda;
AB’nin öngördüğü yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanım
oranlarına ulaşabilmek için politikalar yaşama geçirilecektir.
Güneş enerjisi santrallerinin yapımı ile iklimlendirme ve soğutma
sistemlerinde güneş enerjisi kullanımı için yeni sistemlerin
geliştirilmesi özendirilecek,
Enerjinin verimli kullanılmasına önem verilecek: Enerji verimliliği,
enerji politikasının vazgeçilmez ve ötele¬nemez bir unsuru olarak ele
alınacaktır. Enerjinin verimli kullanılması, bütün iktisadi sektörleri
ilgilendiren entegre bir yaklaşımın egemen kılınmasıyla sağlanacaktır.
Sanayi¬de, ulaşımda ve bina sektörlerinde enerjinin daha verimli
kullanılmasına yönelik eylem planları geliştirilecek ve ey¬lem planı
hedeflerine ulaşılması için gereken kaynak ay¬rılacaktır. Sanayide buhar
ve elektriğin birlikte üretilmesi teşvik edilecektir.
Halkın ısınma ihtiyacı koşulsuz sağlanacak: Halkın ısınma ihtiyacı için
gerekli enerji kaynakları ekonomik ko¬şullarda, zamanında ve yeterince
sağlanacaktır.
Enerji ekipmanları üretimi sanayi desteklenecek: Santral türbinleri,
güneş kollektörleri ve panel üretimleri ile rüzgar enerjisi
türbinlerinin imalatı gibi sanayi üretimi özendirilecek, yerli ekipman
kullanılacak projelere öncelik tanınacaktır.
MADENLER VE DOĞAL KAYNAKLAR
CHP, doğal kaynakların, madenlerin ve su kaynaklarının ulusal çıkarlar
ve toplum yararına, ekonomik kriterler ve çevreye duyarlılık ilkeleri
çerçevesinde, en rasyonel ve ve¬rimli şekilde değerlendirilmesini
sağlayacaktır Bu çerçe¬vede;
Madencilikte ulusal politika: Madencilik sektöründeki yabancılaşma
sınırlandırılacak, doğal kaynaklarımıza sa¬hip çıkılarak, kamu ve özel
sektörün işbirliği içinde ciddi, tutarlı bir ulusal madencilik
politikası hayata geçirilecek¬tir. Madencilik sektörünün tüm alt
sektörlerinde üretimi arttırmayı ve sektörün ülke sanayisi ile
entegrasyonunu sağlamayı hedefleyen kısa, orta ve uzun dönemli stratejik
planlar “Ulusal Madencilik Politikası” temelinde geliştiri¬lerek
uygulanacaktır. Bu çerçevede, sanayi sektörleri ile entegre çalışacak
kamu ya da özel madencilik projeleri, öncelikle teşvik edilecektir.
Politikaların yapımına ve uygu¬lamasına konu ile ilgili tarafların
katılımı sağlanacaktır.
Madencilikte atılım sağlanacak: Doğal kaynaklarımı¬zın aranması,
çıkarılması ve üretimlerinin artırılmasına hız verilecek, sektörde
yatırımların, hazırlanacak ulusal ma¬dencilik sektörü planlarıyla uyumlu
olmasına özen göste¬rilecek, teknolojik değişimin sağlanması için
gerekli özen¬dirici önlemler alınacaktır.
Madencilikte toplulaştırma sağlanacaktır: Küçük öl¬çekli maden
sahalarındaki maden üretimleri toplulaştıra¬rak ekonomiye
kazandırılacaktır.
Maden aramacılığında derin sondajlara geçilecektir: Bazı teşvik
mekanizmalarının geliştirimesi ile derin son¬dajlı maden aramaları
özendirilecektir.
Maden arama ve yatırım izinlerine etkin denetim: Madencilikte arama ve
yatırım izinlerinin önündeki bürok¬ratik engeller kaldırılacak, süreçte
saydamlık sağlanacak, sektörde etkin ve özerk bir kamu denetimi
uygulanacak, maden sahaları için verilen ruhsatlarda yer alan işletmeye
geçiş sürelerine uyulacak, süresinde işletmeye geçmeyen madenlerin
ruhsatları iptal edilecektir. Ruhsat ticareti ve spekülasyonlarının
önlenmesi bakımından madencilik ya¬pacak gerçek ve tüzel kişilerde
teknik ve mali yeterlilik ara¬nacaktır. Arama faaliyetleri,kamu
denetiminde ve mutlaka rasyonel bir stratejik plan çerçevesinde
yürütülecektir.
Madencilik sektöründe pazar araştırması yeniden ele alınacaktır: Gerek
mevcut gerekse gelişen pazarla¬rın yakından takip edilerek
değişikliklere uygun stratejiler belirlenecektir.
Madencilik sektöründe insan kaynakları geliştirile¬cektir: Madencilik
sektöründeki eğitim ve öğretim konu¬su yeniden ele alınacak, Sektörün
gereksinim ve beklenti¬leri gözetilerek ve üretime yönelik eğitim esas
alınacaktır.
Madencilik sektöründe, çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin
kullanılacaktır: Madencilik süreçlerinde ya da sonrasında çevrenin
korunmasına ya da yenilenme¬sine yönelik önlemlerin alınacaktır.
Yerel halkın onayını almamış hiçbir ekonomik giri¬şimin ülkeye yarar
getirmesi beklenemez: Madencilik sektörüne ilişkin alınacak kararlarda
ilgili yöre halkının da katılımı sağlanacaktır.
MTA yeniden yapılandırılacak: MTA’nın etkin ve özerk bir yapı içinde
arama faaliyetleri yapabilmesi, kamu-özel sektör işbirliği ile
uluslararası arama faaliyetini yürütebile¬cek bir yapıya kavuşturulması
sağlanacak,
Türkiye kömür işletmeleri (TKİ) yeniden yapılandı¬rılacak: TKİ etkin,
özerk yapıya kavuşturulacak, kamuya ait kömür arama ve işletme
sisteminin TKİ altında örgüt¬lenmesi yeniden sağlanacak, TKİ, araştırma,
üretim ve ürün işleme faaliyetlerinde bulunabilecek, bunun için yerli ve
yabancı sermaye ile ortaklık tesis edebilecek bir yapıya kavuşturulacak,
TKİ’ye uluslararası normlarda labaratuar şartları sağlanacaktır:
TKİ’nin uluslararası ve AB normları içinde akredite olan kamu
otoritesinden kömür analiz hazırlama labaratuarları kurulacaktır.
Linyitte yeni teknolojiler uygulanacak: Linyitlerimizin gazlaştırma
yoluyla değerlendirilmesi için araştırmalar hızlandırılacak, yurt
dışında uygulanmakta olan teknoloji¬lerin ülkemize uyum olanakları
değerlendirilecektir.
Yer altı zenginliklerinin hammadde olarak ihracı yerine madenlerin
işlendikten sonra ihracını özendirecek ön¬lemler alınacaktır. Yer altı
zenginliklerimiz işletilirken çevresel tahribatı önleyecek tedbirler
alınacak ve titizlik¬le uygulanacaktır.
Bor enstitüsü yeniden yapılandırılacak: Enstitü, sa¬dece yayın üreten
bir yapıdan kurtarılarak, ciddi bir araş¬tırma merkezi, teknolojik
yatırım ve üretim faaliyetlerinde bulunabilecek, yerli ve yabancı
sermaye ile işbirliği yapa¬bilecek bir yapıya kavuşturulacaktır. Bu
kapsamda;
Bor ve toryum gibi ülkemizin yeraltı zenginliğini oluşturan doğal
kaynakların hidrojenin enerji üretiminde kullanımı konusunda, dünyada
hızla gelişmekte olan ileri teknoloji¬lerin araştırılıp geliştirilmesi
ve ülkemize aktarımı için ulu¬sal bir strateji oluşturulacak,
Türkiye borda dünyanın önder ülkesi konumuna taşına¬cak, başta bor
olmak üzere maden kaynaklarımızın üreti¬minde olabildiğince nihai ürüne
yönelerek, daha yüksek katma değerli ihracat yapılması hedef
alınacaktır.
HIZLI, GÜVENLİ, EKONOMİK, ÇAĞDAŞ
ULAŞIM
ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ PLANLI VE DENGELİ BİR ULAŞIM SİSTEMİNİ KURMAKTIR
Ulaştırma sektörünün eksikliklerinin giderilmesi, tekno¬lojik gelişimin
sürdürülmesi, ulaştırma altyapısının toplu taşımacılığa öncelik
verilerek tamamlanması öncelikli hedefimizdir. Bu anlayışla;
Ulusal ulaşım master planı yapılacak: Kara, deniz, hava ve demiryolu
ulaşım ağlarında dengeli, etkin, verimli bir planlama, eşgüdüm ve
yönlendirme gerçekleştirile¬cektir. Toplumsal ve ekonomik
önceliklerimize, ihtiyaçlara, ulaşım sistemlerindeki gelişmelere göre
yeni bir “Ulusal Ulaşım Master Planı” yapılacak; tüm yeni yatırımlar bu
plan bütünlüğü çerçevesinde uygulanacaktır. Bu kapsam¬da;
Ulaştırmada çağdaş, etkin bir yapılanma gerçekleştirile¬cek, ulaştırma
sisteminin, dengeli, hızlı, güvenilir, ekono¬mik, kolay erişilebilir ve
çevreye duyarlı bir anlayışla geliş¬mesi hedef alınacaktır.
Sektörle ilgili tüm kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdüm ve işbirliği
sağlanacaktır.
Trafik kazalarının azaltılması için karayolu alt yapısı
iyileşti¬rilecek, etkin denetim ve gerekli eğitim
gerçekleştirilecek¬tir.
Yurtiçi yolcu taşımalarında havayolu ve demiryolu ulaş¬tırmasının,
yurtiçi yük taşımalarında ise demiryolu, de¬nizyolu ve boru hattı
ulaştırmasının payı arttırılacaktır. Taşımacılıkta karayolu
ulaştırmasının toplamdaki payının azaltılması, hedef alınacaktır.
Her kent merkezine ve önemli turizm merkezlerine hava ulaşımı
sağlanacak ve bu konudaki altyapı yetersizlikleri hızla giderilecektir.
Önemli sanayi ve turizm merkezleri¬mizin yurt dışı uçak bağlantısı
öncelikle temin edilecektir.
Kara ve demiryollarında tehlikeli madde taşımacılığı disip¬lin altına
alınacaktır.
Her köye, her stratejik noktaya güvenli ve ekono¬mik ulaşım: Ülkemizin
her köyüne ve beldesine, her mevsim güvenli bir şekilde ulaşılabilmesini
sağlayacak karayolu ağının tamamlanmasına öncelik verilecektir.
Ka¬rayolu şebekesi uluslararası standartlara kavuşturulacak, ülkenin
gelişme aksları ve merkezleri yurtdışı çıkış kapıla¬rına ekspres
yollarla bağlanacaktır. Bölünmüş yol yapım¬ları, güzergahların trafik
değerleri dikkate alınarak ve bir ağ bütünlüğü kavramı çerçevesinde
yürütülecek, başta bölünmüş yollar olmak üzere günde 1.000 aracın
üzerin¬de ağır taşıt trafiği bulunan karayolu güzergahları asfalt beton
(BSK) kaplamalı hale getirilecektir.
Demiryollarına sahip çıkılacak: TC Devlet Demiryolla¬rının (TCDD)
özelleştirilmesine yönelik çalışmalar durdu¬rulacak, demiryolu şebekesi
geliştirilecek, hızlı demiryolu şebekeleri yaygınlaştırılacaktır.
TCDD çağdaş bir işletme olarak yeniden yapılandırılacak¬tır.
Tüm önemli limanlarımızın demiryolu bağlantıları tamam¬lanacak, blok
tren uygulaması geliştirilecektir.
Başta metropoller olmak üzere tüm büyükşehirler ve bü¬yük kent
merkezlerinde metro ve raylı ulaşım sistemleri, orta ölçekli kentlerimiz
için metrobüs gibi alternatifler ge¬liştirilecek, raylı sistemlerin
elektro-mekanik donanımları¬nın ülkemizde üretilmesi hedef alınacaktır.
Mevcut demiryolu şebekesinden azami düzeyde fayda¬lanılmasını
sağlayacak olan iltisak hatları tamamlanacak, hat yenilemeleri ve
sinyalizasyon çalışmaları başta olmak üzere yapılacak iyileştirmelerle
şebekenin verimli kullanı¬mı sağlanacaktır. Başlıca kentlerimiz,
özellikle sanayi böl¬gelerimiz demiryolu ulaşımına kavuşturulacaktır.
İstanbul’un Marmara bölge çevresi ile olan ulaşım bağı “hızlı
demiryolu” örgüsüyle etkin, güvenli, süratli ve eko¬nomik bir yapıya
kavuşturulacaktır.
Deniz ulaştırması yeni bir bakış açısıyla yönlendiri¬lecektir: Türkiye
“yük taşıtan değil, yük taşıyan” ülke ko¬numuna getirilecektir. Dış
deniz taşımacılığının artırılması, Kabotaj Taşımacılığında Koster Filosu
geliştirilecek, Kara¬deniz ve Doğu Akdeniz’de etkili bir filonun meydana
geti¬rilmesi hedef alınacaktır. En geç 10 yıl içinde deniz yolu ile
taşınmakta olan yüklerimizin yüzde 50’sinin milli bayraklı gemilerimizle
taşınır hale getirilmesi hedef alınacaktır.
Liman altyapısı geliştirilecektir: Önümüzdeki 10 yıllık dönem
içerisinde limanlarımızdaki toplam konteyner el¬leçleme hacmi 20 milyon
TEU’ya çıkarılacaktır. Bu çerçe¬vede, Saroz Limanının yapımı projesinin
yanı sıra, Mersin, Çandarlı ve Marmara Denizi limanlarındaki konteyner
ter¬minalleri tevsii edilecek, iskeleler büyük ölçekli konteyner
gemilerinin yanaşmasına uygun hale getirilecektir. Liman¬larımızın
toplam kapasitesi de 10 yıllık süre içerisinde 100 milyon ton
arttırılacaktır.
İstanbul ve İzmir’de çevrekoşulları, bölge altyapısı göz önüne alınarak
aynı anda on geminin yanaşacağı kruva¬ziyer limanları oluşturulacaktır.
Mevcut limanların kruva¬ziyer gemilerinin ihtiyaçlarına uygun olarak
iyileştirilmesi sağlanacaktır.
Kabotaj hattında gemi ve yük taşımacılığına uygun gemi tipleri ve
elverişli hatlar belirlenerek ve gerekli destek veri¬lerek yatırımlar
gerçekleştirilecektir.
Saroz körfezi bölge ülkelerine bağlanacak: Taşımacı¬lığın yükü
boğazların üzerinden alınacak; Marmara Bölge¬sinden ve Karadeniz
ülkelerinden gelecek yük demiryolu bağlantısı ile Kuzey Marmara’da Saroz
Körfezine açık ola¬rak konuşlandırılacak çağdaş donatılı yeni mega
limana aktarılacak, Saroz limanı ile tüm bölge ülkeleri arasında
ekonomik ve güvenli ulaşım sağlanacaktır.
Hava yolu ulaşımı sürdürülebilir bir yapıya kavuş¬turulacaktır: Hava
alanlarımızın pist, apron ve terminal binası yetersizlikleri ve ILS
cihazı eksiklikleri süratle ta¬mamlanacaktır. Uçak adedindeki hızlı
artışa paralel olarak yeterli niteliklere sahip pilot ve kabin görevlisi
temini ile bakım hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilecektir.
Başlanıp yarım bırakılmış havaalanlarının süratle ta¬mamlanması
sağlanacak, ihtiyaç duyulan yerlerde as¬keri havaalanlarından sivil
amaçlarla da yararlanılması hedeflenecektir.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, sektörde güvenlik, ve¬rimlilik ve
rekabet alanlarında gerçek anlamda düzenleyi¬ci, denetleyici ve özerk
yapılı birim olarak işlev verebilmek üzere yeniden yapılandırılacak ve
başta kalifiye personel olmak üzere gerekli altyapıya kavuşturulacaktır.
Havayolu kargo taşımacılığında büyük bir atılım yapıla¬cak, İstanbul
Atatürk Havalimanı, Sabiha Gökçen, İzmir, Antalya, Bursa Yenişehir,
Tekirdağ Çorlu havaalanları Bal¬kanlar, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’nun
hava kargosu ak¬tarma ve dağıtım merkezi haline getirilecektir.
Türkiye bölgenin lojistik merkezine dönüştürülecek: Balkanlar ve Orta
Doğu’nun bölgesel aktarma ve dağıtım üssü olması gereken ülkemizin, bu
konuma erişebilmesi için lojistik merkezleri hayata geçirilecek, büyük
üretim ve tüketim merkezlerinde lojistik merkezleri oluşturulacaktır.
Toplu taşımacılığa önem verilecektir: Başta metro¬poller olmak üzere
büyükşehirler ve büyük kent merkez¬lerinde, o kentin özelliklerine göre,
denizyolu, metro ve raylı ulaşım sistemleri, orta ölçekli kentlerimiz
için çağdaş ulaşım altarnetifleri geliştirilecek, raylı sistemlerin
elektro-mekanik donanımlarının ülkemizde üretilmesi hedef alı¬nacaktır.
Türkiye kıyıları master planı: Ülkemiz kıyılarının yanlış ve
gelişigüzel kullanımını önlemek, denizciliğin planlı, ve¬rimli ve doğal
yaşamı da dikkate alarak geliştirilmesi ama¬cıyla, denizcilik sektörünün
tüm bileşenlerini kapsayacak bir Kıyı Master Planı hazırlanacaktır.
Karadeniz, Ege ve Akdeniz limanlarına düzenli olarak feribot seferleri
konu¬lacak ve tarifeli yük seferlerina başlanacaktır. Yeni limanların,
tersane bölgelerinin, turizm bölgelerinin, balık çiftliklerinin, yat
demirleme yerlerinin, yat çekek ve bağlama yerleri ile marinaların,
kruvaziyer limanların ve fabrikaların Kıyı Master Planı dahilinde
kontrollü olarak yapılması sağlanacaktır.
Gemi inşa sanayine destek olunacak: Gemi inşa sanayi¬nin, taşımacılık
hizmetlerinin, limanların koşul ve olanak¬larının dengeli bir çerçevede
geliştirilmesi hedef alınacak; 10 yıllık bir stratejik planlama ile
denizcilik üniversiteleri ve denizcilik meslek okullarının sayısı
arttırılarak gerekli sayıda zabitan eğitimi sağlanacak, sektörün eleman
ve kalifiye personel ihtiyacına yönelik hizmet içi eğitim
yay¬gınlaştırılacaktır.
Deniz ticaret filomuzun yenilenmesi ve kapasitesinin artı¬rılması için
özel girişimciler özendirilecek, kolaylıklar sağ¬lanacak ve yabancı
bayrağa kaçış önlenecek, Türk Deniz Ticaret Filosu desteklenecektir. Bu
kapsamda;
Çevrenin korunmasına özen içinde yeni tersaneler kuru¬larak, halen
yüzde iki düzeyinde olan dünya toplam gemi üretim kapasitesi içindeki
payımızın 10 yıl içinde üç kat ar¬tırılması, yerli girdi oranının kısa
sürede yüzde 70’in üze¬rine çıkarılması,
Sektörde alt imalat dallarında AR-GE faaliyetleri ile uz¬manlaşmanın
geliştirilmesi, çağdaş teknoloji ve donanı¬mın sektöre aktarılması,
üretim sürecinde kalite kontrol ve iş yeri güvenliğinin
etkinleştirilmesi, Gemi ve yat imalat sektöründe alt işveren sisteminin
İş Kanununa uygun olarak uygulanması ve etkin olarak de¬netlenmesi,
hedef alınacaktır.
Denizcilik Bakanlığı oluşturulacak: Denizcilik sektörü kapsamındaki tüm
faaliyetlerin (gemi yapımı, deniz ulaş¬tırması, deniz ürünleri
işletmeciliği) eşgüdüm ve etkinlik içinde yönlendirilmesi sağlanacaktır.
Devlet, denizcilik sektöründe genel politikaları belirleyici,
yönlendirici, sektöre yeni boyutlar kazandırıcı, iç ve dış deniz
ulaştırmasında sorunları çözümleyici rol oynaya¬cak, sektörde yer alan
odalarla yakın dayanışma ve işbirli¬ği içinde olacaktır.
HEDEFİMİZ: “TURİZMDE YENİ ATILIM”
TURİZM, “SOSYO-EKONOMİK GELİŞME, KALݬTELİ YAŞAM VE DÜNYA İLE BULUŞMA”
KAY¬NAĞIMIZDIR
Turizm, evrensel barış kültürünün çimentosudur.
Türkiye;
Doğası ve ikliminin yarattığı çok yönlü olanakları ve güzel¬likleri
ile,
Farklı medeniyetleri barındırmış olan coğrafyasında gü¬nümüze taşınmış
olan tarihsel ve kültürel mirasın eşsiz zenginlikleri ile,
Anadolu aydınlanmasının ve hümanizmasının değerleri ile,
Halkımızı çağdaş dünya ile kucaklaştıran Cumhuriyetimi¬zin eşsiz
devrimi ile, demokrasisi ile ve çağdaş laik toplum dokusu ile,
Anadolu insanının hoşgörü kültürü ve konuk ağırlama ge¬leneği ile,
büyük bir turizm potansiyeline sahip bir ülkedir.
CHP, turizm alanındaki bu büyük potansiyelin, ülkemizin sosyal ve
ekonomik kalkınmasında, insanlarımızın doğal hakları olan dinlenme
gereksinimlerinin karşılanmasında çok önemli bir araç olduğuna, bu
nedenle turizm sektö¬rünün, ülkede gelişmenin öncü sektörlerinden biri
olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanmaktadır.
CHP, gelişmiş bir turizm sektörünün, Türkiye’de “istih¬damın hızla
artmasına, sosyal ve ekonomik kalkınma¬ya, başka ülkelerin
vatandaşlarıyla ile daha yakın ilişki kurmaya ve refahı paylaşmaya katkı
sağlayan” güçlü bir kaynak olduğunun bilincindedir
TURİZMDE PLANLI GELİŞME SAĞLANACAK
Ülkemiz turizmini yeniden planlamanın ana teması, “dört mevsime ve
ülkenin tüm potansiyel bölgelerine dağılımı sağlanmış, dış rekabet gücü
yüksek, dış dünyanın için ucuz fiyatlandırma politikasına esir olmayan,
özgün tu¬rizm ürünlerini öne çıkaran, tüketici isteklerine duyarlı,
sürdürülebilir bir turizm sektörü yaratmak” olacaktır.
Bu amaçla, çevreye duyarlı, doğal ve kültürel değerlerimi¬zin sağlıklı
kullanımı ve korunmasını gözeten, kaynakların en rasyonel şekilde
değerlendirilmesine olanak sağlayan, çağdaş ve ulusal değerlerimizle
tutarlı, planlı, sürdürü¬lebilir bir turizm politikası uygulanacaktır.
Ulusal turizm master planı hazırlanacak: Yeni turizm tesislerinin,
genişleme veya yenileme yatırımlarının böl¬geleri, yerleri ve
zamanlamaları yeniden hazırlanacak bir Ulusal Turizm Master Planı
çerçevesinde yönlendirile¬cektir.
Sektör envanteri çıkarılacak: Turizm varlıklarımızın tespiti için
kapsamlı bir envanter çalışması yapılacak, böy¬lelikle sektör
planlanmasının sağlıklı veriler temelinde ger-çekleştirilmesi
sağlanacaktır.
Rehabilitasyon planları: Mevcut turizm bölge ve yöre¬lerinin
Rehabilitasyon Planları ve turizm alanlarının ula¬şım ve diğer altyapı
gereksinimleri bu Master Plan doğ¬rultusunda çözümlenecek,
Bölgesel turizm kalkınma planları: Yüksek turizm po¬tansiyeli olduğu
halde halen değerlendirilmemiş bölge¬lerde turizmin gelişmesi için, yeni
Turizm Mastır Planı¬nın vizyon ve ilkeleri çerçevesinde gerekli yeni
Bölgesel Turizm Kalkınma Planları hazırlanacak, bu bölgeler için gerekli
yeni altyapı, kamu kaynakları ve sorumluluğu altın¬da belirli bir takvim
içinde tamamlanarak iç ve dış turizm yatırımcılarının değerlendirmesine
açılacaktır.
TURİZMDE HEDEFİMİZ: CAZİBE MERKEZİ TÜRKİYE”
CHP, turizmde yeni bir hamle yapmaya kararlıdır.
Sürdürülebilir bir turizm yatırım ve işletmeciliği po¬litikası: Çevreye
duyarlı, doğal ve kültürel değerlerimizin sağlıklı kullanımı ve
korunmasını gözeten, kaynakların en rasyonel şekilde değerlendirilmesine
olanak sağlayan uy¬gulamaya geçilecektir.
Tarihi ve kültürel değerler korunma altına alınacak; geç¬miş ve gelecek
nesillere ait bu değerler üzerinde dönem¬sel tasarruf hakkımızın
olmadığı bilinecek ve uygulamalar bu bilinçle oluşturulacak,
“Denizlerimiz, göllerimiz, akarsularımız, sahillerimiz, kum¬sallarımız,
tüm su sporları ortamlarımız ve doğal dinlence alanlarımız” güvenlik,
temizlik ve hizmet açısından etkin denetim altında bulundurulacak,
“Müze, ören yerleri ile milli parkların, dağ ve doğa sporu alanlarının”
korunması ve bakımı en üst düzeye çıkarıla¬cak; bu alanlar, gelecek
nesillere değerli bir miras olarak bırakılacak şekilde turizme
kazandırılacaktır.
ÜLKE TURİZMİNE GÜÇLÜ DESTEK
“İç ve dış tüketici isteklerine duyarlı, dinamik rekabete da¬yalı,
etkin bir turizm ekonomisinin” oluşumuna öncelik verilecektir. Bu
çerçevede;
TÜRK TURİZMİNİN MARKALAŞMASI SAĞLA¬NACAK:
Turizmin mekansal, niteliksel ve türlerine göre dengeli da¬ğılımı ve
geliştirilmesi önemsenecek; turizm, bölge ve tür açısından
çeşitlendirilecek, turizm faaliyetlerinin bütün yıla yayılması
özendirilecek,
Festival ve fuarlar ülke turizminin önemli unsurlarına dö¬nüştürülecek,
kongre turizmine özel önem verilecek,
Doğamızın biyolojik zenginliğinden, topografik özellikle¬rinden
yararlanmaya yönelik olarak eko- turizmin yaygın¬laşması hedef alınacak,
İç ve dış termal turizme yönelik kaplıca ve hidroterapi merkezi
yatırımlarının, uygun doğal ortamlarda kurulacak sağlık turizmine
yönelik konaklamalı tesislerin gerçekleşti¬rilmesine öncelik verilecek,
Kitlesel iç turizm desteklenecek; özellikle “gençler, emek¬liler,
engelliler ve çalışanlar” için dinlenme hakkına saygı anlayışıyla tatil
kredisi olanakları yaygınlaştırılacak,
Kruvaziyer ve yat turizmi potansiyelimizin arttırılması, bu¬nun için
gerekli altyapının geliştirilmesi sağlanacaktır.
Yeni tanıtım stratejisi geliştirilecek: Ülkemizin turistik değer ve
tesislerinin tanıtımı, reklam faaliyetleri ve fuarla¬ra katılım
etkinlikleri Bakanlık tarafından geliştirilecek yeni, kapsamlı ve etkin
Tanıtım Stratejisi ile uyumlu bir çerçeve¬de, yeterli kamu desteği ve
denetimi altında etkin olarak sürdürülecektir.
Turizme güçlü kamusal destek sağlanacak: Antalya’nın bir turizm bölgesi
haline getirilmesi için gerçekleştirilen kapsamlı planlama ve alt yapı
hizmetlerinin Ege ve Ka-radeniz bölgeleri ile Saros Körfezinde ve
Nevşehir yöre¬sinde de gerçekleştirilmesi sağlanacaktır.
Kongre, Kültür ve din turizmi teşvik edilerek bütün mev¬simlerde
turistik tesislerin işletilmesi temşn edilecek,
“Ucuz turizm” tuzağı aşılacak: Büyük ölçüde Ucuz tu¬rizme” yönelmiş
olan Türk turizmi, gerekli destek ve yapı¬lanma gerçekleştirilerek bu
açmazdan çıkarılacak,
Kamusal alanların turizm amaçlı kullanımı etkin de¬netlenecek: İlgili
yasalar kapsamında girişimcilere veril¬miş veya verilecek olan “kamusal
orman, kıyı veya diğer alanlar üzerinde turizm tesisleri kurmaya
yönelik” hakla¬rın kullanımında etkin denetim sağlanacak,
Turizm sektörünün vergi yükü ab ülkeleri düzeyine çekilecek: Turizm
sektörünü doğrudan etkileyecek, tu¬rizm işletmelerinin dış rekabette
mağduriyetlerine neden olacak, konaklama vergisi veya benzeri yeni vergi
ve harç yükü getirilmeyecek, mevcut vergi yükü AB ülkeleri düze¬yine
çekilecektir.
Turizm altyapısı yenilenecek: Turistik bölgelerde çağ¬daş kentsel
altyapının sağlanmasına öncelik verilecek, bu konuda sorun yaşamakta
olan turistik tesislere gerekli ka¬musal destek verilecek, yerel
yönetimler ile turistik tesisler arasında eşgüdümün sağlanacak,
Maliyet azaltıcı teşvik sağlanacak: Önümüzdeki beş yıllık süre için,
yılın turist talebinin düşük olduğu dönem¬lerinde, turizm işletmeleri
çeşitli teşvik tedbirleriyle des¬teklenecektir.
Turizmin pazarlanmasında açılım yapılacak:
Dört mevsim kaliteli ve verimli işletmecilik: Sektörün dış pazarlama
sorunlarının aşılması, yatak kapasitelerin¬den en verimli ve gelir
getirici şekilde yararlanılması, “do¬luluk oranlarını artırıcı, faaliyet
mevsimini uzatıcı ve hiz¬mette niteliği yükseltici” önlem ve
uygulamaları özendirici kamu desteği sağlanacak,
ISO standartları uygulanacak: Turizm sektöründe ISO 9000-14000-18000 ve
HACCP Standartları tesisin yapısı¬na göre ayarlanıp, uygulaması eğitim
programlarıyla des¬teklenerek, etkin şekilde denetlenecek,
Turistlere kapsamlı sağlık hizmeti: Tesislere yönelik sağlık hizmeti
sunan kuruluşların Sağlık Bakanlığı’nca et¬kin denetimi
gerçekleştirilip, hizmette etkinlik, kalite ve fi¬yat uygunluğu
sağlanacak,
Tur operatörleri desteklenecek: Seyahat acenteleri tur operatörlüğüne
özendirilecek, tur operatörleri dış ülkeler¬de etkinliklerini
artırabilmeleri ve dış pazarlama sürecinde daha ağırlıklı yer
alabilmeleri için desteklenecektir.
TURİZMDE YASAL VE KURUMSAL YAPI GÜǬLENDİRİLECEK
Turizm sektörü yerelleştirilecek: Turizm faaliyetlerinin
yönlendirilmesinde, mevcut merkeziyetçi yapıdan belirli ölçülerde
yerelleşmeye geçilecektir.
Sektörün Turizm Bakanlığı’nın eşgüdümünde, ancak Ye¬rel Yönetimler ve
Turizm Meslek Örgütleri etkinliğinde yönetilip, yönlendirilmesi
sağlanacak,
“Devlet-tesis- acente dayanışması” sağlanacak, yerli acen¬telerin
hizmet anlayış ve kalitesinin yükseltilmesi için hem destek hem yaptırım
uygulamasına geçilecek,
Kamu ve özel sektörün birlikte hareket edebilmesine ve yetki
paylaşımına olanak sağlayacak yasal düzenlemeler yapılacaktır.
Turizm konseyi kurulacak: İlgili kamu kuruluşları, mes¬lek birlik ve
odaları, yatırımcı kuruluşlar, sendikalar ve hizmet alan tüketici dernek
ve temsilcilerinden oluşacak Turizm Konseyi kurularak, sektörün eşgüdümü
ve kendi kendini denetleme refleksleri güçlendirilecektir.
Sektör örgütlerine ait yasalar çıkartılacak: Turizmde örgütlülük
özendirilecek, sektörde örgütlü kuruluşlar ile il¬gili yasal
düzenlemeler ivedilikle yapılacaktır.
Turizmde eğitim yaygınlaştırılacak: Turizm sektörün¬de hizmet
verenlerin bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi, meslek içi eğitime
süreklilik kazandırılarak yaygınlaştırıl¬ması desteklenecektir.
ALTINCI BÖLÜM
SOSYAL REFAH DEVLETİ
BÖLÜM: VI
SOSYAL REFAH DEVLETİ
Sosyal Refah Devletini kurmak, böylece tam istihdamı sağlayarak
işsizlik, yoksulluk ve eşitsizliklerle mücadele ederek fırsat eşitliğini
gerçekleştirmek CHP’nin öncelik-lerindendir.
CHP’nin işsizlik, yoksulluk ve eşitsizliklerle mücadelede, önce insan
duyarlılığı içinde uygulamaya koyacağı Sos¬yal Refah Devleti Modeli,
aşağıda belirtilen beş konuda yükümlülük ve yönlendiricilik görevini
eksiksiz üstlene¬cektir.
Sağlık ve eğitim hizmetlerinde fırsat eşitliği: Devletin gelir ve
harcama politikaları, gelir dağılımını bozucu değil, düzeltici olacak,
sağlık ve eğitim hizmetlerinin toplumun tüm bireylerine ulaşmasını
fırsat eşitliği ilkesi içinde sağla¬yacaktır.
İnsan onuruna uygun asgari ücret: Tüm çalışanların, insan onur ve
saygınlığına yaraşır bir gelir düzeyine ka¬vuşturulması hedef alınacak,
asgari ücret bu duyarlılığının etkin aracı olarak kullanılacaktır.
Tüm çocuklarımıza eğitim hakkı: Eğitimde Fırsat Eşit¬liği sağlanacak,
hiçbir çocuğumuz eğitim sistemi dışında bırakılmayacak, bu amacın
gerçekleştirilmesi için devletçe gerekli olanaklar sağlanacaktır.
Herkes için sosyal adalet, dengeli kalkınma: Gelir da¬ğılımı
adaletsizlikleri hızla giderilecek, toplumun farklı kat¬manları arasında
Sosyal Adalet sağlanacak, kalkınmada bölgeler arası dengesizlikler
kapatılacaktır.
Herkesi kapsayan sosyal güvenlik: Bütün yurttaşlar tüm yaşamları
boyunca, özürlülük, işsizlik, hastalık, yaşlılık, maluliyet, ölüm, iş
kazası ve meslek hastalığı, bakıma ve korunmaya muhtaçlık gibi risklere
karşı Sosyal Güvenliğe kavuşturulacaktır.
Her aileye sigorta, en yoksul ailelere vatandaşlık hakkı ödemesi: Büyük
kentlerden başlayarak, 10 yılda tüm ülkeyi kapsamak üzere Aile Sigortası
uygulaması baş¬latılacaktır. Eş zamanlı olarak kırsal kesimde,
saptanacak ölçütlere göre en yoksul ailelere Vatandaşlık Hakkı Öde¬mesi
yapılacaktır.
Yoksullukla etkin mücadele, sıfır açlık: Yoksullukla Mücadele etkin,
ilkeli ve onurlu bir süreç olarak sürdürüle¬cek; kimsenin yatağına aç
girmemesi sağlanarak, Sıfır Aç¬lık hedefine ulaşılacaktır.
Bu anlayış ve kararlılıkla oluşturulacak olan Sosyal Refah Devleti
Modeli ile, insanlık onurunu zedeleyen devlet anlayışı yerine, gerçek
bir refah toplumu düzeni kurula¬caktır.
FIRSAT EŞİTLİĞİ - SOSYAL ADALET
Fırsat eşitliği ancak erdemli, saydam ve katılımcı yöne¬timlerce tüm
bireylerin yaşam boyu sosyal güvenceye kavuşturuldukları ortamda, sosyal
demokrasi koşulla¬rında sağlanacaktır.
HER BÖLGEDE, HER ALANDA, TÜM TOPLUM KATMANLARINA FIRSAT EŞİTLİĞİ
SAĞLANACAK¬TIR.
Tüm yurttaşlara koruyucu sağlık hizmetleri sağlanacaktır.
KORUNMAYA MUHTAÇ ÇOCUKLAR
ÇOCUKLARIMIZ SOKAKLARIN KARANLIĞIN¬DAN KURTARILACAKTIR. Sokakta yaşayan
veya kimsesiz olan çocuklar devletin bakımı ve koruması altına
alınacaktır. Bu amaçla özel hizmet birimleri oluşturula¬cak; bu konuda
sunulacak hizmetlere yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının
da katkı ve katılımları hedef alınacaktır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi eksiksiz ola¬rak yaşama
geçirilecektir.
Büyük kent merkezlerinde “Çocuk Misafirhaneleri”nin sa¬yıları
arttırılacak, nitelikleri geliştirilecektir.
Aile hizmetleri geliştirilecek, yeterli sayıda Aile Hizmetleri
Merkezleri ile aile kurumunun güçlenmesi hedef alınacak, koruyucu aile
ve annelik uygulaması özendirilecektir.
16 yaşından küçük çocukların çalışma yaşamı yerine eği¬time
yönlendirilmesi ve çocuk emeğinin sömürülmesinin önüne geçilmesi hedef
alınacaktır.
Çocuk ıslah evleri yaygınlaştırılacak: Pedagojik des¬tek ve meslek
öğretimiyle çocukların topluma kazandırıl¬masına öncelik verilecektir.
Tüm kimsesiz çocuklar sosyal devletin korumasına alınacak, Gönüllü
Annelik teşvik edi¬lecektir.
EMEKLİ, DUL VE YETİMLERE ONURLU YAŞAM
Emekli, dul ve yetimlere onurlu bir yaşam sadece para¬sal olanaklar
yaratılması ile sağlanamaz; sosyal yardım ve hizmetler alanındaki
destekleyici, yaşamı kolaylaştırıcı düzenlemelerin de Koruyucu Sosyal
Refah Devleti çatısı altında uygulamaya konulması sağlanacaktır.
Bakıma muhtaç olan yaşlılara, emeklilere, dul ve yetim¬lere sahip
çıkılacak, yaşam kaliteleri yükseltilecektir. On¬ların onurlarını
koruyarak insanca yaşayacakları düzeyde bir gelir sağlanacak; sağlık,
korunma, dinlenme ve yaşa¬mın yeni koşullarına uyum sağlayamama gibi
sorunlarına Sosyal Refah Devleti yapılanması kapsamında, yerel
yöne¬timler kademesinde uygulanacak insanı koruyucu meka¬nizmalar ile
çözüm getirilecektir.
YOKSULLUKLA MÜCADELE
Türkiye’de ekonomik ve sosyal gelişme toplumun tüm kat¬manlarına,
ülkemizin tüm bölgelerine yeterince yansıma¬dığı için, yoksullaşma
varlığını artarak sürdürmektedir.
Yoksulluğun yaygınlığı ve mevcut sosyal devlet yapılan¬masının
yetersizliği, yoksul kesimlerde dışlanma ve top¬luma yabancılaşma
duygusunun yaygınlaşmasına yol aç¬maktadır. Bu, giderek dayanışma
duygusunu ve ulus olma bilincini körleştiren, sağlıksız bir durumdur.
Hedefimiz, sadaka dağıtan devlet yerine, insan onuruna saygılı güçlü
bir sosyal refah devleti yapılanması sağla¬yarak, ülkemizde açlığa ve
yoksulluğa son vermektir.
YOKSULLUKLA MÜCADELE SOSYAL REFAH DEVLETİNİN TEMEL GÖREVİDİR
Yoksulluk, sadece kişilerin gelir düzeyinin yükseltilmesi veya gelir
bölüşümünün iyileştirilmesi ile ortadan kaldırı¬lacak bir olgu
değildir.. Yoksullukla mücadele, cemaat iliş¬kileri ve kayıtdışı sektör
desteklenerek de sürdürülemez.
Taraf olduğumuz Avrupa Sosyal Şartı ilkeleri çerçevesin¬de, ülkemizde
açlığa ve yoksulluğa son vermeye odak¬lanmış gerekli kurumsal
yapılanmaları gerçekleştirmek ve Avrupa Sosyal Şartı’na Hükümetçe
konulan gereksiz rezervleri kaldırmak hedefimizdir. Her ihtiyaç sahibi
yurttaş sosyal yardım alma hakkı¬na sahiptir. Bu yardım kişinin
toplumda, insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşaması için verilir.
Yoksullukla müca¬dele bu anlayışla sürdürülecek; bireyin ve ailenin
onuru korunacak, insanın yoksulluğu teşhir edilmeyecek; yoksu¬lun
yoksulluğu, ona yapılacak yardımlar siyasi istismara alet
edilmeyecektir.
Yoksullukla mücadele çalışmaktan kaçınma alışkan¬lığı yaratmamalıdır:
Açlık veya yoksullukla mücadele için uygulamaya konacak programların
kişilerde çalış¬maktan ve sorumluluk üstlenmekten kaçınma alışkanlığı
yaratmaması gözönünde tutulacaktır.
Eğitim, sağlık, asgari sosyal güvenlik hizmetleri ödeme gücüne göre
sunulamaz: Eğitim, sağlık, asgari sosyal güvenlik gibi devletin temel
hizmetleri çalışma ha¬yatı üzerinden değil, vatandaşlık hakkının doğal
kapsamı içinde, yurttaşın ödeme gücüne endeksli olmadan, ayrım-sız
olarak sağlanacaktır.
YOKSULLUKLA ÇOK YÖNLÜ MÜCADELE
Hedefimiz ülkemizde sıfır açlık koşullarını sağla¬maktır: Sosyal Refah
Devleti sorumluluğu altında,
Aile Sigortasının, ilk aşamada büyük kentlerde, sonra köyü ve
beldesiyle tüm Türkiye’de,
Vatandaşlık Hakkı Ödemesinin ise, Aile Sigortasının tüm ülkede
kurumsallaşması sürecinde, kırsal kesimde, uygu¬lamaya konulmasıyla,
yoksulların ve yoksulluğun sömürül¬mediği, Sıfır Açlığın sağlandığı,
kişilerin ve ailelerin insan onuruyla bağdaşır nitelikte sosyal yardım
alma haklarını kullanabildikleri bir çağdaş düzen kurmaktır.
• AİLE SİGORTASI KURUMU (AS-KUR) KURULACAK
Yoksula yardım hak anlayışı temelinde yapılacak: Yok¬sulluğu önleme
gerekçesi ile yapılan yardımlar, hak an¬layışının ötesine taşınmamalı,
insan onurunu zedeleyen yöntemlerle sürdürülmemelidir.
Aile sigortası kurumu (as-kur) kurulacak: AS-KUR ile, yoksullukla
mücadele, Sosyal Refah Devletinin temel poli¬tikasına dönüştürülecektir.
Türkiye’nin 102 sayılı ILO Sözleşmesi kapsamında bugüne kadar
uygulamaya geçirmediği tek sigorta kolu olan Aile Sigortası
oluşturulacak, sigorta kapsamındaki her aileye asgari gelir güvencesi
sağlanacak,
Öncelikle Türkiye genelinde sağlıklı bir Yoksulluk Envan¬teri
çıkarılacaktır. Sosyal Hizmet Uzmanları bu envanter çerçevesinde aile
sigortası kapsamına alınacak aileleri be¬lirleyerek, uygulamayı
ailelerle doğrudan temas halinde düzenli olarak izleyecekler,
Aile Sigortası uygulamasına büyük kentlerden başlanacak, ilk aşamada
ihtiyaç sahibi kadın ve çocuklardan oluşan ailelere, yalnız emekli veya
yaşlılara, korumasız kesimlere ve engellilere ulaşılacaktır. Aile
sigortası, on yıl içinde tüm Türkiye genelinde yaygınlaştırılacak,
Aile Sigortası’ndan yararlanan ailelerin çocuklarının eği¬tim
harcamalarının tümü, yurt parası dahil, bu sigorta ko¬lundan
karşılanacak,
Türkiye İş Kurumu ve illerdeki Organize Sanayi Bölgeleri ile işbirliği
yapılarak, özel sektörün de katkısı sağlanarak Meslek Edindirme
Kurslarına öncelikle Aile Sigortası kap¬samındaki ailelerin çocukları
alınacak,
Yoksullara eksiksiz sosyal güvenlik sağlanacak: Yok¬sulların sosyal
güvenlikleri, diğer yurttaşlarla eşit konuma getirilecektir.
• VATANDAŞLIK HAKKI ÖDEMESİ
Kırsal kesimde yoksul ve işsiz ailelere yönelik “va¬tandaşlık hakkı
ödemesi yapılacak: Vatandaşlık Hakkı Ödemesi’nin temel amacı, uygulaması
büyük kentlerde başlatılacak olan Aile Sigortası’nın tüm Türkiye’de
yaygın¬laştırılmasına kadar, kırsal kesimdeki gerçek yoksulların koruma
altına alınarak kimsenin yatağa aç girmemesini sağlamak, ülke genelinde
Sıfır Açlık koşullarına ulaşmaktır. Bu ailelere durumlarında iyileşme
sağlanıncaya kadar her ay asgari ücret düzeyinde ödeme yapılacaktır.
“Vatandaşlık Hakkı Ödemesi” öncelikle doğrudan ailenin, öncelikle
annesinin banka hesabına yatırılarak yapılacak, uygulama objektif
kriterlerle Sosyal Refah Devletinin temel bir sorumluluğu olarak
sürdürülecektir. Proje, muh¬tarların, sosyal hizmetler kurumunun ve
bağlı sosyal hiz¬metler uzmanlarının yakın gözetiminde uygulanacaktır.
Bu uygulama ile aynı zamanda kadının, evde daha güçlü konuma
getirilmesine destek olunacaktır. Böylece gerçek anlamda sosyal devlet,
varlığını yurttaş nezdinde hissetti¬recek, insan ve ailenin onuru
güvence altına alınacaktır.
SOSYAL REFAH DEVLETİ’NİN DİĞER HEDEFLERİ
7000 Günde emeklilik: Emeklilikte, işçiler için getirilen prim ödeme
gün sayısı 7000 güne indirilecektir.
İşsizlere prim desteği: İşsiz kalanlar, işsizlik ödeneği al¬dıkları
sürece sağlık sigorta primleri İşsizlik Sigortası Fo¬nundan
karşılanacaktır.
Yoksullara prim desteği: Aile sigortası kapsamındaki ailelerin ve diğer
yoksulluklarını beyan edenlerin sosyal sigorta primleri, merkezi yönetim
bütçesinden karşılana¬caktır.
Nüfus kağıdını gösteren, sağlık hizmetine ulaşacak: Her yurttaş sadece
nüfus cüzdanını kullanarak, sağlık si¬gortasından yararlanacaktır.
Emekliye refahtan pay: Emeklilere milli gelir artışından pay
verilmemesi uygulaması kaldırılacak, emekli yurttaş¬larımızın da ikinci
sınıf yurttaş konumuna düşmeden milli gelir artışından pay almaları
sağlanacaktır.
Emeklilerin sosyal güvenlik destek primine son: Emeklilerin tekrar
çalışmaları halinde aylıklarından kesilen sosyal güvenlik destek primi
uygulamasına son verilecek¬tir.
Dul ve yetimlere asgari aylık: Dul ve yetimlerin yaşam güvencesi olarak
asgari aylık uygulaması sürdürülecektir.
Özürlülere prim desteği: Özürlülük oranı yüzde 60’ın üzerinde olanların
sosyal güvenlik primleri devlet tarafın¬dan karşılanacaktır.
Çalışan mahkumlar sigortalı olacak: Cezaevinde çalı¬şıp, gelir elde
eden mahkumlar da sigortalı olma hakkını elde edeceklerdir.
Emeklilerin intibak yasası çıkarılacak: Çok prim öde¬yenin düşük, az
prim ödeyenin de fazla aylık aldığı geçmiş uygulamalar düzeltilecektir.
Çalışma yaşamında kayıtdışılık sorunu aşılacak: Ha¬len yüzde 50
düzeyini aşmış bulunan çalışma yaşamında¬ki kayıtdışılık, hızla AB
ülkeleri düzeyine indirilecektir.
HERKESE SOSYAL GÜVENLİK
Çağdaş refah toplumlarının başta gelen özelliği tüm yurt¬taşlarına
sosyal güvenlik sağlamasıdır.
CHP, çalışan, emekli, işsiz, engelli, yaşlı, çiftçi, evde ça¬lışan
kadın, yoksul veya kimsesiz bütün yurttaşlarımızı yaşamları boyunca
kucaklayacak, onlara insan onur ve saygınlığına yaraşır bir biçimde
hizmet verecek, çağdaş bir Ulusal Sosyal Güvenlik Sistemi
oluşturacaktır. Bu sis¬tem, CHP’nin Sosyal Güvenlik Reformu’nun temel
ama¬cını oluşturacaktır.
SÜRDÜRÜLEBİLİR, ÇAĞDAŞ SOSYAL GÜVEN¬LİK İÇİN REFORM
CHP, sosyal demokrat siyaset anlayışının, koruyucu sosyal refah
devletini eksiksiz olarak yaşama geçirme sorumlulu¬ğu içinde, herkesi
sosyal güvenlik kapsamına almayı ön¬celikli görev bilmektedir.
Sosyal güvenlik için yeni yasal düzenlemeler: Türkiye gerçekleriyle
bağdaşmayan “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası” yeniden
düzenlenerek, kurumlar arası eşitsizlikler giderilecektir. İşsizlik
Sigortası ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu da, Tek Çatı altında
yer alacak, tek çatılı Sosyal Güvenlik Kurumu, güncel po¬litikaların
dışına çıkarılacak; göstermelik değil, gerçekten idari ve mali özerkliğe
kavuşturulacaktır.
Herkese sosyal güvenlik: Ülkemizde sosyal güvenliği olmayan yurttaş,
sigortası olmayan aile bırakılmayacak, insan onuruna saygılı yeni bir
sosyal güvenlik anlayışı sos¬yal devletin vazgeçilmez unsurunu
oluşturacaktır. Ev hiz¬metlerinde çalışanlar dahil, kayıt dışı istihdam
edilmekte olan herkesin kayıt içine alınarak Sosyal Güvenlik Sistemi
kapsamına dahil edilmesi hedef alınacaktır.
Mesleki eğitime sosyal güvenlik desteği: Meslek lise¬sinde okuyan
gençlerimiz, eğitim hayatları boyunca tam zamanlı sigortalı sayılacak,
sosyal güvenlik primleri devlet tarafından ödenecektir.
Yurtdışında çalışanlara sosyal güvenlik hakkı: Yurt¬dışında çalışan
vatandaşlarımızın o ülkelerde kazandıkları sosyal güvenlik hakları,
ilgili ülkelerle yapılacak anlaşma¬larla korunacak, bunlardan Türkiye’de
emekliliğe hak ka¬zananların kesin dönüş şartı aranmadan emekli olmaları
sağlanacaktır.
İşsizlik sigortasının tabanı genişletilecek, uygula¬ması
etkinleştirilecek:İşsizlik Sigortası ödemelerine hak kazanma
kolaylaştırılacak, ödeme taban ve tavanı yükseltilecek, ödemelerin daha
uzun süre verilmesi sağ¬lanacaktır.
İşsizlik sigortasında biriken kaynak, işsizlikle mücadelenin sağlıklı
bir aracı haline getirilecektir.
İŞSİZLİKLE ETKİN MÜCADELE HEDEFİMİZDİR
Çalışma hakkı, yaşamsal önemi olan temel insan hakla¬rındandır.
İşsizlik ise çalışmak istedikleri halde bu ola¬nağı bulamayan bireylerin
elinden bu anayasal hakkın alınmasıdır.
İşsizlik, Türkiye’nin en büyük sorunudur. Sanayileşmeyi, üretkenliği ve
emeğe duyarlılığı dışlayan politikalar sonu¬cu sürdürülemez düzeylere
tırmanan işsizliğin, bireyler ve toplum üzerindeki olumsuz ve yıkıcı
etkileri hızla sona erdirilmelidir.
Türkiye’de istihdam sorunu, açık işsizlik yanında, düşük verimlilikte
ve yetersiz ücret düzeylerinde çalışma biçim¬leriyle de ortaya çıkmakta,
gelir dağılımındaki adaletsizliği daha da arttıran sonuçlar
yaratmaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi, işsizlik sorununu aşmayı, her¬kesin çalışma
hakkını kullanabilmesini sağlamayı, top¬lumsal barışın ve eşitlikçi
refah toplumu anlayışının te¬mel koşulu olarak görmektedir.
İşsizliğin hızla azaltılması, yeni istihdam alanları yaratıl¬ması
CHP’nin öncelikli hedefidir.
İşsizlik yüzde 5’in altına indirilecek: İç piyasayı can¬landıran,
istihdam yaratan bir ekonomik büyüme modeli uygulanacaktır. Ekonomide
sağlanacak istikrarlı, bütün sektörleri geliştirici, üretime dayalı
hızlı büyümeyle ülke¬mizde toplumsal bunalım noktasına tırmanmış olan
iş-sizliğin kısa sürede ve istikrarlı şekilde yüzde 5’in altına
indirilmesi hedef alınacaktır.
Hedefimiz tam istihdam: Devlet, ülkede, tam istihda¬mın sağlanmasına
yönelik önlemleri doğrudan alırken, özel sektörü de bu doğrultuda
kararlılıkla teşvik edecektir. Üçlü diyalog ve işbirliği yöntemiyle
geliştirilecek Ulusal İs¬tihdam Stratejisi öngörülen hedeflere
uyarlanacaktır.
İstihdam seferberliği başlatılacak: En stratejik varlığı¬mız olan
işgücümüzün ve de özellikle kadınların büyüme sürecine en üst düzeyde
katkısını sağlamak amacıyla istih¬dam seferberliği başlatılacaktır.
Etkin ve ileri vizyonlu insangücü planlaması: Gelece¬ğin
endüstrilerinde iddialı konuma geçme, bilgi toplumu¬nun işgücü talebini
karşılama, üretken istihdam arttırma hedefleri de gözetilerek İnsangücü
planlamasının uygu¬lamasına etkinlik kazandırılacaktır.
Üretim ekonomisine geçilecek: Ekonomide hızlı ve is¬tikrarlı büyümeyi
sağlayacak yatırım ve teknolojik yapılan¬ma ortamı yaratılacak, ulusal
kaynakların verimli ve etkin olarak değerlendirilmesi, özel istihdam
programlarının harekete geçirilmesi sağlanacaktır.
Ek istihdama vergi ve sigorta desteği: Emeğin vergi ve sigorta yükü
azaltılarak girişimcinin ek istihdam yaratma¬sı özendirilecek. Mevcut
çalışanlar sayısında sağlanacak artışa endeksli olarak verilecek
istihdam desteği güçlen¬dirilecektir.
Girişimciye risk sermayesi desteği: Risk Sermayesi uygulaması
yaygınlaştırılacak; sermayesiz girişimciler des¬teklenerek istihdam
yaratmaları sağlanacaktır.
Üretken istihdam artırılacak. İstihdamın ancak üret¬ken sektörlerde
daha fazla yatırım, daha fazla üretim ve teknolojik yapılanma ile
sağlanabileceği bilinci içinde, iş¬sizlik sorunu üretken istihdam
artırılarak aşılacaktır.
Genç girişimcilere destek: Genç İş Kur Programıyla gi¬rişimci gençlere,
TÜBİTAK ve KOSGEB üzerinden proje ve danışmanlık hizmeti ve finansman
desteği sağlanacak¬tır. En az 10 gencin ortak olarak, bilişim, bilgi
teknolojileri ve diğer ileri teknoloji alanlarında geliştirecekleri
projeler, asgari yüzde 20 öz kaynak koşuluyla desteklenecektir.
Genç - iş ile genç işsizleri mesleğe yönlendirmek için destek: GENÇ -
İŞ Organizasyonu, kamunun ve yerel yönetimlerin olanaklarından
yararlanarak ve gençler için eğitim, kültür, turizm ve çevre alanlarında
yeni projeler üreterek gençlere birikimlerine ve yeteneklerine göre yeni
iş sahaları yaratacaktır. Yeterli eğitime sahip gençlere
üni¬versitelerde ve diğer eğitim kurumlarında istihdam edile¬cekleri
stajyerlik olanakları yaratılacaktır.
Kalkınmada öncelikli yörelerde istihdama önce¬lik: Ülke genelinde özel
sektör yatırımlarının teşvikinde, sektör ve istihdam yaratma özelliğine
öncelik verilirken, kalkınmada öncelikli yörelerde istihdamı özendirici
seçici teşvik politikalarına ağırlık verilecektir. Bu doğrultuda ver¬gi
politikalarında özendirici önlemler alınacaktır.
Kırsal kesim süreli istihdam projesi; Kamu kesimi, başta Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgesi olmak üzere kalkınmada geri bölgelerde,
istihdam yaratıcı, üretken ve verimli yatırımlar yapacak kapasite ve
kararlılığa kavuştu¬rulacak; bölgede geçici rahatlama yaratabilmek
amacıyla kırsal altyapıya yönelik kapsamlı bir Süreli İstihdam Pro¬jesi
uygulamasına geçilecektir.
Kadınlara iş kurma desteği: Ev ekonomisi ve el sanatla¬rı
uygulamalarıyla kişisel becerilerini girişimciliğe dönüş¬türmek isteyen
kadınlara, İş Kurma Kredisi ve Pazarlama Desteği sağlanacaktır.
Eğitim ile işgücü politikalarında uyum sağlanacak: Eğitim sektörünün
işgücü talebine olan duyarlılığı arttırıla¬cak, işletmelerin talep
ettiği alanlarda insan sermayesinin güçlendirilmesi ve eğitim ile işgücü
piyasasının daha es¬nek bir yapıya kavuşturulması sağlanacaktır.
Aktif işgücü politikaları ile destek: Yeniden yapılanma sürecindeki
sektörlerden çıkan işgücüne yeni beceriler ka¬zandırmak, yükselişteki
sektörlerin nitelikli işgücü ihtiyaçla¬rını karşılamak ve kadınların
işgücüne katılımını arttırmak amacıyla aktif işgücü politikalarının
uygulaması güçlendiri¬lecek ve sanayi politikasıyla uyumu sağlanacaktır.
Adama göre iş değil, işe göre adam ilkesi esas alı¬nacaktır. Bu ilke
doğrultusunda, işin gerektirdiği niteliğe sahip insan yetiştirilmesi ve
istihdam edilmesi esas alına¬caktır.
Tarımda gizli işsizlik aşılacak: Verimliliğin yükseltilmesi, gizli
işsizliğin azaltılması, gelir düzeyinin artırılması ama¬cıyla, tarım
kesiminde de yapısal bir değişim uygulamaya konulacaktır.
İnovasyon desteği ile istihdam yaratılacak: Araştırma – Geliştirme
(AR-GE) faaliyetleri ile yeniliklere ve buluşla¬ra nakit kaynak desteği
verilerek, özel eğitilmiş kesimlere yeni iş olanakları sağlanacaktır.
Tarımda çıraklık eğitimi: Çıraklık eğitim sisteminin ya¬pısı
geliştirilecek, çalışma alanı genişletilecek; kırsal ke¬simde yer alan
16-18 yaş grubu gençlerimiz için tarım-hayvancılık ve ormancılık
çıraklık kapsamına alınacaktır. Böylelikle köylerde yaşayan çocuklarımız
ve gençlerimiz sertifikalı çiftçi olarak, sosyal güvenlik sistemine
dahil ola¬caktır.
BÖLGESEL KALKINMA
CHP, ülkemizin kalkınma ve sanayileşmede geri kalmış tüm yörelerinin
kaderini değiştirmeye kararlıdır. Yöre¬nin yerel-beşeri-doğal birikim ve
kaynakları Bölgesel Kalkınma Planları çerçevesinde değerlendirilecek,
sos¬yal ve ekonomik üretkenliğe dönüştürülecektir.
Cumhuriyet Halk Partisi, geri kalmış yörelerle gelişmiş böl¬geler
arasındaki ekonomik ve toplumsal ilişkileri arttıracak, bu bölgelerle
yörelerin bütünleşmesini hızlandıracaktır.
Böylelikle ülkemizde demokrasiye yeni boyutlar kazandı¬rılarak,
toplumsal barışın korunmasına katkıda bulunula¬cak; gelişmenin bütünlüğü
çerçevesinde bütün vatandaş¬larımızın refah ve esenlik içinde fırsat
eşitliğinden yararla¬nabilmesi sağlanacaktır.
BÖLGESEL KALKINMA PLANLARI
Gelişmemiş yörelerde bölgesel planlama uygulaması etkinleştirilecektir:
Bölgesel Kalkınma Planında, disiplin ve tutarlılık sağlanmadan
kalkınmada bölgelerarası den¬gesizliği giderebilmek, sürdürülebilir bir
dinamizm yara¬tabilmek mümkün değildir.
Bölgesel Planlamada, bölgelerin ve alt bölgelerin olanak¬ları ve
gelişme potansiyelleri gereğince değerlendirilecek; bölgesel planlamanın
yerleşme düzenine yansıtılmasın¬da, dengeli kentleşme, sağlıklı
yapılaşma, çevreye duyarlı¬lık ve depreme dayanıklılık esas alınacaktır.
Bölgesel kalkınmada, insani gelişme ve adaletli gelir dağılımı hedef
alınacaktır: Bu amaçla, başta GAP olmak üzere, Bölgesel Kalkınma Plan ve
Projeleri, toplumsal kal¬kınmanın bütünlüğü anlayışı içinde, sulama
kanalları ve şebekesi göz ardı edilmeden hızla uygulanmaya alınıp
ta¬mamlanacaktır. Bu kapsamda;
Güney Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi’ne (GAP’a) ek olarak,
Gelişmemiş Yörelerde Bölgesel Planlama Uy¬gulaması anlayışı ve bütünlüğü
içinde; Doğu Anadolu (Kars-Ardahan-Iğdır Alt Bölge Projesi da¬hil)
Bölgesi Kalkınma Projesi, Çoruh Havzası ve Doğu Karadeniz Bölgesi
Kalkınma Pro¬jesi, İç Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi, Filyos Havzası
ve Kastamonu Merkezli Orta Karadeniz Bölgesi Kalkınma Projesi,
Kelkit-Yeşilırmak-Kızılırmak Havzaları Bölgesel Kalkınma Projesi, GAP
dışında kalan Dicle ve Fırat Havzaları Bölgesi Kalkın¬ma Projesi,
kademeler halinde uygulamaya geçirilecektir.
DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU’NUN KAL¬KINMASI DEVLET ÖNCÜLÜĞÜNDE
SAĞLANA¬CAKTIR
Bölgesel gelişme farklılıklarını gidermeye yönelik kalkınma modelleri
yeterli büyüme ve istihdam yaratamamış, tüm teşviklere rağmen özel
yatırımların bölgeye yönlendiril¬mesi sağlanamamıştır.
Kalkınma için yeterince kamu kaynağı bölgeye ak¬tarılacak: Ülkemizin
Doğusunun, Güneydoğusunun ve Kalkınmada Geri Kalmış diğer yörelerinin de
sosyal ve ekonomik açıdan Batı Anadolu’daki refah düzeyine
çıka¬rılabilmesi için devlet öncülüğünde yeterli kaynağın bu bölgelere
aktarımı sağlanacaktır.
Devlet kalkınmanın sorumluluğunu üstlenecek: Dev¬let, Doğu ve Güneydoğu
Anadolu’nun ekonomik alandaki geri kalmışlığı konusunda üstlendiği
sorumluluğun bilinciyle, ihtiyaç duyulan devlet kaynağının bölgeye
aktarımı¬nı sağlayacaktır.
Kamu öncülüğünde girişimcilik yaygınlaştırılacak: Kalkınmada geri
kalmış bölgelerde, yerel doğal kaynakla¬ra, tarım ve hayvancılığa dönük
girişimcilik ve işletmecilik kamu öncülüğünde canlandırılacaktır.
Özelleştirme sonrası duran tesisler ekonomiye kazan¬dırılacak: Bölgede,
özelleştirilme sonrası faaliyetlerine son verilmiş olan tesis ve
işletmelerden üretim-istihdam-üreticinin desteklenmesi boyutları ile
bölgesel kalkınmaya katkı açısından önem taşıyanlar, yeni koşullar da
dikkate alınarak, daha etkin ve verimli yapılarda tekrar faaliyete
geçirilecektir.
BÖLGEDE GİRİŞİMCİLİK DESTEKLENECEKTİR
Bölgede KOBİ’ler ve aile işletmeciliği desteklenecek, mik¬ro kredi
uygulaması yaygınlaştırılacaktır.
Fabrika için yatırım özendirilecek, bu bölgede yeni tesis ve
fabrikaların kurulmasını sağlamak amacıyla yerli ve ya¬bancı sermayeye,
doğrudan yatırım yapması koşuluyla güçlü teşvik sağlanacaktır.
Mevcut teşvik sistemi yerine, sektör temelinde, yeni, so¬mut, etkin ve
seçici Yatırım Teşviki uygulamasına geçile¬cektir.
Yarım kalmış yatırımların, sürdürülebilir yapıda verimli işletmelere
dönüşmeleri koşuluyla ekonomiye kazandırıl¬maları için gerekli destek
sağlanacaktır.
Meralar güvenli kullanıma açılacaktır. Özellikle ahır hay¬vancılığı,
tarımsal ve orman ürünleri üretimi ile ev ekono¬misi faaliyetleri
desteklenecektir.
BÖLGEDE SOSYAL DEVLET UYGULAMALARI¬NA HIZ VERİLECEK
Sosyo-ekonomik alt yapının, özellikle eğitim, sağlık, ula¬şım,
haberleşme, iletişim alanlarındaki yetersizliklerin hız¬la giderilmesi
hedeflenecektir.
Yoksullukla mücadele ve Sıfır Açlık için Vatandaşlık Hakkı Ödemesi ve
bunlar bedelsiz olarak Sağlık Hizmeti Proje¬lerinin uygulamasına
başlanacaktır.
Eğitimde atılım yapılarak, bölgede eğitilmemiş çocuğu¬muzun kalmaması
hedeflenecek; özellikle Yatılı Parasız Eğitim olanaklarının sağlanmasına
çok büyük önem veri¬lecektir.
Bölgenin, kamusal hizmetler için bir sürgün veya mahru¬miyet yeri
olarak görülmesine son verilecektir.
Bölgede işsizlik sorununu giderebilmek amacıyla oluş¬turulmuş çözümler
etkinlik kazanıncaya kadar, ‘kademe¬li olarak kırsal kesim geçici
istihdam projesi’ uygulaması geçilerek, sosyo-ekonomik olumsuzluklar
kısmen de olsa bertaraf edilecektir.
MAYIN ALANLARI TEMİZLENEREK, TARIMA ELVERİŞLİ HALE GETİRİLECEKTİR
Sınır bölgelerindeki mayınların, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
sorumluluğu altında hızla temizlenmesi sağlanacaktır.
Mayından temizlenmiş araziler, Tarım Bakanlığı’nın yakın denetimi
altında sözleşmeli organik tarım işletmeciliği yapmaları koşuluyla,
çevrede yaşayan ve Tarım Koope¬ratifleri bünyesinde örgütlenen topraksız
veya az topraklı köylüye tahsis edilecektir.
Uygulama, ihracat boyutunu da içeren kapsamlı bir pa¬zarlama modeli
çerçevesinde yürütülecektir.
ÇATIŞMA DÖNEMİNİN BÖLGEDE YARATTIĞI SOSYO-EKONOMİK YARALAR HIZLA
SARILA¬CAKTIR
DOĞU ve GÜNEYDOĞU ANADOLU’da; Yaşam kalitesi¬nin hızla gelişmesine
katkıda bulunulacak, terör ortamı¬nın yaratmış olduğu ekonomik
mağduriyetler hak ve hu¬kuk temelinde, hoşgörü anlayışı çerçevesinde
giderilecek, gerekli diğer tüm sosyo-ekonomik önlemlerin, devlet so¬rumluluğu
altında eksiksiz alınması sağlanacaktır.
Köylere güvenli ve gönüllü geri dönüş sağlanacaktır: Boşaltılmış
Köylere Geri Dönüş, güvenlik, gönüllülük kri¬terleri çerçevesinde, yeni
bir mekansal planlama anlayışı içinde, sürdürülebilir sosyo-ekonomik
yaşam ve çalışma ortamının yaratılması kaydıyla, gerekli devlet desteği
ile hızla sağlanacaktır.
GAP’I TAMAMLAMAK ÖNCELİĞİMİZDİR
CHP, Güneydoğu’nun can damarı olan GAP’a sahip çıka¬rak, Güneydoğu
Anadolu toprağına gerekli suyu temin edecek, tarımına gerekli girdi ve
teknolojiyi kazandıra¬cak, çiftçisine ihtiyaç duyduğu desteği verecek,
sosyo-ekonomik kalkınması için gerekli kaynağı yaratacak ve toplumsal
barışına gerekli duyarlılığın gösterilmesini sağ¬layacaktır.
CHP, Güneydoğu Anadolu Projesi’ni (GAP) tüm boyutları ile bir bütün
olarak ele alacak, dengeli bir şekilde bir top¬lumsal gelişme projes”
niteliğinde hızla gerçekleştirilmesi¬ni sağlayacaktır.
Sulamaya yönelik yatırımlar hızla bitirilerek, kısa sürede 1.5 milyon
hektar toprak suya kavuşturulacak, GAP bir re¬fah ve barış projesi
olarak tamamlanarak, projenin çiftçiye ve tarımsal kalkınmaya azami
katkısı sağlanacak, bugüne kadar gerçekleşmiş olan gecikme hızla telafi
edilecektir.
GAP’ın sürdürülebilir üretim stratejisinin öncelikli sektörle¬ri
olarak, organik tarım, tekstil ve konfeksiyon, uygulamalı teknoloji,
yenilenebilir enerji ve turizmin gelişimi güçlü olarak desteklenecektir.
GAP’a yönelik temel girdi ve gıda tesislerinin, dışa açık uzun vadeli
bölgesel planlama perspektifi içinde geliştiril¬meleri özendirilerek
desteklenecektir.
GAP Bölgesi öncelikli olmak üzere, demokratik koopera¬tifçiliği temel
alan, verimli işletmecilik kriterlerini gözeten adil ve etkili bir
“Toprak Reformu” ile Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da verimli, çağdaş bir
tarım yapısına ulaşılarak, feodal koşullar aşılacaktır.
Toprak mülkiyetinde feodal ilişkilerin altında ezilen köy¬lümüze sahip
çıkılarak, toprağı işleyen köylünün hakları korunacaktır. Çiftçimizin
yoksullaşmasına, doğaya teslim olmasına, kendi kaderine terk edilmesine,
çiftçiyi yok sa¬yan anlayışa son verilecek, böylece Türkiye’nin tarım
ürü¬nü ithal eder bir ülke haline gelmesi önlenecektir.
GAP Bölgesi’nde yer alan illerde, Organize Sanayi Bölge¬lerine (OSB)
özel önemle yaklaşılarak, OSB’lerin altyapı¬larının öncelikle
bitirilmesi sağlanacaktır.
Bölgede etkinlik gösteren demokratik kitle örgütlerinin, meslek
odalarının ve üniversitelerin katkıları ile tarım ve hayvancılık
konularında çiftçilerin eğitimi için seferberlik başlatılacaktır.
KUZEY IRAK, TÜRKİYE’YE DOST BİR BÖLGE HALİNE DÖNÜŞTÜRÜLECEKTİR
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bölgesel kalkınmayı sağlamak ve bölgede
kalıcı barışın zeminini güçlendirmek için başta Kuzey Irak olmak üzere
komşu ülkelere Yeni Bir Pencere açılacaktır.
Irak’la ticari ilişkilerimiz geliştirilerek, ilişkimiz HABUR’un
tekelinden çıkarılacak, çok yönlü ticari bağlantıların önü açılarak,
OVAKÖY Kapısı ve benzeri önlemler alınacaktır.
Kuzey Irak’lı gençlere Türkiye’de eğitim ve staj olanağı sağlanacaktır.
Bölge ile iletişimde açılım yapılarak, kültürlerin buluşturul¬ması
sağlanacaktır. Kuzey Irak Bölgesi’ne yönelik Kürtçe, Arapça yayın
yapılması karşılıklı uyum içinde yürütülecektir.
İlgili komşu ülkelerin Anadolu’nun suyundan yararlan¬maları için ILISU
Barajı bir an önce tamamlanarak, Dicle Nehri’nin başıboş akmasına son
verilecektir.
EĞİTİM, AYDINLIĞIN YOLUDUR
Eğitim en temel insan haklarındandır. Eğitim hak, olanak ve özgürlüğünü
çocuklarına, gençlerine yeterince sağla¬mayan toplumların çağı
paylaşabilmeleri olası değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin eğitimde temel hedefi;
ATATÜRK’ün öngördüğü gibi, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir nesil
yetiştirmektir.
Türk Milli Eğitiminin Temel İlkeleri’ni Temel Eğitim Yasası’nda yer
alan şekliyle, eksiksiz, kesintisiz ve bütünlük içinde uygulamaktır.
Eğitimi, devletin ve toplumun her kesiminin ortak so¬rumluluğu olarak
gören CHP, öğrenim ve öğretim sü¬296
recini siyasi etkilerden arındırıp, bir devlet politikasına dönüştürme
hedefindedir.
İNSAN MERKEZLİ ÇAĞDAŞ EĞİTİM REFORMU
Türkiye’yi her yönüyle, özgür, bağımsız, gelişmiş, mo¬dern ve lider bir
ülkeye dönüştürmek için hedefimiz ÇAĞDAŞ EĞİTİM REFORMU’dur.
Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak:Kimse maddi ola¬naksızlıklar
nedeniyle, öğretimin hiçbir aşamasında, eği¬tim hakkından mahrum
olmayacak, eğitime zorunlu bağış uygulaması kaldırılacak,
Kimse yaşamının hiçbir aşamasında eğitim için geç kalmış sayılmayacak,
Eğitimin hiçbir dalında ve aşamasında, kimsenin önü tı¬kanmayacak,
başarı tek kriter olacaktır.
İNSAN MERKEZLİ ÇAĞDAŞ EĞİTİM GERÇEKLEެTİRİLECEK:
Bireye özgüven kazandıran, onu öğrenmeye ve idealizme özendiren,
cezalandırıcı değil ödüllendirici olan Bilgiyi aktarmayı değil,
özümsemeyi ve yaşamda uygula¬mayı esas alan,
Özgür düşünebilen, bilimsel düşünceyi, yaratıcılığı ve ye¬teneklerin
geliştirilmesini temel alan, Yeniliklere açık, sorgulamayı,
katılımcılığı ve paylaşımcılığı öngören,
Geçmişin deneyimlerini geleceğe taşımayı, geleceği kur¬gulamayı ve
planlamayı öğreten,
Doğal çevre ile uyum içinde yaşayabilen,Estetik duyarlığı gelişmiş,
Yurttaşlık hak ve sorumluluklarını bilen ve sahip çıkan, Atatürkçü
düşünceyi, ulusal duyarlılıkları ve evrensel etik değerleri özümseten,
bir Eğitim Reformu hayata geçirilecektir.
İNSAN MERKEZLİ ÇAĞDAŞ EĞİTİM REFORMU
Bağnazlıktan uzak, insan haklarına saygılı, demokrat, se¬vecen ve
rasyonel düşünen bir nesil yetiştirilecektir.
Gençler hayata etkin ve üretken bireyler olarak hazırla¬nacak; onların
bilimin, sanatın, kültürün ve uygarlığın de¬ğerlerinden ve aydınlığından
yararlanmaları hedef alına¬caktır.
İlköğretim ve Lise Sisteminin, hedeflenen başarı çizgisine gelebilmesi
için, ekonomik, teknolojik ve eğitsel açıdan ih¬tiyaç duyulan destekler
devlet tarafından öncelikli olarak sağlanacak, eğitime aktarılan kamu ve
özel kaynakların Ulusal Eğitim Politikaları doğrultusunda en verimli
şekilde kullanılması gerçekleştirilecektir.
Bu doğrultuda, eğitim sektörünün eksikliklerinin kapatıla¬bilmesine
yönelik özel yatırımlar ve girişimciler de, devle¬tin yakın denetimi
altında özendirilecektir.
Eğitim planlaması etkinleştirilerek, insan gücü kaynakla¬rından
rasyonel çerçevede yararlanılması, ülke genelinde öğretmen ve yardımcı
personel ihtiyacının dengeli şekilde karşılanması, bu amaçla Devlet
Planlama Teşkilatı’nın ye¬niden etkin olarak devreye sokulması
sağlanacaktır.
ÇAĞDAŞ, NİTELİKLİ EĞİTİM
Laik demokratik eğitim ortamı: Okullarda güvenli ve huzurlu eğitim
ortamı sağlanacak; okullarda ve yurtlarda cemaat baskısına, laik milli
eğitim ilkelerine aykırı yapılan¬malara son verilecektir.
Milli Eğitim Bakanlığı cemaatlerin etki alanı olmaktan kur¬tarılacak,
eğitim kadrosunun her düzeyinde liyakat esası uygulanacaktır.
Demokrasi, insan hakları, hoşgörü kültürünü okul süre¬cinde yaşayarak
öğrenmek ve özümsemek için Demokra¬si Bilinci konusu, okullarda
uygulamalı ders olarak okutu¬lacaktır.
Öğrencilere uzman rehber öğretmen desteği: Bu ko¬nuda eksik olan
kadronun ve teknik altyapının yeterli hale gelmesi sağlanacaktır.
Her lise öğrencisi en az bir yabancı dili öğrenecek: Çağdaş yabancı
dillerin eğitimine önem verilecek, akade¬mik veya mesleki liseyi
bitirenlerin en az bir yabancı dili iyi bilmelerini sağlayacak düzeyde
nitelikli eğitim verilecek.
Doğu ve güneydoğu’da nitelikli eğitim: Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu
olmak üzere, özellikle kırsal bölge¬lerde, yoksul kesimlerin yoğun
olduğu yörelerde, Yatılı İlköğretim Bölge Okulları (YİBO) sayılarının
artırılması (bölgelerarası kalkınmışlık farkı giderilinceye kadar)
he-def alınacaktır.
Zorunlu hallerde taşımalı eğitim: Eğitim kurumlarının eğitim görecek
çocuk ve gençlerin yaşadıkları yerleşim birimlerinde eğitim görmeleri
esas olacak, ancak istisnai durumlarda taşımalı eğitim yoluna
gidilecektir.
Yetişkinlere sürekli eğitim olanağı yaygınlaştırılacak: Normal eğitim
çağında yeterli eğitim alma olanağını elde edememiş veya okur yazar
konumda olmayan yetişkinle¬re eğitim sağlama amacıyla ilgili
üniversiteler ve belediye¬lerle işbirliği içinde sürdürülecek olan
yetişkinlere sürekli eğitim programı uygulanacaktır.
Okuma yazma bilmeyen kalmayacak: Okuma yazma seferberliği kapsamında
okuma yazma kursları ile ülke genelinde okuma yazma bilmeyen
kalmayacaktır.
DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK EĞİTİMİ
Özgürlük, ancak laik eğitim ortamında anlam ve değer kazanabilir,
sürekliliğini koruyabilir. Eğitim düzeni laik bir zemine oturtularak,
öğretim birliği çerçevesinde yürütülerek, bilime, yeniliğe ve değişime
açık, gelecek vizyonu olan, çağdaş bir toplum ve demokratik devlet
yapısı oluşturulur.
Din kültürü eğitimi, bireyin inanç dünyasını geliştiren, çağdaş
gelişmeye açık, manevi ve ahlaki değerleri zengin¬leştiren, insan ve
doğa sevgisini artıran nitelikte olacak, dinin siyasi amaçlarla
istismarına yol açmayacak şekilde gerçekleştirilecektir.
Dini duygular istismar edilerek cemaat veya tarikatların eğitim
kurumlarını kuşatması önlenecektir.
İmam-Hatip eğitimi, din görevlisi sayısına duyulmakta olan ihtiyaç
çerçevesinde düzenlenecektir.
İlk ve ortaöğretim kurumlarında verilen din kültürü ve ah¬lak bilgisi
dersinin Anayasanın öngördüğü amaca uygun bir müfredatla verilmesi
sağlanacaktır.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kuran Kursları dışındaki Kuran
Kursları veya benzeri hizmet sunan kuruluşlara izin verilmemesi, tüm
Kuran Kurslarının etkin olarak denetlen¬mesi sağlanacaktır.
Azınlıklara din adamı yetiştirme olanağı sağlanacak:
Azınlıkların dini ihtiyaçlarını karşılamak üzere yüksek dü¬zeyde din
adamı yetiştirilmesi için ilgili devlet üniversite¬lerinin ilahiyat
fakültelerine bağlı, eğitimin genel ilkeleri çerçevesinde yüksek okullar
açılabilecektir.
OKUL ÖNCESİ İKİ YILLIK EĞİTİM
CHP, okul öncesi eğitimi, çocukların zihinsel, fiziksel ve duygusal
yönleriyle daha sağlıklı gelişmesinin koşulu, çağdaş eğitim anlayışının
zorunlu bir kademesi olarak görmektedir.
İlköğretim öncesinde çocuklarımızı eğitim sürecine hazır¬lamak için,
Okul Öncesi 2 yıllık Eğitim tüm ülkemizde zorunlu hale
dönüştürülecektir.
Çalışan annelerin çocuklarına öncelik: Okul Önce¬si Eğitimde,
özellikle, kentlerin sosyal gelişme açısından yetersiz bölgelerine,
çalışan kadınların, memur ve emek¬çilerin çocuklarına öncelik verilecek;
kamunun doğrudan sorumluluğuna ek olarak, yerel yönetimlerin öncülüğü ve
gönüllü kuruluşların katkıları ile yeterince çocuk yuvası ve anaokulu
açılması sağlanacaktır.
Eğitime katılıma destek ödemesi: Geçiş döneminde, Vatandaşlık Hakkı
ödemesi kapsamı içindeki ailelerden çocuklarını Okul Öncesi 2 yıllık
Eğitime gönderenlere Katılıma Destek Ödemesi yapılacaktır.
10 YILLIK KESİNTİSİZ VE ZORUNLU TEMEL EĞİTİM (İLKÖĞRETİM)
Öğrencilerimizin ideal bir temel eğitim süreci geçirebil¬meleri için;
Kesintisiz ve Zorunlu Temel Eğitim (İlköğ¬retim) 8 yıldan 10 yıla
çıkartılacak, bunun için gerekli çalışmalar ülke genelinde hızla
tamamlanacaktır.
Temel Eğitimin 9. ve 10. sınıflarında, bölgesel özellikleri gözeten,
meslek tanıtımını, yetenek ölçümünü ve mesle¬ğe yönlendirmeyi esas alan
iki yıllık ‘’Mesleki Yönlendir¬me Programı’’ uygulanacaktır.
Öğrencilerin, genel kültür, sosyal bilimler, fen ve matema¬tik
alanlarındaki yetenekleri ve meslek derslerine olan ilgi ve başarıları
uzman öğreticiler tarafından değerlendirme¬ye alınacaktır. Öğrenciler,
10. sınıfın sonunda yapılacak bir Genel Değerlendirme Sınavı’nın
sonuçları ve başarı puanlaması esasına göre, İki Yıllık Akademik Liseye
veya Meslek Lisesine yönlendirilecektir.
İKİ YILLIK AKADEMİK LİSE VE MESLEK LİSESİ
Akademik veya Mesleki Lise eğitiminin nitelikli ve etkin şekilde
verilmesi sağlanacaktır. İki yıl süresince yapıla¬cak değerlendirme ve
yönlendirmeler sonucu, öğrenci¬lerimizin yaklaşık üçte birinin
üniversitelere, diğerlerinin ise meslek yüksek okullarına
yönlendirilmesi hedeflene¬cektir.
• 2 YILLIK MESLEK LİSELERİ
Mesleki teknik eğitim veren liselerin diplomalarının onayı için Ulusal
Meslek Standartları Kurumu kurulacaktır.
Mesleki Teknik Eğitim ile istihdam ilişkisini sağlamak için, ders
programları, eğitici ve staj konularında yol gösterici olmak üzere,
Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve Sanayi, Ti¬caret, Esnaf Odaları
temsilcilerinin katılımı ile Danışma Kurulları oluşturulacaktır. Danışma
Kurulları, Üst Kurul ve İl Mesleki Eğitim Danışma Kurulları olarak
yapılandırı¬lacaktır.
Meslek Lisesi eğitimi gören öğrenciler, teşvik ve destek amacıyla, 2
yıl süre ile tam gün sigorta kapsamına alına¬cak, primleri devlet
tarafından ödenecektir. Özel meslek liselerini de kapsayacak olan bu
özendirici sigorta uygu¬lamasında primlerin yarısı ilgili eğitim
kurumunca, diğer yarısı ise devlet tarafından karşılanacaktır.
Mesleki teknik liselere yerleştirilecek öğrenciler sınavsız olarak iki
yıllık Meslek Yüksek Okullarına geçiş hakkına sa¬hip olacaklardır.
• 2 YILLIK AKADEMİK LİSELER
2 Yıllık çok programlı akademik liseler yüksek öğ¬retime geçişin
köprüsü olacak: 10 Yıllık Temel eğitimin sonunda Genel Değerlendirme
Sınavı sonuçları doğrul¬tusunda Çok Programlı Akademik Liselere
yönelecek öğ¬renciler, Türkçe öğretimine özel önem verilerek, Sosyal
bilgiler, Fen, Matematik, Bilişim ve Bilgi Teknolojileri, Ya¬bancı Dil,
Sanat ve Spor gibi dallarda alan seçimi yaparak eğitimlerini, tercih
ettikleri programlar çerçevesinde sür-düreceklerdir.
Öğrenci seçme sınavı (öss) kaldırılacak: Akademik Liseden sonra
yükseköğretim kurumlarına devam et¬mek isteyen öğrenciler, Lise başarısı
ve Yetenek Ölçme ve Değerlendirme Sistemi kapsamında yapılacak
sınav¬ların sonuçlarına göre, doğrudan yüksek öğretime geçiş yapma
hakkını elde edeceklerdir. 2 yıllık lise eğitimi süre¬cinde yapılacak ve
öğrencilere 4 kez katılma hakkı tanı¬nacak olan “Yetenek Ölçme ve
Değerlendirme Sistemi” sınavları, “Düşünme, Problem Çözme, Dil Becerisi
Sına¬vı” (DPDS) ve “Alan Tercih Sınavı” (ATS) olmak üzere iki seçenekli
olacaktır.
YÜKSEKÖĞRETİM
CHP, bilimsel, mali ve idari özerkliği olan, Türkiye gerçe¬ğinden
kopmayan, ancak her alanda evrenselliği yaka¬layan, akademik rekabet ve
demokratik katılım ilkelerini benimseyen, bilgi çağının üniversitelerini
hedef almak¬tadır.
Üniversitelere çağdaş evrensel kriterler: Yüksek öğ¬retimin
yapılandırılmasında AB’nin Bologno süreci ile OECD’nin özerklik
kriterleri önemle dikkate alınacaktır.
Kamu ve vakıf üniversitelerinin tümü dünyadaki çağdaş üniversiteler
düzeyinde yüksek nitelikli eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma yapan,
teknolojik ve bilimsel gelişmele¬re öncülük eden bir düzeye
getirilecektir.
Üniversiteler, daha iyi eğitim için eğitim kadroları, eğiti¬min içeriği
ve araştırma potansiyelleri açısından kendi aralarında yarışan,
toplumla, bulundukları yöreyle bütün¬leşen, sanayi kesimleri ve sivil
toplum örgütleriyle işbirliği yapan, yerel araştırmalara ve toplumsal
değişime katkıda bulunan kurumlar haline getirilecektir.
Üniversiteye giriş sistemi yeniden yapılandırılacak¬tır: Öğrenciler
YÖK’ün eşgüdümünde üniversiteler tara¬fından belirlenecek toplam ve
bölüm kontenjanları çer¬çevesinde lise aşamasında, yüksek okul ve
üniversitelere yönlendirileceklerdir. Belirli üniversitelere ve
bölümlere taleplerin yoğunluğu halinde üniversiteler zorunlu
yön¬lendirme testleri uygulayabileceklerdir.
Yök kaldırılacak üniversitelerarası kurul etkin konuma getirilecektir.
Üniversitelerarası eşgüdüm sağlama ve yüksek öğretim stratejileri
geliştirme görevi üniversitelerarası kurula dev¬redilecektir.
Üniversitelerarası Kurul kendi içinden bir baş¬kan ve yürütme kurulu
seçecek ve bu kurul sürekli görev yapacaktır.
Üniversite rektörleri üniversite öğretim üyeleri ta¬rafından seçilecek:
Bu seçimlerde adayların yetenekleri esas alınacak, hiçbir şekilde iç
politika tercihlerinin etkin olmasına izin verilmeyecektir. Dekanların,
Enstitü Başkan¬larının ve diğer Fakülte yöneticilerinin seçiminde de
aynı esaslar geçerli olacaktır.
Akademik yükseltmelerde temel kriter araştırma performansı olacak:
Üniversite öğretim üyelerinin ulusal ve uluslararası niteliklerde
bilimsel araştırma performansı, atamalarda öncelikli ölçüt olarak
dikkate alınacaktır.
Lisans üstü eğitim gören öğrenciler desteklenecek: Lisans üstü
eğitimini yurt içi ve yurt dışında gerçekleştire¬cek olan öğrencilere ek
destek sağlanacak; çağımızın yeni disiplin, branş ve sektörlerinde
doktora düzeyinde eğitim almaları için her yıl gençlerimiz tümüyle kamu
kaynakları ile desteklenecek; bu öğrencilerin eğitim ve gelişimi
yakın¬dan izlenecektir.
Üniversitelerimize ve araştırma kuruluşlarımıza ge¬rekli kadro ve
kaynak sağlanacak: Üniversitelerimize ve diğer araştırma kuruluşlarımıza
ihtiyaç duydukları kad¬rolar öncelikle tahsis edilecek, bilimsel yayın
ve araştırma için ihtiyaç duydukları kaynaklar sağlanacaktır. Yurt
dışın¬daki Türk bilim adamları ve Türkiye üzerinde araştırma ya¬pan
yabancı uyruklu bilim adamlarıyla çok yakın işbirliği yapılacak, onların
araştırmaları ve yayınları devletçe des-teklenecektir.
ÖĞRETMENE SAYGI
İnsanlığa saygıyı, ülke ve ulusa sevgiyi, toplumla daya¬nışma ve
paylaşma duygusunu öğretmen öğretir. Öğ¬retmenlere sahip çıkılması,
öğretmenliğin yeniden say¬gın ve çekici bir meslek haline getirilmesi
için yapısal değişiklikler yapılması, CHP’nin öncelikli hedefidir.
Öğretmenlerin Milli Eğitimin amaçlarını gerçekleştirebi¬lecek ve eğitim
programlarını başarı ile uygulayabilecek nitelikte yetiştirilme ve
çalıştırılmalarına yönelik ilkeler ve altyapı yeniden düzenlenecektir.
Öğretmen atamaları ve haklarını düzenleyen yeni çerçeve yasa: Eğitim
personelinin atanma, yer değiştir¬me ve görevde yükselme işlemleri yeni
yapılanmaya uy¬gun olarak düzenlenecek; öğretmenlerin sürekli eğitimi,
çalışma, atanma ve özlük hakları konularında tüm ilkeleri kapsayan bir
“çerçeve yasa” çıkartılacaktır.
Öğretmensiz okul ve ders bırakılmayacak: Sözleşmeli öğretmenlik
uygulaması kaldırılacak, eğitim sistemimizin ihtiyaç duyduğu sayıda
nitelikli öğretmen yetiştirilerek, kadroya alınmaları sağlanacak;
ülkenin bütününde öğret¬mensiz okul ve ders bırakılmayacaktır.
Veli dernekleri aktif hale getirilecek: Eğitim süreci çerçevesinde;
Milli Eğitim Bakanlığı ve yerel yönetim ile okul, çevre, veli ve
öğretmenler arasındaki ilişkiler güç¬lendirilecek, katılımcı bir
anlayışla yetki ve sorumlulukları paylaşmaları sağlanacaktır.
Öğretmen örgütlerinin eğitim sürecine katkısı sağ¬lanacak: Milli Eğitim
Bakanlığı’nca, eğitim yöntemlerinin uygulanmasında ve geliştirilmesinde,
programların hazır¬lanmasında, eğitim amaçlarının saptanmasında,
eğitimöğretim ve yönetimle ilgili çalışmalarda demokratik katılım
süreçleri geliştirilerek, öğretmen örgütlerinin de katkıları¬nın
sağlanmasına özen gösterilecektir.
Öğretmenler geçimlerini temin için ikinci bir iş yap¬ma zorunluluğundan
kurtarılacak: Öğretmenlerin, hakları ve ekonomik koşulları
iyileştirilecek, onurlu bir ya¬şam için gerekli özlük hakları
sağlanacaktır. Öğretmenle¬rin eşleriyle aynı yerleşim birimlerinde
çalışmaları güven¬ce altına alınacaktır.
Öğretmenlere zorunlu periodik hizmet içi eğitim: Bütün öğretmenlerin
her yıl bir ay hizmet içi eğitim gör¬meleri sağlanacak, bu eğitimin
sürdürülmesinde ilgili üni¬versiteler ile işbirliği yapılacaktır.
Yabancı dil bilen öğret¬menlerin tatil aylarında ileri ülkelerdeki
meslektaşlarıyla bir araya gelmelerini sağlayan ve Batı ülkelerinde
uygu¬lanan değişim programlarından yararlanmaları destekle¬necektir.
ULUSAL KÜLTÜR ZENGİNLİĞİMİZDİR
Ortak kültürümüzün özü tarihimizdir, coğrafyamızdır, ulus-devlet
kimliğimizdir, laik demokratik Cumhuriyetimizin temel nitelikleridir.
Kültürel köklerimiz, hem “Mevlana’sı, Yunus Emre’si, Hacı Bektaş-ı
Veli’si, Şeyh Edibali’si” ile 13. yüzyıl hümanizmasının insan sevgisine,
Anadolu’nun kül¬türel zenginliğine, hem de ulusal kurtuluş mücadelemizin
ahlaki ve felsefi değerlerine, Atatürk devrimlerinin çağdaş, evrensel
değerlerine dayanmaktadır.
CHP’NİN KÜLTÜR POLİTİKASI, BİREYSEL KÜL¬TÜREL HAKLARI, KÜLTÜREL
ÇOĞULCULUĞU, ÖZGÜRLÜĞÜ VE DEMOKRATİKLEŞMEYİ TE-MEL ALIR:
Özgürlüğü evrensel bir değer olarak gören ve koruması¬nı bilen; kişilik
haklarına saygılı, yapıcı ve yaratıcı, barışçıl ufka sahip insanı öne
çıkaran,
“Kişiliğin özgürce geliştirilmesi” ile “toplumla dayanışma¬yı”
bağdaştıran; düşünce özgürlüğü ve farklılıkları içinde ulusal birliği
koruyup güçlendiren,
Kültürde asimilasyonu değil, bireysel kültürel haklara say¬gı içinde
entegrasyonu benimseyen,
ileri bir demokratik toplum ve kültür ortamını amaçlar.
Türkiye’nin kültür varlıklarının ortaya çıkartılmasına, Türk kültürünün
halkımız tarafından en yaygın biçimde özüm¬lenmesine ve kültür
hazinelerimizin dünyaya daha iyi du¬yurulmasına özel önem verilecektir.
Din, dil, mezhep ve etnik köken farklılıklarımızın, ülkemiz¬de
ayrımcılığın değil renkli ve zengin bir kültürün bütün¬lüğü çerçevesinde
görülebilmesi için gerekli her türlü dü¬zenleme yapılacaktır.
Eğitim ve yayın programlarında kültür konularına daha geniş yer
verilmesi ve kültürel amaçlı faaliyetlere daha çok kaynak ayrılması
sağlanacaktır. Bu anlayışla CHP ülkemizin kültür hayatının
zenginleşti¬rilmesine ve yeniden yapılandırılmasına olanak verecek
kültür kurumlarını, çağdaş bir anlayışla yeniden düzen¬leyecektir. Bu
çerçevede Dil ve Tarih kurumları yeni bir anlayışa kavuşturulacaktır.
KÜLTÜR DESTEKLENECEK, AMA MÜDAHALE EDİLMEYECEKTİR.
Sanatçılarımızın yaratıcılıktaki özgürlüklerine müdahale edilmeyecek,
sanat kurumlarının özerkliği korunacaktır.
Sansüre son verilecek: Kültürel etkinliklerde ve sanatta sansüre son
verilecek; siyasal amaçlı veya keyfi yasak ve sansür, her türlü idari
öndenetim kaldırılacaktır. Bu konu¬da uluslararası normlarda yargı
kararlarına bağlı kalınma¬sı temel alınacaktır.
Sanat yasası çıkartılacak: Evrensel sanat normları çer¬çevesinde
sanatın özgürleşmesinin önündeki tüm yasal engellemeleri kaldırmak
amacıyla Sanat Yasası oluşturu¬lacaktır.
Sanat ve sanatçılar desteklenecek: Tüm sanat dalları, kültürel
gelişmenin önemli öğeleri olarak kabul edilerek sanatçılar korunacak,
gerekli kamu desteği sağlanacaktır.
SANATA ÖZEL YETENEKLİ ÇOCUKLARA EN İLERİ DÜZEYDE EĞİTİM OLANAĞI
SAĞLANA¬CAKTIR.
Telif hakları korunacak: Patent ve fikri mülkiyet ile ilgili mevzuat
daha çağdaş yapıya kavuşturulacak, telif hakları korunacak, telif
hakları konusunda sanatçılarımızın yara-tıcılıklarının gasp edilmesinin
önüne geçilecek, korsanla etkin bir şekilde mücadele edilecektir.
Vergiler inecek, sosyal güvenlik yaygınlaşacak: Kül¬tür ve sanat
alanındaki vergiler asgari düzeye çekilecek; sanatçıların, yazarların ve
düşünürlerin sosyal güvenliği sağlanacaktır.
Sahne sanatları desteklenecek: Tiyatro sanatı Türkiye’nin bütün
illerinde yaygınlaştırılacak, özerk bir sa¬nat kurumu olan Devlet
Tiyatroları’nda çalışan sanatçıları¬mızın özlük hakları ve çalışma
koşulları iyileştirilecek; özel tiyatroların devlet tarafından
desteklenmesi için gerekli yeni düzenlemeler yapılacaktır.
Sinemaya özel destek: Sinemanın desteklenmesi ve Türk sinema
endüstrisinin oluşturulmasına yönelik teş¬vik ve vergi kolaylığı
sağlanacak; sinema sanatçılarımızın emekliliklerine ilişkin özel
düzenlemeler yapılacaktır.
Türkiye sinema kurumu kurulacak: Sinema endüst¬risinin gelişimindeki
sürekliliğini desteklemek, sektörün uluslararası yükümlülüklerinin
gereğini yerine getirmek, sinema sektörünün eğitim, yapım, dağıtım,
pazarlama ve gösterim alanlarında geliştirilmesi ve güçlendirilmesi
amacıyla, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sa¬hip, idarî ve
malî açıdan özerk, “Türkiye Sinema Kurumu” kurulacaktır.
Kültür ve sanat eğitimi, laik demokratik Cumhuriyet de¬ğerlerimizden
kopmadan, çağdaş dünyayla bütünleş¬meyi sağlayacak ve katılımı
özendirecek bir yapıya ka¬vuşturulacaktır.
Arkeolojik kazılara her türlü destek sağlanacaktır.
Çağdaş müzecilik geliştirilecek; kültürel mirasın, ait ol¬duğu
coğrafyada korunmasına ilişkin evrensel ilkenin ya¬şama geçirilmesi
sağlanacaktır. Arkeolojik kazılara destek sağlanacaktır.
Madımak, hoşgörü merkezi olacak: Sivas Madımak Oteli, Alevi kültürü ve
değerlerinin yansıtılmasına katkı sağlayacak çerçevede Hoşgörü
Merkezi’ne dönüştürüle¬cektir.
Yerel yönetimlere ve sivil toplum örgütlerine sanat için destek: Yerel
yönetimlerin de kendi yörelerindeki kül¬tür eserlerine sahip çıkmaları
özendirilecek, sivil toplum örgütlerinin aynı amaçlı çabaları da teşvik
edilecektir.
Bilgi toplumunun modern kütüphaneleri oluşturula¬cak: Kütüphaneler,
modernleştirilerek teknolojinin geliş¬miş olanaklarından
yararlandırılarak ulusal eğitim ve kül¬tür politikalarımızın, odak
merkezleri haline getirilecektir.
Halk kütüphanelerine ülkemizde yayınlanan tüm kitapla¬rın alınması,
kitapevlerine kitap için özel kağıdın ayrıca¬lıkla tahsisi
sağlanacaktır. Milli Kütüphanenin en büyük kaynağı olan Derleme Kanunu
güncellenip işlerlik kazan¬dırılarak ulusararası standartlarda bir
ulusal bellek haline getirilecektir.
Okuma alışkanlığı olanlara hizmet götürmek, okuma alış¬kanlığı
olmayanları ise teşvik etmek amacıyla gezici kütüp¬haneler
yaygınlaştırılacak ve zenginleştirilecektir.
Sanat kurumlarına keyfi müdahalelere son: Güzel Sanatlar Genel
Müdürlüğü’ne bağlı sanat kurumlarının siyasal amaçlar için
kullanılmamaları, kuruluş amaçlarına uygun sanatsal etkinlikler içinde
olmaları ve bu etkinlik¬lerin bütün dünyada kültürümüzü tanıtıcı rol
oynaması sağlanacaktır.
Sanatçıların, sanat kurumlarının yönetim bünyesinde yer almaları
özendirilecektir.
Türk dilinin bilim ve evrensel kültürdeki gelişmeler doğrultusunda
zenginleşmesi amaçlanacak: Türk di¬linin bilim ve evrensel kültürdeki
gelişmeler doğrultusun¬da zenginleşmesi, dilimizin kullanımı ve
uygulanmasında yozlaşmanın önünün alınması hedef alınacaktır.
Atatürk’ün başlatmış olduğu Türk dilinin gücünü halktan ve
kaynaklarından alarak zenginleştirilmesi, arı, yalın ve özgün yapısını
koruyabilmesi; yazın, sanat ve bilimin her alanında yeterli hale gelmesi
süreci kararlılıkla sürdürüle¬cektir.
Türk Dil Kurumu ile birlikte Atatürk’ün vasiyetnamesinde yer alan Türk
Tarih Kurumu’nun gerçek işlevlerini sürdü¬rebilmeleri için gerekli yasal
düzenlemeler yapılacak; Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nun 1980
sonrasında bozulan yapıları düzeltilerek, yeniden eski statülerine
ka¬vuşturulacaklardır.
TARİHİ VE KÜLTÜREL ZENGİNLİĞİN KORUN¬MASI
Tarih ve kültür zenginliklerimizin, tarihi kültürel mirası¬mızın
doğasını oluşturan yapısının, taşınır veya taşınmaz kültür
varlıklarımızın özenle korunması, ulusal kimliğimi-zin ve ulus olma
bilincinin korunması ile eş anlamlıdır.
CHP, bu değer ve zenginliklerin tümünü sahiplenerek, çağdaş yöntemlerle
koruyarak, tüm özgün nitelikleri ve özellikleri ile gelecek nesillere
aktarmayı temel görev bil¬mektedir.
İlke olarak, ülkemizde mevcut tüm kültürel varlıklara, sa¬hip oldukları
tarihsel bağları ve özgünlükleri ile ait olduk¬ları yerlerde sahip
çıkılacak; bu varlıklarımız korunacak, yaşatılacak ve insanlığa
sunulacaktır.
Tarihi kültürel zenginliklerin korunmasına öncelik veren imar ve
planlama anlayışına ağırlık verilecek; tarihsel, kül¬türel ve doğal SİT
alanlarının korunmasında, kent planla¬masında, çevre hukukunun ve bu
alandaki çağdaş norm¬ların dikkate alınmasına özen gösterilecektir.
Tarihi çevre, içinde yaşayan insanlarla beraber toplumun hizmetine
sunulacaktır. Bu konuda ekonomik çerçeveyi düzenleyecek bir kurumsal ve
yasal yapı da hızla oluştu¬rulacaktır.
Ülkemizin çok çeşitli kültürel birikimini, tarih-kültür, arke¬oloji ve
doğa zenginliklerini, çağdaş bilimsel yöntemlerle araştıran, dengeleyen,
yayan kurum ve arşiv düzeninin geliştirilmesi sağlanacaktır.
Ülkemizden çıkartılmış kültür varlıklarının geri kazanılması hedef
alınacaktır. Yurt dışındaki kendi tarihimize ait taşın¬maz kültür
varlıklarının korunması, kayıt altında tutulması, bakım ve muhafazada
sorumlulukla davranılması için ge¬rekli önlemler alınacaktır.
Tarihi zenginlik araştırmaları tamamen bilimsel çalışmala¬ra
dayandırılarak, bu süreçte görev alan birimlerin eşgü¬dümü sağlanacak,
araştırma birim merkezlerinde ihtiyaç duyulan teknik donanım ve uzman
personel eksiği hızla giderilecektir.
Tarihi kültürel zenginliklerimizin tahrip edilmelerine son verilecek,
bu konuyla ilgili keyfi araştırma girişimleri konu¬sunda denetimler
sıklaştırılacaktır.
Turizm adına değerlendirilen tarihi zenginliklerimizin her¬hangi bir
zarar görmemesi için gerekli önlemler alınacak, tarihi
zenginliklerimizin tanıtımı ve korunması amacıyla kurulmuş derneklere
yerel yönetimlerin katkısı da alına¬rak devlet desteği sağlanacaktır.
Turizmin ülkenin ana ge¬lir kaynaklarından biri olmasını sağlamak için
turistin otel ve havaalanı arasında sıkıştırılması önlenecektir.
Tarihi kültürel zenginliklerimizin gelecek kuşaklara aktar¬mak üzere
devralınan emanetler olduğunun bilinci ile, bu varlıklarımızı olası
afetlerden korumak amacıyla, devlet bünyesinde oluşturulacak özel
kurumlar aracılığıyla ihti¬yaç duyulan her türlü önlem alınacaktır.
GENEL SAĞLIK REFORMU
HERKESE SAĞLIKLI YAŞAM HAKKI
Sağlıklı Yaşam Hakkı doğuştan kazanılan bir haktır. Irk, dil, din,
yöre, ekonomik ve sosyal durum farkı gözetilmeksi¬zin, herkes sağlıklı
yaşama hakkına sahiptir. Zamanında, yeterince ve kaliteli sağlık
hizmetine ulaşabilme, herkesin temel insan hakkıdır
Taraf olduğumuz BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 25. Maddesi;
Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim,
konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık,
dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan do¬ğan geçim
sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir. Kuralını öngörmektedir.
BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 25. Maddesi’nin özüne uygun
olarak CHP, sosyal demokrat bir parti olmanın sorumluluğu içinde, sağlık
hizmetleri¬nin, tüm yurttaşlarımıza, doğum öncesinden ölüme kadar
kesintisiz olarak verilmesini sağlayacaktır. Bu hizmet, ye¬terli,
kaliteli, kolay ulaşılabilir, eşit, hakkaniyetli ve verimli nitelikte
olacaktır. Sağlık hizmetinin verilmesi yurttaşların kişinin ödeme gücü
ile sınırlı olmayacaktır. Engeline takıl-madan sağlanmasını CHP, bunu
Sağlık Hakkının bir ge¬reği ve Sosyal Refah Devletinin öncelikli bir
görevi olarak görür. Devlet, tüm bireylerine sağlık hizmeti, temiz su ve
çevre sunmak, gıda güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. lüğüne sahiptir.
CHP’nin öngördüğü Sosyal Refah Devleti, Sosyal Avrupa ilkelerinde de
yer aldığı gibi, ülkedeki sağlık hizmetinin bu ilkeler çerçevesinde
sürdürülebilir biçimde sağlanabilme¬si için devlet bütçesinden gerekli
kaynakları sağlayacaktır. sistemleri ile uzun dönemli sağlık bakım
sistemlerinin;
Gelirine ya da varlığına bakılmaksızın herkes için ulaşıla¬bilirlik,
Sağlık hizmetlerinde yüksek kalite,
Sağlık hizmet sistemlerinin finansal sürdürülebilirlilik, ilkelerini
eşzamanlı olarak gerçekleştirmelerini sağlamak¬la yükümlüdür. Ayrıca,
Sağlık Hizmeti, yerindelik ilkesine uygun, adil, eşit , verimli ve
denetlenebilir olacaktır.
Bu anlayışla, Cumhuriyet Halk Partisi herkesin, süreklilik içinde,
yalnızca hastalık ya da sakatlığın bulunmayışı ola¬rak değil, bedensel
ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali ile bedenen, ve ruhen yani
tam sağlıklı olarak, uy¬gun çevre ve koşullarda yaşamasını sağlayacak
ortamın yaratılmasını, her kademede hizmetin ülkemizin her yöre¬sindeki
tüm yurttaşlarımıza eşitlik içinde hızla sunulmasını amaçlar. CHP,
sağlık sektöründe kamu ve özel tüm potansiyelin eş¬güdüm içinde
değerlendirilmesini,
Toplam sağlık harcamalarının milli gelire oranının Avrupa ülkeleri
ortalaması düzeyine çıkarılmasını, sosyal demok¬rat siyasetinin temel
hedefleri bir gereği olarak benimser, ertelenemez bir temel kuralı
olarak değerlendirir.
CHP, sağlık politikalarının tek elden oluşturulmasını ve uy¬gulamasında
gerekli eşgüdümün eksiksiz yerine getirilme¬sini benimsemekte ve
toplumsal dayanışmayı sağlıkta da sağlayan, uzun vadeli, sürdürülebilir,
vatandaşa hizmet odaklı, bir Ulusal Sağlık Politikası oluşturmayı
hedefle¬mektedir.
Sağlık alanında strateji ve standart belirleyen, kamu/özel sek¬tör ile
akademik ve sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile oluş¬turulacak bir
Sağlık Üst Kurulu yapılanmasına gidilecektir.
• HERKESE ULUSAL SAĞLIK SİGORTASI
Ulusal Sağlık Sigortası kurulacak, tüm yurttaşlar bu si¬gorta kapsamına
alınacaktır. Mali gücü olmayanların sigorta primleri devlet tarafından
karşılanacaktır. Bu sis¬tem kademeli olarak tüm ülkede
yaygınlaştırılacaktır.
Devlet’in Ulusal Sağlık Sigortası ile tüm vatan¬daşlarımıza temel
hizmetleri vermesi sağlanacak, buna ilaveten dileyenlere özel
sigortalardan alı¬nan tamamlayıcı sağlık sigortası sistemi
getirilecektir. Hekimlik ve diş hekimliğinde kamu/özel ayrımı yapm¬adan,
özel muayenehaneler dâhil tüm sağlık kuruluşların¬dan saptanacak
kurallar çerçevesinde hizmet alınabilmesi sağlanacaktır.
Ulusal sağlık sigortası sistemi sürdürülebi¬lir ve güçlü bir sosyal
güvenlik politikasıyla bü-tünleştirilecektir. 224 sayılı Sağlık
Hizmetleri¬nin Sosyalleştirilmesi Kanunu güncelleştirilecektir. Şehit
aileleri ve gazilerimiz ile birinci derece yakınlarının sosyal güvenlik
sigorta primleri yaşam boyu devlet tarafın¬dan ödenecek, ücretsiz sağlık
hizmetinden yararlanmaları sağlanacaktır.
Tüm vatandaşlarımız sigorta kapsamındaki ilaçlarını iste¬dikleri
eczaneden alabileceklerdir.
Mali gücü olmayan yurttaşlardan katkı payı adı altında ek bir ücret
alınmayacaktır.
Yurttaşlara sunulan Sağlık Hizmetini finanse edecek olan ULUSAL SAĞLIK
SİGORTASI KURUMU, sunulan bu hizme¬ti tüm ayrıntılarıyla denetlemeye
yetkili ve görevli olacaktır.
• KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ
HERKESE BEDELSİZ KORUYUCU SAĞLIK HİZMETİ: Koruyucu sağlık
hizmetlerinin, özellikle kırsal kesim ve kentlerin gecekondu
bölgelerinde olmak üzere tüm ülke sathında yeterli, eşit ve düzeyli
olarak yurttaşların hizme¬tine, ücretsiz sunulabilmesi için gerekli
fiziki altyapı hızla tamamlanacak, sağlık personeli sağlanacaktır.
Koruyucu Sağlık Hizmetlerinin sürekliliğinin sağlana¬bilmesi için ekip
hizmeti anlayışı ile hekim, ebe, hemşi¬re ve diğer yardımcı sağlık
personeli sağlık memuru ve hekim eksikliği giderilecek, sağlık ocağı,
sağlık evi, ana çocuk sağlığı merkezleri ve verem savaş dispanserleri
gibi koruyucu sağlık hizmeti veren tüm sağlık kuruluşla¬rı, hizmet
vereceği nüfus bazında oluşturulacak toplum hekimliği merkezlerinde
bütünleştirilerek sayılarının art¬tırılması ve yeterli düzeye
çıkarılması sağlanacaktır. İlke olarak her köye bir sağlık evi açılması
hedef alınacaktır.
Halen Ülkemizde önemini sürdüren bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için
kapsamlı bir program yapılacaktır. Bulaşıcı ve salgın hastalıklar Avrupa
ülkelerindeki gibi kontrol altı¬na alınacaktır.
Etkin Koruyucu Sağlık Hizmeti uygulamaları ile, genetik ve sonradan
ortaya çıkacak olan hastalıklar önceden teşhis edilebilecektir. Kalp
damar, kanser, hipertansiyon, AIDS ve hepatit gibi çağın
hastalıklarından yurttaşlarımızın ko¬runabilmeleri için gerekli bütün
eğitim ve bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirilecek ve ölümle
sonuçlanma ve sakat bırakma oranlarının en aza indirilmesi asgariye
in¬dirgenmesi sağlanacaktır.
Ruh sağlığı hizmetlerinin toplum hekimliği merkez¬leri bünyesine
hizmetlerine eklenmesi sağlanacaktır.
Toplum hekimliği, birinci kademe sağ¬lık ocakları hizmetinin temelini
oluşturacak¬tır. Aile Hekimliği sistemine, Toplum Hekimliği¬nin tüm
eksiklikleri giderildikten sonra geçilecektir.
• II. ve III. KADEME SAĞLIK HİZMETLERİ
İkinci kademe sağlık hizmetleri bölge ve merkez hastane¬leri ile;
üçüncü kademe sağlık hizmetleri ise eğitim ve üni¬versite hastaneleri
kanalıyla sağlanacaktır.
Bölge ve merkez hastaneleri ile eğitim ve üniversite has¬taneleri idari
ve mali özerkliğe kavuşturulacaktır. Bu has¬tanelerin araç – gereç ve
altyapı eksiklikleri giderilecek, araştırma ve eğitim süreçleri
etkinliğe kavuşturulacaktır.
Hasta sevk zinciri rasyonel ölçütlerle etkin olarak çalıştırı¬larak
sağlık sistemindeki yığılmalar, zaman ve emek kayıp¬ları önlenecektir.
Her hastaneye acil servis birimi açılacak: Yeterli sayıda eğitimli acil
hekimi ve sağlık personeli temin edilecektir.
ÇAĞDAŞ SAĞLIK HİZMETLERİ
Genel bütçeden sağlık sektörüne ayrılan pay artırıla¬cak: Kamusal veya
özel daha fazla kaynağın, milli gelirin daha büyük bölümünün sağlık
sektörüne yönelmesi sağ¬lanacak, bu konuda Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO)
önerileri dikkate alınacaktır.
Koruyucu sağlık hizmetlerinin sigorta primleriyle değil, AB ülkelerinde
olduğu gibi vergilerle finanse edilmesi sağla¬nacaktır.
İşyeri hekimliği: 50’den fazla çalışanın olduğu işyerlerin¬de, işyeri
hekiminin tam gün bulundurulması uygulaması¬na etkinlik
kazandırılacaktır.
Özel sağlık yatırımları belirli tıbbi dallarda özendiri¬lecek: Özel
sağlık yatırımları, özellikle uluslararası sağlık turizmine yönelik
alanlarda teşvik edilecektir.
Özel sağlık kurumlarının hizmet kalitesi ve fiyatları etkin olarak
denetlenecektir. Vergi mükellefleri satın alacakları özel sağlık
hizmetlerini belirli kriterlerle gelir vergilerinden düşebileceklerdir.
Acil servis hizmetleri etkinleştirilecek gerektiğinde en¬tegrasyon
sağlanarak özel sektörden hizmet satın alına¬caktır.
Ruh sağlığı, Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Tedavi Merkezleri
(AMATEM), Bağımlılara Dönük Re¬habilitasyon Hizmet Kuruluşları –
Merkezleri çoğaltılıp, geliştirilecektir.
Sağlık meslek kuruluşlarından sektöre daha çok kat¬kı: İlgili meslek
odaları ile sivil toplum kuruluşlarından, sağlık hizmetleri
standardizasyonu, planlaması, yönetim ve denetimi konularında yasal
düzenlemelerle güvence altına alınan aktif katılım sağlanacaktır.
Tıp ve uzmanlık eğitiminin niteliği yükseltilecek; Türk tabiplerinin,
diş hekimlerinin ve eczacıların Araştırma ve Geliştirme (AR-GE)
çalışmaları ve tam teşekküllü labora¬tuarlar kurulması desteklenecektir.
Dünyadaki gelişmeler de dikkate alınarak, moleküler biyoloji ve
biyo-teknoloji konusunda AR-GE çalışmalarına ayrıcalıklı yer
tanınacak¬tır.
Eczacılık hizmetlerinin gelişmesi desteklenecek: Kamu kurumlarının
eczacılara yönelik mükellefiyetlerini zama¬nında yerine getirmesi
sağlanacak, bireysel eczacılık des¬teklenecek, eczanelere açılma izni
verilmesi için eczacı sahip ve mesul müdürü olma koşulu aranacaktır.
Ecza¬nelere eczacılık dışında tahsilat gibi görev ve sorumluluk
verilmeyecektir.
Bilinçli ilaç tüketimi için ilgili meslek odalarıyla işbirliği
ya¬pılarak gerekli denetim sağlanacak, ilaç, aşı ve sarf mal¬zemesinin
Türkiye’de üretimi ve ihracatı desteklenecek¬tir. Jenerik (eşdeğer) ilaç
kullanımı ve yurt içinde üretimi özendirilecektir.
Ülke genelinde yatak ve sağlık tesisi dağılımı yeterli ve dengeli hale
getirilecek: Kent nüfusuyla kentte mev¬cut hastane yatak kapasitesi
arasında uyum olması, bu konudaki eksikliklerin giderilmesi
sağlanacaktır.
Ülke genelinde sağlık kuruluşu sayısı her 3000 nüfuslu mahalleye bir
tane olmak üzere rasyonel bir planlama ile yeterli düzeye çıkarılacak;
gezici sağlık personelinin hiz¬met kalitesinin ve sayısının arttırılması
sağlanacaktır.
Ülkemiz sağlık sektörünün ileri teknolojik donanımında ve hizmet
potansiyelinde yapılacak bir planlama ile mevcut ihtiyaç fazlasının yurt
dışı talebe de yönlendirilmesi kapasitenin en verimli biçimde kullanımı
desteklenecektir.
Bakıma muhtaç yaşlılarımızın bakımı için yeterli sa¬yıda geriatri
bölümleri merkezleri ve huzur evleri açılacaktır. Bakıma muhtaç
yaşlılarımızın bakımı, sağlık sorunları, yaşam kalitelerinin
arttırılması ve toplumdan soyutlanmadan yaşayabilmeleri için de geriatri
merkezle-rinin ve huzur evlerinin desteklenmesi, yerel yönetimler ve
gönüllü kuruluşların da katkılarıyla sayılarının arttırıl¬ması
sağlanacaktır.
Yatalak durumda bulunan bütün yaşlı vatandaş¬larımıza, evlerinde de
sağlık hizmetlerinden ya-rarlanabilmeleri için yardımcı sağlık personeli
görevlendirilecek, yaşlıların göz ve diş sağlığının sağlan¬ması
korunması için düzenli taramalar gerçekleştirilecektir.
• HASTA HAKLARI
Her düzeyde kamu sağlık personeli için liyakat siste¬mi getirilecektir.
Genel pratisyenlikte uzmanlaşma sistemi getirilecek; Pratisyen
hekimlerin çalışma şartları-eğitim-özlük hakları ve teşvik mekanizmaları
ile ülkemiz sağlık sistemine aktif katkıda bulunmaları sağlanacaktır,
Pratisyen hekimlerin, sağlık yönetimi, sağlık sigortacılığı, kamu
sağlığı hekimliği, spor hekimliği, adli hekimlik, acil yardım hekimliği
gibi be¬lirlenecek konularda mezuniyet sonrası eğitim program¬ları ile
uzmanlaşması sağlanacaktır.
Hem hasta hakları hem de sağlık çalışanlarının hakla¬rı özenle
gözetilecek: Hem halkın, hem de sağlık çalışan¬larının mevcut sağlık
sistemi sürecinde mağduriyetlerine son verilecek, sağlık, hizmeti
sunanın da hizmeti alanın da memnun olduğu bir alan haline
getirilecektir.
Kamu sağlık personelinin özlük ve çalışma haklarına say¬gılı etkin
önlemler alınacaktır. Tüm sağlık çalışanlarının emeklerinin, verdikleri
hizmetlerin karşılığını almaları sağ¬lanacaktır.
Mahrumiyet bölgelerinde görevlendirilen hekimler döne¬ceği tarih ve
yeri, göreve gitmeden önce bilecek, mahru¬miyet bölgesinde çalışan hekim
ve sağlık personeline ek gelir ve diğer sosyal olanaklar sağlanacaktır.
Sağlık kurumlarında yurttaşların yaşamsal nitelikli sağlık hizmeti
gereksinimlerinin aksatılmaması kaydıyla, tüm sağlık personeline grevli,
toplu sözleşmeli sendikal haklar sağlanacaktır.
• AİLE PLANLAMASI POLİTİKALARI
VE ANA - ÇOCUK SAĞLIĞI
CHP, aile planlaması konusunda, genel sağlık ve eğitim düzeyindeki
eksikliği bir an önce giderici, bazı yöresel de¬ğer yargılarının olumsuz
etkilerini değiştirici gerçekçi bir programı, koruyucu hekimlik
hizmetleri altında planlaya¬rak uygulamaya geçirecektir.
Sağlık, aile planlaması, nüfus artışının sosyo-ekonomik etki¬leri gibi
konular örgün eğitim programlarına dâhil edilecek, aile planlaması
konusunda uzmanlaşmış sağlık personelinin kırsal kesimde istihdamı için
özendirici önlemler alınacaktır.
Ana, bebek, çocuk ölüm oranları avrupa ülkeleri dü¬zeyine çekilecek:
Çok yüksek düzeyde olan ana, bebek, çocuk ölüm oranlarının Avrupa
ülkeleri ortalaması? düze¬yine çekilebilmesi için başta sağlık personeli
ile doğum ve yeni doğan bakımı olmak üzere, gerekli her türlü altyapı
hizmeti oluşturulacak, ilgili sağlık hizmeti yaygınlaştırıla¬cak,
toplumun bilgilendirilmesi sağlanacaktır. Yoksul aile¬ler için hamile,
lohusa, bebek ve çocuklara gıda yardımı ve ücretsiz ilaç temin
edilecektir.
Yurttaşlarımızın cinsel sağlık ve cinsel yolla bulaşacak has¬talıklar
konusunda bilinçlendirilmesi için gerekli çalışma¬lar yapılacaktır.
Sağlık Taramalarına başta çocuklar ve kadınlar olmak üze¬re süreklilik
kazandırılacaktır.
Büyük ve orta ölçekli işletmelerde, birinci basamak sağlık hizmeti
sağlayabilecek ünite, kreş ve emzirme odası ola¬nakları sağlanması
öngörülecektir.
Doğum yapan sigortalı kadınlarımıza gerekli bütün sos¬yal haklar
tanınacak ve altı ay süre ile emzirme yardımı sağlanacaktır.
ENGELLİ YURTTAŞLARIMIZA GEREKLİ DESTEK VERİLECEKTİR
Sosyal devlet anlayışımızın gereği olarak, engelli bireylerin çağdaş
yaşamın gerektirdiği olanaklara her alanda kavuş¬malarını temel bir
insan hakkı olarak kabul ediyoruz.
Engelli sorunlarını bireysel bir sorun olarak değil, her¬kesin ortak
duyarlılığını gerektiren toplumsal bir sorun olarak değerlendiriyor ve
engellilere merkezi ve yerel yö¬netimler tarafından götürülecek bütün
hizmetlerin sosyal devlet ilkelerine göre oluşturulmasını öngörüyoruz.
Engelliler için sağlık, istihdam ve sosyal güvenliği kapsayan bir
entegre çözüm modeli oluşturulacak: Çocuğun engelli doğmasına ya da
sonradan engelli ol¬masına neden olan faktörler, yakın akraba
evliliklerinin ya¬ratabileceği riskler konularında vatandaşlarımızın
bilinç-lendirilmesi sağlanacak, bu alanda eğitimsel çalışmalar
yaygınlaştırılacaktır.
Sağlıklı gebelik ve engelliliğin oluşmasını önlemek için bilinçlendirme
yapılacak, gebelik, doğum ve yeni doğan bakımı sağlık personeli
gözetiminde sürdürülecektir.
Birleşmiş Milletler Engelliler Hakkı Sözleşmesinin devlete yüklediği
tüm sorumlulukların gereği yerine getirilecektir.
Engellilere yönelik eğitim ve rehabilitasyon, meslek edin¬dirme ve
istihdam, bakım ve koruma hizmetlerinin sunul¬masında ve
yaygınlaştırılmasında devlet birinci derecede sorumlu olacaktır.
Engellilere yerel yönetimlerin ve gönüllü kuruluşların eş¬güdümünde
sağlanacak devlet yardımının, ömür boyu kesintisiz olması hedef
alınacak; tüm engellilerin, bak¬makla yükümlü oldukları aile fertleri
ile beraber, eğitim, korunma, istihdam edilebilir beceriler kazanma,
kamusal hizmetlerden istifade etme ve kişiliğin gelişimi hakların¬dan
yararlanmaları sağlanacaktır.
Engellilere yaşamı kolaylaştıracak, çevreye uyumlarını sağ¬layacak,
üretkenliklerini artıracak, yaşamlarına kalite kata¬cak her türlü devlet
desteği verilecektir. Yerel yönetimlerin sorumluluğu altında, tüm
fiziksel alanlar engellilere yönelik olarak mutlaka düzenlenecek,
engellerin kaldırılması sağ¬lanacaktır.
Engelli ailelere yönelik eğitim ve sosyal danışmanlık hiz¬metleri
yaygınlaştırılacak, ulusal düzeyde rehabilitasyon programları ve
merkezleri oluşturulacak,
Engellilere çok yönlü özel eğitim sağlanacak: Engellile¬rin eğitimine
gereken önem verilecektir.
Engellilere gerekli eğitimi bedelsiz sağlamak devle¬tin öncelikli
görevi olacak: Engellilerin yeterli eğitimi alabilmeleri için gerekli
koşullar devletçe geliştirilecek ve desteklenecektir. Konularında özel
eğitilmiş uzman ve personelin istihdamına özen gösterilecek, Rehberlik
ve Araştırma Merkezi hizmetleri ile engellilerin eğitimi des¬teklenip,
etkinleştirmesi sağlanacaktır.
Engellilerin eğitilerek meslek edinmeleri hedef alına¬cak: Engellilere
yönelik eğitimin her kademesinde, her engel grubunun durumuna ve
ihtiyaçlarına uygun altyapı ve teknolojik olanaklar sağlanarak eğitim
kalitesi yüksel¬tilecek, engellilerin meslek ve sanat edinmelerine özen
gösterilecek, engelli çocukların gelişim düzeylerine göre, sağlıklı,
verimli, üretken ve dışa açık olma bilinçlerinin ge¬liştirilmesi hedef
alınacaktır.
Zihinsel engellilerin erken tanı, tedavi ve eğitimi için özel proje
uygulanacak: Ağır gelişen, tam gelişmeyen veya zihnen engelli çocukların
özel yöntemlerle eğitimle¬ri, çalışma olanağına kavuşturulmaları ve
topluma kazan¬dırılmaları için özel projeler uygulamaya konulacaktır.
İşitme ve görme engellilere güçlü eğitim desteği sağ¬lanacak: İşitme ve
görme engelliler için üniversiteler dâhil, eğitimin her kademesinde,
rahat ve kaliteli eğitim yapabilmelerini sağlayacak çağdaş teknik
altyapı ve dona¬nım sağlanacak, onlara özel kütüphane ve sanal öğrenme
ortamları oluşturulacaktır.
Engelliler için kişiye özel sürekli eğitim olanağı: Okul çağını aşmış
engellilerin sürekli eğitimi belediyelerle işbir¬liği içinde, kişiye
özel uygulamalar çerçevesinde yürütü¬lecektir.
Engellilere yönelik meslek edindirme programları et¬kinleştirilecek:
Engellilere mesleki eğitim veren kurum¬larda branş öğretmeni ihtiyacı
karşılanacak, belli işleri yapabilecek bütün engelli kişilere gerekli
meslek ve sanat eğitimi olanağı devletçe sağlanacak, özel donanımlı
eğitim ve teknoloji merkezleri yoluyla her yaştaki ve her yöredeki
engelli bireylerin bilgi kaynaklarına daha kolay ulaşmaları ve
kendilerini özgürce geliştirmeleri sağlanacaktır.
Engelliler için spor olanakları yaygınlaştırılacak: En¬gelliler için
uyarlanan spor araçları yaygınlaştırılacak, ye¬rel yönetimler eliyle
engellerlilerimizin bu araçlardan ya¬rarlanabilmeleri için gereken
tedbirler alınarak toplumda farkındalik yaratılması sağlanacak ve spor
yoluyla engelli¬lerin toplumla kucaklaşması kolaylaştırılacaktır
Engellilere iş ve meslek danışmanlığı sağlanacak: En¬gellilere yönelik
uygun işe uygun eleman stratejisi oluştu¬rulacak, İş ve Meslek
Danışmanlığı ile işe uyum için reh¬berlik hizmetleri ülke genelinde
sağlanacaktır.
Engelli rehberlik merkezleri açılacak: Engelli gençleri kendi kendine
yeterli hale getirmek, üretici olmaları ve top¬luma uyumlarını sağlamak
için rehberlik, rehabilitasyon ve sosyal hizmetlerin sunulacağı Engelli
Rehberlik Merkez¬leri açılacak, engelliler için uygun özel istihdam
alanları yaratılacak, istihdamı zorunlu olan engellilerle ilgili yasal
düzenlemeye işlerlik kazandırılacaktır.
Engellilere erken emeklilik: Engellilerimize yönelik sağ¬lık ve sosyal
güvenceler eşliğinde, çalışan engellilere erken emeklilik sağlanacaktır.
Engellilerden sorumlu özerk kurum başkanlığı: En¬gellilerin
sorunlarının çözümü için Başbakanlığa bağlı Engellilerden Sorumlu özerk
bir kurum kurulacak, ilgili Bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar ile sivil
toplum örgütleri arasında katılım ve eşgüdüm sağlanacaktır.
GENÇLERİMİZ İÇİN YENİ BİR DÜNYA
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün Laik Cumhuriyeti gençliğe emanet
eden anlayışını yürekten benimsemiş, varlığını gençliğin özgürlüğü,
dinamizmi, devrimci ruhu ve başarısıyla bütünleştirmiş bir partiyiz.
Nüfusumuzun büyük bölümünü oluşturan gençlerimiz, ülkemizin aydınlık
geleceğinin güvencesidir. Geleceğimiz, onların özgürlüğüne, eğitimine ve
başarısına bağlıdır. Gençlerimizin iyi eğitimli, özgüvenli, hoşgörülü,
kültürlü, sorumluluk duygusu yüksek, laik demokratik Cumhuriye¬timizin
birikimlerini, Atatürk ilke ve devrimlerinin özünü, insanlığın yüksek
ahlaki değerlerini içtenlikle özümseyen, tarih bilincine sahip özgür
bireyler olarak yetişmesi en önemli görevimizdir.
Hedefimiz, gençlerimizin üretken, kendisine, ailesine ve ülkesine karşı
sorumluluklarının bilincinde; sağlıklı, bilgili, eğitimli, çağdaş
bireyler olarak yetiştirilmesini sağlayacak ortamı kurmaktır.
Yaratıcı, özgün, özgür ve insan haklarına saygılı, laik, demokratik
değer ve davranışlara sahip bir gençlik: Gençliğin yaratıcı, özgün ve
özgür düşünebilen, kültürlü, insana, emeğe ve düşünceye saygılı sağlıklı
bireyler olarak geliştirilmeleri için her türlü önlem alınacak;
kendilerini ve yaratıcılıklarını geliştirerek, insan haklarına saygılı,
laik, de¬mokratik değer ve davranışlara sahip, ülke ve dünya barı¬şına
katkı sağlayan, çevre ve toplumsal alanlarda etkin ve duyarlı bir
gençlik için her türlü çaba sarf edilecek, gerekli destek sağlanacaktır.
Gençlik bilgi çağı ile buluşturulacak: Çocuklarımızın ve gençlerimizin,
ailelerinin mali gücüne bağlı olmadan en iyi eğitimi almaları, gençliğin
bilgi çağı ile buluşturulması gerçekleştirilecektir.
Tüm üniversite öğrencilerine yaşam destek kredisi: Ta¬lep eden tüm
üniversite öğrencilerine düşük faizli, kamu destekli ‘’Yüksek Eğitim
Yaşam Destek Kredisi’’ verilecek¬tir. Kredi geri ödemesinin eğitim
sonrasındaki beş yıl için¬de gerçekleşmesi öngörülecektir.
İmkânı olmayan tüm gençlere karşılıksız eğitim bur¬su: Maddi olanağı
olmayan tüm ön lisans, lisans ve yük¬sek lisans öğrencilerine yeterli
düzeyde Karşılıksız Eğitim Bursu sağlanacaktır.
Gençlere kırsal kesimde uygulamalı eğitim ve staj ola¬nağı: Kırsal
kesimde, köy ve mezralarda yaşayan genç¬lerin, başta seracılık,
arıcılık, hayvancılık, tarım ve diğer ziraat alanlarında uygulamalı
eğitim almaları konusunda özendirici ve kolaylaştırıcı düzenlemelere
gidilecektir.
Gençler için çıraklık eğitimine yeni vizyon: Çıraklık eği¬timinin
kapsamı genişletilecek, mesleki ve teknik eğitim veren okullarımızın tam
donanımlı çağdaş bir yapılanma anlayışı içerisinde, ara eleman eğitimi
alan gençleri en iyi şekilde yetiştirmeleri sağlanacaktır.
Sağlıklı bir gençlik önceliğimizdir: Gençlerin bedensel, ruhsal ve
cinsel gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamla¬yabilmeleri için
alınabilecek önlemler ilgili bakanlıklarla eşgüdüm içinde belirlenecek
ve yerel yönetimlerin de katkısıyla uygulamaya geçirilecektir.
Uyuşturucu tuzakları kurutulacak: Gençlerimizin kötü alışkanlıkları
edinmeleri, uyuşturucu kurbanı olmaları, başta eğitim alanları olmak
üzere sosyal çevrenin bu tür yapılanmalara zemin oluşturması kesinlikle
önlenecektir.
Kimsesiz gençlere yaşam desteği: Çocuk Esirgeme Kurumu’nda barınan ve
kimsesiz olan gençlerimiz, eğitim¬lerini tamamlayıncaya veya kendilerine
istihdam olanağı sağlanıncaya kadar devletin güvencesi altında
olacaktır.
Psikolojik danışma merkezleri: Aile veya topluma uyum sağlamada,
gelecek ile ilgili planlamada, zararlı alışkanlık¬lardan korunma
sorunlarında aile ve gençlerimize destek verecek ‘Psikolojik Danışma
Merkezleri’ yaygınlaştırılacaktır.
Sosyal, üretken ve yaratıcı gençlik: Çocukların ve genç¬lerin boş
zamanlarını değerlendirmeleri için, yerel yö¬netimlerin de yaygın katkı
ve sorumluluğu altında, spor, sanat, gezi, araştırma gibi sosyal
projeler geliştirilecek, çocuklarımızın sosyal, üretken ve yaratıcı
olmaları destek¬lenecektir.
Gençlere yurt desteği: Tüm yüksek öğrenim öğrencile¬rine, sağlıklı,
güvenli, kütüphane ve internet altyapısına sahip, cemaat baskısı altında
olmayan, barınma ve yurt olanakları sağlanacaktır. Belediyelerin bu
alanda sorum¬luluk üstlenmeleri desteklenecektir.
Demokratik haklarını özgürce kullanan gençlik: Genç¬lerimizin
üniversite yönetimleri ile toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşamın her
alanına özgürce katılımları sağla¬nacak; okul ve üniversitede öğrenci
örgütleri oluşturma¬ları, okul dışında ise kültürel etkinlikler amaçlı
gençlik der¬nekleri kurmaları desteklenecektir. Gençliğin politikada
aktif olarak yer alması için gerekli teşvik edici önlemlerin alınması
hedef alınacaktır.
Sosyal ve yüksek kültürlü gençlik: Mesleki ve genel liselerde,
öğrencilerin meslek seçimini kolaylaştıran yön¬lendirme ve destek
çalışmaları yapılırken, diğer yandan müzik, tiyatro, spor, edebiyat
sosyal ve sanatsal yetenek¬lerinin de ortaya çıkarılmasına azami gayret
gösterilecek¬tir. Bu amaçla;
Gençlik ve kültür merkezleri: Eğitim ve gelir düzeyi¬ne bakılmaksızın,
bütün gençlerimizin yararlanabileceği gençlik ve kültür merkezleri
kurulması için yerel yöne¬timler desteklenecek, üniversitelerin
bünyesinde kurulan kültür merkezi ve spor tesislerinin
yaygınlaştırılması sağ-lanacaktır.
Cumhuriyet gençlik evleri: Kent merkezlerinde gençle¬rin serbest
zamanlarını değerlendirmelerine katkı için,hoşgörülü, farklılıkları bir
değer olarak gören, ulusal değerleri özümsemiş, dünyaya açık bir
gençliğin buluşacağı Cumhuriyet Gençlik Evleri Projesi
gerçekleştirilecektir.
İller arası gençler değişimi programı: Gençlerin bera¬berlik ve
kaynaşmalarını sağlamak, ülkemizin farklı bölge¬lerinin kültür ve
gelenekleri ile gençlerimizi kaynaştırmak amacıyla, gönüllü kuruluşların
desteği sağlanarak İller Arası Gençler Değişimi Programının uygulanması
yay¬gınlaştırılacak, ülkelerarası gençlik değişim programları
önemsenecektir.
Çağdaş gençlik kampları: Tatillerini hem dinlenmek hem de mesleki ve
kültürel birikimlerini geliştirecek şekilde de¬ğerlendirmeleri için
Çağdaş Gençlik Kampları yaygınlaştı¬rılacak, eğitim ve spor kampları
açılarak gençlerimizin yaz tatilleri süresince, zaman ve enerjilerini
faydalı bir şekilde değerlendirmeleri sağlanacak, kendi yetenek ve
eğilimle¬rini keşfetmelerine katkıda bulunulacaktır.
Gençlere istihdam olanağı, sosyal güvenlik desteği: Ekonomik ve sosyal
politikalarda gençliğin ihtiyaçlarına öncelik verilecek, Genç İş Kur,
GENÇ-İŞ, İş Becerisi Kazan¬dırma Kursları, Mesleki Eğitime Sosyal
Güvenlik Desteği, Tarımda Çıraklık Kursları, Kırsal Kesim Mesleki Eğitim
ve Sosyal Hizmetler gibi farklı Projelerin uygulamaya geçiril¬mesi ile
gençlere girişimcilik, meslek edindirme, istihdam ve sosyal güvenlik
alanlarında doğrudan destek temin edilecektir.
Gençlerin ulaşım vasıtalarından çok düşük fiyatlarla ya¬rarlanmaları,
kültür ve sanat faaliyetlerini izlemek isteyen gençlere de özel fiyat
uygulanması sağlanacaktır.
SAĞLIKLI BİR GENÇLİK VE TOPLUM İÇİN SPOR HERKES İÇİN SPOR
Sporun her yaşta herkes tarafından düzenli şekilde yapı¬larak, sağlıklı
bir yaşam biçimi olarak benimsenebilmesi için gerekli fiziki ortamın
geliştirilmesi hedef alınacak, bu amaçla yerel yönetimlerin ve gönüllü
sivil toplum kesim¬lerinin katkıları desteklenecek, evrensel spor
kültürünün ülkemizde de yaygınlaşması sağlanacaktır
Gençlik ve spor kulüpleri kendi mevzuatına kavuştu¬rulacak: bu tür
kuruluşlar, etkin, verimli, dinamik bir an¬layışın hâkim olduğu bir spor
yönetimi yapılanması hedef alınacak; Spor Federasyonlarının demokratik,
denetime açık, aktif, şeffaf ve katılımcı bir anlayış içerisinde özerk
ola¬rak örgütlenmeleri desteklenecektir.
İlk ve orta eğitim için spor ders kitabı, okullarda yay¬gın spor
etkinliği: İlk ve orta eğitimde spor ders kitabı hazırlanarak
gençlerimize bu alanda teorik bilgilendirme imkânı sağlanacak, beden
eğitimi derslerinin çağa uygun bir anlayış, içerik ve yoğunluk
çerçevesinde sağlanması, okul ve üniversite ortamlarında sportif
faaliyetlerin ço¬ğaltılması, başta atletizm olmak üzere kitle
sporlarının ve spor yapma bilincinin yaygınlaşması amaçlanacaktır.
Yetenekli çocuk ve gençlerin tespiti ve aktif spora yönlendirilmeleri
sağlanacak: Bu amaçla, başta beden eğitimi ve spor yüksekokulları olmak
üzere üniversiteleri¬miz, kulüpler, kamu ve özel kurum ve kuruluşlarla
işbirliği içerisinde ülke genelinde düzenli olarak Sportif Yetenek
Taraması yapılacak; gelecek vadeden çocuklarımıza ilgili spor dallarında
maddi ve manevi her türlü destek sağla¬nacaktır.
Devlet, toplumun spor yapma ihtiyacına duyarlı ola¬cak: Kitlelerin spor
yapılmasını teşvik etmek üzere altyapı hizmetleri genişletilerek amatör
sporun geliştirilmesine önem verilecek, devletin amatör spor
kulüplerimize daha çok kaynak ayrması, yerel yönetimlerin amatör spor
ku¬lüplerini siyasi tercihlere yönelmeden desteklemeleri sağ¬lanacaktır.
Amatör sporların her türünün eğitim sistemi içinde yer alması
sağlanacak ve öğrencilerin bu sporlara katılımını kolaylaştırıcı ve
özendirici koşullar oluşturulacaktır.
Çalışan insanlarımıza spor yapma ortamı sağlanması ama¬cıyla kamu ve
özel işletmeler tarafından spor tesislerinin yapılması desteklenecek;
gerekli teknik donanıma sahip olan, spor ve sağlık uzmanlarını istihdam
eden Sporcu Eğitimi Sağlık ve Performans Merkezleri, bilimsel ve
uygu¬lamacı birimler olarak oluşturularak, ülke genelinde
spor¬cularımızın ve kulüplerin kullanımına açılacaktır.
Yerel yönetimlerin, özel kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde, spora
daha çok kaynak aktararak, geniş kitlelerin toplu spor yapabilmelerini
sağlamaya yönelik, uluslarara¬sı normlara uygun standartlarda olan
tesislere ve alt yapı¬ya ağırlık vermeleri desteklenecektir. Kamu
alanlarının kullanımında yer alan spor tesislerinin okullar, amatör spor
kulüpleri ve yurttaşlar tarafından ve¬rimli bir şekilde kullanımı
sağlanarak, tesislerin tam kapasi¬teyle değerlendirilmesi hedef
alınacak; yeterli sayıda spor tesisinin engelliler tarafından da
kullanılabilir hale getiril-mesi sağlanacaktır.
Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı yurtlarda barınan tüm çocuklarımızın,
Ceza ve Tevkif evlerindeki hükümlü ve tu¬tukluların spora aktif olarak
katılmaları desteklenecektir.
Uluslararası spor etkinliklerinin ülkemizde daha fazla ya¬pılabilmesi
desteklenecek; öncelikle altyapı, konaklama, ulaşım ve spor tesislerinin
oyunlara uygun hale getirilmesi sağlanacaktır. Bu kapsamda, ülkemizde
olimpiyat oyunla¬rının düzenlenmesi için bir stratejik eylem planı
hazırlana¬cak ve uygulamaya konacaktır.
Ulusal Spor Konseyi Kurulacak:Tüm spor branşlarının ve
örgütlenmelerinin temsil edildiği Ulusal Spor Konseyi kurulacaktır.
Spor Etik Kurulu Etkinleştirilecek: Spor müsabaka¬larında; şiddet ve
etik dışı toplu davranışların önlenmesi, sporda centilmenliğin
özendirilmesi, Spor Etik Kurulu ça¬lışmalarının etkinleştirilmesi,
sporun evrensel ruhunun ve kültürünün yaygınlaşması hedef alınacaktır.
ÇEVREYE DUYARLILIK ÇAĞDAŞLIKTIR
Çevre Hakkı, temel insan hakları arasında yer almaktadır. Temiz doğa,
yeşil çevre, dengesi korunan atmosfer çağı¬mızın büyük iddiasıdır. Böyle
bir ortamda yaşamak birey¬lerin temel hakkıdır.
Büyüme hedef ve stratejilerinin belirlenmesinde; doğal kaynakların
sınırlılığını dikkate alan, 21’inci yüzyılda kü¬resel çevre sorunlarının
başında gelen küresel ısınma ve iklim değişikliği, çölleşme, kuraklaşma,
erozyon süreçleri¬ni yakın geleceğin evrensel tehdidi olarak algılayan,
yaşa¬nabilir ve sürdürülebilir çevreyi mümkün kılan kalkınma ve
toplumsal yapıyı oluşturma anlayışının, toplumun her kesimine
benimsetilmesine çalışılacaktır.
Su kaynaklarının azalması, kirlenmesi, verimsiz ve yanlış kullanımları
ile topraklarımızın çölleşmesi ve erozyonla yok olması en aza
indirilecek, yeşil örtünün ve canlı ya¬şamın birlikte oluşturduğu
ekolojik dengenin insanlığa sunduğu doğal zenginliklerin bilinçsizce
kullanılması en¬gellenecektir.
Ekolojik dengeleri gözetmeyen kalkınma çabaları başa¬rısız kalmaya
mahkûmdur. Bu nedenle üretim, büyüme, sanayileşme, kentleşme
stratejileri ve politikaları, çevresel değerleri, doğayı ve atmosferi
tahrip etmeden yürütüle¬cektir.
Teknoloji tercihlerinde çevreyi koruma boyutu dikkate alı¬nırken, çevre
kirliliğinin önlenmesi ile ilgili teknolojilerin transferi ve üretimi
desteklenecektir.
Bu anlayışla çağdaşlığın ve yaşamın en önemli unsuru olarak çevreyi
koruma ve geliştirme öncelikli hedef olarak uygulanacaktır.
ÇEVRE KORUMA POLİTİKALARI
Kirlenmenin giderilmesindeki maliyetin korumadan daha fazla olduğu
bilinciyle, çevrenin kirletilmeden korunması.
Türkiye’nin çevre envanteri çıkarılacaktır: Türkiye’nin çevresel
değerlerinin tespiti, izlenmesi ve tanıtımında etki¬li bir çevresel
bilgi ağı kurulacak, yıllık değişimler, sorunlar ve çözümler halkımızın
bilgisine sunulacaktır.
Türkiye çevre eylem planı uygulanacaktır: Çevre politi¬kalarının en
önemli uygulama aracı olarak sektörel ve alan bazında Türkiye Çevre
Eylem Planı ulusal ve uluslar arası ihtiyaç ve yükümlülüklerimiz
çerçevesinde hazırlanacaktır.
Çölleşme ve erozyonla mücadele ulusal planı geliştiri¬lecektir: İklim
değişikliği ve kuraklığın etkilerini azaltan, su kaynaklarımızın verimli
ve doğru kullanımını sağlayacak, toprak örtüsünün erozyon ile yok
olmasına karşı hazırla¬nacak Ulusal Plansivil toplum kuruluşlarının
katkısıyla yü¬rürlüğe konulacaktır.
Topraksu genel müdürlüğü yeniden faaliyete geçe¬cektir: Her yıl 1
milyar 400 milyon ton toprağını erozyon¬la kaybeden Türkiye, Toprak
Yasası’nı derhal uygulamaya geçirecektir. Dağıtılan Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü yerine TOPRAKSU Genel Müdürlüğü kurulacak, Toprak Koruma ve
Arazi Kullanım Kanunları’nın uygulanmasında sorumluluk bu kuruluşa
devredilecektir.
Ulusal su tedarik ve kullanim programı uygulaması¬na geçilecektir: Bu
program çerçevesinde enerji ve su kullanımında tasarrufu sağlayan
uygulamalar desteklene¬cektir.
Tarımda suyu az tüketen, kuraklığa dayanıklı bitki türlerine
yönelinmesi, sulamada modern tekniklerin uygulanması özendirilecek;
yeraltı sularından yararlanmada kuyuların açılması, çekilen su
miktarları ve yeraltı su seviyelerinin kamu otoritesince sıkı olarak
denetlenmesi sağlanacaktır.
Özellikle içme suyu havzalarının koruma esasları titizlikle
uygulanacaktır.
Sulak alanların korunması için etkili koruma esasları getiri¬lecek,
ekolojik dengeyi bozan uygulamalar uygun tedbir¬lerle giderilecektir.
Kirleten öder ilkesine işlerlik kazandırılacaktır: Çev¬re
politikalarının uygulanmasında yerel yönetimlerin yet¬ki, görev ve
sorumlulukları artırılacak, denetim sürecine çevreci sivil toplum
örgütlerinin etkin olarak katılımları özendirilecek, çevrenin
kirlenmesinin bedelini kirletenin ödemesi sağlanacaktır.
Temiz çevre için kentsel altyapı tamamlanacaktır: Ülke genelinde
kentsel altyapıların, kanalizasyon ve arıt¬ma tesisleri’nin hızla
tamamlanması, bu kapsamda; katı atık sorununun ileri teknoloji ve sağlık
kuralları içinde çö¬zülmesi sağlanacaktır. İlçe, belde ve köylerde de
arıtma tesisleri kademeli olarak devreye sokulacak ve nehirlerin,
köylerin ve denizlerin kirletilmesi önlenecektir.
Tüm kent merkezlerinde, çöp ve atık rehabilitasyon pro¬jelerinin
uygulanması sağlanacak, katı atıkların arıtılmasını düzenleyecek yasal
ve kurumsal yapılanma gerçekleştiri¬lecektir.
Evsel ısınma ve kentsel ısıtmada çevreyi koruma bilinci de ön planda
tutulacak, temiz çevreye uyumlu yöntem, tek¬noloji ve yakıtların
kullanılması özendirilecek, tekrar kulla¬nılabilirlik ve geri dönüşüm
özendirilecektir.
Kentlerde hava ve gürültü kirliliği ile etkin olarak mücade¬le
edilecek, ulaştırma politikası bu amaca uygun doğrul¬tuda
geliştirilecektir.
Çevresel etki değerlendirmesinin (ÇED) etkin uygu¬lanması
sağlanacaktır. Sanayi ve büyük ölçekli altyapı politikaları, programları
ve yatırımlarının ÇED eşliğinde gerçekleştirilecektir.
Organize Sanayi Bölgeleri başta olmak üzere, sanayi ve enerji
tesislerinin, belirlenecek çevre standartlarına uy¬maları, bunun için
gerekli teknolojik önlemleri almaları sağlanacaktır.
Çevre düzeni planlari ile alt ölçekli planlama esasla¬rı bir bütün
halinde uygulanacaktır. Su havzaları, kıyı alanları ve kentsel alanlar
başta olmak üzere ülke bütü¬nünde imar ve kullanım esaslarını belirleyen
çevre düze¬ni planlarının etkin uygulanması sağlanacak, mevzi imar
uygulamaları ile çevre düzeni planı uygulamasının önüne geçilmesi
engellenecektir.
Çevre yönetiminde yeniden yapılanma sağlanacaktır: Türkiye’nin nüfusu
ve coğrafi büyüklüğü dolayısıyla kar¬şı karşıya bulunduğu çevresel
risklerin en aza indirilerek gelecek nesillere güvenli ve nitelikli bir
yaşam alanı mi¬ras bırakmak etkin bir çevre yönetimi anlayışıyla mümkün
olabilecektir. Bu çerçevede;
Çevresel Yönetim Ve Düzenleme Kurumu (Çydk) Ku¬rulacaktır: Su Yönetimi,
Arazi ve Toprak, İklim ve Biyolo¬jik Çeşitliliği Koruma, Uluslararası
Sözleşme ve AB mük¬tesebatının ulusal düzeyde uygulanması, çevresel
tedbir ve yatırımların yapılmasının sağlanması, teşvik ve ekono¬mik
tedbirlerin geliştirilmesi, kurumlar arası uyumun ve eşgüdümün
sağlanması konularında birçok kuruluşun ilgi alanında olan çalışmaların
bir idari yapılanma vasıtasıyla yönetilmesi sağlanacaktır.
Yüksek Çevre Kurulu: Çevre ve kalkınmanın birlikte ve sürdürülebilir
olarak yönetilmesi için siyasi kararlılık güç¬lendirilecektir. Çevreyi
etkileyebilecek önemli yatırım ve idari kararlarda bireyin ve toplumun
çevre hakkını göze¬ten kararları alabilecek ve bunun için gerekli kaynak
ve ekonomik tedbirleri belirleyecek Başbakanın başkanlığın¬daki Yüksek
Çevre Kurulu’nun etkinliği sağlanacaktır.
Çevre Ajansı: AB düzenlemeleriyle uyumlu, Ulusal Çevre Stratejisi ve
Ulusal Çevre Eylem Planı başta olmak üzere çevresel yatırım ve
performansın arttırılması, izlenmesi ve yönetilmesinde uluslararası
işbirliği ve yönetimi sağlaya¬cak düzeyde yeni bir Çevre Ajansı
kurulacaktır.
Çevresel Araştırma Kurumu Kurulacaktır. Bu Kurum ile, sanayileşmeden
kaynaklanan büyük çevre sorunları¬nın entegre çözümü için gereken geniş
çaplı araştırma¬ların yapılması ve ekonominin olanaklarıyla bağdaşan
çözümler oluşturulması sağlanacaktır. Bu kapsamda çev-resel bilgi ve
verilerin üretilmesi ile izleme ağının oluştu¬rulması, planların ve
kurumların ihtiyaç duyduğu her türlü ölçümleme bilimsel bir yaklaşımla
ortaya konacaktır.
Çevrenin korunmasında uluslararası düzeyde daya¬nişma sergilenecektir:
Türkiye Cumhuriyeti’nin çevre korunması konusunda imzaladığı
uluslararası belgelere uyulmasında kararlılık gösterilecektir.
Çevrenin korunması için bölge ülkeleriyle yakın bir işbirli¬ğine
girilecek, çevre alanında çalışan sivil toplum örgütle¬rinin birikim ve
olanaklarından ülkemizin en geniş biçim¬de yararlanması sağlanacaktır.
Ab’nin Yenilenmiş Lizbon Stratejisi Benimsenecek¬tir: Avrupa Konseyi
ile Avrupa Birliği’nin Avrupa’yı, enerji etkin ve düşük gaz emisyonu
temelinde bir ekonomiye dönüştürme kararı desteklenecektir. Çevre ve
Ekosistem Standartları, Çevre Hukuku ve Yasal Önlemler, sürdürü¬lebilir
kalkınma kriterleri ve taraf olduğumuz uluslar arası sözleşmeler ve
protokoller, Yenilenmiş Lizbon Stratejisi ilkeleri ile uyum içinde
yeniden belirlenecektir.
AB ile ilişkiler çerçevesinde, Çevre Teknolojileri Vizyonu nu
geliştirecek AB Çerçeve Programları, çevresel teknolo¬jilerde
yenileşmenin bir aracı olarak değerlendirilecektir.
Kyoto protokolünün ülke çıkarlarını da dikkate ala¬rak uygulanmasına
özen gösterilecektir.
KÜRESEL ISINMA
Küresel ısınmaya karşı mücadelede devlet ve yerel yö¬netimlerin
sorumlulukları ve yükümlülükleri belirlenerek, ulusal strateji
politikaları çerçevesinde yerine getirilmesi sağlanacaktır.
Küresel ısınmayla mücadele için ulaştırmada, deniz ve demiryollarıyla,
toplu taşımacılığın kullanımına ağırlık ve¬rilecektir.
Başta Afşin-Elbistan olmak üzere diğer düşük tenorlu lin¬yitleri
kullanan termik santrallerde yakma teknolojileri iyi¬leştirilecek; tüm
termik santrallerde az karbon ve yüksek verim içeren teknolojilerin
uygulanması öngörülecek ve baca gazlarının arıtılması için bütün termik
santrallere en kısa zamanda filtre takılacaktır..
Sanayide iklim dostu teknolojilerin kullanılması, hidrolik, güneş,
dalga ve rüzgâr enerjisi gibi yenilenebilir enerjile¬rin kullanımının
arttırılması sağlanacaktır.
Meteoroloji örgütü, kurumsal yapı, bilimsel kadrolar, araştırma
imkânları açısından geliştirip desteklenecek; Türkiye’deki sera
gazlarının gerçek değerlerinin tespitinin yapılması ve bu değerlerin
sürekli denetimi sağlanacaktır.
DENİZLERİMİZ VE TATLI SULARIMIZIN KİRLEN¬MESİNE KARŞI ETKİN MÜCADELE
YÜRÜTÜLE¬CEKTİR;
2005 Barselona deklarasyonu desteklenecektir: Bölge ülkelerinin
Akdeniz’de 2020’ye kadar çevre kirliliğini bü¬yük ölçüde azaltmak üzere
yayınladığı Barselona Dekla¬rasyonu ve bu kapsamda UFUK 2020 Programının
Akde¬niz ülkeleri tarafından başlatılması desteklenecektir.
Marmara Denizi’nin ve Boğazların kirlenmesi özel bir pro¬je kapsamında
kontrol altına alınacak, etkin denetim sağ¬lanacaktır.
Akdeniz ve Karadeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Uluslararası
Sözleşmeleri’nin uygulanması özenle sürdü¬rülecek, Karadeniz’i yoğun bir
şekilde kirletmekte olan Tuna Nehri’nin geçtiği ülkelerle yakın
ilişkiler kurularak kirlenme sürecine yönelik önlem almaları yakından
izle¬necektir.
Tüm kıyılarımızda kirliliğin ortadan kaldırılması, biyo-çeşitliliğin
korunması, sürdürülebilir balıkçılığa yönelik ça¬lışmanın yapılması,
toksin atıkların taşınması konularında ülke düzeyinde gerekli önlemler
alınacaktır. Bu konular¬da, gerek Akdeniz gerekse Karadeniz havzalarında
bulu¬nan tüm ülkeleri bağlayıcı uluslar arası bir düzenleme için AB’nin
ve Avrupa Konseyi’nin çalışmalarına destek verile¬cektir.
Deniz ve göl kıyılarının herkesin ortak kullanımı için korun¬ması, bu
alanlarda yapılanmanın ortak kullanımı engelle¬memesi, kentlerin yeşil
kuşaklarla donatılması sağlanarak kişi başına düşen yeşil alan miktarı
asgari 5 metrekare ola¬rak hedef alınacaktır.
Denizlerin kirlenmesinin yüzde 95 civarında karasal kö¬kenli olduğu
bilinciyle, yerleşim ve sanayi bölgelerinin arıtma tesisleri ve derin
deniz deşarjları ile ilgili olarak, alt yapı tesislerinin kurulması,
işletmeye alınması ve gerekli denetimlerin yapılması sağlanacaktır.
İnsan sağlığına zarar verecek düzeyde manyetik alan ya¬ratan tesislerin
yerleşme bölgelerinde kurulması engelle¬necektir.
HAYVAN HAKLARI
Hayvan haklarına saygının toplumun ortak değeri olması, Hayvan Hakları
Evrensel Bildirgesinin eksiksiz olarak yaşa¬ma geçirilmesi hedef
alınacak, hayvan haklarının korunması, sahipsiz evcil hayvanların yerel
yönetimlerce bakı¬ma ve kontrole alınması sağlanacaktır. Bu konuda,
mevcut sivil toplum örgütleriyle dayanışma içinde gerekli kurumsal ve
yasal düzenlemeler gerçekleş¬tirilecektir. Nesli tükenmekte olan hayvan
türlerinin ko¬runması için gerekli etkin önlemler alınacaktır.
Hayvan Hakları Koruma Kanunu çerçevesinde getirilen koruma
tedbirlerinin yerel yönetimler tarafından etkin bir şekilde uygulanması
sağlanacaktır.
|
|
|