Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun 20/05/2010
tarihinde kurultayda yaptığı konuşmadan notlar
CHP'NİN GÖRKEMLİ TARİHİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ: Böylesine
görkemli bir toplantıda kurultayımıza Mustafa Kemal'den İnönü'ye, Ecevit'ten
Deniz Baykal'a kadar bize bırakılan görkemli tarihin sahibi olacağız ve o
görkemli tarihi çağdaş uygarlığa taşıyacağız.
KASET İŞİNİ ÇÖZMEK HÜKÜMETİN İŞİ: İki olay
yüreğimizi burktu. Sayın Baykal'a karşı yapılan komplonun failleri henüz
çıkmış değil. O failleri bulmak, bizim boynumuzun borcudur. Hükümete düşen
görev, bu komplonun bir parçası değilse, failleri çıkarmak zorundadır. Yoksa
CHP iktidarında... sonuna kadar gideceğiz ve bulacağız onları.
BAŞKA YERDE KADER DEĞİL DE ZONGULDAK'TA MI
KADER: İkinci olayımız Zonguldak'ta yaşanan dramdır. Zonguldak'ta 30
canımızı kara elmas için kaybeden, alın teri döken, yüzlerindeki kömür
karası alınlarındaki akı gösteren emekçilerimizi kaybettik. Recep Bey diyor
ki, 'Bu yörenin insanları bu tür olaylara alışık. Ölüm bu mesleğin kaderinde
var' diyor. Dünyanın her tarafında maden çıkarılır, bizim kadar yaşamını
yitiren emekçiler var mı? Bizim kadar yaşamını yitiren işçiler var mı? Nasıl
oluyor da başka yerde kader olmayan bir olay, Türkiye'de, Zonguldak'ta kader
olabiliyor. Onların kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.
TAŞERONLUĞU GÖMECEĞİZ: Meraklanmasınlar, iş sağlığı ve
iş güvenliği nedir biz onlara öğreteceğiz. Bu işçilerimizin bir sorunu bir
derdi daha var. Yaşamlarını kaybeden bu işçilerimizin tamamı taşeron işçisi.
CHP iktidarında taşeronluğu kesinlikle gömeceğiz. Hiçbir işçi, kamuda
çalışan hiçbir işçi, yaşamı boyunca asgari ücrete mahkum olmayacak. İş
Yasası'nın getirdiği bütün olanaklardan yararlanacak. Toplu sözleşmeli,
grevli hakları olacak. Örgütlenmeden korkmayacağız, örgütlü toplum istiyoruz
zaten biz.
İLK ZİYARET ZONGULDAK'A: Buradan bütün
Zonguldak'lılara selam gönderiyorum ve Zonguldaklılar'a şunu söylüyorum.
Kurultaydan sonra ilk ziyaret edeceğim yer Zonguldak olacaktır. Emeğin
başkenti Zonguldak olacaktır.
KASIMPAŞALI ÜNVANINI ALIN: Sayın Başbakan
geçen gün herhalde ülkeyi yönetmekte biraz zorlandı veya sorunları gözardı
etmek için CHP'nin içişleriyle uğraşmaya başladı. Benim bildiğim hiçbir
Kasımpaşalı dedikodu ile uğraşmaz. Kasımpaşalılar yiğit insanlardır,
tuttuklarını koparırlar. Bel altı vurmazlar. Kasımpaşalı ünvanını ondan geri
almak da Kasımpaşalılar'ın görevidir.
AKP YÖNETMİYOR YÖNETİLİYOR, BİZ
YÖNETECEĞİZ: Güdümlü bir siyaset var. Yönetiliyorlar bunlar, ülkeyi
yönetmiyorlar. Birileri talimat veriyor, bunlar yerine getiriyorlar.
Türkiye'nin taşeron iktidara ihtiyacı yoktur. Biz yöneteceğiz. Halkla
beraber yöneteceğiz, hakça yöneteceğiz. Halkın çıkarlarından yana olacağız.
Halk için halka beraber mücadele edeceğiz.
YOKSULLUĞU, İŞSİZLİĞİ, HAKSIZLIĞI
BİTİRECEĞİZ: Türkiye'de yoksulluğun, işsizliğin, haksızlığın, rüşvetin
sonunu getirmek inşallah bize nasip olacaktır. Demokrasi çıtasını
yükselteceğiz. Bağımsız, özgür, güzel bir Türkiye'yi elbirliğiyle
yaratacağız.
ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELERİ KAPATACAĞIZ:
Bunlar demokrasi dediler, demokrasiyi katlettiler. Hukuk dediler, aydınları
toplayıp tutukluğu, infaza dönüştürdüler. DGM'leri kaldırdılar, özel
güvenlik güçleri, özel mahkemelerle aynı sonucu elde etmek için çaba
harcadılar. Size söz. Özel yetkili mahkemelere de son vermek bizim görevimiz
olacaktır.
DÜĞMEYE BASIYOR, UZUN YÜRÜYÜŞÜ
BAŞLATIYORUZ: Bu kongre tarihi bir kongredir. Bu kongrede, kongrenin bütün
üyeleri, bütün delegeleri, bütün milletvekilleri artık düğmeye basıyoruz.
Artık uzun yürüyüşümüzü başlatıyoruz. Yürüyüş değil artık iktidara
koşuyoruz.
ÖNCE HALK, SONRA HALK: Mustafa Kemal ve
arkadaşları bu ülkeyi kurarken 'önce halk' dediler. Önce halk. İlk sözümüz
halk, son sözümüz de halk olacaktır. Halkla beraber yürüyeceğiz. Biz
Türkiye'nin içinde bulunduğu çıkmazdan Türkiye'yi çekip kurtarmaya mecburuz,
zorunluyuz. Bunun andını verdik artık. Bunu ancak ve ancak CHP yapabilir.
CHP DEVRİMCİDİR: Neden CHP yapabilir. Çünkü
CHP, Kuva-i Milliye demektir. Çünkü CHP, müdafaa-i hukuk demektir. Çünkü
CHP, Anafartalar'dır, Conk Bayırı'dır. İzmir'de Hasan Tahsin, Lozan'da
İnönü'dür. Tuttuğunu koparır. Erzurum'da Nene Hatun, Kahramanmaraş'ta Sütçü
İmam'dır. CHP, budur. Genlerinde halkının çıkarlarını korumak vardır. CHP,
değişimcidir ve devrimcidir. Değişimi ve devrimi sonuna kadar götüreceğiz.
Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz. Korku imparatorluğu değil, sevgiyi ve
egemenliği bu ülkede egemen kılacağız. Demokrasiyi hukukla güçlendiriceğiz.
Böylece yürekli insanların yaşadığı bir Türkiye yaratacağız yeniden.
DÜŞMANIMIZ KİNDİR: Kardeşçe, beraber
olacağız. Kine asla ve asla kitabımızda yer yoktur. "Düşmanımız kindir"
diyen bir felsefeyi sonuna kadar götüreceğiz.Bir ozanımız diyor ki, "yok
edin insanın, insana kulluğunu". Yok edeceğiz insanın insana kulluğunu.
Kardeşçe yaşayacağız bu coğrafyada. Barış türküleri söyleyeceğiz. Kol kola,
omuz omuza mücadele edeceğiz. Açlığa karşı, yoksulluğa karşı, demokrasinin
çıtasının yükseltilmesi için hep beraber bu coğrafyada hepimiz kucaklaşarak
güzel Türkiye'yi yaratacağız yeniden.
ÇAYCI, SİMİTÇİ, İŞÇİ, ÇİFTÇİ, YENİDEN
ÜRETEN TÜRKİYE: Yaratacağız. Çaycısıyla, simitçisiyle, işçisiyle,
çiftçisiyle, emekçisiyle, bütün toplum katmanlarıyla beraber olacağız. Bu
ülkeyi kuran lider şunu söylüyor. Aynen okuyorum, değerli arkadaşlarım:
"Çalışmadan,yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamanın yollarını aramayı
alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra
hürriyetlerini, daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar" diyor.
AKP'nin izlediği ekonomi politikasına bakın. Üretmeyin
diyorlar. Tarlayı ekmeyin, para vereceğiz. Fabrikalar çalışmasın. Peki bu
ülkenin karnı nasıl doyacak. Birileri için Türkiye pazar mıdır. Buna izin
vermeyeceğiz. Yeniden üreten bir Türkiye'yi kuracağız. Sanayicisiyle,
çiftçisiyle, esnafıyla, serbest meslek erbabıyla istihdam yaratan, katma
değer yaratan ve yarattığı katma değeri hakça bölüşen bir Türkiye
yaratacağız.
SANAYİCİ ARTIK KAMU GÖREVLİSİ: Yenilikçiyi
teşvik edeceğiz. Arge yatırımlarına mutlaka ama mutlaka olağanüstü destek
vereceğiz. Sanayici artık bu ülkenin kamu görevlisidir. Çalışacak, üretecek,
istihdam yaratacak, uluslararası piyasalarda rekabet edecek. Onun önünü biz
açacağız. Bütün bürokratik engelleri kaldıracağız. Sanayici üretecek,
istihdam yaratacak.
ORGANİZE YATILI OKULLAR KURACAĞIZ: Ve
birşey daha söylüyorum, değerli arkadaşlarım. Her organize sanayi bölgesinde
sanayicinin beklediği ara eleman sıkıntısını gidermek için mutlaka ama
mutlaka organize sanayi bölgelerinde yatılı meslek liseleri kuracağız.
Kimseye yük olmayacak o çocuklar. Anne-babalarına yük olmayacak. Gelecekler,
okuyacaklar. O bölgede stajını yapacak, mezun olduğunda da işi hazır olacak.
Türkiye'yi kurtaracağız ve silkeleyeceğiz Türkiye'yi.
YARATTIĞIMIZ DEĞERİ HAKÇA
BÖLÜŞECEĞİZ: Bu ülkede, önce kendi sanayicinizi destekleyeceksiniz. Benim
ülkemde otobüs üretiliyorsa, niye ben dışardan otobüs alıyorum. Üstelik daha
pahalıya alıyorum. Bunun hesabını her gittiğimiz yerde bu iktidara zormak
zorundayız. Çiftçiyi perişan ettiler. Yunanistan'dan pamuk ithalat etme
ayıbı kime ait. Ortadoğu'yu besleyecek ovalarımız var. Bir dönem Ortadoğu'yu
besleyecek hayvancılığımız vardı. Şimdi dışardan et ithal ediyoruz. Bu ayıp,
kime ait? Biz halk için çalışacağız, sanayici için çalışacağız, çiftçi için
çalışacağız, üreten için çalışacağız, serbest meslek erbabı için
çalışacağız. Herkese her ortamda olanak sağlayacağız. Yeter ki, katma değer
yaratalım, yeter ki yarattığımız katma değeri hakça bölüşelim. Biz
üreticinin cezalandırıldığı değil, üreticinin ödüllendirildiği bir düzeni
getireceğiz. Bunlar üreteni cezalandırıyorlar...0
RECEP BEYİN MUCİZESİ VAR AMA EKONOMİ
BİLMİYOR: Sorsanız Türkiye'nin en büyük sorunu nedir diye? İşsizlik.
Üniversiteyi bitiriyor çocuk, iş arıyor.Üniversite mezunları arasında
işsizlik oranı yüzde 30-40'lara çıktı. Batman'a, Hakkari'ye gidin, yüzde
50'lerde işsizlik oranı. Gençler kahvelerde oturuyorlar. İşsizlik açlıktır,
işsizlik yoksulluktur,işsizlik moral değerleri yitirmektir. İşsizlik gelecek
kaygısı taşıyan insanın içindeki kor ateştir. İşsizlik, moral değerlerin
kaybedilmesidir. Peki işsizliği bu kadar artırdılar, noldu, işsizlik
giderildi mi, işsizlik sorunu çözüldü mü? Ama Sayın Başbakan Recep Bey'in
çok güzel bir buluşu var. Diyor ki, her işveren bir işçi çalıştırsa işsizlik
sorunu çözülür. Bakın şimdi Recep Bey'in mucizesi. Bu mucize hayata geçti
mi. Geçmedi. Çünkü Recep Bey ekonomi nedir bilmiyor, Recep Bey piyasa nedir
bilmiyor. Ekonomi bilmeyen bir insanın ülkeyi yönetmesine hazır mısınız. O
zaman bunları alaşağı etmeliyiz. Sandıkta, bunları sandığa gömmeliyiz.
HEPSİ KÖŞEYİ DÖNDÜ: Birşey daha söylüyor.
Efendim diyor, her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir kural yok,
diyor. Gözünü seveyim Recep Bey, bu kural senin için geçerli olabilir ama
fakir fukaranın çocuğu için nasıl geçerli olacak. Onun gemileri mi var, onun
havuzlu villaları mı var. Unutmayın, bunlar fakir fukara edebiyatı yaptılar.
Hepsi köşeyi döndü. Verdiği sözü tutmayan insan, yiğit değildir. Düşünün
binbir belayla bir aile çocuğunu üniversitede okutur, boğazından sıkıyor
okutuyor. Çocuk üniversiteyi bitiriyor, askere gidip geliyor, iş arıyor, iş
bulamıyor. Başbakan diyor ki, her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir
kural yoktur. Bu anlayışı, şiddetle ama şiddetle reddediyoruz. Milletimize
karşı yapılmış bir hakaret olarak algılıyoruz bunu.
GÜNEYDOĞUDA YATIRIMCIYA FAİZSİZ KREDİ: 30
milyon yurttaşımızı, canımızı yitirdik. Ama maalesef bugüne kadar
izlediğimiz politikalarla adeta teröre terörle destek verdik. İşsizlik
yarattık, yoksulluk yarattık, özelleştirdiğimiz fabrikalardaki işçileri
kapının önüne koyduk, hayvancılığı öldürdük, doğu ve güneydoğu'da adeta
'teröre gidebilirsiniz' diye gençlere yol gösterdik. Bu anlayışı ters yüz
edeceğiz. O bölgede önce istihdam yaratmak için çaba harcayacağız.
Özelleştirmeleri o bölgede yapmayacağız. Özel sektör o bölgede gidip fabrika
kuracaksa, sıfır faizli banka kredisini devlet verecek, gidin yatırım yapın
diyecek. Mayınlı araziler vardı biliyorsunuz.
İŞSİZLİK SİGORTASI PARALARI NE OLDU?:
Mayınlı araziyi topraksız köylüye dağıtacağız. Topraksız köylü de toprak
sahibi olacak. O da alın teri dökecek, o da çoluk çocuğunu alın teriyle
kazandığı gelirle besleyecek. Onlara da gelecek vaad edeceğiz. GAP ile
ilgili işçilerin sırtından, işsizlik sigortası fonundaki paranın bir kısmını
alıp, 'Efendim GAP'a yatırım yapacağız, finansal desteğini sağlayacağız'
diye özel bir yasa çıkardılar. Şimdi buradan soruyorum Sayın Başbakana.
Recep Bey, işsizlik fonundan aldığın paranın ne kadarını GAP'a harcadın?
Açıkla bana bakayım. Soralım Recep Bey de açıklasın bakalım.
SİZİ SOYUP HAVUZ YAPTILAR: Birşey çok
önemli değerli arkadaşlarım, siyasetin odağına etkin kimliği ve inançları
koyan siyaset bizim dostumuz olan bir siyaset değildir. Siyasetin odağına
etnik kimliği ve inançları koyan siyaset toplumda ayrışmayı dinamitleyen
siyasettir. Biz ayrışmanın değil, beraber olmanın çabasını göstereceğiz.
Bakınız hiç kimsenin kendi baba ve annesini seçme özgürlüğü yoktur böyle bir
ortamda hangi gerekçeyle siz etnik kimliği siyasetin odağına koyarsınız. Her
etnik kimliğe saygımız var, her etnik kökenden yurttaşımızın başımızın
üzerinde yeri var, her inanca da saygılıyız. Yurttaşlarıma şunu söylüyorum,
onların temiz dini duygularını sömürüp, siyasete malzeme yapanlara oy
vermeyin. Sizi soya soya kendileri villalı havuzlar yapmaya başladılar.
İNSAN İNANÇLARIYLA ETNİK KİMLİĞİ İLE
BAŞTACI: Doğu ve güneydoğu da yapılan ayrışma politakalarını ters yüz
edeceğiz. Herkesin karnı doyacak bu ülkede. Refah devletini tabana
yayayacağız, kazandığımız değerleri halk için harcayacağız. Halkla beraber
yola çıkacağız ve göreceksiniz Türkiye'de barış rüzgarları esecek, kardeşlik
rügzaları esecek, beraber kucaklaşacağız, omuz omuza Türkiye'nin kaderini
değiştireceğiz. inançlara saygılı olacağız, her etnik kimliğe de saygılı
olacağız. Bizim için insan önemlidir. İnsanı baş tacı ideceğiz. İnsan
inançlarıyla ve etnik kimliği ile bizim başımızın üstündedir, onu
kucaklayacağız, onun işsizlik sorununu çözecğiz.
EVDEKİ KADININ DRAMINI ÇÖZECEĞİZ: Hangi
evde bir kadın, işsiz kocası akşam eve gelirken yaşadığı dramı nasıl
anlatabilir. O dramı yaşamak farklı bir olaydır. O dramı terz yüz edeceğiz,
onların da gülmeye hakkı vardır, onların da çocuklarını beslemeye hakkı
vardır. bunu da çözeceğiz biz.
AKP'Yİ MALULEN EMEKLİ EDİN: Emeklilere
birşey söylüyorum, emekliler ilk seçimde AKP'yi malulen emekli etmek
zorundadılar. AKP'yi ve onun yandaşlarını... Emekliyi bu ülkenin ikinci
sınıf vatandaşı yaptılar. Size söz emekliler yine bu ülkenin birinci sınıf
vatandaşı olacaklar. Bunu değiştireceğiz. Emekli de bu ülkenin yurttaşıdır,
o da yaratılan katma değerden hakkını alacaktır. Ona milli gelir artışından
pay vermek CHP'nin boynunun borcudur. Yıllardır bekliyorlar, intibak yasası
ne zaman çıkacak diye... Yine aldattılar. Buradan yine emeklilere söz
veriyorum, CHP iktidarında intibak yasasını mutlaka çıkaracağız.
EMEKLİLERE BİR SİTEM BİR SÖZ: Şikayet
ediyorlar her gittikleri yerde geçinemiyoruz diye, iyi de kardeşim
geçinemiyorsan, niye gidip AKP'ye oy veriyorsun. Senin haklarını ben
savunuyorum, her yerde her ortamda savunuyorum. Yıllar yılı çalıştı, yıllar
yılı üretti, alın teri döktü, iş kazası meslek hastalığı geçirdi, bazıları
yaşamlarını yitirdi. E peki bu kadar çalışmanın bedeli emekli olduktan sonra
bir köşeye atılmak mıdır. AKP aldı onları bir köşeye attı. Biz oradan
çıkarmak istiyoruz, emekliyi baş tacı yapacağız.
ESNAF SOSYAL DEMOKRATTIR: Bugün
iki milyon esnaf can çekişiyor. Aslında esnaf özü itibariyle sosyal
demokrattır. Devletten hiçbirşey beklemez, bir de götürür yine götürür
devlete vergi verir. Siz ne yapıyorsunuz esnafı bitiriyorsunuz. Esnaftan da
oy istiyorum, senin sonunu getirene ben dur diyeceğim. Recep Bey, bir mucize
daha söyledi. Efendim bu küçük bakkaların tamamı birleşsin, süper market
kursun. Ben diyorum Recep bey ekonomi bilmiyor diye siz inanmıyorsunuz. Ama
meraklanmasın CHP iktidarında ekonomi neymiş görecek.
YOKSULLUĞU NİYE TEŞHİR EDİYORSUN:
Diyarbakır'ın Bağlar semtinde bundan yıllarca önce bir kamyonun üzerinden
kadınlara ekmek dağıtılıyor. Kadınlar bir ekmeği almak için çamurlarda
debeleniyorlar. Bu manzara Türkiye manzarası. Yoksulları alıyorsunuz kuyruğa
diziyorsunuz, onlara birşey vermek için. Bizim inancımıza göre sağ elin
verdiğini sol el görmeyecek öyle değil mi? Peki şimdi Recep beye sormayacak
mıyız, senin yaptığın nedir allah aşkına, senin yaptığında inanç var mı,
insaf varmı, insan onuru var mı? Sen bir insanın yoksulluğunu nasıl teşhir
edebilirsin, bir inasanın yoksulluğuyla nasıl oynayabilirsin? Bunlar sosyal
devleti unuttular.
HALKIN DEVRİMCİSİ: Evet halkın devrimcisi olacağız,
çünkü halk için çalışacağız biz. Yoksulluğu tarihe gömmek bizim boynumuzun
borcudur. Bu coğacrafyada bir tek çocuk bile yatağa aç girmeyecek, bunun
mücadelesini vereceğiz biz. Bunlar yurttaşlık kavramını ortadan kaldırıp,
kul mantığını getiriyorlar. Sosyal devleti kaldırıp, sadaka devleti
getiriyorlar. Bir de diyorlar ki demokrasi, halk diyorlar, özgürlük
diyorlar, sen insanın yoksuluğunu siyasi sömürü malzemesi haline hangi
gerekçeyle getirebilirsin? Hangi hukuk mantığıyla, hangi inançla
getirebilirsin? Diyeceksiniz ki peki siz ne yapacaksınız? İşçiye söylüyorum,
emekliye söylüyorum, işsize söylüyorum, atanamayan öğretmenlere söylüyorum.
Ahmet Arif'in dediği gibi bunlar, aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır,
bunları tanı tanı da büyü diyor adiloş bebe...
AKP HESAP VERECEK: Hiç meraklanmayın
kesinlikle AKP halka hesap verecek. Bugüne kadar yapanın yanına kar kaldı.
Soyuna soyuna millette çeket kalmadı, gömlek kalmadı, pantolonunu bile
almaya kalkıyorlar. İnançları sömürüyorlar. Deniz Feneri örneği hepinizin
önündedir. Yoksula yardım yapacağız deyip kendileri köşeyi dönüyorlar.
Sonuna kadar gideceğiz, kaçarlarsa kaçtıkları yere kadar gideceğiz.
YOKSULLUĞA KARŞI AİLE SİGORTASI: Yoksulluğu
çözme yolu aile sigortasıdır. her ailenin bir sirgortası olacak.
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün kabul ettiği 102 sayılı sözleşmenin 9.
sayılı sigorta dalını Türkiye'de uygulayacağız. 1971'den beri bu sirgorta
dalı uygulanmıyor. Çünkü yoksulun yoksulluğunu sömürmek bunların
marifetidir. Recep Bey bunu da duysun. Aile sigortasını getireceğiz. Yoksul,
yoksulluğunu giderme hakkını sosyal devletten isteycek. Onun hakkıdır
diyeceğiz biz, gidip birilerine yalvarmayacak, bana kömür, bulgur, makarna
getir demiyecek. Kadının banka hesabına parayı yatıracağız, o da alacak
çocuk, çoluğunun rıskını giderecek. Kime oy verirse versin, onun oyuna biz
saygı duyacağız. Bizim için önemli olan o bir insandır ve onun yoksululğunu
gidermek de bizim boynumuzun borcudur.
SEÇİM BARAJI İNECEK: Recep bey, çok sık
milli irade der, milli irade böyle, milli irade şöyle. Milli irade tecelli
etti vesaire. Allah aşkına bunlar son seçimde kaç aldılar, yüzde 47. Milli
irade saygımız var, oy veren bütün yurttaşlarımıza da saygımız var ve bu
seçimde düşünmelerini de isteriz ayrıca kendileri oy verdiler başlarına
geleni gördüler. Şimdi yüzde 47 oy alıyor, mecliste yüzde 60'ı temsil
ediyor. Yüzde 13 milli irade gaspı var. Başkasının iradesini sen temsil
edemezsin. Siyasi partiler yasasına, getirmişsin yüzde 10 barajı. Fakir,
fukaranın da oyunu kendi milli iradenmiş gibi kabul ediyorsun. Söz
veriyoruz, yüzde 10 barajını aşağı çekeceğiz. Böylece Recep Beyin gerçek
milli iradesini de görmüş olacağız. Öyle başkalarının oyunu kendi
iradesiymiş gibi ortaya çıkıp övüne övüne anlatmasın, neyse iradesi çıksın
bakalım, mecliste de o kadar temsil etsin.
FAŞİZME GEÇİT YOK: Tam bir korku
imparatorluğu yaratıyorlar, şimdi yaptıkları son Anayasa değişikliğiyle de
kendi korku imparatorluklarının hukuksal temellerini hazırlamak istiyorlar.
Buna meydan veremeyeceğiz, bunun mücadelesini yapacağız. Bakınız şimdi bu
ülkede işverenler, medya, sendikalar, stklar hepsi korkudan konuşamıyor,
sokaktaki sade vadandaş bile telefonla konuşmaktan korkuyor, dinlenirim
diye. Ne diyorlar bunun adına, demokrasi. şimdi ben size soruyorum, bu
demokrasi mi faşist yönetim mi? Faşizme geçit yok, izin vermeyeceğiz,
demokrasinin çıtasını yükselteceğiz.
KİMSE RECEP BEYİ ELEŞTİREMİYOR: Hukuku
yüreklendirmeniz lazım, yargı bağımsızlığını sağlamamız lazım. Herkesin
gidip davasının görüldüğü yerde güven duyması lazım. Eğer bir korku
imparatorluğu yaratırsanız, kimse korkudan Recep Beyi eleştiremiyor. Recep
Bey elini kaldırıyor herkes ölüyor, recep bey oturuyor herkes ölüyor, Recep
bey konuşuyor ağzından bal damlıyor, nasıl bir düzendir bu. Benim bildiğim
iktidarlar eleştirilir. Kimse korkudan eleştiremiyor. Bu korku
imparatorluğunu sonlandırmak bize nasip olacak, biz bunu yapacağız.
BESLEME MEDYA OLMAYACAK: Medya, halkın gözü
kulağı ve sesidir. Halkın sözü, medyada yankılanır. AKP iktidarından önce
yandaş medya diye bir kavram yoktu. Şimdi bir kavram çıktı, yandaş medya.
CHP iktidarında medya gerçekten medya olacaktır, besleme medya bitecektir
artık. Yandaş medya halkın değil sevgili Recep Beyin gözü kulağı ve sesi.
TAYYİP RADYO TELEVİZYONU: Her yaktığınız
elektrik, her ödediğiniz vergiden TRT'ye pay gider. TRT'yi izliyor musunuz,
(Tribünlerden Hayır cevabı) çünkü TRT'nin yeni adı Tayyip Radyo Televizyon
Kurumu... Buna da isyan ediyoruz. Benim vergimle bana haber vermiyorsun
benim vergimle oturuyorsun kimin ne kadar para aldığını açıklamıyorsun. Hani
saydamdı burası... Bunları yeniden inşa etmek, kurmak, halkın güvenini
kazanmak inşallah bize nasip olacak.
BAŞÖRTÜLÜNÜN RANTINA DEĞİL SORUNUNA TALİBİZ: Şimdi
bunlar, sözde toplumun her kesimine sahip çıkıyorlar. Buradan söylüyorum
İstanbul'un merdiven altı atölyelerinde binlerce genç kız başörtülü genç kız
üretim yapar, siz hiç AKP'nin yani Recep Beyin bu genç kızlarımız kayıt dışı
çalışıyorlar, bunları sigortalı yapalım, dediğini duydunuz mu? İşte o
başörtüsünü bunlar sömürüyorlar... başörtüsü de bunlar sömürüyorlar. Biz
onlara gideceğiz. Merdiven altı atölyelere gideceğiz. Diyeceğiz ki, 'biz
seni sigortalı yapacağız, ben seni sendikalı yapacağım' Gelecek güvencesi
senin ellerinde olacak. Hiçkimseyi ötekileştirme lüksümüz yok. 'Bu bana oy
vermez' diye bir kaygımız yok. Biz ülkenin rantına değil, sorunlarına
talibiz. Onun için yola çıktık, seçim sandığına kadar da koşmaya devam
edeceğiz.
ANAYASA PAKETİ DAVALARI KISALTMAYACAK: Anayasa
değişikliğin temel hedefi yargıyı ele geçirmek. Millet sanmasın ki, bu
anayasa değişikliği çıktı, benim işsizlik sorunum çözülecek, daha özgür
olacağım, memurun grev hakkı olacak, yok öyle birşey. Var olan hakların bir
kısmı ellerinden alınıyor. Memurlar farkında mı bilmiyorum. Sanacak ki
vatandaş, davam 10-15 yıl sürmeyecek daha erken sonuçlanacak. Yok öyle
birşey. Vatandaşların davaları erken bitmiyor, harçlar yüksek. Peki bunları
çözüyorlar mı? Hayır. Vatandaş sanmasın ki bunlar çözülecek de gidip oy
verelim. Tam tersine yargıyı ele geçirmek, yandaş medyadan sonra yandaş
yargı yaratmak için bunu yapıyorlar. Bu yasa çıkarsa artık Türkiye farklı
bir noktaya gidiyor.
YENİ ANAYASA SÖZÜ: CHP iktidarında söz
veriyoruz; kesinlikle, ama kesinlikle, çağdaş, batı standartlarına uygun,
bizim insanımızın kültürünü özümseyen bir anayasayı yapacağız. Güçler
ayrılığı ilkesini kuvvetlendireceğiz. Demokrasi çıtasını yükselteceğiz.
Atatürk'ün vasiyeti 12 Eylül'de çiğnendi; O vasiyetin de gereğini yapacağız.
DOKUNULMAZLIĞI REFERANDUMA GÖTÜRELİM: Vatandaşa
gidelim. Recep Bey referandumdan hoşlanıyor. Bakalım dokunulmazlıkları
vatandaş kaldıralım diyor mu, demiyor mu? Gidemez. Çünkü Recep Bey'in yargı
fobisi var. Bu fobiyi atmış değil. Seçimlerden önce söz verdin, neden
kaldırmıyorsun? Ama size söz, dokunulmazlıkları mutlama ama mutlaka CHP
iktidarında kaldıracağız.
KİMİ ALDATIYORSUN RECEP BEY: Anayasa
değişiklerinden biri de ekonomik sosyal konsey kuruluşu. Eee zaten var
ekonomik sosyal konsey. Her üç ayda bir toplanması lazım. Bir yıldır
toplanmıyor. Sen kimi aldatıyorsun Recep Bey? Çıkıp bunu millete anlatsana.
Neden toplamıyorsun? İşsizlik, yolsuzluk var. Toplayamazlar.
FRANSIZ ANAYASA MAHKEMESİNE Mİ GİDİYORUZ:
Ana muhalefet partisi Anayasa Mahkemesine gidiyor, diyor Recep Bey. Anayasa
Mahkemesi de Anamuhalefet Mahkemesi oldu diyor. Ben diyorum Recep Bey
ekonomi bilmiyor, bunun üzerine hukuk da bilmiyor. Hukuk kültürü de yok.
Sevgili Recep Bey, biz Fransa'nın mı Anayasa mahkemesine başvurduk? Türkiye
Cumhuriyeti Anayasa mahkemesine başvurduk. Hatta birşey daha söyleyeyim,
milletvekili seçildik, gittik çıktık bu Anayasa'ya sadakat dolayası ile
namusumuz ve şerefimiz üzerine söz verdik. Recep bey de aynı yemini içti.
Sen Anayasa'nın ilgili maddelerine aykırı düzenleme yaparsan, biz de bunu
görüp, duyup, bilip sesimizi çıkarmazsak, ettiğimiz yemini çiğnemez miyiz?
Bizim namusumuz ve şerefimiz bu kadar ucuz mu?
RECEP BEY KORKMAYA DEVAM ETSİN: Biz eğer
Anayasa'nın değişmez ilkelerine aykırı düzenleme yapılıyorsa elbette Anayasa
mahkemesine gideceğiz. Çünkü biz halkın çıkarlarını savunuyoruz. Recep
Bey'in çıkarlarını değil. Ortada bir hukuk cinayeti var; Diyor ki Recep Bey,
'Efendim faille uğraşmayın' Biz biliyoruz bunun faili sensin. Onun için
uğraşıyoruz zaten. Hukuku katlediyorsun, diyorsun ki, 'sesini çıkarma'
Olmaz. Hukukun gereği neyse onu yapacağız. Recep Bey'in fobileri burdan
kaynaklanıyor. Korumak istediği yalan düzenine karşı mücadele ettiğimiz için
korkuyor Recep Bey. Ama korsun. Korkmaya da devam etsin. Çünkü CHP iktidarı
geliyor artık.
NAYLON FATURACI, ALİ DİBOCU, KALPAZAN: Size
bir söz daha veriyorum; CHP iktidarında ilk yapılacak işlerden birisi siyasi
ahlak yasasını çıkartmaktır. Parlamento'da vurguncunun, talancının, ihaleye
fesat karıştıranın, dolandırıcının, kalpazanın yeri yoktur. Silip atacağız.
Bu yasayı çıkaracağız ki, artık ülkede naylon faturacıdan maliye bakanı, Ali
Dibocu'dan Adalet Bakanı, kalpazandan da başbakan olmasın. Eğer parlamentoya
milletvekili gelecekse dürüst adam gelsin. Millet perişan, o cebini
doldurmakla meşgul. Bu düzeni yıkacağız. Politikacı halka hesap vermeyi
namuslu bir görev olarak kabul etmelidir. Hesap vermekten kimse
korkmamalıdır. Alınteri ile oluşturulan servetin, başımızın üzerinde yeri
var. Ama birileri cebini dolduruyorsa ona da hesap soralım artık.
KESİN HESAP KOMİSYONU: Bütçe parlamentoda
ve komisyonda konuşulur ve biter. Bir kanun daha var, adına kesin hesap
kanunu derler. Geçmiş bütçe, öngörülen hedefler, harcanan paralar nerede
kullanıldı. Amaca ulaşıldı mı ulaşılmadı mı? Bunu bir iki kişi konuşur ve
kaybolur gider. Size söz; Plan Bütçe Komisyonu dışında, bir de Kesin Hesap
Komisyonu kuracağız. Başkanı da anamuhalefet partisinden olacak. Bizi
sorgulayacak, biz de hesap vereceğiz. Vatandaşın dişinden kovuğundan
aldığımız verginin hesabını vermezseniz bu ülkeye demokrasi gelir mi? Bu
ülkeye barış gelir mi, işsizlik biter mi? Yolsuzluk biter mi?
HERŞEY YOLUNDA AMA MAĞDUR: Bir mağdur
edebiyatıdır gidiyor.. Ne biçim mağdurluktur bu? 7 yıldızlı otellerde tatil
yaparsın, adam mağdur. 5 yıldızlı otellerde, saraylarda düğün yaparsın,
adamcağız mağdur. Çin Seddi gibi, çift duvarlı örersin, 5 tane villayı
alırsın, yanında helikopter pisti, havuzlu villanda oturursun, adamcağız
mağdur. 4 çekerli ciplere binersin, keyfin yerinde, gıcır, para pul derdin
yok, adamcağız mağdur. Anlamak mümkün değil. İşsizlik var, yolsuzluk var,
yatağa aç giren çocuklar var, beyfendiye bir uçak yetmiyor, Recep Bey ikinci
uçağı alıyor, gene mağdur.
Çocuğunu Amerika'da okutursun, masrafını da bir
işverene yüklersin, Recep bey mağdur. Katar Emiri'nin düğününe gidersin,
üstelik Başbakanlık uçağını da kullanırsın ama beyfendiler mağdur. Anlamak
mümkün değil. Yoksa bu ülkede mağdur olan bizim anladığımız anlamda
emekliler mi, işsizler mi, atanamayan öğretmenler mi, yoksullar mı, sokakta
kağıt toplayanlar mı, bunlar mağdur değil mi? Hele hele dershane parasını
ödemedi diye eşi hapse giren, çocuğu intihar eden hiç mağdur değil mi? Böyle
bir anlayış olabilir mi? Geçimini sağlamak içtin böbreğini satan vatandaş
mağdur değil mi? Bu anlayışı da ters düz edeceğiz. Doğru eğri oldu, eğri de
doğru oldu AKP iktidarında. Bunu değiştireceğiz. Eğri eğri olacak, doğru da
doğru.
DUBAİDEKİ PAZARLIK VATANA İHANETTİR: Oldu
bitti ile dış politika yürütülemez. Yılların alın teri var orada. Uzun uzun
bürokratlar önce çalışırlar. Görüşler çıkar. Ülkelerin karşılıklı çıkarları
var. Siz, 'ben gidip imza atayım bu sorun çözülsün' dediğiniz zaman
çözülmez. Çözemediler işte. Kıbrıs'ı gördünüz. Kıbrıs halkı ne yaptı?
AKP'nin getirdiği iktidarı sandığa gömdü. Şimdi sıra bizim halkımızda.
Önümüzde seçim var. Kıbrıslıların yaptığı gibi AKP'yi de burada sandığa
gömeceğiz. Duygusallıkla dış politika gitmez. Dubaide anlaşma imzalayacaksın
1 milyar dolara Türkiye'nin onurunu masaya yatıracaksın. Buna dış potika
denmez. Bunun hukuktaki adı vatana ihanettir. Bu kadar açık söylüyorum.
Japonlarla bir anlaşma yaptılar ve meclise geldi. Koşullardan biri, kimseye
rüşvet vermeyeceksiniz. CHP itiraz ettiği için bu uygulanmadı. Bunun altına
bakanlar nasıl imza atarlar? Bu ülkenin onuru yok mu, Allah aşkına?
AB SÜRECİ DEVAM: AB çok önemli. İkinci
Genel Başkanımızın imzasıyla başlamıştır bu süreç. Bir çağdaşlaşma projesi
olarak görüyorum. Amma velakin, bize uygulanan çifte standartı kesinlikle
kabul etmiyoruz. Ya adam gibi oturur müzakere yaparsınız, tarih verirsiniz.
Yada kusura bakmayın. Biz size mahkum değiliz, deriz bunu. Çünkü dinamizm
bizde, gelecek, gençlik bizde. Gelecek bizde. Elbette ki, AB'nin
standartlarını yakalamak isteriz. Elbetteki onların hukuk düzenini, etik
değerlerini saygı gösteririz. Ama artık Türkiye'yi ikinci sınıf ülke yerine
koymaktan kendilerini alıkoysunlar. Biz elbetteki çağdaş ülkelerle birlikte
olmak, çağdaş uygarlığı yakalamak isteriz. Dünyanın sayılı ülkelerinden
birisi olmak isteriz. İşbirliğine, yatırımlara elbette evet. Ama Türkiye'ye
yaptıkları çifte standart bizi rahatsız edilyor. AB temsilcileri Türkiye'de
otel lobilerinde, bürokrat odalarında Türkiye'nin gerçeğini öğrenemezler.
Anayasa değişikliğinde, bunu desteklediklerini söylediler. O zaman AB
yetkililerine söylüyorum; bu değişikleri neden kendi ülkenizde
yapmıyorsunuz? Çıkarın, yapın kendi ülkenizde. Oraya gelince yapamıyorlar.
Niye bize dayatıyorsunuz?
PARTİ İÇİ DEMOKRASİ: CHP demokrasiyi, çok
partili rejimi getirmiş bir partidir. CHP'nin ikinci genel başkanı seçimde
kaybettiği zaman, "Paşam yenildiniz" sorusuna mahutap olduğunda, "Evet ben
yenildim. Ama benim yenilgim en büyük zaferimdir" diyen birisidir. Bu ülkeye
demokrasiyi getirdik, parti içi demokrasiyi de getireceğiz. Gençliği olmayan
bir partinin, geleceği yoktur. Kadın kollarımız da öyle. Daha demokratik bir
yapı olacak. Parti içi demokrasi ile. Tüzüğü de değiştirerek bunu yapacağız.
BÖLÜNME LÜKSÜ KALMADI, HERKESİ
KUCAKLAYACAĞIZ: (Türkiye) Raydan çıkmış bir tren, nereye çarpacağı belli
olmadan gidiyor. Her alanda belirsizlikler oluşmaya başladı. Başbakan sadece
bu belirsizlikleri seyretme noktasında kalmıştır. Artık bölünme lüksümüz
yok. Bu ülkenin aydınları, yurseverleri, sanatçıları, sosyal demokratları,
solcuları, işçisi, çiftçisi, memuru, halkı, temiz toplumdan, düzgün
toplumdan yana olmak zorundadır. Artık bir yürüyüş başlattık. Temiz Türkiye
yürüyüşü. Halktan yana yürüyüş. Kul hakkı yemeyen yürüyüz. Bunu
yakalayacağız. Ve herkesi kucaklamak zorundayız. Buna inanan bütün
yurtseverleri, bütün vatanseverleri, bütün yurttaşlarını inancı ne olursa
olsun, etnik kimliği ne olursa olsun artık soyulmaktan bıktıysa CHP altına
gelsin. Buradan da yer var. Önce birleşeceğiz.
"Y"yi YEMEK SANDILAR: Bakın bunlar ne
diyorlardı. Üç Y'le mücadele edeceğiz diyorlardı. Bunlar Y'yi, yemek olarak
algıladılar. 3 kez yemeye başladılar. Talan, vurgun düzeni yarattılar
bunlar. Bunun hesabını sormak hepimizin boynunun borcudur. Bir kişinin
değil. Hep beraber çalışacağız. Tarlada çalışacağız, fabrikada çalışacağız,
lokantada çalışacağız, berberde çalışacağız, kahvede çalışacağız, sokakta
çalışacağız. Halkı aydınlatacağız, halkı kucaklayacağız. Onun dertlerine
derman olacağız.
ONLARIN DERDİ BİZİM DERDİMİZ: Yatağa her
akşam aç giren çocuğun acısı; ürettiği malı 5 kuruşa maledip, 3 kuruşa satan
çiftçinin acısı bizim acımızdır. Kepenk kapatan esnafın; Zonguldak'ta yerin
yüzlerce metre altında kara elması kendisine tabut yapan işçinin; İşsiz
kocası akşam eve yemek getirmediği zaman, ekmek getirmediği zaman, tenceresi
kaynamayan kadının, aybaşını getiremeyen emekçinin derdi bizim derdimiz
olacaktır. Bunları dert edindik. Bu dertleri çözeceğiz. derdi bizim
derdimizdir. Bu sorunları çözmeden politika olmaz. Bizim için değil, cebimiz
için değil, akrabalarımız için değil. Halk için politika yapacağız. Beraber
kazanacağız, halkla bölüşeceğiz.
BEN YOK, BİZ VARIZ. Türkiye hepinizle gurur
duyacak. Çünkü ben yok, biz varız. Biz yola çıkıyoruz. Beraber gideceğiz,
beraber çaba harcayacağız, hiçbir beklenti içine girmeden. Biz başka birşey
istemiyoruz. Biz zengin olmayacağız, yakınlarımız zengin olmayacak,
alınteriyle kazanılmış paraya her zaman saygı duyacağız, ama birisi
kazandığının hesabını veremiyorsa, siyaseten ona da hesap soracağız. Kusura
bakmasınlar.
BİR ORMAN GİBİ KARDEŞCESİNE KOŞACAĞIZ:
İiktidar yürüyüşü dedim ama arkadaşlar buna iktidar koşusu diyelim dediler.
İktidar koşusunu yapacağız. İktidar koşusuna hazır mısınız. Hazır mısınız.
Siz hazırsanız, söz veriyorum, ben de hazırım. Doğuda, batıda, kuzeyde,
güneyde aynı sloganla yola çıkacağız. Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman
gibi kardeşçe yürüyeceğiz.
yazı
http://www.radikal.com.tr internet adresinden alınmıştır.
|