Cumhuriyetçilik, Devrimcilik, Halkçılık, Laiklik, Ulusalcılık, Devletçilik,   TÜZÜCHPK
CHP PROGRAM
SEÇİM YAZILARI
YEREL YÖNETİMLER
BASINDA CHP
Ana Sayfa Duyurular Görüşlerimiz Linkler E-Mail CHP İstanbul Üye Listesi

Anasayfa > Seçim Yazıları
Taha Akyol /Milliyet / 24 Mart 2009

CHP’nin sorunu

PAZAR günü İstanbul mitinglerini TV’den izliyorum. Meydanlarda ve liderlerin konuşmalarında bir sürpriz yok. Şaşırdığım tek şey, Kemal Kılıçdaroğlu’nun mitingde konuşmaması...
İlk tepki olarak, ‘Baykal istememiştir’ diye düşündüm.
AKP mitinginde ise hem Erdoğan hem Kadir Topbaş konuştu.
Pazartesi günü gazetelere bakıyorum, mitingleri dikkatle izleyen Ruşen Çakır da bu konuyu değinmiş, Vatan‘da şöyle yazıyor:
“Çağlayan’a gelen çok kişi bize ‘Baykal değil, Kılıçdaroğlu için geldim’ dedi ama Kılıçdaroğlu mitingde konuşmadı veya konuşturulmadı...”
Akşam gazetesi “Baykal, Kılıçdaroğlu’na kürsüden seslenme imkânı tanımadı” diye yazmış.
Çevremde mini anket yapıyorum, yaygın kanaat aynı.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmaması, mitingi izleyen arkadaşımız Serpil Yılmaz’ın da dikkatinden kaçmamış; Yılmaz Milliyet‘teki yazısında Ankara mitinginde de Karayalçın’ın konuşmadığını hatırlatıyor.

Sadece CHP

CHP’ye İstanbul’da hareket getiren il başkanı Gürsel Tekin’e telefonla sordum. Şunu söyledi:
“Mitinglerimizde Sayın Genel Başkan konuşuyor, Ankara mitinginde de öyle oldu. Kemal Bey de diğer arkadaşlara karşı bir ayrıcalığı varmış gibi bir izlenim yaratmamak için, İstanbul mitinginde kendi rızasıyla konuşmadı.”
Tamam, Kılıçdaroğlu’nun niye konuşmadığı aydınlandı ama sorun daha da netleşti: Evet, bütün liderler ‘tek kişilik gösteri’ yapıyor ama adayını konuşturmayıp sadece liderini konuşturan tek parti CHP’dir!
Bu çok şeyi ifade ediyor.
İki liderin 8 miting konuşmasını analiz eden Prof. Tarık Yılmaz, Baykal’da “ben”, Erdoğan’da “biz” vurgusunun öne geçtiğini tespit etmiş; rakamlar şöyle:
Kavram Baykal Erdoğan
‘Ben’ 253 293
‘Biz’ 367 1260
Bundan başka, konuşmalarında Baykal CHP’nin adını 8 defa, Erdoğan ise AKP’nin adını 86 defa anmış!
Erdoğan “biz” terimiyle daha bir ekip ve katılım imajı yaratıyor, partisini vurgulamasının da adayını konuşturmasının da anlamı aynı.
Baykal’ın “ben” vurgusu ise aynı duyguyu yaratmıyor; mitinglerde sadece kendisinin konuşması da bu “ben” vurgusuna uygun düşüyor.

Yenilenmenin zorluğu

İstanbul’da “yeni yüz” olarak ve “dürüstlük” imajıyla CHP’ye ivme kazandıran Kılıçdaroğlu’nun bile ‘konuşmama’ gereği duyduğu bir yapı var CHP’de... Bu yüzden yeni yüzlerin, yeni fikirlerin, yeni dinamiklerin serpilip gelişmesi zor!
Bu noktada, arkadaşımız Devrim Sevimay’ın Anadolu mitinglerini de izleyerek dünkü Milliyet’te yazdığı şu tespit çok şey anlatıyor:
“AKP mitinglerinin organizasyonu çok iyi... Burdur gibi küçük bir yerde bile dikkatli ve kusursuzlardı...”
Neden acaba?
Elbette AKP de CHP kadar ‘lider partisi’dir ama sağ hiç olmazsa yeni partilerle toplumun çeşitli katmanlarından “yeni yüzler”e, onlarla birlikte yeni dinamiklere “siyasal katılma” kanallarını açıyor... CHP ise, bu yapısıyla yıllardan beri solu bloke ediyor, ne yeni bir sosyal demokrat hareket mümkün oluyor ne de CHP’nin yenilenmesi, yeni fikirlere, yeni yüzlere açılması!
Seçim sonuçlarındaki birkaç puan oynama çok da fark etmez. Demokrasimizin sol ayağının topallığı hâlâ ciddi bir sorundur.
1970’lerdeki “Ortanın Solu” gibi bir ameliyat geçirmedikçe de şifa bulması zor gözüküyor.