CHP’DE SORUNLAR NELERDİR?
ÇÖZÜMLERE NEREDEN BAŞLANMALIDIR?
CHP
TABAN HAREKETİ
HAZİRAN 2004
İkinci baskıya önsöz
SEVGİLİ PARTİLİ ARKADAŞLAR;
Beş ay önce ilk baskısını yaptığımız bu broşür; umduğumuzun ötesinde ilgi
uyandırmış; İstanbul'un diğer ilçelerindeki partililerden ve hatta diğer
illerden talep görmüştür.
İkinci baskıda, broşürü genişletme yoluna gitmedik. Sadece bazı bölümlerin
anlaşılırlığını ve akıcılığını artırmaya çalıştık. Dil bilgisi yanlışlarını
düzelttik; ufak eklemeler yaptık
Broşürü genişletme yerine; sorunlara ve çözüm önerilerimize yönelik yeni
yayınlar yapmayı düşünüyoruz.
CHP Taban Hareketi giderek genişliyor; İlçemizden aramıza partili
yeni arkadaşlar katıldığı gibi; diğer ilçelerle de ilişkilerimiz artıyor.
Partimizdeki yazılı kültürü özendirme ve yaygınlaştırma konusunda; bu
broşürle yaptığımız küçük katkıdan dolayı memnunuz.
Partideki sorunların aynı şekilde sürüp gitmesi ise bizi mutsuz etmektedir.
Sorunların çözümünde yol alınmaya başlandığında; mutlu olmamız için ilk
neden ortaya çıkacaktır.
Her şeye rağmen inanıyoruz ki; "güzel günler göreceğiz" arkadaşlar!..
Saygılarımızla
CHP TABAN HAREKETİ
Birinci baskıya önsöz
SEVGİLİ PARTİLİ ARKADAŞLAR;
Elinizdeki broşür bir akademik çalışma değildir. Parti içi tanıklıklarımıza
dayanan ve belli sayıdaki örgüt emekçisinin ortak katkılarıyla hazırlanan
bir metindir: saatlerce aramızda tartışarak üzerinde anlaşmaya vardığımız
sonuçları içermektedir. Amacımız parti içi tartışmalara temel olmak üzere
bir metin ortaya çıkarmaktır. Elbette yanlışları ve eksikleri vardır; ama
bunlar zaman içinde tartışılarak giderilecektir.
Aynı şeyi "okur yazar" her partilinin yapmasını diliyoruz. Parti içi
değişimin ancak tabandan başlarsa başarılı olacağına inanıyoruz. Bunun
yolunun da; birlikte düşünmek, tartışmak ve üzerinde anlaşmaya vardığımız
konuları yazılı hale getirmekten geçtiğini düşünüyoruz. Bu şekilde
düşüncelerimizi çok daha geniş partili ve partisiz kitlelere yayma olanağını
bulabileceğiz. Boş konuşmak yerine böyle bir çalışmayı yeğledik; umarız
yararlı olur.
Metnin hazırlanması, bize hem bir eğitim hem de birlikte olma pratiği
sağlamıştır. Ayrıca "simit partileri" ile pekişen güzel dostluklar da
doğurmuştur! Hiçbir sonuç elde edemesek de; var olan dostluklarımızın
pekiştirilmesi ve yeni dostluklar kurulması bile verdiğimiz uğraşıya değer.
Aramıza yeni katılacak çok daha bilgili ve yetenekli arkadaşların
katkılarını da aldığımızda; Partimiz ile ilgili her konuda buna benzer
metinleri hazırlayabileceğiz. Yaptığımız çalışma bize gerekli cesareti
vermektedir.
Diğer taraftan bu metin; aynı düşünceye sahip Partililer arasında, çeşitli
konularda benzer çözümler önerme ve "ortak dil kullanma" olanağını da
sunmaktadır.
Daha fazla söze gerek yok; Partimizin sorunları ve çözüm yolları ile ilgili
görüşlerimiz ayrıntılı şekilde broşürde açıklanmıştır.
Bir başlangıç olması dileğiyle…
Saygılarımızla
CHP TABAN HAREKETİ
1 GİRİŞ:
1.1 Ülkemizin genel görünümü
1.2 CHP'nin durumu
1.3 Ne yapılmalı?
1.4 Yöntem
1.5 Değişimin örgütlenmesi
1.6 Tartışmaya başlangıç
2 CHP ÖRGÜTÜ'NÜN SORUNLARI
2.1 Seçimden seçime çalışan bir örgüt
2.2 Siyaset üretilmeyen bir örgüt
2.3 Parti Programı ve Tüzüğü önemsenmeyen bir örgüt
2.4 Parti içi eğitimin olmadığı bir örgüt
2.5 Siyaseti sadece rakibin hatalarını eleştirmeye dayandıran yeni bir
vizyon vermeyen ve çözüm üretemeyen bir örgüt
2.6 Partili olmanın ölçütleri olmayan bir örgüt
2.7 Delege ağalığı,bölgecilik ve etnik siyasetin cirit attığı bir örgüt
2.8 Parti üyeliği ideolojiye dayanmayan bir örgüt
2.9 Üyeler arasında iletişimin olmadığı ve üyelerin birbirlerini pek
tanımadığı bir örgüt
2.10 Parti içi seçimlerin, karar alma ve atamaların "patronaj " sistemine
dayandığı bir örgüt
2.11 Siyasetin genelde "rant" için yapıldığı bir örgüt
2.12 Gençliğe ve kadınlara önem vermeyen bir örgüt:
3 SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ
3.1 Sürekli çalışan bir örgüt
3.2 Siyaset üretebilen bir örgüt
3.3 Parti Programı ve Tüzüğü çalışmalara esas alınan bir örgüt
3.4 Parti içi eğitimin sürekli yapıldığı bir örgüt
3.5 Rakibin hatalarını eleştirmenin ötesine geçen ; yeni bir görüş sunan ve
çözüm üreten bir örgüt
3.6 Partililiği, parti ilkelerini benimsemiş olmaya dayandıran bir örgüt
3.7 Delege ağalığının, bölgeciliğin ve etnik siyasetin geçerli olmadığı bir
örgüt
3.8 Parti üyeliği, sosyal demokrat ideolojiye dayanan bir örgüt
3.9 Üyeleri arasında sosyal ilişki ve dayanışmanın güçlü olduğu bir örgüt
3.10 Parti içi karar almanın demokratik ve parti içi demokrasinin olduğu bir
örgüt:
3.11 Siyasetin ülke çıkarları ön planda tutularak ve gönüllülük esasına göre
yapıldığı bir örgüt
3.12 Gençliğe ve kadınlara gereken önemin verildiği bir örgüt:
4 PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
4.1 Tabandan ve halktan kopuk politikalar üreten ve ayrıca zaman zaman doğru
üretilen politikaları da tabana ve halka anlatamayan bir parti görüntüsü
4.2 Yıllardır parti içi sorunlarla uğraşmaktan ve parti içi muhalefeti
sindirmeye çalışmaktan; ülke sorunları ile yeterince ilgilenemeyen bir parti
görüntüsü
4.3 Değişimi ve gelişimi yakalayamamış parti görüntüsü
4.4 Sadece laiklik ve cumhuriyet eksenli siyaset yapan bir parti görüntüsü
4.5 Değişimin önünde giden değil değişimin önünü tıkayan bir parti görüntüsü
4.6 Gündemi belirleyen değil gündemi izleyen bir parti görüntüsü
4.7 Solun temel özellikleri olan özgürlükler ve demokrasi konusunda geride
kalmış bir parti görüntüsü
4.8 AB konusunda öncülüğü AKP'ye kaptırmış bir parti görüntüsü
4.9 Yoksul kesimlere ve yörelere yönelik politika üretemeyen bir parti
görüntüsü
4.10 Sürekli değil sadece seçim dönemlerinde çalışan bir parti görüntüsü,
4.11 İletişim eksikliği içinde halktan ve tabandan kopuk, sol değerlerini
yitirmiş bir parti görüntüsü
4.12 Sosyal demokrat değerlere yeterince sahip olmayan bir parti görüntüsü
4.13 Statükocu, içe kapanık, kendisini yenileyemeyen, çağdaş reformlara ve
açılımlara kapalı bir parti görüntüsü
4.14 Partideki yönetici dar kadronun; artık hizipçi bir yapıya dönüşmüş
olduğu bir parti görüntüsü
4.15 Partideki oligarşik yapılanmanın demokratik yolları tıkadığı bir parti
görüntüsü,
5 SONUÇ
1 GİRİŞ
1.1 ÜLKEMİZİN GENEL GÖRÜNÜMÜ
Türkiye’nin sorunları açıktır ve herkes tarafından bilinmektedir: çünkü
günlük hayatımızda bu sorunlarla her an karşı karşıyayız.
Bunlar;
- İşsizlik,
- Pahalılık,
- Yoksulluk,
- Gelir dağılımındaki eşitsizlik,
- Vergi adaletsizliği,
- Ekonominin kırılganlığı ve dışa bağımlılığı,
- İç ve dış borç stoğundaki artış,
- Kamu hizmetlerinde ve yatırımlarında kısıntıya gidilmesi,
- Sosyal güvenlik sisteminin çöküşü,
- Sağlık sisteminin bozukluğu,
- Eğitim sisteminin yetersizliği ve fırsat eşitsizliği,
- Yolsuzluk,
- Hukuksuzluk ve yargının tıkanıklığı,
- Demokratik hak ve özgürlüklerin kısıtlılığı,
- Çarpık kentleşme
- Çevre kirliliği,
- Cinsler arasındaki ayrımcılık,
………..
ve saymakla bitmeyecek başka birçok sorun.
Tüm bu sorunlarla CHP olarak nasıl başa çıkacağız ? Doğaldır ki; iyi çalışan
bir Parti ve onun ürettiği sağlıklı sosyal demokrat politikalarla.
Diğer deyişle; çözüm için, doğru dürüst bir örgüte ve sosyal demokrat
politikalara gerek olduğuna kuşku yoktur.
1.2 CHP’NİN DURUMU
Ama biz CHP’liler, ne yazık ki, Partimizin bugünkü yapısı, işleyişi ve
yönetici kadrosuyla; belirtilen sorunları çözecek yeterlikte olduğunu
söyleyemiyoruz.
CHP’nin, bu haliyle, halkın ve örgütün güvenini kazanması söz konusu
olmadığından: onları harekete geçirmesi, iktidara gelmesi ve sorunları
çözmesi de mümkün gözükmemektedir. Bu gidişle, kaybedilen güvenin tekrar
kazanılması için olumlu bir girişimin başlatılması da giderek
zayıflamaktadır.
CHP, Parti aygıtının iyi çalışmaması, kadrolarının çoğunun dağıtılmış ve
içinde dar kadro anlayışının egemen olması, sonuçta ülke ve dünya
sorunlarına etkin çözümler üretememesi nedeniyle, kendi üyelerine bile güven
verememektedir. Böyle bir partiyi halkın iktidara getirmesi olası değildir.
CHP’nin seçime katılanlardan aldığı %18-20 oranındaki oyların büyük bir
bölümü de zaten gönülsüzce (kerhen) ve olumsuz seçme (negatif seleksiyon)
yoluyla verilmiştir. Diğer deyişle, şeriat cephesi ve çete işbirlikçileri
güçlenmesin, emperyalizmin oyunlarına alet olmayalım düşüncesiyle CHP’ye oy
verilmiştir. Halkın %80’i laik ve demokratik bir cumhuriyetten yana olmasına
rağmen, alınan bu oyları başarılı kabul etmek olanaksızdır. Bunun yanında,
solu temsil eden parti olarak neredeyse yalnızca CHP’nin kaldığını
düşünürsek; sonuç çok daha üzücü olmaktadır. Şunu da unutmayalım ki; son
yerel seçimlerde sandığa gitmeyen %25 oranındaki 13 milyona yakın seçmenin
büyük çoğunluğu sosyal demokrat seçmenlerdir.
Seçimlerde alınan bu başarısız sonuç; AKP’nin, azınlık oyları yoluyla
çoğunluk üzerinde “orantısız” bir siyasi güç ve tek başına anayasayı
değiştirme olanağı elde etmesine yol açmıştır. Böylece AKP, kendisine karşı
çıkabilecek siyasi güç odaklarını sindirerek, anayasal rejimimizin temel
ilkelerini belirleyen ve değiştirilmesi teklif bile edilemeyen maddelerine
aykırı bir eylem ve kadrolaşma içine girmiştir. O nedenle, bu kötü gidişe
yol açanların siyasi sorumluluğu son derecede ağırdır.
1.3 NE YAPILMALI ?
Bu durumda olması gereken; Parti’nin çalışma şekli, yönetici kadroları ve
ideolojisinin hızla bir değişim geçirmesi ve yenilenmesidir. Kısaca sağlıklı
bir şekilde siyaset üretebilir hale gelmesidir.
Bunun için de Parti’deki hastalıkların tanısı ve tedavisi şarttır.
Böylece CHP’nin yönetici kadrosu ile Parti tabanı ve halk arasında doğmuş
bulunan güven bunalımı aşılacak ve önce yerel yönetimlerden başlamak üzere,
iktidar seçeneği haline gelinecektir.
1.4 YÖNTEM
Yukarıda belirtilen değişimi kim ve nasıl yapmalıdır? Bu soruya verilecek
doğru yanıt; sağlıklı bir değişim yönteminin bulunmasıdır. Bu ise çözümü
ciddi şekilde kolaylaştırabilir.
Değişimin yukardan aşağıya olabileceğini düşünenler bulunabilir. Hatta
“Parti Vitrini”ndeki değişmenin yeterli olduğunu ileri sürenler de olabilir.
Bizim düşüncemiz böyle değildir. Biz; değişimin tabandan başlamasının
zorunlu olduğuna inanıyor, bunu başarının ön koşulu olarak görüyoruz. Böyle
bir hareketi başlatacak yetenek ve kalitede bir taban, gerek CHP içinde
gerekse CHP’den uzaklaştırılanlar arasında vardır.
Değişimin en doğru “yöntem”ini de yine Parti Tabanı bulacaktır. Günlerce,
aylarca tartışarak uygun yöntemi bulmak zorundayız. İngiliz İşçi Partisi’nde
7 yıl, Alman Sosyal Demokrat Partisi’nde 3-4 yıl değişim tartışmaları sürmüş
ise, bu bize; çözümün kolay olmadığını, ama olası olduğunu göstermektedir.
Kaldı ki bağımsızlık savaşını veren ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran CHP’nin,
bunun için gerekli birikime sahip olduğuna kuşku yoktur.
Bıkmadan, usanmadan tartışarak, doğru olan “değişim yöntemi”ni bir an önce
ve savsaklamadan bulmalıyız. Çünkü Ülkemiz hızla kötüye gitmektedir.
CHP üyelerini ve CHP’ye gönül verenleri, ülkesini ve halkını sevenleri
göreve çağırıyoruz.
Değişim için;
- Öncelikle kendi çevremizdeki partililerle, her yerde ve koşulda bir araya
gelmeliyiz,
- Gündemli ve düzenli toplantılar yapmalıyız,
- Toplantılarda, katılımcılığı, dayanışmayı ve imece usulünü sonuna kadar
uygulamalıyız,
- Kişisel tartışmalardan kaçınmalı, gerektiğinde özeleştirimizi yapmalıyız,
- Sonuçlar elde etmeliyiz,
- Elde edilen bu sonuçları yazılı hale getirmeli ve sık sık hatırlamalıyız,
- Sonuçların gerektirdiği kararları demokratik şekilde (hatta oybirliği ile)
almalı ve uygulamalıyız,
- Tartışmalar sırasında hiçbir siyasi görüşü ve metni değişmez kabul
etmemeli; giderek geliştirmeye çalışmalıyız.
Tartışma konuları olarak şunları öneriyoruz,
- Öncelikle CHP Örgütü’nün sorunlarını ve çözüm yollarını tartışmalıyız,
- Parti programını ve tüzüğünü eleştirel gözle yeniden okuyarak, çağa
uymayan bölümlerini ve anti demokratik maddelerini saptamalı ve irdelemeli,
ardından da gerekli çözümleri üretmeliyiz,
- Dünyadaki sosyal demokrat gidişi ve yeniden yapılanmayı izlemeli ve
incelemeliyiz,
- Batılı sosyal demokratların ideolojilerini mi, yoksa Batı’dan farklı ve
koşulları bize yakın ülkelerin sosyal demokrat / işçi partilerinin
ideolojilerini mi fazlaca dikkate alacağımızı saptamalıyız,
- Bu bağlamda; sosyal demokrasinin “sağ yorumu”nu ve “sol yorumu”nu
incelemeliyiz (Özellikle; Kemal Derviş - Yusuf Işık Raporu, Yeniden CHP
Hareketi, Anadolu Hareketi ve Sol Düşünce Formu ile diğer grupların görüş ve
düşüncelerine dikkat çekiyoruz),
- CHP’nin tarihsel mirasını yeniden inceleyip gerekli dersleri bugünkü bakış
açısından çıkarmalıyız,
- Küreselleşme karşıtı hareketlerin getirdiği öneri ve çözümleri
irdelemeliyiz,
- Avrupa Birliği’ne girişimiz ile ilgili gelişmeleri değerlendirmeliyiz.
1.5 DEĞİŞİMİN ÖRGÜTLENMESİ
Tabandan başlayacak değişim hareketi; kurtuluş savaşı döneminde kurulan
“müdafaayı hukuk” derneklerinin kullandığı yöntemi temel alabilir. Türkiye
çapında ve Parti’nin tüm sathında, yukarıdaki esaslar içinde, guruplar
oluşturarak Partililer bir araya gelebilirler. Partimizi “müdafaa” amacıyla
bulundukları bölgede değişim tartışmalarını başlatabilir ve bu bağlamda
örgütlenebilirler. Çünkü değişimi partililer, önce kendi bölgelerinde
uygulamalı ve kendi içinde yaşamalıdırlar.
Tıpkı kurtuluş savaşında kurulan müdafaayı hukuk derneklerinin bir araya
gelip Anadolu ve Rumeli müdafaayı hukuk cemiyetlerine, oradan da CHP’ye
dönüşerek Ülkemizi kurtarmasında olduğu gibi, daha sonra da bu hareketin
giderek Yurt sathında yayılacağını ve bir aşamada birleşerek CHP’nin makus
talihini yeneceğini düşünüyoruz.
Hareketin şu evrede bir lidere gereksinmesi yoktur. Demokratik koşullara
uygun ve katılımcı bir yöntemle gruplar kendi kendilerini yönetebilirler.
Şimdiden bir lider saptayıp, ona göre yola devam etmeyi uygun bulmuyoruz.
Kaldı ki geleneksel liderliğe gereksinme olup olmadığı da artık
tartışılmalıdır. Geleneksel liderliğin parti içi demokratik aygıtları
çalışamaz hale getirici doğası düşünüldüğünde; bunun yerine, parti yönetim
organlarını ön plana çıkaran “demokratik bir genel başkanlık” sisteminin
yeğlenmesi daha çağdaş görünmektedir. Dolayısıyla genel başkanlık
yetkilerinin önemli bir kısmı parti organlarına aktarılarak, eşgüdüm
özelliğinin baskın hale getirilmesi en uygun çözüm olabilir.
1.6 TARTIŞMAYA BAŞLANGIÇ
CHP’nin yerel seçimlerdeki başarısızlığı; bazı istatistik oyunlarının
arkasına gizlenemeyecek kadar açıktır. 29 Mart 2004 seçimleri, ilk kez,
toplam sol oyların %20’nin altına düştüğü bir seçim olmuştur.
Acaba sorun nereden kaynaklanmaktadır ? İdeoloji eksikliğinden mi; örgütten
mi ? Bu iki konu elbette birbirinden ayrılamaz, ama bir başlangıç noktası
aranırsa, örgütten kaynaklanan sorunları başa almak gerekir. Çünkü sağlıklı
çalışan bir örgütün geçerli politika ve çözümler üretme şansı fazladır. Önce
iyi çalışan bir örgüt olmalı ki gerekli politikalar üretilebilsin. Kuşkusuz
gerekli politikalar üretildikçe de örgüt giderek güçlenecektir.
Ayrıca CHP’nin ürettiği tüm politikaların bir işe yaramadığı ve hiçbir
doğruyu içermediği de ileri sürülemez. Elbette partili üst düzey politikacı
ve uzmanlar bazı sorunlar karşısında doğru şeyler söylemektedirler. Ama
Parti çalıştırılmadığı için, üretilen politikalar örgütte tartışılan ve
örgütün ürettiği politikalar değildir. Örneğin; Kıbrıs, Irak’ın işgali, İMF
vb. konulardaki politikalar hakkında parti içi bir tartışma olmamıştır.
Fakat uzman kadrolar doğru düşünceler ifade edebilmişlerdir. Yine Parti
içinde tartışılmadan üretilmesinden dolayı; örgütün görüşünü içermeyen ve
örgütçe ilk kez basından duyulan politikalara da rastlanmaktadır.
İstanbul’da 3 Eylül 2004 tarihinde toplanan Avrasya Açıkoturumu’nda bazı
Parti Yöneticileri’nin; ”Türkiye’nin çıkarlarının, İran, Çin ve Rusya’ya
yakınlaşmaktan geçtiğini ve bir bölgesel işbirliği örgütünün kurulması
gerektiğini” açıklamaları, örnek olarak verilebilir. Bunlar ciddi politika
değişiklikleri olduğu halde; Örgütçe ilk kez duyulmaktadır.
Peki bu şekilde politika üretme anlayışının zararı nedir ? Öncelikle Örgüt
dışlanmakta, Partili üyenin sıradan yurttaştan farkı kalmamakta ve Ülke
zemininde partililerin CHP politikalarını savunma olanağı ortadan
kalkmaktadır. Ayrıca bu yöntemle; örgütümüzün Ülkede bir değişim başlatma
heyecanı ve parti içi canlılık öldürülmekte, adeta “parti üyeleri olmasa da
olur” mantığı egemen kılınmaya çalışılmaktadır. Üyelere, kendilerinin
“fazlaca işe yaramadıkları” duygusu verilmektedir. Böylece Partiye olan
ilgileri azaltılmakta ve Partiden uzaklaşmalarına neden olunmaktadır.
Giderek üyeler ancak parti içi seçimlerde kendi yandaşına - o da yandaşının
baskı ve ricasıyla - oy vermek için Partiye gelmeye başlamaktadırlar. O
bölgede çok sayıda üye olmasına rağmen; seçimlerde sandık başına konacak
yeterli sayıda gönüllü üye bulunamamaktadır. En büyük ilçede bile ancak
40-50 aktif üye vardır. Zaten bu üyelerin bir kısmı da “seçilen” durumunda
olduklarından, zorunlu olarak Parti çalışmalarına katılmaktadırlar.
Seçimlerden sonra ise Parti’ye hiç kimse uğramamaktadır.
Üyeler neden edilginleştirilmektedir ? Bunun yanıtı oldukça basittir; çünkü
yöneticiler örgütü daha kolay yönetebilmek amacıyla “özgür partili” yerine,
emir-kumanda zincirine uyan, hiçbir fikir beyan etmeyen, bağımlı partililer
yaratmak istenmektedirler. Bunun için de örgüt çalıştırılmamakta ve parti
içi demokrasi rafa kaldırılmaktadır. Adeta Parti “dikensiz gül bahçesi”ne
döndürülmeye çalışılmaktadır. Zira özgür partililerden oluşan ve serbestçe
eleştiri ve özeleştirinin var olduğu bir örgütü yönetmek zordur. Böyle bir
örgütü ancak; ayak oyunlarıyla değil demokratik seçimle gelmiş yetenekli
yöneticiler başarıyla yönetebilir.
Sonuçta; büyük çoğunluğu dargın ve edilginleştirilmiş bir Parti örgütü
ortaya çıkmaktadır. Böyle bir örgütten de halka ancak “negatif enerji”
yayılmaktadır. Partili partisini savunamaz hale düşmektedir. Eminiz ki halk
da bunları gördüğünden, Partimize inancını ve güvenini kaybetmekte ve
CHP’nin bu Ülkeyi iyi yönetemeyeceği kanısına varmaktadır. Öyle ya,
kendisini yönetemeyen ve üyelerinin ezici çoğunluğu küskün olan bir parti,
halkı nasıl yönetebilir ki!...
O halde önce örgütün sorunlarından ve çözüm yollarından, sonra da halkın
karşısına çıkan parti görüntüsünden söz açalı
2 CHP ÖRGÜTÜ’NÜN SORUNLAR
2.1 SEÇİMDEN SEÇİME ÇALIŞAN BİR ÖRGÜT
CHP genelde seçimler dışında herhangi bir “partisel çalışma”nın yapılmadığı
bir örgüt niteliğindedir. Parti adeta “seçim aygıtı” şeklinde çalışmaktadır.
Seçim dışında lastiği indirilip garaja çekilen, seçim zamanı şişirilip yola
koyulan bir otomobil görünümündedir.
2.2 SİYASET ÜRETİLMEYEN BİR ÖRGÜT
Parti’de siyaset üretimi diye bir şey yoktur. Devletimizin ve halkımızın
karşı karşıya kaldığı sorunlardan her hangi birine ilişkin olarak Parti
tabanında tartışma yapılmasına ve siyaset üretilmesine pek rastlanmaz. “Şu
iyidir, bu kötüdür” gibi kısır ve kişisel eleştiriler olur, ama ideolojik
anlamda düzenli bir tartışma yapılmaz / yapılamaz.
2.3 PARTİ PROGRAMI VE TÜZÜĞÜ ÖNEMSENMEYEN BİR ÖRGÜT
Parti’nin anayasası olan Parti Programı üyeler tarafından yeterince
tartışılmamakta ve bilinmemektedir. Mutlaka gereksinme duyulduğu için de
Parti Programı, Genel Merkez’deki birkaç akademisyen tarafından
hazırlanmıştır. Programın tabanda yeterince tartışılmaması nedeniyle örgütün
görüşünü yansıttığı söylenemez. Bu durum Parti’de siyaset üretimi
olmamasının doğal sonucudur.
Tüzük için de aynı görüşleri ileri sürmek abartılı olmaz.
2.4 PARTİ İÇİ EĞİTİMİN OLMADIĞI BİR ÖRGÜT
Yeni üyelerin Parti içi eğitimden geçmeleri Tüzük gereği zorunlu olduğu
halde, yıllardır yeni ve eski üyeler için eğitim yapılmamaktadır. Hatta
değişen ve gelişen politikalar konusunda üyeleri bilgilendirme gereği bile
duyulmamaktadır.
2.5 SİYASETİ SADECE RAKİBİN HATALARINI ELEŞTİRMEYE DAYANDIRAN,
YENİ BİR VİZYON VEREMEYEN VE ÇÖZÜM ÜRETEMEYEN BİR ÖRGÜT
Genelde rakibin hataları sıralanır, diğer bir deyişle “olmazlar” anlatılır;
ama çözüm üretme veya yeni bir açılım yapılmaz. Çağdaş gelişmeler tartışma
konusu edilmez. Örneğin Kıbrıs, Irak, Büyük Ortadoğu Projesi, AB
görüşmeleri, küreselleşme vb güncel konular; henüz Parti tabanında tartışma
zeminine gelmediği gibi, üyeleri bilgilendirme gereksinmesi de
duyulmamıştır. Bültende ve internet ortamında kimi konulara değinilmekte ise
de; Parti içinde yaygın ve etkili bir dağıtım ve iletişim olmadığından
bilgiler partili büyük çoğunluğa ulaşamamaktadır.
2.6 PARTİLİ OLMANIN ÖLÇÜTLERİ OLMAYAN BİR ÖRGÜT
CHP’liler; ya “babadan CHP’li”dirler, ya da “doğuştan CHP’li”dirler! Parti
ideolojisini beğendiği ve kabul ettiği için CHP’liyim diyen üye azdır.
İdeolojik söylem genelde “Atatürkçülük” ve “laiklik” ile sınırlıdır. Partiye
bağlılık ideolojik değil; duygusal anlamdadır. İçerikten yoksun bir “parti
sevgisi ve tutkusu” vardır.
2.7 DELEGE AĞALIĞI, BÖLGECİLİK VE ETNİK SİYASETİN CİRİT ATTIĞI BİR ÖRGÜT
Sağlıklı bir üyelik yapısı olmamasının sonucu Parti içi seçimlerde; genel
olarak kişisel çıkar, ahbap-çavuş ilişkileri, bölgecilik ve etnik nedenlerle
oy kullanılmaktadır. Kısaca CHP’de alt-kimliklere dayalı bir siyaset
yapılmaktadır.
2.8 PARTİ ÜYELİĞİ İDEOLOJİYE DAYANMAYAN BİR ÖRGÜT
Önce de söylendiği gibi üyelik kaydında temel ölçüt; Parti ideolojisini
benimseme değil, kişisel güç kazanma, bölgecilik, etnik köken vb
nedenlerdir. Onun için bir ilçede Karadenizliler, diğerinde Doğulular, bir
başkasında Sivaslılar, Diyarbakırlılar, Trabzonlular ya da bir mezhepten
veya birinin adamı olan üyeler ve yöneticiler egemendir.
Parti üyelerimizin sayısı özellikle yerel yönetimlerde iktidara gelme
olasılığı bulunan yerlerde ve kongrelere yakın zamanlarda hızla artar /
artırılır! Ama üyelerden pek azı Parti için çalışır ve aidat öder. Seçim
zamanı sandıklara görevli bulunamaz. Bir avuç aktif partili akrabasını,
arkadaşını, tanıdığını getirerek sandık görevlisi açığını kapatmaya uğraşır.
Bazen de bu açıklar kapatılamaz. Seçim zamanı yönetimden sık sık “Sen
sandıklara şu kadar, sen de bu kadar kişi bulacaksın” şeklinde talimatlar
gelir.
Üyelerin bir kısmı – ki bunlara poşet üye / naylon üye denilmektedir- gerçek
anlamda Parti’li değildir; ikili ilişkiler, rant peşinde olma, güç kazanma
vb amaçlarla üye yapılmışlardır. Poşet üyeler / naylon üyeler kongrelere,
kendilerini parti üyesi yapan / yaptıran kişiye oy vermek için gelirler
2.9 ÜYELER ARASINDA İLETİŞİMİN OLMADIĞI VE ÜYELERİN BİRİBİRLERİNİ PEK
TANIMADIĞI BİR ÖRGÜT
Üye ve delegelerin büyük çoğunluğu birbirini tanımamaktadır. Bu sistem Parti
içinde demokratik bir seçim yapılmasını engellemekte ve Parti’yi
yozlaştırmaktadır. Üyelerin ve adayların birbirlerini tanımasının yolları
iletişim çağında bile bulunamıyorsa bunu iyi niyetle açıklamak zordur.
2.10 PARTİ İÇİ SEÇİMLERİN, KARAR ALMA VE ATAMALARIN “PATRONAJ “ SİSTEMİNE
DAYANDIĞI BİR ÖRGÜT
Parti içi seçimler genelde, “atanmışların seçimi”nden ibarettir. Belli
sayıda üst düzey yönetici ve “parti büyüğü” tarafından kimin nereye
seçileceğine karar verilir. ”Tek liste” ve “Blok oy sistemi” ile de
“atanmışlar”, bir “seçimsel onay”a tabi tutulur. Her düzeyde “patronaj
sistemi” geçerlidir. Genel Merkez, il ve ilçeler bazındaki bu uygulama,
olağan bir sisteme dönüşmüştür.
Patronaj sisteminin uygulanmasında ; “poşet üyelik / naylon üyelik” büyük
bir kolaylık sağlar.
Muhalefet eden kişi damgalanır ve ağzıyla kuş tutsa dışlanır, hiçbir yere
seçilemez. Çalışkanlık, birikim, saygınlık ve “örgüt emekçiliği” dikkate
alınmaz.
Öyle ki; yönetim düzeyinde bile önemli kararlar “patronaj sistemi” ile
alınır, yönetim organları da sadece onaylamak durumunda kalır.
2.11 SİYASETİN GENELDE “RANT” İÇİN YAPILDIĞI BİR ÖRGÜT
Tüm siyasi partilerde olduğu gibi Partimizde de; ahbap-çavuş ilişkilerine,
bölgeciliğe ve etnik kökene dayalı siyaset yapılmasının sonucu olarak; “rant
elde etme” giderek en önemli amaçlardan biri haline gelmektedir. Yani rant
için siyaset yapılmaya başlanmakta ve bunun boyutu hızla büyümektedir. Çünkü
sistemdeki bozukluğun sonucunda çıkar ilişkilerini temsil edenler de
Partideki önemli görevlere seçilebilmektedirler.
Bu durum seçim zamanı o kadar açık hale gelir ki, özellikle yerel seçimin
kazanılmasının olası olduğu ilçelerde, “dışarıdan” büyük bir akın olur ve
çok sayıda kişi, kendi partilerinden bir gecede istifa ederek Partimize
geçer. Böyle zamanlarda kendinizi Partinizde yabancı ve dışlanmış
hissedersiniz. Partideki pek çok kişiyi tanıyamazsınız. Yani Partinizi
tanıyamaz hale gelirsiniz !.. Ya da Parti tanınmaz hale gelir!.. Böylece
yıllardır şikayet ettiğimiz durağanlık yıkılıp, çok kısa süre içinde büyük
bir değişim gerçekleşmiş olur!..
Aksi düşünülüyorsa, hiçbir ücreti olmayan yada çok az ücreti olan siyasi
mevkiler için, son yerel seçimlerde Partide tanık olduğumuz kıran kırana
savaş nasıl açıklayabiliriz ?
Böyle kişiler seçilirse; elbetteki bunlardan Partimiz ve Atatürk
Devrimleri’ne sadık kalmalarını beklemek gerçekçi olmaz.
Yukarıda anlatılan bozulmanın getirdiği en büyük risklerden biri de;
siyaset-bürokrat-tarikat-mafya ekonomisine Parti’nin bulaştırılma
olasılığıdır. Bu son derecede ciddi ve geleceğimizi karartacak bir
tehlikedir.
2.12 GENÇLİĞE VE KADINLARA ÖNEM VERMEYEN BİR ÖRGÜT
Uygulanan parti içi politikalar nedeniyle gençler CHP’ye ilgi duymamaktadır.
Partili gençler de genelde getir-götür işlerinde ve çeşitli Parti
faaliyetlerinde çalıştırılmaktadırlar, mutlu değildirler.
Üyeler arasında yaş ortalaması oldukça yüksektir. Bir süre sonra Partimiz;
“yaşlılar partisi”ne dönüşecektir! Bu gidişle “doğal ayıklanma” CHP’de ciddi
bir risk haline gelebilir!..
Partinin her düzeyinde büyük özveriyle çalışan kadın üyelerimizin hak
ettikleri yönetim kademelerine seçildiklerini söylemek çok zordur.
Toplumumuzun %50’si kadınlardan oluştuğuna göre, bu oranın Parti ve Ülke
yönetimine de aynen yansımasından daha doğal ne olabilir. Parti ve Ülke
Yönetiminde ve toplumun diğer alanlarında kadınlarımızın gereken yeri
almasını acilen talep ediyoruz.
3 SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ
3.1 SÜREKLİ ÇALIŞAN BİR ÖRGÜT
Siyasi partiler süreklilik gösteren örgütlerdir. Siyasi kadrolarının
oluşması, çözüm yollarının halka anlatılması ve halkın inandırılması
amacıyla sürekli çalışan dinamik bir örgüt yapısı gereklidir.
3.2 SİYASET ÜRETEBİLEN BİR ÖRGÜT
Halkın sorunlarına çözüm önerileri sunmak için Parti içinde, üyelerin de
katıldığı tartışmaların yapılması ve çözümlerin üretilmesi elzemdir. Bu
bağlamda verimli bir Parti çalışması örgütlenmelidir. Tüm üyelerin birikim,
çaba ve mesleki uzmanlıklarından yararlanılmalıdır.
3.3 PARTİ PROGRAMI VE TÜZÜĞÜ ÇALIŞMALARA ESAS ALINAN BİR ÖRGÜT
Siyasi partiler belli siyasi görüşlere ve bunları yansıtan programlara
sahiptirler. Bu programları uygulayabilmek için halktan oy isterler.
İktidara geldiklerinde programlarında yer alan çözümleri uygularlar, aksi
halde halk aldatılmış olur. O nedenle parti programları son derecede
önemlidir. Siyasi faaliyetlerimiz kendi programımızı esas alarak ve
Tüzüğümüzdeki kurallara titizlikle uyularak yürütülmelidir.
3.4 PARTİ İÇİ EĞİTİMİN SÜREKLİ YAPILDIĞI BİR ÖRGÜT
Eğitim; Parti’nin sağlıklı yapılanması, üyelerin niteliklerinin
geliştirilmesi, çalışmalara kalite, yeterlik ve etkinlik kazandırılması için
zorunludur. Parti’nin ve üyelerinin başarısında eğitim birinci derecede rol
oynar. Üyelerin siyasal görüş ve programımız hakkında yeterli bilgiye sahip
olması, ancak eğitim yoluyla olur. Ayrıca parti içi eğitim, sağlıklı bir
parti örgütlenmesini de birlikte getirir. Örgütsel yapının, parti üyeliğinin
ve ideolojinin geliştirilmesi için yeni ve eski tüm üyelerin parti içi
eğitimden geçmesi sağlanmalıdır.
5 RAKİBİNİN HATALARINI ELEŞTİRMENİN ÖTESİNE GEÇEN, YENİ BİR GÖRÜŞ SUNAN VE
ÇÖZÜM ÜRETEN BİR ÖRGÜT
Sadece eleştiri yapmak; kamuoyunda bize puan kazandırmamaktadır. Artık somut
çözümler üretmenin ve topluma sunmanın zamanı gelmiştir.
3.6 PARTİLİĞİ, PARTİ İLKELERİNİ BENİMSEMİŞ OLMAYA DAYANDIRAN BİR ÖRGÜT
Parti üyeliği; kişilere bir yandan bazı haklar kazandırırken, diğer yandan
da görev ve sorumluluklar verir. Bilinçli üyeler ancak Parti ilkelerinin
üyelerce benimsenmesiyle yaratılabilir. Partili olmak için mutlaka Parti
ilkelerini bilmek ve benimsemiş olmak şart koşulmalıdır.
3.7 DELEGE AĞALIĞININ, BÖLGECİLİĞİN VE ETNİK SİYASETİN GEÇERLİ OLMADIĞI BİR
ÖRGÜT
Çağdışı yöntemlerle iktidara gelmek ve toplumu dönüştürmek olası değildir.
Sosyal demokrat parti anlayışına aykırı yöntemler kullanılarak parti
kongreleri kazanılabilir, ama iktidara gelinemez. Artık bu yöntemler terk
edilmelidir.
3.8 PARTİ ÜYELİĞİ, SOSYAL DEMOKRAT İDEOLOJİYE DAYANAN BİR ÖRGÜT
Parti ideolojisi net olmalı ve sosyal demokrat niteliklerinden ödün
verilmemelidir. Ayrıca sosyal demokrasideki gelişmeler de izlenmeli ve kısa
sürede uyum sağlanmalıdır.
3.9 ÜYELERİ ARASINDA SOSYAL İLİŞKİ VE DAYANIŞMANIN GÜÇLÜ OLDUĞU BİR ÖRGÜT
Parti içinde sağlıklı seçimlerin yapılabilmesi ve ayrıca daha yararlı
olabilecek genç ve yetenekli üyelerin yükselebilmesi için de üyelerin
birbirlerini iyi tanıması gerekir. Siyasi faaliyetlerde başarılı sonuçlar
elde edilebilmenin en önemli öğelerinden biri de üyeler arasındaki
dayanışmadır. Partideki üyeler birbirilerini tanımalı ve aralarında sosyal
ilişkiler kurmalıdırlar. Bu amaçla çeşitli etkinlikler düzenlenerek üyelerin
tanışmaları ve aralarında dostluklar oluşturmaları sağlanmalıdır.
3.10 PARTİ İÇİ KARAR ALMANIN DEMOKRATİK VE PARTİ İÇİ DEMOKRASİNİN OLDUĞU BİR
ÖRGÜT,
Yönetim organları, baskı altında kalmadan ve yönlendirilmeden, en geniş
şekilde katılımcı demokrasiyi uygulayarak karar alabilmelidirler. Parti içi
demokrasiye yeterince sahip olmayan bir partinin, Ülkede demokrasiyi tam
olarak uygulaması da zordur. Parti içinde her kademedeki kararlar demokratik
şekilde alınmalı ve parti içi demokrasi çalıştırılmalıdır.
3.11 SİYASETİN ÜLKE ÇIKARLARI ÖN PLANDA TUTULARAK VE GÖNÜLLÜLÜK ESASINA GÖRE
YAPILDIĞI BİR ÖRGÜT
Siyaset, çıkar sağlamak, yani rant elde etmek amacıyla değil, ülkeye ve
halka karşı yurttaşlık görev ve sorumluluklarını yerine getirmek amacıyla ve
gönüllü şekilde yapılmalıdır.
3.12 GENÇLİĞE VE KADINLARA GEREKEN ÖNEMİN VERİLDİĞİ BİR ÖRGÜT
Gençlik kollarımız maalesef zayıftır. Bu durum Parti’nin geleceği bakımından
umut verici değildir. Bir zamanlar, gençlik kolları en kuvvetli parti CHP
idi. Geçmişte gençlik kollarından sayılmayacak kadar çok siyasetçi
yetiştiren bir partinin bugünkü durumu üzücüdür. Gençlik Kollarımız bu
durumdan kurtarılmalıdır.
Atatürk devrimlerini yapan bir Parti’nin, kadın üyelerine gereken önemi
vermesini ve zaten hakları olan yerlere getirmesini istiyoruz. İnanıyoruz ki
ne kadar çok kadın üyemiz yönetim kademelerinde görev alırsa, Partimiz o
kadar çok gelişme ve başarı gösterecektir. Bu bir lütuf değil, haklarının
geri verilmesidir. Kadınlarımızın Parti ve toplumdaki işlev ve
sorumlulukları gündeme alınmalı ve tartışılmalıdır. Tüzük gereği kendilerine
ayrılan kontenjanlar işgal edilmemelidir.
4. PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
Yukarıdaki bölümlerde örgütün sorunlarını ve çözüm yollarını CHP
TABAN HAREKETİ bakış açısından yansıtmaya çalıştık. Ama bir de konunun halka
yansıması var, yani Parti’nin dışarıdaki görüntüsü söz konusu. İçeriden biz
partililerin karşılaştıkları aksaklıklar, dışarıdaki halk tarafından nasıl
görülüyor ve algılanıyor ?
4.1 TABANDAN VE HALKTAN KOPUK POLİTİKALAR ÜRETEN VE AYRICA ZAMAN ZAMAN DOĞRU
ÜRETİLEN POLİTİKALARI DA TABANA VE HALKA ANLATAMAYAN BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
CHP emekçilerin, ezilenlerin, sömürülenlerin partisi olmaktan çıkmış ve
kitlelerin güvenini kaybetmiş bir görünüm içindedir. Neredeyse sahil
kentlerinin dışında oy alamaz hale gelmiştir. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu
ve Doğu Anadolu’daki il ve ilçe merkezlerinden silinmiştir. 29 Mart 2004
Yerel Seçimleri’nde bir çok ilçede aday bile çıkaramamıştır.
4.2 YILLARDIR PARTİ İÇİ SORUNLARLA UĞRAŞMAKTAN VE PARTİ İÇİ MUHALEFETİ
SİNDİRMEYE ÇALIŞMAKTAN ÜLKE SORUNLARI İLE YETERİNCE İLGİLENEMEYEN BİR PARTİ
GÖRÜNTÜSÜ
CHP Yönetimi, somut siyasal söylem ve slogan üretmek yerine parti içi
muhalefetle uğraşmaktadır. Kısaca parti içi kavgaların egemen olduğu bir
görüntü vardır.
Yüksek oy alınan yerlerdeki seçim başarıları, Parti’nin değil de o bölgede
konan iyi bir “adayın başarısı” haline gelmiştir. Bazı seçim çevrelerinde
ise yanlış aday gösterilmesi sonucu ya seçim kaybedilmiş ya da oylarımız
düşmüştür. Her seçim zamanı örgüt emekçileri bir kenara itilerek Parti’ye
karizmatik aday bulma çabası içine girilmekte ve dışarıdan “aday ithali”
yoluna gidilmektedir. Seçim sonucunda da bu adaylardan kimileri tek
başlarına CHP’ye %10 oy getirdiklerini ve barajın altında kalmaktan
kurtardıklarını beyan etmektedirler. Kendilerine karşı en ufak bir kusur
işlendiğindeyse, CHP’ye ve onun şimdiki ve eski genel başkanları başta olmak
üzere tüm yöneticilerine ağzına geleni söylemekte ve Partiyi terk
etmektedirler. Ama örgüt emekçileri her koşulda Parti’de kalmaya, onu
savunmaya çalışmaktadır.
4.3 DEĞİŞİMİ VE GELİŞİMİ YAKALAYAMAMIŞ BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
Değişimin gerisinde kalmış, statükocu , çarpık ekonomik ve sosyal düzenden
çıkış için çözüm üretemeyen, kısaca eğitimden dış politikaya kadar
Türkiye’nin açmazları ile ilgili kurumsallaşmış önerileri olmayan bir parti
görüntüsü vardır.
“BU DÜZEN DEĞİŞMELİDİR” diyerek 1973 seçimlerinde patlama yapan CHP son
dönemlerde halkın umudu olma özelliğini yitirmiştir.
4.4 SADECE LAİKLİK VE CUMHURİYET EKSENLİ SİYASET YAPAN BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
CHP Ülkenin sorunlarıyla ilgili olarak ciddi politikalar üretemeyen,
yalnızca laiklik ve cumhuriyet eksenli siyaset yapan, ulu önder Atatürk’ün
adına sığınmış ve politikasını rejim tartışmasından öteye taşıyamayan bir
Parti görüntüsü vermektedir.
4.5 DEĞİŞİMİN ÖNÜNDE GİDEN DEĞİL DEĞİŞİMİN ÖNÜNÜ TIKAYAN PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
Dünyadaki çağdaş sosyal demokrat partiler değişimin önünde giderken, CHP’nin
kamuoyundaki imajı “değişimin gerisinde kalmış parti” şeklindedir.
4.6 GÜNDEMİ BELİRLEYEN DEĞİL GÜNDEMİ İZLEYEN BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
70’li yıllarda CHP gündemi belirleyen parti iken son yıllarda politika ve
söylem üretememesi, parti içi sorunları çözememesi, tabanından ve halktan
uzaklaşması vb nedenlerle gündemi izleyen parti haline gelmiştir.
4.7 SOLUN TEMEL ÖZELLİKLERİ OLAN ÖZGÜRLÜKLER VE DEMOKRASİ KONUSUNDA GERİDE
KALMIŞ BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
Hukukun üstünlüğünü ve özgürlükleri savunan, demokratik, sosyal, katılımcı,
saydam ve hesap verebilir bir siyasetin yandaşı tavır yeterince
sergilenememektedir.
4.8. AB KONUSUNDA ÖNCÜLÜĞÜ AKP’YE KAPTIRMIŞ BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
AB Katılım Belgesi partililere ve halka iyi anlatılamamıştır. AB’ ye giriş
sürecinde AKP’nin arkasından giden bir görüntü çizilmiştir. Ayrıca AB’nin
kimi haksız dayatmalarına yeterince karşı çıkılamamış ve ulusalcı bir tavır
konamamıştır. AB’ye girmek istiyoruz ama; teslim olmak istemiyoruz.
Türkiye’nin koşullarına uymayan dayatmalara karşı çıkılmalı ve kabul
edilmemelidir.
4.9. YOKSUL KESİMLERE VE YÖRELERE YÖNELİK POLİTİKA ÜRETEMEYEN BİR PARTİ
GÖRÜNTÜSÜ
CHP yoksul kesimlere ve yörelere yönelik somut politikalar üretemediğinden
varoşlar ve kırsal kesim kaybedilmiştir.
CHP;
- 4 kişilik ailede açlık sınırının 480 milyon TL (480 YTL); yoksulluk
sınırının 1 milyar TL (1000 YTL) olduğu, nüfusun %25’inin açlık; %80’inin
yoksulluk sınırında yaşadığı,
-İstanbul nüfusunun % 14’ ünün günde 1 $ gelir elde ettiği,
Türkiye’de, oylarını alabileceği ezilen ve yoksul kesimlere yönelik
politikalar üretememektedir.
Ne yazık ki çeşitli dönemlerdeki koalisyon ortaklıkları sırasında ve
iktidarda olduğu yerel yönetimlerin çoğunda, bu olumsuz izlenimi silecek bir
başarıyı gösterememiştir.
4.10 SÜREKLİ DEĞİL SADECE SEÇİM DÖNEMLERİNDE ÇALIŞAN BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
Daha öncede belirtildiği gibi CHP örgütleri yönetim tarafından seçim
zamanlarında hatırlanmakta, seçim sonrasında ise gerektiğinde az sayıdaki
Parti faaliyetinde kalabalık yapmaları ve iyi bir dinleyici olmaları
istenmektedir. Örgütler seçimlerden sonra tüm canlılığını yitirmektedir..
4.11 İLETİŞİM EKSİKLİĞİ İÇİNDE HALKTAN VE TABANDAN KOPUK, SOL DEĞERLERİNİ
YİTİRMİŞ BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
Bazı kesimlere göre CHP duruşu itibariyle sol bir parti değildir. Halktan ve
tabandan kopuktur, sol değerlerini yitirmiştir.
4.12 SOSYAL DEMOKRAT DEĞERLERE YETERİNCE SAHİP OLMAYAN BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
Bu durum; zaman zaman CHP’den ciddi boyutlarda ayrılmalara, parçalanmalara
ve yeni partiler kurulmasına neden olmuştur.
4.13 STATÜKOCU, İÇE KAPANIK, KENDİSİNİ YENİLEYEMEYEN, ÇAĞDAŞ REFORMLARA VE
AÇILIMLARA KAPALI BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
4.14 PARTİDEKİ YÖNETİCİ DAR KADRONUN, ARTIK HİZİPÇİ BİR YAPIYA DÖNÜŞMÜŞ
OLDUĞU BİR PARTİ GÖRÜNTÜSÜ
4.15 PARTİDEKİ OLİGARŞİK YAPILANMANIN DEMOKRATİK YOLLARI TIKADIĞI BİR PARTİ
GÖRÜNTÜSÜ
Oligarşik yapılanmanın partideki demokratik yolları tıkadığı görüşü; CHP
tabanında ve kamuoyunda yaygın hale gelmiştir.
5. SONUÇ
CHP;
ÖZELEŞTİRİ YAPARAK DERHAL YENİDEN YAPILANMALIDIR.
- İDEOLOJİK TEMELLERİNİ YENİLEMELİ VE NETLEŞTİRMELİDİR
- ÜYELİK VE ÖRGÜTLENME YAPISINI GÖZDEN GEÇİRMELİDİR
- DAR KADROCULUK ANLAYIŞINA SON VERMELİDİR.
- PARTİ İÇİ DEMOKRASİYİ ÇALIŞTIRMALIDIR.
- POLİTİKA ÜRETMEYİ SADECE GENEL MERKEZ VE MİLLETVEKİLLERİNE BIRAKMAMALI,
SORUMLU HER CHP’Lİ ÜYENİN POLİTİKA ÜRETMESİNİ VE KATILIMCILIĞI SAĞLAMALIDIR.
- HALKIN SOSYAL, EKONOMİK VE KÜLTÜREL SORUNLARINA YANIT VERECEK
PROJELER VE PROGRAMLAR GELİŞTİRMELİDİR
- İVEDİ OLARAK ULUSAL YOKSULLUĞUN ÖNLENMESİ İLE İLGİLİ ÖZEL BİR PROGRAM
HAZIRLAMALIDIR.
- İŞSİZLİĞE ÇÖZÜM BULACAK CİDDİ POLİTİKALAR GELİŞTİRMELİDİR.
- TARIMA VE HAYVANCILIĞA YÖNELİK YÖRESEL POLİTİKALAR ÜRETMELİDİR.
- BİLİŞİM TEKNOLOJİSİNDEN VE MEDYA OLANAKLARINDAN EN GENİŞ ŞEKİLDE
YARARLANMALIDIR.
- DEĞİŞİMİN ÖNÜNDE GİDECEK VE BU KOKUŞMIŞ DÜZENİ DEĞİŞTİRECEK BİR PARTİYE
DÖNÜŞMELİDİR.
- AVRUPADAKİ VE DİĞER ÜLKELERDEKİ KARDEŞ PARTİLER İLE DAYANIŞMAYI
ARTIRMALIDIR.
CHP;
ÜYELERİNİN VE HALKIN KENDİSİNE SAHİP ÇIKMASINA
OLANAK VERMELİ, KENDİSİ DE ÜYELERİNE VE HALKA
SAHİP ÇIKMALIDIR.
|