blog-image

SİYASETTE ONURLU DURUŞ TARİHSEL VAROLUŞTUR

5 Aralık bizim için çok önemli bir tarih . Seçme ve seçilme hakkının alındığı tarih. 70 yıllık bu süreçte kadınlar olumsuzluklara rağmen belli ölçülerde ne yazık ki sadece seçme hakkını kullanabildiler. Kadınlar açısından artık seçmek yetmiyor. Demokratik koşullar içinde sadece seçmek değil, seçilmek, temsil edilmek ve yönetmek istiyoruz. Bu demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Parti içinde seçilme hakkını eşit kullanmak istiyoruz.
Eşit Temsil Eşit Katılım istiyoruz.
Kadın Kolları Kurultay’ı 5 Aralık gibi önemli bir günde yapılmaktadır 8 sene sonra yapılan kurultayın, ilçelerden başlayarak genel merkeze kadar gelen süreç içinde gerçekten bu güne yakışır şekilde gerçekleşmesini isterdik.
Üyelere haber vermeden yapılan seçimler…, yaptırılmayan seçimler…, delegeleri baskı altında tutarak yönetimi ele geçirmeye çalışan yöneticiler… , asılmayan üye-delege listeleri…, adaylara verilmeyen delege listeleri…, bu seçimin yasal olmadığını söyleyen yöneticiler……, yapılan olumsuzlukları bu günün arkasına saklanarak gizlemeye çalışanlar. Bu anlayış 1930’larda CHP’nin kadın hakları konusunda verdiği onurlu mücadeleye zarar vermektedir. Bunun hesabının nasıl verileceğini tarih belirleyecektir. Bugün söylenen ve söylenecek süslü laflar artık yetmiyor. Sözde ve eylemde uyum istiyoruz……
Kadın hareketinin siyasal çözümler geliştirebilme ve önerdiği politikaları öncelikle benimsetebilme ve uygulayabilme başarısı sorunların aşılmasında başlangıç noktasını oluşturur. Partimizin ciddi bir kadın ve gençlik hareketine ihtiyacı vardır. Nüfusun yaklaşık %80 kısmını gençler ve kadınlar oluşturmaktadır.
Parti içinde kadınlar ve gençler temsil edilmemektedir. Eksik temsil, sorunların çözümü noktasında kadınların ve gençlerin yeterli bilgi birikim ve deneyiminden yararlanamaması sonucunu getirmektedir.
Kadınlar her zaman parti içinde mevcut cinsiyetçi iş bölümüne göre seçimden seçime hatırlanan çalışma grubu olarak görüldü. Oysa bizler parti örgütüyle bütünleşerek parti içi çalışmalarda harcadığımız emeğin siyasal temsile ve parti yönetimine yansımasını istiyoruz. Örgüt içinde kadınların, kadın olmaktan kaynaklanan sorunların tartışılmamasını kadınların toplumsal ve siyasal haklarının parti için de hak ettiği yere ulaşmamasını siyasal bir mücadele içinde partimiz açısından çok büyük bir eksiklik olarak görüyoruz.
Siyasal kararlara katılmayan kadınlar kendi sorunlarını çözecek toplumsal siyasal araçlara ulaşamazlar.Kadın erkek eşitliğini sağlamaya yönelik tüm çabaların başlangıç noktası,siyasal süreçlere katılımdan,söz,yetki ve karar sahibi olmaktan ve bu alanlarda cinsler arası eşitsizliği ortadan kaldırıcı adımlar atmaktan geçer. Tüm eşitsizliklerin çözümü siyasal yapının yeniden düzenlenmesi ile doğrudan ilgilidir.
Bir toplumda ilericiliğin,demokratikleşmenin, laikliğin,barışın ne ölçüde gerçekleştiğinin en önemli göstergesi kadın-erkek eşitliğinin ne ölçüde gerçekleştiği ile doğrudan ilgilidir. Laik, çağdaş, demokrat bir partinin de gerçekte ne olduğunun temel göstergesidir.
Parti içindeki mevcut eşitsizlik, siyasal alandan eşit yararlanmamayı, eşit temsil edilmemeyi ortaya çıkarmaktır. Partimizin bu konuda görev ve sorumluluğu çok büyüktür.
Yeni bir anlayışın yol göstericiliğine ihtiyacımız var..Bu anlayışı hep birlikte yaratmamız gerekiyor. Unutmamak gerekir ki siyaset kişisel fayda için değil toplumsal fayda içindir.

İletişim: khareketi@yahoo.com /02163742772
CHP KADIN HAREKETİ

21/04/2015

MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI OLUNUZ

Ben;
“Demokratım, hukukun üstünlüğünü savunuyorum. Türk devrimlerine gönülden bağlıyım. Çağdaşım. Devrimciyim. Halkçıyım. Cumhuriyetçiyim. Katılımcı demokrasiyi istiyorum. Laikim, Tam bağımsız, üniter Devlet yapısını savunuyorum. Özgürlüklerin sonuna kullanılmasını istiyorum. Milletvekili dokunulmazlığını kürsü dokunulmazlığı ile sınırlı tutulmasını istiyorum. Din, inanç, mezhep, etnik köken üzerinden siyaset yapmayacağım. Geçmişimde geleceğimi etkileyecek kirlilik yok. Halkımın soyulmasına, kandırılmasına izin vermeyeceğim. Bilim ve akıl rehberim olacak. Meslek sahibiyim. Bilgimi, gücümü insanların mutluluğu ve gönenci için harcayacağım. Hak ve adaletten ayrılmayacağım. CHP’nin ilkelerine bağlı kalacağım. Çocuklarımız da bizim gibi eğitim, sağlık, güvenlik, işsizlik, konut, adalet sorunlarıyla karşılaşmasını istemiyorum. Siyasetin kirlilikten arındırılmasını istiyorum. Milletvekili adayı gösterilemeyebilirim, ancak bende sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde CHP’nin iktidar olmasını istiyorum…”.

Diyorsanız Haziran 2011 tarihinde yapılacak milletvekili seçimlerinde CHP milletvekili aday adaylığı için yasal bir engeliniz yoksa başvurunuz. Paranız yetmezse birkaç kişi birleşerek içinizden en gencini görevlendiriniz. Sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları içinizden aday belirleyerek başvurusunu sağlayınız. Milletvekilliği aday adaylığı da en azından milletvekilliği kadar onurlu bir görevdir.
Unutmayınız her insan bir değerdir ve kimse kimseden üstün değildir. Siyasette her şey her zaman mümkündür. Yeni, yepyeni CHP’nin de iktidar olmaması için hiçbir neden yoktur. Siz aday olmazsanız seçilenlere itiraz hakkınız olmayacaktır.
18.03.2011

21/04/2015

29 Mart Yerel Seçimleri / Kılıçdaroğlu Seçilmeli

29 MART 2009 YEREL SEÇİMLERİ
29 Mart 2009 Yerel seçimleri elbette ki çok önemli. Ama geçmiş seçimlerden daha fazla önemli değil. 29 Mart 2009 Pazar günü parti egemenlerince belirlenen yerel yöneticilerimizi! seçmek amacıyla oy kullanacağız. Hepimizin bildiği gibi seçim yasasından da kaynaklanan antidemokratik hükümleri kullanarak siyasi partiler kendi parti üyelerini bile yok sayarak MK, MYK Genel Başkan vs. aracılığı ile adayları belirlediler. En iyisini halk bilir diyen siyasi parti egemenleri, aday belirlemede neden partilerine güvenmediler de kendileri aday belirlediler? sorusunun tek yanıtı bir iki dolgu ve vitrin malzemesi ile zorunlulukların dışında rantın paylaşımıdır.

Basın yayın kuruluşlarında açıkça sergilendiği gibi e AKP, CHP yöneticileri kendi iktidarlarını koruma çabası içine girmişlerdir. Yerel seçimler genel seçim havasına sokularak halkımız bölünmek veya kandırılmak suretiyl propaganda faaliyetleri sürdürülmüştür. Eğitim, sağlık, güvenlik, adalet, konut, işsizlik, yolsuzluk, yoksulluk, yerel sorunların çözümü konusunda en ufak açılımları bulunmayan, ilkesiz, duyarsız, umarsız delege ağalığı sistemi ile beslenen siyasi rant birliktelikleri yurttaşların sorunlarını görmemezlikten gelmektedirler.

Yerel seçimlerin belki de en önemli özelliği seçmenin siyasi partilere mesaj verebileceği şekilde farklı oy kullanabilmesidir. İl idaresi Yasasında ismi bulunmayan, şehirlerde ne işe yaradığı tartışılması gereken Muhtar seçimlerinin dışında;

a) Turuncu renkli olanlar : İl genel meclisi üyeleri,
b) Mavi renkli olanlar : Belediye başkanlığı,
c) Sarı renkli olanlar : Belediye meclisi üyeleri,
ç) Beyaz renkli olanlar : Büyükşehir belediye başkanlığı,

olmak üzere dört ayrı oy pusulasını mühürleyeceğiz. Halkı ve örgütlerini yok sayan siyasi parti yönetim kadrolarına ders vermenin en iyi yöntemi “İl Genel Meclisi” oy pusulasında oy vermemektir. Eğer AKP, CHP, MHP, DTP 2007 seçimlerinden daha fazla oy alırlarsa Belediye Başkanlığını alıp almadıklarına bakmaksızın kendilerini başarılı sayacaklardır. Kesinlikle Mecliste dokunulmazlıkları kaldırmayan, halkın sorunlarına çözüm bulmayan, işsizliği, yoksulluğu, yolsuzluğu önlemeyen AKP, CHP, MHP, DTP’ye İl Genel Meclisinde oy vermemek gerekir.

Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi üyelerinin ayrı partilerden olmasının da hiç bir sakıncası bulunmamaktadır. Hatta rant sisteminin çökertilmesinde en iyi sonucu alacak yöntem olarak karşımıza çıkacaktır. Burada da halkımızdan hangi partinin adayı daha dürüst, ahlaklı ve sorunları çözebilecek yönetim becerisine sahipse ona oy verilmesini öneriyoruz.

Her şeye rağmen ülkemizin demokratikleşmesi, gelişmesi, çağdaşlaşması, hırsızlık, yoksulluk, yolsuzluğun son bulması için için ahlak, dürüstlük, edep simgesi sayın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na hangi partiden olursanız olusunuz oy verin diyoruz. Diğer illerin tamamında AKP ve etnik köken üzerinden siyaset yapan DTP’nin dışında hangi parti adayı öne çıkarsa O partinin adayını destekleyiniz” diyoruz.

İstanbul’da Sayın Kılıçdaroğlu’nun kazanması siyasette devrim niteliği taşıyacaktır. Hiç şüpheniz olmasın Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da kazanması, AKP ve CHP yönetim kadrolarının durumlarını gözden geçirmeyi ve siyasetin yeniden yapılanmasını sağlayacak zemini hazırlayacaktır. Sayın DP, DSP, HYP, İP,MHP, ÖDP, SP ve diğer aşırı sağın solundaki partililerin tamamının İstanbul’da AKP’ye karşı Kılıçdaroğlu adında birleşmesini önemsiyor ve öneriyoruz. .

Saygılarımızla,

21/04/2015

Chp’de Parti Yönetimi Baştan Sona Değişmelidir

CHP yönetim kadrosu ve anlayışı CHP’nin umdelerinden uzaklaşmış, iktidar olma amacını yitirmiştir.
Antidemokratik tüzük hükümlerinin kendilerine verdiği yetkileri de çıkarları doğrultusunda kullandıkları ortadadır.
Anadolu insanın değerlerine aykırı tutum ve davranışlar parti üst düzey yönetim kadrolarının yaşam biçimine dönüşmüş; yolsuzluk, çıkar ilişkileri, rüşvet söylentileri, hukuksuzluklar Partinin her kademesinde kanıksanır hale gelmiştir. İmar yolsuzluklarındaki işbirlikçi tavırlar, seçimle gelinen görevlerin nerdeyse tamamında borsa kurulduğu söylentileri namuslu CHP’lileri ve vatandaşları üzmektedir. Parti yönetimi / sözcüleri / ileri gelenleri tarafından yolsuzluk, rüşvet, çıkar ilişkileri konusunda açıklama yapılmaması, olayların soğutmaya bırakılması, haksız ve hukuksuz yere partiden uzaklaştırmalar, parti üyelik yapısının dejenere olması, en üst düzeyde organizasyonun kurulduğu kuşkusunu ortaya çıkarmaktadır.

07/05/2010 tarihinde ortaya çıkan Genel Başkan Deniz Baykal’la ilişkili video görüntülerindeki çıplaklık insanın en doğal hali. Bir kadının çıplaklığında, bir erkeğin çorap giymesindeki gerçeklik veya montaj uğraş alanımız değil. Kadın ve erkek arasındaki gizli ilişki kendilerini, ortaya çıktığında ailelerini ilgilendirir. Ortadaki görüntüleri çekenler, çekmeyi düşünenler, en mahrem yerlerde insanları takip eden, kayıt altına alan, yayınlayan, bunlardan yarar uman, kendi ikballeri için kullananları şiddetle kınıyor, lanetliyoruz.
12 Eylül 1980 Cuntasının getirdiği siyasi partiler ve seçim yasalarının ardına kendi sermayelerini yaratma adına yolsuzluklarını, akılsızlıklarını gizlemeye çalışanları, dürüstlük, ahlak, yolsuzluğu hayır, alnımız ak diye diye yalan söyleyenleri, el etek öpenleri, sahte belgecileri, hırsızları, ihale hortumcularını, iftiracıları, halkın işsizlik, yoksulluk, eğitim, sağlık, güvenlik, adalet sorunlarına kayıtsız kalanları, ülkemizi tecavüz sahnesi haline getirenleri kınıyoruz.
08/05/2010

21/04/2015

Hiç Kimse Partinin Üzerinde Değildir

Sayın Genel Başkanımız,
Sayın PM Üyeleri,

Bilindiği üzere CHP; 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongre sürecinden sonra Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin devamı olarak 9 Eylül 1923’de Cumhuriyeti kuranların kurduğu partidir. 10 Kasım 1938’den bugüne kadar, kuruluş amacı ve hedeflerine yakışır şekilde yönetilmediğinden, karşı devrim yandaşları yerel ve genelde iktidarı ele geçirmişler; Devletin kurum ve kuruluşlarını da ikbal ve kişisel çıkarlarının basamağı haline getirmişlerdir. Kendilerine karşı çıkabilecek siyasi güç odaklarını sindirerek, anayasal rejimimizin temel ilkelerini belirleyen ve değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek maddelerine aykırı bir eylem ve kadrolaşmalarının son noktalarına gelmişlerdir.

Eğitimsizlik, korku, terör, sağlıksız yaşam, işsizlik, yolsuzluk, yoksulluk, hukuksuzluk, kandırılmak Anadolu insanının kaderi değildir. Ülkenin varlıkları, zenginlikleri, kaynakları, şehir rantları yandaşlara doğrudan veya dolaylı şekilde aktarılarak kendi sınıf ve zenginini yaratma çabaları AKP iktidarının temel amacına dönüşmüştür. Devlete ve yargıya güvensizliği yaratan bu uygulamalar ülkenin birlik ve bütünlüğünü de tehdit eder hale gelmiştir.

Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası hükümleri de dayanak gösterilerek yönetilen Siyasi Partilerimizin hemen hemen tamamı da demokratik yönetim anlayışlarından uzaklaşmış, seçimle gelinmesi gereken görevler adeta pazarlık konusu satış makamları haline getirilmiştir.

Rant ekonomisinin payandası haline gelmiş, Devletin üniter yapısını hedef alan etnik köken ve inanca dayalı siyaset yapan Partiler düzeninden CHP’nin derhal ayrılması, Cumhuriyetin ve Halkımızın kurtuluşunun ve kalkınmasının güvencesi olması gerekir.
CHP ve Eski Genel Başkanına yapılan komplo ülkemizin nasıl yönetildiğinin çağdışı, ilkel, yüzkarası örneğidir. En azından halkımızın ezici çoğunluğu iftirayı, yalanı, kötü niyeti, hukuku hak ve özgürlükleri yok sayan anlayışla yönetilmeyi hak etmemektedir.

Partimiz CHP’nin çalışma şekli, yönetici kadroları ve ideolojisinin hızla bir değişim geçirmesi ve yenilenmesi kaçınılmazdır. Ancak böylece sağlıklı bir şekilde siyaset üretebilir hale gelinecektir.

CHP’de değişim ve gelişimi sağlayacak yetenek ve kalitede bir taban, gerek CHP içinde gerekse CHP’den uzaklaştırılanlar arasında vardır. Parti içinde istediğimiz değişim ummadığımız şekilde üst yönetimde gerçekleşmiştir. Adeta halk hareketiyle, halkın gönlünde yer etmiş Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nunun Genel Başkanlığına seçilmesi parti üst yönetimindeki değişimi de beraberinde getirerek halk nezdinde yitirilmiş güvenin tekrar kazanılmaya başlanması sağlanmıştır.

CHP’nin umdeleri dün olduğu gibi bugün de ülkenin sorunlarını çözecek ilkeler bütünüdür. Üzülerek görüyoruz ki anlaşılmamış/ anlaşılmak istenmemiş ilkelerden birisi de “Halkçılık”tır. Halkçılık “halkın önünde gitmek, yanında gitmek vs.” yön bulma yöntemi değildir. Cumhuriyetimizin kurucusu ve ilk Genel Başkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün deyimiyle halkçılık; yönetenlerin halka karşı şeffaf olmaları, yapılanların halktan saklanmamasıdır. Unutulmamalıdır ki halka karşı yönetimin/Devletin şeffaf olması her türlü yolsuzluk ve hukuksuzluğun giderilmesi demektir ki; söylem ve eylemleriyle bu ilkeyi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun tekrar uygulanabilir hale getireceğine inanıyor ve güveniyoruz.

CHP’nin dünkü yönetim anlayışı ve kadrolarının AKP’yi yerel ve genelde iktidara getirmedeki sorumlulukları yadsınamaz. Sayın Kılıçdaroğlu ile iktidar olma yolu açılmış görünse de yapılacak çok iş var. Partinin her kademedeki yöneticileri örgütü daha kolay yönetebilmek amacıyla “özgür partili” yerine, emir-kumanda zincirine uyan, hiçbir fikir beyan etmeyen, bağımlı partililer yaratmayı uygun görmüşler, çoğu kez de üyeleri, oy verenleri haksız yere partiden uzaklaştırmış veya uzaklaşmalarını sağlamışlardır. Parti örgütleri hala çalışamamakta/çalışmamakta ve parti içi demokrasi rafa kaldırılmış durumdadır. Adeta Parti “dikensiz gül bahçesi”ne döndürülmüştür. Zira özgür partililerden oluşan, serbestçe eleştiri ve özeleştirinin var olduğu örgütü yönetmek zordur. Böyle bir örgüt ayak oyunlarıyla değil, demokratik seçimle gelmiş yetenekli yöneticilerle yönetilebilir.

Sonuçta; büyük çoğunluğu dargın ve edilginleştirilmiş bir Parti örgütü ortaya çıkmaktadır. Böyle bir örgütten de halka ancak “negatif enerji” yayılmaktadır. Gerçek partili partisini savunamaz hale düşmüştür.

Halkın Partimize inancını ve güvenini kazanabilmesi, CHP’nin ülkeyi iyi yönetebileceği kanısına varması için derhal ve doğru biçimde parti örgütünün de masaya yatırılması gerekir. Yerelde ve genelde iktidar olmanın olmazsa olmaz koşulu; örgüt kendini yönetebilir hale gelecek şekilde yapılandırılma, küskünlükler giderilerek bugünden itibaren seçimlere hazırlanmadır. Kişisel istemlere, katılımcı demokrasiye uygun olmayan yaklaşımlara, 90 yıllık süreçte oluşan örnek alınabilecek uygulamalara, ilke ve hedeflere aykırı yapılanmalara izin verilmemelidir. Ders alınacak her türlü uygulama partimizde vardır. Unutulmamalıdır ki hiç kimse vazgeçilmez değildir. Her kim olursa olsun kişiler; CHP ilkelerinden, kurum ve kurallarından daha üstte olmadığı gibi, Partiyle pazarlık da yapamaz. 11/06/2010

CHP TABAN HAREKETİ

WordPress gururla sunar | Tema: Spicethemes tarafından geliştirilen Spiko