09/05/2015

SINAVLI EĞİTİM SİSTEMİMİZ

ÖSYM / Yükseköğretim Kurulu Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından 27 Mart 2011 tarihinde yapılan 2011 YGS (Yükseköğretime Geçiş Sınavı)’na yaklaşık 1.700.000 (birmilyonyediyüzbin) kişi katıldı.

Yıllardır bazı dershanelerin özellikle sınav öncesi deneme sınavlarında asıl sınavda sorulan soruların birebir eşiti veya benzeri soruları tekrar tekrar sorarak katılımcılarına avantaj sağladığı, soruların çalındığı, kopya çekildiği vs. konularında söylentiler çıkar, duyumlar yayılır, yetkili kurumlar soruşturma açar, olaylar mahkemeye intikal eder ve bir sonraki sınava sıradakiler girer.

KPSS, YGS, ÖSS, OGES, SBS, OKS, DPY, ÖO, PK, ALS …. İlköğretim, lise, üniversite, işe giriş sürecinde hep sınav yapılır. Sınavların ortak özelliği doğru yanıtın yanına 3-4 tane yanlış yanıt konulur, doğruyu bulun denilir. Sorgulamayan, incelemeyen, sormayan, analitik düşünmeyen ezberci eğitim sisteminin amacı; okul, dershane, servis, kılık-kıyafet çemberinde çocuklarımız üzeriden rant sağlanmasıdır. Servis araçlarının 4,5-5 milyar TL, dershanelerin 12-14 milyar TL, kılık-kıyafet bedelinin 2-3 milyar TL özel okul ücretlerinin 3,8-4,3 milyar TL arasında olmak üzere kabaca 22,3 ile 26,3 milyar TL arasında yıllık eğitim rantı bulunmaktadır. Kitap, defter, kırtasiye konusundaki kayıt dışılığı ise anlatmaya gerek yoktur.

Devlet okullarındaki okul aile birlikleri kaldırılarak yerine okul koruma derneklerinin kurulması, müteahhit okul müdürlüğü sisteminin gelişmesi gerçekten incelemeye değer konular arasındadır. En iyi okul müdürü okula en çok bağış toplayan ve en çok elde kalmış teknoloji ürünü alan kişi anlamını taşıdığı eğitim sisteminden sadece algoritma usulü kopya yani bilgi hırsızlığı çıkar.

Eğitim sistemimiz rant üzerine kuruludur. Valilikler bile okul kantinlerini ihalede en fazla para verene verir. Tek ölçü paradır. Çocuklara sağlığa uygun olmayan yiyecekleri pahalı satması, pisliği, vergi kaçırması il özel idaresini pek ilgilendirmez. zaten böyle bir kaygısı da yoktur. Kopya çekmek suretiyle hırsızlık çocuk ve gençler üzerinden velilerin soyulmasının yanında masum kalır.

TBMM’sinde bütçeden bütçe konuşulan Milli Eğitim konusunda hiçbir şey yapılmamış, yapılamamış olması da ayrı bir yaradır.

Sözün bittiği yerdeyiz. Birkaç liseli gencin günlerdir tartışılan kopya olayı ile ilgili gösterilerine karşı aşırı güç kullanarak polisiye yöntemlerle susturulmaya çalışılması ezberci eğitimin sonucudur. Yıllardır okullarda tartışılır “yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar?” Yanıtını söylemenin zamanı geldi. Yumurtadan tavuk çıkmaz; civciv çıkar. Bu eğitim sisteminden de hırsız çıkar.

08/04/2011
CHP TABAN HAREKETİ

09/05/2015

18/12/2010 Tarihli Kurultaydan Beklentilerimiz

18/12/2010 Tarihli Kurultaydan Beklentilerimiz / 01/12/2010

Genel Başkan sayın Kemal Kılıçdaroğlu beklenen açıklamasını yaparak Kurultayın 18 Aralık 2010 tarihinde yapılacağını bildirdi. Sayın Genel Başkan; “Parti Meclisi’nin (PM) yenileceğini, Deniz Baykal ve Önder Sav’la görüşerek listeyi kendisinin hazırlayacağını, delegeler isterse çarşaf liste olabileceği” bildirildi.

Bugüne kadar CHP TABAN HAREKETİ OLARAK parti içi katılımcı demokrasinin gerçekleşmesi ve uygulanmasını istedik. Yaptığı veya yapmakta olduğu görevi dikkate alınmaksızın hiç kimsenin partinin tüzel kişiliğinin üzerinde olmaması gerektiğini savunduk. Siyasetten geçinenlerin, siyaseti meslek haline getirenlerin CHP’ye ve ülkeye faydalarının olmadığını ifade ettik. Gelinen noktada görüyoruz ki; sayın Kılıçdaroğlu Başta Deniz Baykal olmak üzere Önder Sav ve diğerleriyle PM seçimlerinde pazarlık yapma konumuna gelmiştir. Parti içi pazarlıklar, dengeler, dengesizlikler Partinin iktidara gelmese hep engel olmuştur. Halkçılığın gereği şeffaflık, saydamlıktır. Pazarlıklar CHP bugüne kadar yakışmamıştır. Bundan sonrada yakışmayacaktır.

Eğer samimi olarak iktidara gelinmek isteniyorsa ÇARŞAF LİSTE ile kurultay yapılmalıdır. Seçilen veya seçilemeyenlerin tamamı CHP’nin üyesidir. Hangi kademede olursa olsun her CHP’li CHP’nin ilke ve hedefleri doğrultusunda çalışmak zorundadır. Şu anda parti lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Tüzük gereği yetkisi de bulunduğuna göre sorumluluğunda tamamı Sayın Kılıçdaroğlu’na aittir. Çarşaf liste ile katılımcı demokrasi mi istenilecek? yoksa parti içi iktidar kavgaları davam mı edecek?
01/12/2010 – CHP TABAN HAREKETİ

09/05/2015

Demokrasi

Yunanca’dan gelme (demo=halk ve kratos= güç) kelimelerinin birleşmesinden türemiş olup, “gücün halkın elinde olması” demektir. Demokrasi bu özelliği ile, özel bir toplumsal sınıfın yönetimi elinde tuttuğu “oligarşi ” den ve bir tek kişinin yönetimi elinde tuttuğu “diktatörlük” ve “monarşi” den ayrılır. Diğer bir ifadeyle, demokrasi eşitlik ve özgürlük temeline dayanır ve günümüzde Birleşmiş Milletlerin “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” ile bu haklar, güvence altına alınmıştır.
Doğrudan demokraside, eski Yunan Sitelerinde olduğu gibi, bütün halk topluca oy kullanarak yasaları çıkarır. Dolaylı demokraside ise, günümüzde pek çok ülkede ve Ülkemizde olduğu gibi, yurttaşlar kendilerini yönetimde temsil edecek bir “meclis” seçerler.

Seçimler, halkın temsilcilerini seçmesine olanak vermekle birlikte, iradesini devrettiği anlamına gelmez. Seçmenin oyunu kullanırken bunu kendi bencil çıkarlarını koruma yönünde değil, kişisel nitelikleriyle güven veren bir adayı seçme yönünde yapmakla yükümlü olduğu gibi, seçilen kişi de kendini, bir çıkar grubunun vekili değil, toplumun iyiliği için yasalar yapmakla görevli bir yurttaş olarak görmelidir.

Halkın seçtiği temsilcilerin, olabilecek en iyi siyaset doğrultusunda birleşmeleri beklenemez. Bu nedenle temsilciler arasında farklı eğilimler belirir; farklı eğilimli kişiler de siyasal partiler biçiminde örgütlenir. Siyasal partilerin varlığı, düşüncelerde çoğunluğu güvence altına almasının yanı sıra, seçilenlerin kamuoyu ile daha sıkı ilişkide olmalarını ve meclis çalışmalarında iş bölümü yapabilmelerini sağlar.

Bir ülkede uygulanan seçim sistemi ve siyasi partiler yasası ile demokrasi arasında çok yakın ilişki vardır. Seçimler, halkın çoğunluğunun hangi partiyi iktidarda görmek istediğini belirler. Seçim sistemlerinde, partilerin aldıkları ülke genelindeki oy oranıyla ilgili baraj konulması, halkın serbest iradesine ve demokrasinin “eşitlik ve özgürlük” kurallarına aykırıdır. “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nin 21.maddesine göre; 1-Herkesin, doğrudan doğruya veya özgürce seçilen temsilciler aracılığıyla, ülkesinin kamu işlerinin yönetimine katılma hakkı vardır. 2-Herkes ülkesindeki kamu hizmetlerinde eşit koşullar içinde görev alma hakkına sahiptir. 3-Kamu iktidarının otoritesi, halkın iradesine dayanır. Bu irade, dürüst seçimle belirlenmeli ve bu seçimler eşitliğe dayanan genel seçimle ve gizli oyla veya oylama özgürlüğünü sağlayacak herhangi bir başka yöntemle, dönemsel olarak yapılmalıdır. Benzer şekilde, parti üyeleri de, parti içi adil ve özgür bir seçimle partiyi ve ülkeyi yönetme hakkına sahip olmalıdır. Halk kendi siyasi görüşüne yakın olan parti içinde kendini ifade edemiyorsa ve yönetimine demokratik yollarla gelemiyorsa, partisinden soğuyup desteğini çekeceği gibi, -oy vermeme de dahil- başka bir siyasi partiyi de deneyecektir. Halkın, genelde ülkemizdeki tüm partilere özelde ise Cumhuriyet Halk Partisine katılımcılık oranındaki giderek düşüşün gerçek sebebi budur.

Yerel Yönetimler (Belediyeler) doğrudan halkın temsilcilerinden oluştuğu zaman, halkın iradesi (egemenliği) veya demokrasi tam olarak sağlanır. Ancak, siyasi partilerde parti içi demokrasi yoksa ve seçim sistemi halkın adaletli bir şekilde temsilini engellemeye yönelik ise, belediye meclisleri belli bir sınıfın (oligarşinin) eline geçmiş olur ve meclisten çıkarılan kararlar, halkın değil o oligarşi sınıfın çıkarlarını koruyucu nitelikte olacağından, demokrasiden bahsedilmesi mümkün değildir.

Bugün Türkiye’de gündemin üst sıralarındaki tartışma konularından biri de; demokrasiyi geliştirmek için, halkın yerel yönetim bilincinin nasıl artırılabileceğidir. Merkezi hükümetler, merkeze olan bağımlılıklarının azaltılması yoluyla yerel yönetimlerin daha demokratik hale geleceklerinin bilincinde olmakla beraber, belediyelerin kendi sorumluluklarını yöre halkıyla paylaşmadaki isteksizliklerinin de farkındadır. Çünkü yerel yönetimler (belediyeler), seçilmiş eyalet yönetimleri gibi davrandığından, halkın demokratik katılımcılığı ve daha saydam bir yerel yönetim, kolayca gerçekleşmemektedir.

09/05/2015

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Bayramının 87. yılı nedeniyle bir mesaj yayımladı

“Cumhuriyetimizin 87’nci yılını büyük bir gurur, onur, mutluluk ve geleceğe güvenle bakarak kutluyoruz.

Biliyoruz ki Cumhuriyet özgürlüktür.
Cumhuriyet özgür, bağımsız birey yaratmaktır.
Cumhuriyet, bireyi kulluktan çıkarıp özgür hâle getirmektir.
Cumhuriyet bilimdir,akıldır, yaşamı sorgulamaktır.
Cumhuriyet ülkenin ve bireylerin geleceğini güvence altına almaktır. Cumhuriyet halkın iradesine saygı göstermektir.
Cumhuriyet toplumun değer yargılarına saygı duymaktır .
Cumhuriyet, uygarlaşmadır, çağdaşlaşmadır.
Cumhuriyet çağdaş hukuktur.
Cumhuriyet, uygarlık kültürünü topluma yaymaktır.
Cumhuriyet sanatı ve sanatçıyı yüceltmektir.
Cumhuriyet, ahlaki değerlere sahip çıkmak, toplumun ahlaki değerlerini yüceltmektir,
Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesi olmak demektir.

Cumhuriyet aynı zamanda Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni bilmek, okumak ve içselleştirmek demektir.

Cumhuriyet onun içindir ki düşüncede genç olmaktır.

Cumhuriyet aynı zamanda zulme ve işgale karşı baş kaldırmaktır.

Bu inanç, düşünce ve anlayışla,
Mayasında özgürlük ve bağımsızlık ateşi bulunan Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, silah arkadaşlarını,
Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden süreçte seve seve canlarını veren şehitlerimiz ile, o mücadelenin haklı ve onurlu nişanını taşıyan gazilerimizi,
Günümüzde Cumhuriyet ile Cumhuriyetin kazanımlarının korumaya kararlı olanları şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.”

09/05/2015

2011 GENEL SEÇİMLERİ – CHP VERİLEN SÖZLER 11

BİZ,
TÜRKİYE’Yİ SADAKA DAĞITAN BİR DEVLET OLMAKTAN ÇIKARIP, İNSAN ONURUNA SAYGILI, GÜÇLÜ BİR SOSYAL REFAH DEVLETİ HALİNE GETİRMEYİ, BÖYLECE AÇLIK, YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİKLERLE MÜCADELE ETMEYİ VE TÜRKİYE’DE FIRSAT EŞİTLİĞİNİ GERÇEKLEŞTİRMEYİ VAAT EDİYORUZ.

CHP’nin işsizlik, yoksulluk ve eşitsizliklerle mücadelede, önce insan duyarlılığı içinde uygulamaya koyacağı Sosyal Refah Devleti Modeli, sağlık, eğitim ve istihdamda fırsat eşitliği, sosyal adalet, dengeli kalkınma, sıfır açlık, herkesi kapsayan sosyal güvenlik ve vatandaşlık hakkı ilkeleri üzerinde yükselecektir. CHP iktidarında, çalışan, emekli, işsiz, engelli, yaşlı, çiftçi, evde çalışan kadın, yoksul veya kimsesiz bütün vatandaşlarımızı yaşamları boyunca kucaklayacak, onlara insan onur ve saygınlığına yaraşır bir biçimde hizmet verecek, gerçek bir refah toplumu düzeni kurulacaktır.

•Her bölgede, her alanda, tüm toplum katmanlarına Fırsat Eşitliği sağlanacaktır.
•Devletin gelir ve harcama politikaları, gelir dağılımını bozucu değil, düzeltici olacak, sağlık ve eğitim hizmetlerinin toplumun tüm bireylerine ulaşması fırsat eşitliği ilkesi içinde sağlanacaktır.
•Ülkemizde Sıfır Açlık koşulları sağlanacaktır. Yoksullukla mücadele etkin, ilkeli ve onurlu bir süreç olarak sürdürülecek, kimsenin yatağına aç girmemesi sağlanarak, Sıfır Açlık hedefine ulaşılacaktır.
•Ülkemizde sosyal güvenliği olmayan vatandaş, sigortası olmayan aile bırakılmayacak, insan onuruna saygılı yeni bir sosyal güvenlik anlayışı sosyal devletin vazgeçilmez unsurunu oluşturacaktır. Ev hizmetlerinde çalışanlar dahil, kayıtdışı istihdam edilmekte olan herkes kayıt içine alınarak Sosyal Güvenlik Sistemi kapsamına dahil edilecektir.
•Bütün vatandaşlarımız tüm yaşamları boyunca, işsizlik, hastalık, yaşlılık, engellilik, maluliyet, ölüm, iş kazası ve meslek hastalığı, bakıma ve korunmaya muhtaçlık gibi risklere karşı sosyal güvenliğe kavuşturulacaktır. Bu amaçla çağdaş bir Ulusal Sosyal Güvenlik Sistemi oluşturulacaktır.
•Her vatandaşımız, sadece nüfus cüzdanını kullanarak, sağlık sigortasından yararlanacaktır. Tüm vatandaşlarımıza koruyucu sağlık hizmetleri sağlanacaktır.
•Tüm çalışanların, insan onur ve saygınlığına yaraşır bir gelir düzeyine kavuşturulması hedef alınacak, asgari ücret bu duyarlılığın etkin aracı olarak kullanılacaktır.
•Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak, hiçbir çocuğumuz eğitim sistemi dışında bırakılmayacak, bu amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olanaklar sağlanacaktır.
•Gelir dağılımı adaletsizlikleri hızla giderilecek, toplumun farklı katmanları arasında sosyal adalet sağlanacak, kalkınmada bölgeler arası dengesizlikler kapatılacaktır.
•Büyük kentlerden başlayarak, 10 yılda tüm ülkeyi kapsamak üzere Aile Sigortası uygulaması başlatılacaktır, bu şekilde ihtiyaç sahibi kadın ve çocuklardan oluşan ailelere, yalnız emekli veya yaşlılara, korumasız kesimlere ve engellilere ulaşılacaktır.
•Eş zamanlı olarak kırsal kesimde yoksul ailelere durumlarında iyileşme sağlanıncaya kadar her ay asgari ücret düzeyinde Vatandaşlık Hakkı Ödemesi yapılacaktır. Böylece kırsal kesimdeki gerçek yoksullar koruma altına alınarak kimsenin yatağa aç girmemesi sağlanacak, ülke genelinde Sıfır Açlık koşullarına ulaşılacaktır.
•Aile Sigortası’ndan yararlanan ailelerin çocuklarının eğitim harcamalarının tümü, yurt parası dahil, bu sigorta kolundan karşılanacak, Türkiye İş Kurumu ve illerdeki Organize Sanayi Bölgeleri ile işbirliği yapılarak, özel sektörün de katkısı sağlanarak Meslek Edindirme Kurslarına öncelikle Aile Sigortası kapsamındaki ailelerin çocukları alınacaktır.
•Çocuklarımız sokakların karanlığından kurtarılacaktır. Sokakta yaşayan veya kimsesiz olan çocukların devletin bakımı ve koruması altına alınması amacıyla özel hizmet birimleri oluşturulacaktır.
•Emekli, dul ve yetimlere onurlu bir yaşam sağlanacaktır. Bunun için sadece parasal olanaklar yaratmakla yetinilmeyecek, sosyal yardım ve hizmetler alanındaki destekleyici, yaşamı kolaylaştırıcı düzenlemelerin de Koruyucu Sosyal Refah Devleti çatısı altında uygulamaya konulması sağlanacaktır.
•İç piyasayı canlandıran, istihdam yaratan bir ekonomik büyüme modeli uygulanarak, ekonomide sağlanacak istikrarlı, bütün sektörleri geliştirici, üretime dayalı hızlı büyümeyle yeni istihdam alanları ve nitelikli işler yaratılarak işsizlik hızla ve istikrarlı şekilde azaltılacaktır.
•Ülkede tam istihdamın sağlanmasına yönelik önlemler doğrudan alınacak, özel sektör bu doğrultuda kararlılıkla teşvik edecektir. Bu yönde ülke çapında bir istihdam seferberliği başlatılarak, hızla bir Ulusal İstihdam Stratejisi geliştirilecektir.
•İşsiz kalanlar, işsizlik ödeneği aldıkları sürece sağlık sigorta primleri İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır.
•İşsizlik sigortasının tabanı genişletilecek, uygulaması etkinleştirilecektir. İşsizlik Sigortası ödemelerine hak kazanma kolaylaştırılacak, ödeme taban ve tavanı yükseltilecek, ödemelerin daha uzun süre verilmesi sağlanacaktır.
•Meslek lisesinde okuyan gençlerimiz, eğitim hayatları boyunca tam zamanlı sigortalı sayılacak, sosyal güvenlik primleri devlet tarafından ödenecektir.
•Halen yüzde 50 düzeyini aşmış bulunan çalışma yaşamındaki kayıtdışılık, hızla AB ülkeleri düzeyine indirilecektir.
•Türkiye gerçekleriyle bağdaşmayan “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası” yeniden düzenlenerek, kurumlar arası eşitsizlikler giderilecektir. İşsizlik Sigortası ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu da, tek çatı altında yer alacak, tek çatılı Sosyal Güvenlik Kurumu, güncel politikaların dışına çıkarılacak; göstermelik değil, gerçekten idari ve mali özerkliğe kavuşturulacaktır.
•CHP, ülkemizin kalkınma ve sanayileşmede geri kalmış tüm yörelerinin kaderini değiştirmeye kararlıdır. Yörenin yerel-beşeri-doğal birikim ve kaynakları Bölgesel Kalkınma Planları çerçevesinde sosyal ve ekonomik üretkenliğe dönüştürülecektir.
•Çağdaşlığın ve nitelikli yaşamın en önemli unsuru olarak çevre koruma ve geliştirme öncelikli hedef olarak uygulanacaktır.
•Küresel ısınmaya karşı mücadelede devlet ve yerel yönetimlerin sorumlulukları ve yükümlülükleri belirlenerek, ulusal strateji politikaları çerçevesinde yerine getirilmesi sağlanacaktır.
•Eğitim, sağlık, asgari sosyal güvenlik gibi devletin temel hizmetleri çalışma hayatı üzerinden değil, vatandaşlık hakkı olarak, vatandaşın ödeme gücüne endeksli olmadan, ayrımsız olarak sağlanacaktır.
•Her ihtiyaç sahibi vatandaşımıza, insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşaması için sosyal yardım sağlanacaktır. Yoksullukla mücadele hak anlayışı temelinde yapılacak, bireyin ve ailenin onuru korunacak, insanın yoksulluğu teşhir edilmeyecek, yoksulluk siyasi istismara alet edilmeyecektir.

WordPress gururla sunar | Tema: Spicethemes tarafından geliştirilen Spiko